En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Önder Y.
Takipçi
72 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
24 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Film belgesel tadında,biraz fazlaca uzun,durağan,konuşmaların nerdeyse hiç olmadığı bir film.Ama muhteşem.Leonardo Dicaprio mükemmel oynamış.Rahatlıkla oscarı hakedecek bir oyunculuk ve yine oscarı hakedecek bir film.Filme beklentilerim yüksek gittim,iyikide gitmişim,daha da fazlasını buldum.
Bu bir uyarıdır: Eğer akademi bu sefer de DiCaprio'yu es geçerse, DiCaprio fanları ortalığı karıştıracaktır.
Yoruma geçmeden önce şunu söylemek istiyorum. Bu film internete düşeli bir aydan fazla oldu. Ve bu kadar uzun süredir sabrettim ve izlemedim. Sonunda gidip sinemada izledim. İyi ki de sinemada izlemişim. Bu film sinemada izlenecek tarzda filmlerden. Evde heba etmeyin derim. Gerçi çok büyük bir kısım çoktan izledi bile.
2 hafta önce The Hateful Eight'i izlediğimde bol sohbet ve repliklerden bahsetmiştim. Bu film işte onun tam zıttı bir film. Aynı bunda da karlar ve soğuk var. Bunda da kan ve silah dolu ama bu film oldukça az konuşma içeriyor. Daha ağırlıklı olarak aksiyon sahneleri ve doğa sahneleri ile karşı karşıyayız. İnarritu genel olarak bu tarzı seven bir adam. Görsel ve manzara olarak aşırı doyurucu bir film. Çekim teknikleri, kamerayı kullanış biçimleri, sahne geçişleri her şeyiyle çok başarılı. İnarritu'nun izlediklerim arasında en iyisi diyebilirim. 4 tane filmi izledim, bu en beğendiğim ve en keyif aldığım oldu. Lakin şöyle bir şey var, ben filmi izlemeden önce en iyi filmi rahat alır diye düşünürken artık bu fikir biraz değişti. Evet film mükemmel bir görsel yönü var, oyunculuk anlamında zirvelerde, müzikler ve kostümler de çok iyi ama bu kadar şeyin içinde belkide en önemlisi senaryosu çok zayıf kalmış. Zaten senaryo dalında da adaylığı bulunmuyor. Yani anlayacağınız, senaryo dışında mükemmel bir film. Ama senaryonun da bir film için ne kadar çok şey ifade ettiğini söylemeye gerek yok herhalde.
Oscar adaylıklarına gelince, DiCaprio belki kendi kariyerinin en iyi oyunculuğunu oynamadı ama o heykelciği sonuna kadar hak etmiştir. Başka birine vermeleri söz konusu olamaz. Ve bir diğer arkadaş Tom Hardy. Bu sene onun adına çok iyi gidiyor. Belki Mad Max'ten aday olur diyorduk, buradan yardımcı oyuncu adaylığını kaptı. Açıkçası bu dalda rakipleri çok güçlü. Ama şansı hiçte azımsanacak gibi değil. Filmde enteresandır, neredeyse hiç kadın oyuncu yok. Olanlarında çok kısa rolleri var. Ses ve kostüm dallarında da bir ihtimal kazanabilir. Orada en güçlü rakibi Mad Max olacak.
Genel olarak senenin en çok beklediğim ikinci filmini beğendim ama en iyisi mi o soru işareti. En çok beklediğim The Hateful Eight'ti. İzlediklerim arasından en iyi beşli şimdilik şu şekilde; (The Hateful Eight, Mad Max: Fury Road, Inside Out, The Revenant, The Martian) Özellikle DiCaprio için bile izlenir. İyi seyirler... 8.1/10
Hugh Glass 19. yüzyıl başlarında gerçekten yaşamış bir kürk avcısı ve maceracı. Hakkında pek fazla yazılı kaynak bulunmasa da, temel olarak şöhret kazandığı bir olay var: ayı saldırısı. Ağır yaralı kurtulduğu bu saldırının ardından da ekibi tarafından ölüme terk edilmesi. Nitekim bu olayın da anlatıldığı gibi mi yaşandığı, yoksa dönem şartları da göz önüne alındığında "efsaneleştirilmiş" kısımlarının olması ihtimalinin yüksekliği de bir soru işareti. Ancak bunlar Inarritu'nun filmi için yalnızca bir "kıvılcım" oluşturuyor, ve üzerinde uzun uzun konuşmaya değeceğini sanmıyorum. Yine de gerçekler ile bağlantı konusunda önemli bir nokta şu olabilir: filmdeki gibi Glass'ın melez bir çocuğu yok, ki filmin akışı içinde çok önemli bir detay aslında. Inarritu'nun yerlileri işin içine çekmeyi, konuyu yalnızca bir adamın intikam hikayesinden çıkararak en az aynı derinlikte başka başka okumalara açmaya çalıştığı, ve bunda başarılı olduğu hususlardan bir tanesi. Inarritu'nun "Birdman"in hemen peşinden böyle bir filme imza atması, kariyerinin doruğuna ulaştığını gösteriyor, umarız burada uzun süre kalır. Tabiatı bir karakter olarak sunuyor. Filmin en önemli karakterlerinden biri hatta. Ormanıyla, ırmağıyla, karlı dağlarıyla, ayısıyla, bizonuyla, atıyla, her şey tabiat ile iç içe. Yerliler de hikayeye birebir dahil ve onların da tabiat ile olan ilişkilerine sık sık vurgu yapılıyor. DiCaprio'nun oyunculuğu heykelciği hak ediyor. Diğer adayların hepsini henüz görmedim ancak Akademi'nin genellikle yüksek fiziksel performansı ayrı bir değerlendirdiğini hepimiz biliyoruz. Ödül sezonundan başarıyla çıkacağı kesin. Tom Hardy parantezi, son yıllarda sık sık olduğu gibi, çok uzun bir parantez. Yükselen bir oyuncu, seçmece işlere devam ediyor, hakkını veriyor. Her şey bir tarafa bir teknik şölen bu film. Keyfini çıkarmak gerek.
Öncelikle bir parantez açarak film ekibinden bahsetmek gerekiyor. Filmin arka planında tamamen ödüle doymuş bir ekip var. Bilhassa çok övgüyle bahsedecek olduğum görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki hem Birdman de hem de Gravity'de muhteşem işler başararak bu alana yepyeni bir soluk getirerek iki oscarı cebine koymuş sonuna kadar da hak etmiştir. Tabi bu muhteşem adamın başarıları sadece bununla sınırlı değil, Children of Men ve Tree of Life filmleri dahil 5 oscar adaylığı daha bulunmakta. Eğer üst üste üçüncü kez ödül alırsa bayağı büyük bir başarıya imza atacak ki almaması içten bile değil. Geçtiğimiz sene Birdman ile çıtayı yükselten ve tekniğini orijinal bir şekilde kullanarak yola koyulan Iñárritu'nun başarısından sonra yine Oscar'a göz kırptığı bir filmle karşı karşıyayız. Film özetle intikam duygusu içinde hareket eden bir adamın ayı saldırısından kurtulma ve amacına ulaşma öyküsünü konu ediniyor. Bu anlamda en başta itiraf etmek gerekiyor ki filmde çok aman aman bir senaryo falan yok. Çok kısıtlı ve basit bir konu üzerinden yola çıkılıyor. Senaryo gerçek bir öyküye dayandırılmış. Ancak gerçekte yaşamış H. Glass karakteri ile uzaktan yakından alakası yok. Bilinçli bir şekilde intikam filmine çevirmişler. Oysa ki çok şahane bir Cast Away tadı da yakalanabilirdi. Yani işin içine bambaşka karakterler koyarak gerçek hikayeden esinlendik palavrası zaten senaryo dalındaki olası adaylıklarını falan da engellemiş. Senaryoya sonra gireceğim ayrıntılı olarak. Yönetmen bazında hareket edecek olursak büyük yönetmen Iñárritu'nun çatışma sahnelerinden tutun ayı sahnesine kadar çok güçlü ve yine çok şahane seçimlerle gerçekçilik algısını yansıtmayı başarmış. Sahne tasarımlarını çok beğendim, dönemsel vurgular çok isabetli, sömürgecilik eleştirileri ve kızılderili katliamına dönük vurgular sönük kalsa da son derece yerindeydi. Zaten yönetmen esasında hikayedeki bir sahnenin canlandırılması için kabiliyetini konuşturmak için var. Yani bu yönetmen dışında bir başka yönetmeni koysaydınız o çatışma sahnelerinde o tadı o yeni soluğu yakalayabilir miydiniz? Hiç zannetmiyorum. Hikayeyi kendi etrafında çok farklı bir şekilde evirerek eşi benzeri olmayan kamera açılarıyla bilhassa geniş açıları kullanarak filmin gidişatını ve kontrolünü kendi eline alıyor. Yarı belgesel tadını da böyle yakalamış aslında. Filmin giriş sahnesi ve ayı sahnesi için bile Iñárritu'nun Oscar adaylığı garantiydi benim için. Filmdeki dövüş sahnelerine bakıldığında sahneler tasarlanırken doğaçlamalar çok önde tutulmuş bu da alışık olduğumuz klişe dövüş sahnelerinden açık ara uzak "bende herhalde böyle dövüşürdüm" demenizi gerektirecek özgünlükte olmuş, yine dahi bir yönetmen sayesinde mümkün olan şeyler bunlar. Yani klişe hollywood filmlerindeki iyi kötü adam çekişmesi tamamen devre dışı bırakılmış. Dicaprio'nun performansı için fazla şey söylemek gereksiz zira hakikaten çok şahane bir oyunculuk ortaya koymuş, ödül almak için yırtınmış desek yeridir. Fakat söz konusu oynadığı karakterin geçmişi son derece bayat olduğu gibi zeka parıltısı hiçbir tarafı da yok. Son derece gelişigüzel kurgulanmış yine senaryo eksikliğinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm karakter klişelerine burada da girilmiş. Son derece klişe karakterler var filmde. He burada oscarı vereceklerse de fiziksel çabaları sayesinde Dicaprio'yu ödüllendireceklerdir diye düşünüyorum. Zira bu seneki adaylara baktığımda ondan daha iyi oynamış diyebileceğim kimse yok, başka bir sene olsa tekrar diyorum bu karakter ile alması mümkün değildi. Daha radikal ve özgün tiplemeler, karakter oyunculuklarını akademi seviyor. Dicaprio'nun diğer oyunculuklarının da aşağı yukarı hep klişeler üzerine kurgulanmış olması bunda etmen. Bu arada Tom Hardy'de muhteşem bir iş çıkarmış. Bu klişe kötü adam tiplemesini kendinden bir şeyler katarak canlandırabilecek az oyuncudan birisidir ödül alması kuvvetli ihtimal. Filmin esas bombası zaten her Iñárritu filminde olduğu gibi filmin kurgusudur. Belki de bu kurgu filmin hak ettiği ikinci ödül olacak. Zira bir saniye dahi gereksiz bir sahne olmadığı gibi tempo ve heyecan da bir saniye olsun aksamıyor. Burada ikinci önemli rakibi kesinlikle Mad Max olacaktır. O filmin de sahne geçişleri muazzamdı. Görüntü yönetimi için söylenebilecek çok şey var ama uzatmak istemem. Bayıldığım bir görüntü yönetmenidir Lubezki. Burada yine kendini aşmış. Açılar, tercihler, doğal ışıklar, gölgeler, derinlikler, zoom esnasında kamera hareketleriyle yaratılan planlar... Muhteşemdi gerçekten. Gerçek bir sinema şöleni yaşattı bize. Yarı belgesel tadını da fazlasıyla veriyor. Renk yönetimi de aynı ustalıktaydı. Burada senaryoya tekrar dalmak gerekirse şunu söylemek gerekir ki senaryoluk bir şey yok. Sadece bir fikirden yola çıkılarak yönetmen odaklı bir iş yapmak istemiş Iñárritu. Zira filmin hiçbir tarafında özgün bir şey yok. Baştan son son derece basit ve klişe bir hikaye üzerinden anlatılmak istenen üç-beş mesajdan ibaret görülüyor. Göze soktukları karakterler klişe olduğu gibi son derece rezalet diyaloglar da cabası. Hikayeyi akıcı kılacak bir parlaklık olmadığı gibi Dicaprio'nun oynadığı karakterin içerisine tam olarak dalamıyoruz çünkü karakter ile özdeşlik kurabilmen için gerekli şeyler yok senaryoda. Başı sıkışan her senarist gibi bunlar da tanrı/kader/isa/mesih gibi terimlerin arkasından hareket ederek finali de oraya bağlamak gibi bir acizlikle senaryodaki basiretsizliğini kanıtlamışlar. İyi ki adaylık falan vermemişler senaryoda bunlara...Sonuç olarak en iyi film ödülünü alacak olursa diğer en iyi film adaylarının çok iyi olmamasından ötürü alacaktır hatta kesin gözüyle bakan çok otorite var onun haricinde en iyi yönetmen ve en iyi görüntü yönetmeni ödüllerini de alması benim esas isteğimdir. Ama tekrar diyorum senaryosundan ötürü çok iyi bir film değil, fakat dahiyane bir yönetmenlik örneği izledik. Doğa ve insan ilişkisi ancak bu kadar iyi resmedilebilirdi. Bu benim için fazlasıyla keyifliydi. 8/10
Hayatta kalma ve intikam temalı nadide bir film. Yönetmen belli ki çok ama çok uğraşmış bu filmi çekmek için çünkü çok zor açılar yakalanmış belli ki kolay da olmamış zaten. Derinbir hikaye içine sokmak istememişler filmi belli ki yapılmak istenen farklı bir şey ve zaten bunu izlerken görüyoruz sanat filmi tadında. Leonarda'nun oyunculuğu inanılmaz iyi kesinlikle çok yerinde bir oscar olmuş. Filmi zaman kaybı olarak nitelendirenler sanıyorum ki hayatlarının her dakikasını çok daha değerli geçiriyor olmalılar. Tabi ki tavsiye edilir izleyiniz.
Filmde resmen bir ölümsüzlük almış başını gidiyor. Ölenler çok çabuk ölüyor da ölmeyenler dünya yıkılsa ölmüyor. Film hızlı bir şekilde başlıyor ancak ilerleyen dakikalarda temposu yavaş yavaş kayboluyor. Filmin içine çekilen seyirci daha sonra kolaylıkla filmden kopabilir diye düşünüyorum. Ayrıca filmin gerçekten yaşanmış bir hikaye olduğunu da belirtmeliyim. Tabi ki gerçekten böyle ütopik mi yaşanmıştır bilinmez ama esinlenme kaynağının gerçek karakterler olduğu -isimlere kadar- belirtiliyor.
oğlunu öldüren adamın peşindeki baba. Konu bu. Ama çekim kalitesi kurgu manzaralar. Va bazı sahneler o kadar iyi ki. Filmin durağanlığını tamamen ört bas ediyor bazen. Süre biraz daha kısaltılıp daha sürükleyici bir film olabilirdi. Bu haliyle bile 10 / 9,5
spoiler: Iñárritu bir kez daha mükkemel bir iş çıkarmış. Oyunculuklar müthişti. Leonardo ve Tom ikiside çok başarılıydı. Film iki buçuk saat boyunca senaryosu, oyunculukları ve mükemmel atmosferiyle izlenmesi gereken bir başyapıt olmuş. Umarım Leo bu yıl çoktan hak ettiği Oscar'ı alır. The Revenant hayatta kalış mücadelesini tüm gerçekliğiyle anlatıyor.
***BÜYÜLEYİCİ BİR IÑÁRRITU FİLMİ*** Film, herhangi bir lisanda veya sözcüklerle anlatılamayacak kadar öz ve anlamlı. Bu film aksiyon, gerilim tarzı bir film elbette değil. Fakat dediğim gibi çok anlamlı bir yapıt. Etkileyici bir giriş sahnesi ile sizi içine alıyor ve etkisinden hiç ayrılamıyorsunuz. Büyüleyici gerilim sahneleri insanın tüylerini diken diken etmeyi başarıyor. Hugh ve oğlu arasında geçen duygusal diyaloglar sonrasında oğlunun ölümündeki sahneler çok iyiydi. Leonardo Dicaprio'ya gelince... Merak ediyorum yeryüzünde ondan 'daha da iyi' bir aktör var mı, ayı saldırısı sahnesi Tom Hardy'i öldürme sahnesi oğluyla olan sahne, atı deşip içinde gizlenmesi vb bir çok sahnede tüylerim diken diken oldu oscarı hakediyor fakat oscar umrunda bile değil bence, zaten böyle de olmalı o gezegenin en iyisi bunu herkes biliyor! Tom Hardy'i öldürme sahnesi çok zekice bir kurguydu. Filmden çok güzel bir ders çıkarılacaksa o da iyilik eden iyilik bulur'dur :) Bu arada filmin müzikleri etkileyici kim yaptıysa ellerine sağlık Mutlaka izlemelisiniz arşivinizde mutlaka olmalı. 10/8.5
Film mükemmel olmuş. Oyunculuk, görsel, senaryo ne ararsan çok iyi derecede mevcut. Ayrıca başrolün intikamını alması için hiç pes etmeden sonuna kadar savaşması ve filmin kendisi çok gerçekçi bir biçimde yansıtılmış.(4,5/5)
Loenardo'nun burnundan akıp bıyığının üstünde donup kalan sümüğüne rağmen harika bi filmdi. Her ne kadar ölümsüz olsada karakterimiz, mantık hatalarını görmezden gelip mutlaka izlemelisiniz. Ne olmuş yani bi adam bacağından sakatlanıp ayı tarafından parçalanıp diri diri gömülüp aç susuz kalıp dağda tipiyle boğuşup şelalelerden yuvarlanıp uçurumlardan düşüp hâlâ ölmediyse. Olamazmı yani... Söz konusu DiCaprio ise olabilir tabiiki :) herşeye rağmen izleyinn...
Film güzel de saçma olan pek çok nokta var. 1. leo kızılderili eşiyle ve çocuğuyla yaşayan bir adam sonra beyaz bir subay gelip karısını öldürüyor ve çocuğunu öldürmek üzereyken kendisinin kurtardığını söylüyor, peki sonra ne oluyor çocuğuyla birlikte beyaz bir subaya çalışıyor. Al sana ibretlik mantık hatası. 2. kırık bacak nasıl 3 günde iyileşiyor , aylarca alçıda durması lazım . 3. adam o kadar soğukta duruyor soğuk suda duruyor nasıl hipotermi geçirmiyor, adam titremiyor bile filmde bir de çok iyi rol yapmış diyorsunuz. Neyin rolünü yapmış zaten adam filmin yüzde doksanında tek bir diyalog yapmadan ordan oraya sürünüyor. Asıl rolü tom hardy yapmış farkında değilsiniz. 4. adamı ayı parça pinçik ediyor ölmüyor , diri diri gömüyorlar ölmüyor, soğukta kalıyor yatıyor kalkıyor , suya giriyor şelaleden düşüyor 2 kere kızılderili ordusu 1 kere fransız ordusu kovalıyor o kadar ok atıyorlar ateş ediyorlar ne hikmetse hiç biri gelmiyor, uçurumdan düşüyor ölmüyor, filmin sonunda kaç kere bıçaklanıyor ölmüyor da ölmüyor , sanki ölümsüz . 5. daha çakmağın icat edilmediği dönemde bir karede ateşi zippo çakmakla yakıyorlar.
Çocuğunun başına gelen o sahnede ki olay silsilesi beni çok gerdi. Bir baba evladı için alamayacağı intikam yoktur. Leonardo Di Caprio gerçekten dünya sinemasında bana göre baş yapıtlardan bir tanesi. Oyunculuğu her dalda muhteşem. Ama bu filmde ben oscarı alacağım diyen bir Leonardo var. Hak etti de....
Çekim kalitesi, Filmin konusu, oyunculuk ve filmin tema müziği muazzam. Ailenizle evinizde güzel bir akşam geçirmek isterseniz mutlaka izleyin. Filmin içeriği hakkında yorum yapmayı gereksiz görüyorum. Ancak şunu da belirtmeden edemeyeceğim. Leonardo bu filmde ''Glass'' rolüyle oscar aldı. Lakin oscarı bu filmde değil, para avcısı, kanlı elmas veya sıkıysa yakala filmlerinde hak etmişti. Hatta konumuz oyunculuksa bu listeye muhteşem gasby bile eklenebilir . neyse sonunda oscarı aldı. oda rahatladı bizde.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.