Senaryosunu...
Rıfat Ilgaz'ın, dönemin eğitim sistemini...
"Kara mizah (dark comedy)" tarzda eleştiren aynı isimli ölümsüz romanından (1957) uyarlayarak Umur Bugay'ın kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da usta sinemacı Ertem Eğilmez'in oturmak da olduğu "Hababam Sınıfı"; ziyadesiyle şahane bir komedi olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Unutulması asla mümkün olmayan müziklerinde, Melih Kibar'ın imzasının bulunmasının yanı sıra...
İlk kez, vizyona girdiği yıl Ankara, Kavaklıdere'deki...
Şimdi yerinde yeller esen Akün Sineması'nda izlediğimiz bu eşsiz filme biraz daha yakından bakalım...
***
Film...
Varlıklı ailelerin, normal devlet okullarında eğitilemeyen karakterdeki, haylaz çocuklarını gönderdikleri...
Ve...
Çoğunlukla, "ahı gitmiş, vahı kalmış" durumdaki, emekli öğretmenlerin görev yaptığı...
İstanbul, (yatılı) Özel Çamlıca Lisesi'ndeki...
***
Biyoloji öğretmeni Külyutmaz Necmi'nin (Ertuğrul Bilda)...
Sınıfın geneli ve okulu sıklıkla asan 25 yaşındaki Damat Ferit'e (Tarık Akan) ilişkin...
Ayak üstü yaptığı yoklamasının ardından...
Memeli hayvanlar konusuna yeniden değinişiyle başlar...
***
Ve...
Her zaman olduğu gibi de ders...
Gırgır ve şamatayla kaynatılırken...
***
Hababam Sınıfı'nın asıl üzerinde durduğu konu ise...
Okula yeni tayin olduğu söylenilen müdür muavini mevzusudur...
***
O nedenle de...
Kulakları zaten ağır işiten...
Coğrafya öğretmeni Rıza Hoca'nın (Hayri Karabey) dersini ciddiye almayıp...
Bambaşka şeylerle alakadar olmayı sürdürürler...
***
Derken...
Çok geçmez...
Ve yasaklanılmış olmasına rağmen...
26 öğrenci mevcutlu Hababam Sınıfı, okulun ön bahçesinde futbol maçı yaparken...
Müdür muavini ve Tarih öğretmeni Kel Mahmut'ta (Münir Özkul)...
***
Tam da Hafize Ana (Adile Naşit)...
Öğle yemeği sonrasında, öğretmenler odasında...
Pişirdiği kahvelerin, tepsideki servisi yaparken...
Kapıyı açıp içeri giren okulun müdürü Muharrem Gür (Muharrem Gürses) tarafından...
Öğretmenlere tanıştırılır...
***
Ama...
Asıl beklenen fasıl...
Damat Ferit ile 23 yaşındaki Güdük Necmi'nin (Halit Akçatepe), "Sevgilinden mektup var" diyerek kandırdıkları İnek Şaban'ın (Kemal Sunal) eline verip...
Onu Taksim'e göndererek, orada...
Uzunca bir süre, resmen ağaç edecekleri düzmece bir aşk mektubunun bulunduğu zarf ile...
***
Daha da önemlisi...
Bundan böyle kendilerini...
Yani Habamam'ı, adeta bir sıkı yönetim komutanı edasıyla yönetip yönlendireceğini ima eden...
Kel Mahmut ile müşerref olmalarıyla devreye girer...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalarız...
Dakika 20...
***
Kesinlikle aynı tadı vermese de...
Defalarca devamı da çekilen filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; Hababam Sınıfı'nın şanına yaraşır nitelikteki, 65 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,