Sır
Ortalama puan
2,9
52 Puanlama

13 Kullanıcı yorumları

5
0 Eleştiri
4
3 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
2 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.429 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
24 Mart 2021 tarihinde eklendi
Yeterince "özgün" olan senaryosunu da yazan Pascal Laugier'inin yönetmen koltuğunda oturduğu “The Tall Man”, son saniyesine kadar nefesinizi tutarak izleyeceğiniz gizem dolu bir gerilim filmi...

Yorumumuza başlarken filme ilişkin ilk tespitimiz, hiç bir filmini ıskalamadığımız Laugier'inin, yine şanına yaraşır bir işe imza atmış olduğunu söylemek şeklinde olsun...

Gelin isterseniz anlatılan hikaye aracılığı ile filme biraz daha yakından bakalım...

Teğmen Dodd (Stephen McHattie) suratı yara bere içindeki Julia Denning'e (Jessica Biel), "Ne onu, ne de diğerlerini bulamadık" demektedir...

Ve derken 36 saat öncesine dönüyoruz...

Maden kapatıldıktan sonra işsizlik ve parasızlığın kol gezmesi nedeniyle 6 yıldır ölü bir hal alan Cold Rock kasabasına, birazdan açıklayacağımız "çok daha kötü bir şey" gelmiştir...

Yalnız mevzuyu daha iyi kavrayabilmek adına öncelikle hemşire Julia, Tracy'nin (Samantha Ferris) henüz 18 yaşına dahi gelmemiş olan bekar kızı Carol'a (Katherine Ramdeen) doğum yaptırsın ve bir oğlan çocuğu dünyaya gelsin...

Çünkü bu, ivmelenerek "artan yoksulluğa" koşut olarak toplumsal yapısında da ciddi "ahlaki çürümeler" barındırmaya başlayan Cold Rock'da sıklıkla rastlanan bir durumdur...

Ancak işin daha da beteri, bu çocukların bazılarının hiç bir iz bırakmadan ortadan kaybolmalarıdır...

İşte "çok daha kötü bir şey" denilen de budur zaten...

Bu konuda kasabada inanılan ve sıklıkla dillendirilen temel sav ise, "Uzun Boylu bir Adamın" onları gizlice çalarak götürüyor olmasıdır...

Üstelik onu bizzat gördüğünü söyleyen Tracy'nin konuşma engelli küçük kızı Jenny (Jodelle Ferland), defterine bir resmini de çizmiştir bu Uzun Adamın...

Neredeyse bu "şehir efsanesine" inanmayan tek isim, gündüzleri bakıcısı Christine (Eve Harlow) ile evde kalan David'in (Jakob Davies) annesi olduğunu "düşündüğümüz" Julia'dır...

Ama bir gece hem de hiç beklenmedik bir anda, vahşi köpeği olan bir adam tarafından David'de kaçırılır...

Onu kaçıranı ısrarla takip eden Julia uyandığında kendini, Uzun Adamın kamyonunun arka kasasında elleri bağlı bir vaziyette bulur...

Başında da hırlayarak dişlerini gösteren o köpek beklemektedir...

Ellerindeki bağlardan kurtulan Julia, ön kabindeki aracı kullanan Uzun Adam ile kıyasıya bir mücadeleye girişir...

Öyle ki, Uzun Adam kontrolü kaybettiği için yolda durmakta olan ağaç kütüğüne çarpan araç devrilerek uzunca bir süre sürüklenir...

O aracın içinden ilk çıkan David, ardından da onu kucaklayarak götüren Uzun Adam olur...

Yaşanmakta olan bu manzaraya bisikletiyle yoldan geçmekte olan Jenny'de tanıklık eder...

Nihayet kamyondan sağ kurtulmayı beceren yara bere içindeki Julia'da ayak izlerini takip ederek David'i bulmaya çalışsa da başarılı olamaz...

Çaresizce yolda yatmaktayken yardımına Teğmen Dodd yetişerek, onu Trish'in (Janet Wright) restoranına götürür...

Yalnız bir şeylerin ters gitmekte olduğunu fark eden Julia, oradan kaçarken kasabanın Şerifi Chestnut (William B. Davis) dahil mekanda bulunanların tamamı da onun peşine düşerler...

Dakika 45...

Artık at izi ile it izi birbirine karışmış olup geride kalan "ters köşelerle" dolu bölümde oldukça ilginç dakikalar sizleri bekliyor...

O yüzden de önerimiz, ön yargı ile hemen karar vermemeniz biçiminde olacak...

Zira kimin suçlu, kimin suçsuz, kimin haklı, kimin haksız ve hatta aslında ne olduğunu anlayabilmeniz için filmin son sahnesine kadar sabırla beklemeniz gerekiyor...

Keyifli seyirler,
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
25 Eylül 2012 tarihinde eklendi
Korku filmi gibi başladı polisiye gibi devam etti dram gibi bitti açıkçası hala şoktayım belirli bir türü yok yani filmin başlarda esrarengiz gidiyordu sonradan durağanlaşmaya başladı tamam anlattığı konu güzel veye ilginç olabilir ama bir süre sonra insan action arıyor vede garip bir sonla bitti bilemiyorum izleyip izlememek size kalmış..
Ilknur K
Ilknur K

Takipçi 1.258 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
30 Ağustos 2012 tarihinde eklendi
başta film çok sıradan konu gibi gitsede filmin davasını hemen anladım. ancak benim hayal ettiğim gibi bir akış olmadı. film sonlara doğru durağan ve sıradanlaştı. istediğim gibi devam etseydi tempo hiç düşmeseydi 5/5 lik bir film olacaktı.
MojoRising
MojoRising

Takipçi 380 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
26 Eylül 2012 tarihinde eklendi
Uyarı: Eleştiri film hakkında sürprizbozanlar (spoiler) içermektedir. Filmi dün sinemada izledim. Filmden çıktıktan sonra kafamda film hakkında pek olumlu bir düşünce yoktu açıkcası. Eve geldikten sonra film üzerinde düşündükçe o kadar da kötü bir film olmadığının hakkını teslim ettim. Filmi belki korku-gerilim filmi beklentisiyle izlediğimden olsa gerek çok beğenmemiştim ama yönetmen farklı ve cesur bir işin altına girmiş. Bu da bana göre sinema adına cesur ve yaratıcı bir girişim. Ortaya da çok farklı bir film ortaya çıkmış. Film, Amerikan sinemasının görselliğiyle, Avrupa sinemasının sosyal duyarlılığını birleştirmiş. Sosyal mesajlar içeren filmleri sevenler ve sinemada yeni denemelere açık olanlar bu filmi beğeneceklerdir. ''Biraz korkalım, eğlenelim'' mantığıyla filme gitmek isteyen arkadaşlar filmden uzak dururlarsa kendileri açısından daha iyi olur galiba. Son olarak Jessica Biel başarılı bir oyuncu değil. Ne kadar zorlasa da bu filmde de çıtayı yukarı çekememiş bence. Biel yerine bu karakter mesela Kidman tarafından canlandırılsaydı film birkaç gömlek yukarı çıkardı kesinlikle.
Aamir Khan
Aamir Khan

Takipçi 495 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
15 Eylül 2023 tarihinde eklendi
Filmin gizemi sonuna kadar sürüyor bu da merak duygusunu ayakta tutmaya yetiyor iyiyi ve kötüyü ayırt edemiyoruz bu en güzel tarafı filmin. Sonlara doğru kimin iyi kimin kötü olduğu anlaşılıyor ama kötü kavramı göreceli bi hal alıyor kimin için iyi kimin için kötü. Her ne kadar aileler için kötüde olsa belkide çocuklar için iyi olan budur. İşte bunu sorgulatan finali basit ama yine de güzel olan bi film izlenmeli
Rollercoaster
Rollercoaster

Takipçi 382 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
10 Şubat 2013 tarihinde eklendi
Hakkını vermem lazım,ilk dakikadan itibaren yönetmenin ağına düştüm.Senaryodaki boşlukları,mekanları ve hatta oyuncuların makyajlarını bile kullanarak beni film boyunca istediği gibi yönlendirdi.Merak,soru işaretleri ve komplo teorileriyle geçen ilk bir saatin ardından tam herşey yerli yerine oturdu derken yine beklemediğim bir final.Sürükleyicilik,yaşattığı karmaşık duygular ve kendine özgü tarzıyla sinema için yeni bir soluk olduğuna katılmakla birlikte bütün herşey açıklığa kavuşunca ortaya çıkan hikaye ve nedenler kaçımızı tatmin edebildi?Ne kadar akılcıydı?Sanırım daha efektif bir final hakediyorduk...6,5/10
y94ogr55
y94ogr55

4 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
17 Eylül 2012 tarihinde eklendi
Hani bazı filmler vardır ya; ilmek ilmek işlenir, merak duygusunu derinden yavaş yavaş alevlendirir. Sonra bir bir parçaları birleştirmek için ipuçlarını vermeye başlar, tempoyu yükseltir ve sürpriz bir final, ardından tatmin olmuş bir duygu hali salondan ayrılmamızı sağlar. İşte o filmler için çıkışta, hakkında bir şeyler okumak, beğenimizi paylaşmak ve listelerde oy vermeye koştururuz. Top 250 filmleri hep böyle filmlerdir..
Filmimiz gayet iyi bir şekilde devam ederken belirli bir noktada ne yazık ki bu rotadan sapıyor ve tempoyu iyice yükseltmesi gerekirken bir süre sonra sıradan bir TV filmi hissi vererek buruk bir tatla sona eriyor. Ancak kesinlikle haksızlık edilmemesi gereken, izlenmeye değer bir film "Sır".
Konuyu kısaca özetlemek yerine, kesinlikle hangi türe girdiğinin dahi anlatılmaması gerektiğini söylemeliyim. Konusu da ismi gibi sır kalmalı ve film kesinlikle düşük bir beklenti ile seyredilmeli.
Jessica Biel'in gayet iyi bir oyunculuk çıkardığını söyleyebilirim. Filmin yapımcıları arasında olması fikre ne kadar inandığını da gösteriyor. Ancak filmin büyük bir prodüksiyon olamayışının sebebi belkide konuya inanan doğru ellerde bu fikrin değerlendirilemeyişi ve girişte bahsettiğim gibi bir klasik olma fırsatının kaçırılması söz konusu..
Yönetmen Pascal Laugier'in gene aynı zamanda senaryo yazarı olduğunu görüyoruz. Gene diyorum, çünkü kendisi 2008 Fransa yapımı bol kanlı fakat felsefi dokunuşları olan kaliteli bir senaryoya sahip "Martyrs" de hem yönetmenliği hem de yazarlığı ile dikkatimi çekmişti. Doğrusu bu filmi gene bir Fransız Sineması çerçevesinde çekmiş olsa çok daha başarılı olacağına inanıyorum.
"Sır", orijinal yapısı ve yerli yerinde mesajı ile her şeye rağmen izlenmeye değer.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler