Filmi anlamadan yorumlamayı çok seviyor insanlar: film bilime yeni ve fantastik bir bakış açısı. Belgesel izlemeyi sevmeyen topluma (insanlara) çaktırmadan belgesel izleten, aksiyon filmlerini makaraya alan harika bir film. Anlamayıp da ortalamasını 40 küsürlere düşüren insanlara göre değil. Düşünen ve yorumlayan insanlara göre, bu yüzdendir ki ucu açık sahneler sayısız aynı sonu gibi. Filmden aksiyon yada düz bir bilim kurgu filmi bekliyorsanız hiç para vermeyin.
Sonda söyleyeceğim şeyi başta yazıyım süresi bence kısa olmuş;böyle detaylı bir konuyu en azından 2 saatlik bir filmde anlatmalılardı,bazı aksiyon sahneleri biraz abartılı bunlar eksi yönleri artılarına gelirsek değişik ve sizi saran bir konu,aksiyon sahneleri ve çekimler diyebilirim eğer insanın beynini kullanılması konusu daha detaylı anlatılsaydı kanımca daha iyi bir film olurdu...
Biraz daha derine inilse tam anlamiyla matrix tarzinda diyebilirim. Insan beyninin tamamini kullanildiginda neler yapabilecegini biraz abartili biraz da bilimkurgusal aksiyon icerisinde gayet guzel bir bicimde yansitmis film.Film icerisinde "varligimizin ispati zamandir" seklinde Matrix vari bir replik de vardi,bu tarz replikleri daha fazla olsa Scarlet Johansson un oyunculugu ile efsanelesebilirdi bu film.Filmin tek eksigi bana gore beyin gelisimini cok hizlandirilmis olarak islemeleri oldu,1.5 degil de 2.5 saatlik bir film bu konuya yakisirdi.Filmin dusunmeyi sevmeyen,ortalama ve ortalama alti Turk Zekasina hitab etmedigi asikar..Kesinlikle unutmayacagim filmler arasinda yer buldu kendine,tavsiye ediyorum izlemenizi.
Film hakkında pek söylenecek birşey yok,şunu belirteyim fragmanına aldanarak oradaki sahnelerle filmin dolu olduğunu sanıp ,o beklenti içinde filme giderseniz aldanırsınız.Bekleneni vermeyen ama yine de kötü olmayan bir film.Ortanın biraz üstü.
Biraz "Nikita" biraz "Beşinci Güç" ve karşınızda LUCY. Eleştirmenlerin oyunculuk seviyesini düşük bulduğu Scarlett aslında filmde tam bir gövde gösterisi yapıyor. Filmde Luc Besson'ın her filminden enstantaneler bulabilirsiniz. Son zamanlarda soluksuz izledigim filmlerden birisi daha diyorum ve sizi sinema salonlarina davet ediyorum. İyi seyirler ...
(...) Bir zamanların usta yönetmenlerinden biri olan fakat son yıllardaki işleriyle vasatın üstüne çıkamayan Luc Besson'un yeni projesi Lucy, iddialı ve ilginç bir konuyu öylesine harcıyor maalesef. Oyuncularından ve aksiyon sekanslarından güç alan filmin en büyük problemi bilimsel bir tutarlılığı olmayan fantastik hikayesini ciddiye alması. Lakin bunu düşünmeden izler ve Lucy'yi bir mutant olarak kabullenip sadece arabalı kovalamacalar ile çatışma sahnelerine odaklanırsanız en azından vaktinizi keyifli geçirebilirsiniz. Zira Besson'un önemli meseleleri nasıl kötü bir şekilde ele aldığını kafanıza takarsanız filmi kendi adınıza çekilmez kılabilirsiniz. Son tahlilde Lucy'yi, beynimizin %1'ini dahi kullanmadan, sadece fazla boş zamanımızı bol kepçe vurdu-kırdı ile doldurmak için izleyebileceğimiz boş bir aksiyon olarak unutabiliriz.
Film hızlı bir girişte bulunuyor. Oyuncu kadrosu ve müzikleri de iyiydi. Senaryo kayda değer olmasına rağmen ne yazık ki gerektiği gibi kullanılamamış. Filmde her şey paldır küldür oluyor. Lucy karakterimiz süper kahramanın da ötesine geçiyor. Film birçok bilgiyi de beraberinde getiriyor. Filmlere illa film diye de bakmak lazım. Birçok mesaj veriyor. Bilimsel yönde seyirciyi aydınlatma çabasına giriyor. Bu tür farklılıkları da mevcuttu. Hele ilk baştaki çita ve ceylan sahnesi epey iyiydi. Gerilim, heyecan kattı hoteldeki sahneye iyice. Doz arttırdı. Scarlett Johansson'u güzellik, seksilik anlamında bu yapımda biraz zayıf bulduğumu belirtmek isterim. Saç kesiminden kaynaklı sanırım. Film daha iyi olabilirdi birçok izleyicinin de belirttiği gibi. Onun dışında aksiyondan çok bilim-kurgu türünde tercihlerinizi arasına koyabilir, izleyebilirsiniz.
“Zaman, tek geçerli ölçü birimidir” diyor Luc Besson, uzun zaman sonra döndüğü bilim kurgu evrenindeki denemesi Lucy’nin temelinde. Gerçi bunu diyebilmek için kılı kırk yarıyor, teorisinin dahi akla uygun olma ihtimali (bilimin şimdiki haliyle) söz konusu olamayacak bir konuyu deşiyor. Bir internet fenomeni olarak dolaşan “beynin yüzdelik kullanımı” sözde-teorisini duyduğu anda heyecanlanan fakat bunun bilimsel hiçbir temeli olmadığını da bildiğini belirten Besson, her şeye rağmen bu konunun sinemada işlenmeye değer bir çekiciliğe sahip olduğunu söyleyerek daktilosunun başına geçiyor (bu cümle hiciv amaçlı kurmaca olarak algılanmasın, tamamen yönetmenin kendi anlattıklarının yansıması).
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.