En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.493 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
16 Eylül 2026 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...
Cezaevindeyken tanıdığı bir çocuğun ağzından yazdığı mektupları içeren aynı isimli romanından (1985) uyarlayarak...
12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından komünizm propagandası yapmak ile suçlanarak gözaltına alınan ve 55 gün işkence gördükten sonra tutuklanan... İki yılı Mamak Askeri Cezaevi'nde, iki yılı da Ankara Merkez Cezaevi (Ulucanlar) olmak üzere toplam dört yıl cezaevinde kalan Feride Çiçekoğlu'nun kaleme aldığı...
***
Ve yönetmen koltuğunda da, her birini yine bu mecrada itinayla yorumladığımız...
"Piano Piano Bacaksız" (1991) ve "Abuzer Kadayıf" (2000) filmlerinde de imzası bulunan Tunç Başaran'ın oturmak da olduğu "Uçurtmayı Vurmasınlar"; Türk sinemasının başyapıtları arasında yer alan, sıra dışı nitelikteki bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Söz konusu anılara ilişkin kurgusal set...
Sanki bizlere...
Ulucanlar, Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde yaşanmış şeklinde gösterilmiş olsa da, hapishane çekimlerinin...
Neredeyse, büyükçe bir çoğunluğu, İstanbul Sultanahmet Cezaevi'nde yapılan bu filme, biraz daha yakından bakalım...
***
Derken...
Çok geçmez ve başlar başlamaz da...
Kısmen de olsa bir anlamda, filmin anlatıcısı da konumundaki İnci (Nur Sürer) karakteriyle tanışırız...
***
Ki...
Kendisi aynı zamanda, mecburen annesi Fatma (Füsun Demirel) ile birlik de hapishanede kalan...
Ve bir gün avlunun üzerinde görüp, ilk bakış da ne olduğunu bir türlü anlayamadığı...
Hatta, rahatça koşulup oynanan sokaklardaki dünyadan bihaber olması sebebiyle...
Değişik bir kuş bile sandığı bir çıtalı uçurtmayı, özgür kalarak dışarıya çıktığında, koşarak uçurabilme hayalleri kuran küçük Barış'ın (Ozan Bilen) en yakın arkadaşıdır da...
***
Bütün bunların dışında...
Filme dair verebileceğimiz tek ayrıntıysa...
Barış'a ismini, artık ziyaretlerine gelmeyen babasının (Nurettin Şen)...
Sevdiği bir şarkıcının adından alıntılayarak koyduğu biçimde olacak...
***
Ve...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 15...
***
Oyuncu kadrosunda...
Güzin Özipek, Özlem Savaş, Güzin Özyağcılar, Yasemin Alkaya, Meral Çetinkaya ve Sabriye Kara gibi tanınmış simalarında yer aldığı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; filme adını veren sürpriz bir finali de bünyesinde barındıran, 75 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
o dönem için iyi denebilir belki ama öyle abartıldığı kadar da güzel değil. ortalama bir film diyebiliriz. neden bu kadar abartıldığını anlamış değilim. özellikle beni etkileyen bir sahne olmadı.
İnci ve Barış arasındaki bağ . hapishane ortamı . 4 duvar arasında kurulan dostluklar , kavgalar , dışarıya duydukları özlem . Bütün bu saydıklarımdan oluşan sağlam konu bütünlüğü dışında ; Oyuncuların doğallığı , samimi atmosferi , müzikleri , yönetimi , hafiften yaptığı sistem eleştirisi ve akılda kalıcı replikleriyle , izlediğim en iyi 3 Türk filminden biriydi . 10/9.5 .
hikayenin sağlamlığına oyunculukların başarısı da eklenebilseydi baş yapıt olabilecek bir film ama ne yazık ki birkaç istisna dışında oyunculuklardaki yapaylık filmden çok şey götürmüş...
Dört duvar arasında özgürlüğün ve umudun öyküsü duygulu bir şekilde işlenmiş ...10 üzerinden 10 puan ...Hapishane müdürünün davranışları nasılda çağdışı bir zihniyete sahip olduğumuzu açıkça gösteriyor ... Günümüzde bile aynı zihniyet devam ediyor. Devletin kurumları arasında birbirlerine karşı güvensizlik var ...
bu kadar duygusal film hic bir filmde bulmadım her karesınde bogazımda düğüm oluşuyor insan hep ağlayası geliyor bu filmde öğrenilecek cok sey var 10/10
Bu ana kadar seyretmediğim için pişman oldum.. Çok etkileyici ve sıcak bir film..Tüm oyuncular iyi iş çıkarmışlar..Küçük çocuk ise tam anlamıyla sürüklüyor filmi.. Tunç Başarana ise kocaman bir teşekkürler..10/10..
barış karakterinin "inci" deyişi insanın kulaklarından hiç gitmiyor...film siyasi anlamda aba altından sopa gösteren ve fakat bir o kadarda başarılı bir "başaran" filmi
abartısız,yalın,duyguyu olduğu gibi yansıtan,bir çocuğun gözünden özgürlüğün tanımı ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi herhalde...süper..süper...süper..!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.