En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
KaliteTAKİP
Takipçi
898 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
26 Eylül 2014 tarihinde eklendi
Son zamanlarda izlediğim çok kaliteli filmlerden biridir, Truman Show... Jim Carrey varsa izlenir dersin ama bu film direkt izlenir zaten. Filmde beni en çok etkileyen yönetmenin Truman'a dışarda asla bulamayacağı temiz bir dünya yarattığını söylemesiydi. Doğruydu, o kadar saf ve temizi dışarda olamayacaktı ve dışarısı gerçekten kötü bir yerdi. Bir tarafta sahtelik bir tarafta pislik, gerçek ama kötülüklerle dolu bir dünya. Seçme şansımız olsaydı hangisini seçerdik acaba? ozman filmi izledikten sonra karar sizin iyi seyirler...
Hiçbir zaman özgür olmamış bir adamın hikayesi : Sartre'ın insanı özgürlüğe "MAHKUM.." etmesi boşuna değildi halbuki..! Televizyon, icat edildiği günden beri sinemayla kol kola yürümüş, hatta çoğu zaman sinemanın sırtına binerek varlığını sürdürmüş bir sektörün oyuncağıdır. Sinema ise televizyonun sözüm ona “nimetlerinden” çok fazla yararlan(a)mamıştır. Biraz da bu sebepten olsa gerek, sinema ara sıra televizyondan intikam alma girişiminde bulunmuştur.bu girişimlerin bazılarının sinema tarihine ölümsüz eserler hediye ettiğini söyleyebiliriz. Peter Weir’in usta ellerinde hayat bulan THE TRUMAN SHOW’un bu eserlerin en önemli parçalarından birisi olduğunu söylemek kesinlikle abartılı bir yorum olmaz. Truman show izole bir ortamda kendi kimliğinin sahteliği ile tanışan insanı anlatır nasıl ki SE7EN filminde asla adını öğrenemediğimiz o şehirde çalışan Sommerset Mills'e dönüp "hepimizi takip ediyorlar, kütüphaneden hangi kitapları aldığımıza bakıp bizi analiz ediyorlar" dediğinde bunu anlatıyorsa Truman da aynı kapalı ortamda gözetlenme olayını irdeler.Aslında sadece çok azı film olan bir yapım Truman Show. filmin hikayesinden bahsetmek saçma olacak. bahsedilemez ne denilebilir: bütün hayatı televizyon programı olarak tasarlanmış bir adamın acıklı hikayesi mi? HAYIR, Truman Show şu anda var olduğumuz, yaşadığımız, dokunduğumuz, kokladığımız, gördüğümüz ama hepsinden çok sandığımız hayatın yapaylığını gösteren, silkeleyen, sarsan, korkutan ama uyandırmayan bir gerçekliktir bana kalırsa…. Senarist Andrew Niccol'ün yaratıcılığın da bir sınırı olduğunu kabul edemeyen pırıl pırıl zihninin bir örneğidir bu film. Niccol'ün zihninin ne kadar sınır tanımaz olduğunu anlamak için Gattaca, In Time , The Terminal'i de izlemeniz yeterlidir sanırım. Tabii bu yaratıcı kalem üstadının gözü kulağı olan yönetmen Peter Weir'i de unutmayalım. "Dead Poets Society"de harikalar yaratan yönetmenin "The Truman Show"da yaptığı ise bir başka harikadır.Jim Carrey’nin bu filmdeki oyunculuğu hakkında da bir-iki şey söylemek gerekiyor. Bu filme kadar olan geçmişine baktığımız zaman Carrey’nin tamamen beden dili üzerine kurulu popüler komedi filmlerinden ibaret bir kariyeri olduğunu görürüz. Her ne kadar Carrey bu kariyerini tamamen terk etmese de bu dönemden sonra çok farklı türlerde ve rollerde karşımıza çıkarak oyunculuk yeteneğinin sadece kaba komediden oluşmadığını gözümüze sokmuştur. Bu dönüşümün ilk örneklerinden olan Truman Burbank karakterinde tek kelimeyle harika bir oyunculuk çıkardığını söyleyebiliriz. Hem dram, hem de komedi öğelerinin yakın dozlarda yer aldığı senaryoda işin her iki yönünü de sırıtmadan oynayan Carrey için de yeteneklerini tam manasıyla sergileme fırsatı sunmuştur bu film.Yani Jim Carrey, oynadığı her rolün hakkını verebilen bir adam olduğu için de film büyük bir başarı sağlamıştır. Uzun lafın kısası, hem sinema sanatının ciltler dolusu kitapla anlatabileceği insani durumları iki saate sığdırabilme becerisi, hem de televizyon denen icadın insanlık için ne kadar büyük bir tehlike oluşturabileceğini görmek için bu filmi kesinlikle ve defalarca izlemek gerekiyor. . SON OLARAK.. İzlemeye ve izlenmeye devam edin, sadece spot ışığı ya da bir dekor parçası düşerken kendinize dikkat edin. Ölümünüzün "rating"i ne kadar yüksek olursa olsun, öldüğünüzde yayından kaldırılacaksınız.. Ve olur ya belki sizi göremem, İYİ GÜNLER, İYİ AKŞAMLAR ve İYİ GECELER ...
Bir insanlık dramı olan film tam ağlatacakken jim carreyin yüzüne bakınca ağlamayıp güldüren bi film. Maalesef jim carrey ile ciddi olmak çok zor belkide başka bi aktör oyanmış olsaydı çok dramatik bi yapım olabilirdi ama trumanın yerinde başka birini hayal etmek imkansız gibi bişey. Beni en çok etkileyen olaylardan biri yönetmenin trumana yaptığı son konuşmadaki söylediği herşeyin doğru olması. Fakat filmin tam başlaması gereken yerde bitmesi beni çok üzdü en azından sylvia ile karşılaştıktan sonra bitebilirdi. Ciddi anlamda bi çok yerde empati kurarken üzüldüm en yakın arkadaşının yalan olması annesinin yalan olması yıllarca kendini babasının ölümünden sorumlu tuttu ve buda bi yalandı karısı yalandı işi yalandı komşusu yalandı herkes arkasından gülüyordu bu çok dramatik çok üzücü gerçekten. Kesinlikle izlenmesi gereken eşsiz bi yapım
İkinci kez izledim ve değerini anlamadığım filmlerden biriydi. Bazı mantık hataları görm-me rağmen yine de müthiş bir film olduğunu düşünüyorum. Ah keşke süresi biraz daha uzun olsaydı, çok keyif aldığımı söylemeliyim ama filmin süresi biraz daha uzun olsaydı daha fazla zevk alırdım diye düşünüyorum. Birçok detay kısa tutulmuş ve üzerinde biraz daha durulabilirdi...
Aslında insan hayatı da böyle değil mi?? Biz ama Trumandan farklı olarak böyle olduğumuz biliyoruz, o ise bilmeden buldu, yani bir Varoluş hikayesi gibi bişey... Değişik bir senaryo ve güzel yapım, boş geçmeyen filmlerden biri... İzleyin haa..
ayrıca filmin en iyi yönetmen,en iyi yardımcı erkek oyuncu,en iyi özgün senaryo dallarında akademi ödüllerine aday olduğunu.....en iyi film drama,en iyi yönetmen,en iyi senaryo dallarında altın küreye aday olduğunu ve en iyi erkek oyuncu (jim carrey),en iyi yardımcı erkek oyuncu (ed harris) dallarında bu ödülü aldığını....en iyi film,en iyi yardımcı erkek oyuncu aday olduğunu ve en iyi yönetmen,en iyi orjinal senaryo dallarında bafta ödülünü aldığını ekleyeyim...
Gerçekten müthiş bir film 90lı yılların en iyileri arasında benim için...Toplumsal sistemin gerçekleri bu kadarmı güzel anlatılır,bir film bu kadarmı anlamlı olur...Trumanının toplum olduğunu,truman showun yapımcılarının ise toplumsal sistemi oturtan kişiler olduğunu düşündüm izlerken,ve gerçektende gördüm,işte bu dedim,bütün normlar bundan ibaret,bu normlara uyanlar rol yapıyorlar,tıpkı her toplumda olduğu gibi,tıpkı truman showdaki hep aynı şeyleri yapan figürasyonlar,oyuncular gibi...İnsanoğlu kendine sunulan dünyanın gerçekliğini kabul ederEnfes,leziz,muazzam,olağanüstü bir film !10/10
bir insana bu yapılır mı ya dedirten film ama bi o kadar da şaşırtıcı ve keyif veren bir film eli öpülesi senarist,nasıl iş çıkarmış :D son sahnede o yüzdeki ifade unutulmaz en sevdiğim filmler arasında yerini daima koruyacaktır iyi seyirler../10
mükemmel bir film, her sahnesi izlemeye değiyor. filmin başlarında spotun yola düşmesi, banyodaki adamın aynen kendisinin başına geliyormuş gibi hareket etmesi, ve en sonunda truman kurtulduğunda, insanların pervasızca ee kumanda nerde, ne var izleyecek demesi, filmin en güzel sahnelerinden olmakla kalmayıp, ne kadar güzel eleştiri yaptığının da ispatıdır aynı zamanda. kesinlikle izleyin. 10/10
muhteşem bir film! kesinlikle Jim Carrey’nin en iyi işlerinden ilk üçe girer :) izlerken her şeyi hissediyorsunuz, hüzün,sevinç,acıma, heyecan... kesinlikle izlenilmesi gereken hatta arşiv edilecek bir film!10/10
Çok önemli sosyolojik, psikolojik, sanatsal ve gerçeği gerçekten kelimesinden daha iyi anlatan bir kült eser ortaya çıkmış. Günümüz dünyasındaki karar vermeden edinmek durumunda kaldığımız toplumsal rollere ve toplumun iki yüzlülüğüne en sert eleştiriyi yapmış.Bence birinci eleştiri burada dünyadaki kapital sisteme değil, insanlardaki riyakarlık ve iki yüzlülük ve çıkarına göre hareket edebilme yapısına eleştiridir.Filmin en can alıcı bölümleri benim için yönetmen Cristof'un, Truman tekneyle korkularını yenip, her şeyi terk edip açılmasıyla ona her türlü iklimsel zorluğu( fırtına, şimşek, dalga vs) çıkarsa da Truman'ın bu zorlukları yenip gerçeğe ulaşma cesareti ve gücüydü. Burada verilmek istenen mesaj Tanrı rolüne bürünse de yönetmen; iklimi yönetebilse de, her şeyden izole bir dünya kursa da , ailesini ve yakın arkadaşları bile rol icabı görev yapan sahte insanlar olsa da, hatta bu olayı pazarlayıp dünyaya 1 numaralı televizyon dünyası dizisi olsa dahi Truman'ın gerçeği öğrenme arzusunu ve gücünü bastıramamasıdır.Yani insan bilinci kazanmıştır, sahtelik ve kurmaca kaybetmiştir.Sondaki Jim Carrey'nin söylediği sözler de buna atfedilir: Beynimiz içine de kamera koyamazsın ya sözüdür.Burada mesaj aleni verilmiştir.İnsan bilinci elbet kendi gerçekliğine ulaşır, yanılsamayı ve sahteliği mağlup eder. Jim Carrey'in sadece komedi oyuncu olmadığını aynı zamanda dram-buhran oyunculuğunu da hakkıyla yapabildiği ispatladığı filmdir.Yani Jim Carrey rüştünü ispatlayan, Hollywood'ın başarılı bir starıdır Jim Carrey.Bir de ne kadar deniz korkusu oluştursalar da Truman 'da bu korkuyu yenip gerçeklere ulaşması metafordur.İçsel yenilenme, içsel savaşın kazanımı dışsal ortamı şekillendirmesidir.Oyunculuklar gayet iyiydi.Yönetmen filmin hakkını vermiş.Şu an yaşadığımız televizyonu buram buram hatırladan bir durum örneği de Truman ve eşi Merly tartışırken birden Merly'nin krema reklamı yapmasıydı.Filmlerde, Survivor'da falan birden gördüğümüz Cola reklamları gibiydi.Yani geleceği de iyi öngörmüştür.Yönetmen Peter Weir'e bir alkış.Dipnot olarak Truman isminin seçilmesinin nedeni TrueMan olarak düşünmüşler, yanlışlıklar içinde doğru insan olarak.Film çok akıcı, eleştirel, oyunculuklar harika oyunculuklar, çekim kalitesi ve görüntü yönetmenliği oldukça başarılı, özel ve değerli bir film.Zaten makalelere, psikolojiye konu olmuş bir film.Mutlaka izlenmesi gerekir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.