New York'ta Beş Minare
Ortalama puan
3,1
1245 Puanlama

305 Kullanıcı yorumları

5
70 Eleştiri
4
80 Eleştiri
3
46 Eleştiri
2
60 Eleştiri
1
21 Eleştiri
0
28 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Ilknur K
Ilknur K

Takipçi 1.258 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
28 Nisan 2015 tarihinde eklendi
Film iyi bir amaca hizmet etmiş gibi görünsede kendisi ile çelişen bir senaryoya ve dialoglara sahip. Evet amaç islam dininin terör ve töre gibi canilikte kullanılarak islamın karalandığını gözler önüne seriyor. Müslümanlıkta adam öldürmenin ne kadar büyük günah olduğu anlatılıyor. Ancak "şeriat" kelimesi laiklik ile bir kullanılıp, laiklik yüceltiliyor ve şeriat karalanıyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi Mahsun efendi şimdi sana? Şeriat Allah'ın kanunu iken, inkarı kafirlik iken sen bu filmde şeriatı öcü gibi göstermişsin. Şeriat deyince insanlar sadece kafa kesmek anlıyor. Şeriat Allah'ın kanunu demektir. İkincisi diğer tezatlık; tamam müslüman bir erkek hristiyan bir kadınla evlenebilir buna islam izin veriyor ancak asla HACI bir baba kızını bir hristiyan ile evlendiremez. Yani müslüman bir kadını hristiyan bir erkek ile hele ki klisede evlendirmek kızını zinaya vermektir. Allah aşkına bir film yapacaksan önce islamın kurallarını iyice öğrende eline yüzüne bulaştırma!!!
Polis karakteri Mustafa Sandala yakışmış. Mahsunun ise gereksiz aşırı mimikleri onu gülünç duruma düşürmüş. Halık Bilginerin oyunculuğu da fena değil ama Şener Şen olsa başka olurdu.
samsunlu rıza
samsunlu rıza

19 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
24 Mart 2015 tarihinde eklendi
Filmin hakkını vermek lazım..konusu güzel oyuncular başarılı izlenebilir bir film ama amerikan filmleri ile kıyaslanırsa beğeni oranı düşer ancak türk sineması için iyi bir eser...
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.470 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
29 Temmuz 2012 tarihinde eklendi
ilginç bir konu ve güzel oyunculukların sergilendiği kaliteli bir yapım fakat amerikada sürekli takip altında olan birinin cep telefon görüşmelerinde dinlenmemesi gerçeklikle uyuşmuyor. bu kadar aranan birinin cep telefon görüşmelerinin incelenmemesi saçma olmuş. yine de film izlenmeye değer 7/10
okan1903
okan1903

Takipçi 52 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Nisan 2011 tarihinde eklendi
Senaryo biraz daha geniş olabilirdi.Mahsun Kırmızıgül ve Mustafa Sandalın oyunculuklarını hiç begenmedim.Haluk Bilginerin yanında bayağı basit kalmışlar.Mümkünse Mahsun Kırmızıgül yapımcı veya yönetmen olsun oyunculuk yapmasın..
odinhan
odinhan

Takipçi 1.029 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
10 Nisan 2011 tarihinde eklendi
Senaryo gerçekten çok sığ , bazı kısımlar sırf mesaj verme kaygısı içeriyor yinede mahsun oyuncu çeşitliliği ve çekim kaliesi ile izlenebilir ve vasat üzeri bir film çıkarmış.

10/7
Vartenor
Vartenor

Takipçi 33 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
18 Ocak 2011 tarihinde eklendi
Mahsun Kırmızıgülü sürekli eleştirenler insaflı olsunlar.Oyunculuğu iyi olmayabilir,senaryosuna birşey diyemem ama yönetmenliği gayet nefis.
mhazin
mhazin

4 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
11 Ocak 2011 tarihinde eklendi
türk standartlarında güzel bir film. izlenebilir bir yapıt
etk7
etk7

12 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
29 Şubat 2012 tarihinde eklendi
ne bekleyip neyini beğenmiyordu ki o kadar hakaret edenler? türk sinemasının çıtasını yükseltmiş bir filmdir, av mevsimi mi yükseltecekti? ideolojik düşünmekten arınırsak herkesin çok beğeneceği bir film olmuş diyebilirim konu itibariyle.
memleketimvesen
memleketimvesen

2 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Aralık 2010 tarihinde eklendi
Haluk Bilginerin müthiş oyunculuğunu bir kez daha konuşturduğu bir film.Mustafa Sandal da bence iyiydi ama M.Kırmızıgül bence vasattı.Filmin müziği,ritmi ve görüntü yönetimi çok iyi.Bir bütün olarak filmde işlenen temaya pek katılmasam da ben Mahsun Kırmızıgülün artık yönetmenliğini kanıtladığını ve çok daha kaliteli filmleri bize izlettireceğini düşünüyorum...7/10...
Rikimaru-2
Rikimaru-2

8 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
4 Aralık 2010 tarihinde eklendi
Film çok ahım şahım bir film değil ama bazı yönlerinden dolayı kesinlikle geçiştirilecek bir film de değil kanımca.Seneryo denildiği gibi biraz zayıf.Nedenini verilmek istenen mesaja bağlıyorum, film bazen kendini tamamen duvarlar arasında alıp bir mesaj verme uğruna saçma diyaloglar barındırmış fakat filmin bazı yerlerinde bu mesaj çok etkili bir biçimde yansıtılmış.Gerek Amerikalıların düşündükleri,gerek İslami terörcülerin hareketleri ve gerekse İslam felsefesinin doğru yönlerinin belirtilmesi ben bu konularda gayet başarılı buldum filmi.Sonuna doğru gerçekten etkilendim diyebilirim.6/10 verdim.Filmde bazı kopukluklar olduğunu düşündüğüm için ama yine de izlenmesi gereken bir film.
davdov55
davdov55

Takipçi 9 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
3 Aralık 2010 tarihinde eklendi
Deccal lakaplı Hacı ile yıllar öncesine dayalı bir hesaplaşmanın peşinde olan polis memuru Fıratın NewYorka kadar uzanan hikayesini anlatmaya çalışmış Mahsun Kırmızıgül.Fakat,bu filmde iyice ortaya çıkan senaryo hataları yüzünden bence, başarılı olamamış. Hikayenin ana karakterinden biri olan Hacının aslında dokunaklı olan öyküsü filmin sonundaortaya çıktığı için bu ana kadar geçen sürede yaşadığı duygusal anlar,Hacıyı bir terörist olarak düşündüğümden bende etkili olmadı.Yine ılımlı bir Müslüman grubunun lideri olan Hacının, profesyonelce kaçırılmasını, böyle kendi halinde bir gurubun gerçekleştirmesini inandırıcı bulamadım. Fıratın gerçek kimliğinin Emniyetçe sonradan tesbit edilebilmesi,Gerçek Deccalın nasıl yakalandığına değinilmemesi, didaktik diyalogları ve çok büyük bir hata yapılarak herkesin Türkçe konuşturulması da hiç hoşuma gitmedi.Yine de görüntüleri,kurgusu,teknik yapısı ve müziği iyi olan filme kötü diyemiyeceğim ama, Mahsundan ilk iki filminden sonra çok daha iyisini beklerdim.
can07
can07

Takipçi 83 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
28 Kasım 2010 tarihinde eklendi
Neden bilmiyorum ama Mahsun Kırmızıgülü yönetmen olarak başarılı bulduğum halde özellikle son iki filminde eksiklikler hissediyorum, seneryo anlamında bana bazı kopuklar var gibi geliyor film bitince kendimi tam bir film izlemiş hissedemiyorum kafamda,duygularımda hep bazı şeyler yarım kalıyor.Görsel olarak, Oyunculuklar olarak başarılı bir film ama beni çok tatmin etmeyen bir film oldu New Yorkta Beş Minare ..
karaca-2
karaca-2

2 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
26 Kasım 2010 tarihinde eklendi
newyorkta geçen diyaloglar alt yazılı verilse çok daha iyi olurdu bence bunun yanında pek çok konuya değinmek konularının önemini azalttığı gibi seyiircinin dikkatinin yoğunlaşmasını da önlüyor mesela yalnızca kan davası konusu yada dini terörizm işlenseydi çok daha etkili olabilirdi..Her şeye rağmen yönetmenlik eğitimi almayan senaryo yazma konusunda da adını başarılarla duymadığımız birinin elinden böyle filmler izlemek güzel..görüntü-senaryo-oyuncu kadrosu 10 üzerinden 7 :)
capotiem
capotiem

3 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
23 Kasım 2010 tarihinde eklendi
mahsun kırmızıgül filmin altından pek kalkamamış gibi görünüyor. haluk bilginer de olmasa filmin izlenecek pek bir yanı da kalmıyor açıkçası. özellikle senaryodaki çok amatörce yazılmış bazı diyaloglar filmin kalitesini iyice aşağı çekiyor. sinemada izlemeye gerek olmayan, ancak verdiği bir kaç mesajdan dolayı evde oturup izlenebilecek bir film. 10/5
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
11 Haziran 2012 tarihinde eklendi
uğur tazegül..........................arkadaşlar film yorumuma geçmeden bazı arkadaşlar filme 4 puan falan vermiş tabiki görüşlerinize sonzuz saygım var ama 4 puan yani bi emek harcanmış jason patric gibi çocukluğumuzun kötü kahramanı terminatör filminden [dany glover] gibi büyük bir usta film kadrosuna girmiş 4 puan zombilerin düğünü [çılgın dersane ][dabbe 2][kutsal damacana 2]ve daha nice sıradan bile denemeyecek kötülükte türk filmi varken New Yorkta Beş Minare filmine 3 puan 4 puan gerçekten yazık film hakkındaki yorumum ise.............10 üzerinden net 7Kimi filmler ya da yönetmenler hakkında eleştiri yazmak, bile bile ateş hattına girmek demektir. Film hakkında yaptığınız yorumlar, daha en başında filmi aşar; tartışma taraf tutmaktan hor görüye uzanan bir skalada savrulur durur. Bu mayınlı bölge, son birkaç yıldır iki kişinin yaptığı filmler için söz konusu: Cem Yılmaz ve Mahsun Kırmızıgül. Başka alanlardan sinemaya geçiş yapmış olan bu iki popüler şahsiyetin işlerini küçümsemek her nedense adetten gelmekte, beğenmeme konusunda bir ön kabul mevcut. Hele mevzu bahis ?türkücü? kimliğinin gölgesinden kurtulamayan Mahsun Kırmızıgül olunca işler daha bir zor.Bu polemik sonuçta sinema yazarlarını da karşı karşıya getirmiş durumda. Kırmızıgül'ün yaptığı filmler bayağı bir demogoji ve buram buram popülizm koktuğu gerekçesiyle alaşağı edilirken, diğer yönden ?şimdiye kadar neredeydi? tarzı bir dışlamanın damgasını yemekte, yiyor ve yiyecek. Basına gönül koyan Kırmızıgül'ün son anda filmin gösterimini iptal etmesinin, en iyisinden bir görmezden gelme ile sonuçlanacağını tahmin etmek ise hiç de zor değil.Oysa tüm bu eleştirilerde gözden kaçırılan nokta Kırmızıgül'ün filmlerinin taşıdığı nitelikten çok, kıyaslamanın diğer ucundaki örnekler olmakta. İlk film senaryosuna Kemalettin Tuğcu edebiyatı yaptığı gerekçesi ile çarpı konulan Kırmızıgül'ün, ikinci teşebbüsü Güneşi Gördüm ile birden Yılmaz Güney ile kıyaslanmaya başlanması gerçekten de tuhaf değil mi? Bu ülke topraklarında politik sinema denilince akla ilk gelecek ismin ardından Mahsun Kırmızıgül'ün adını zikretmek, en az onun filmlerindeki zafiyetler kadar eleştiri adına bir gedik açmıyor mu? Şayet bunu yapacaksak, Jean-Luc Godard ile Ridley Scott'ı, Costa Gavras ile Rolan Emmerich'i de karşı karşıya getirmek için bir bahanemiz olur. Ancak biliriz ki, bu tarz bir yaklaşım bel altından vurmaktır. Saydığımız tüm isimler ideolojik filmler yapar, ama içlerinden yalnızca ikisi politik sinema denilen estetiğin babalarından sayılır. Kırmızıgül'ü Yılmaz Güney ile çarpıştırmak ise mağdur olacağı en başından belli olan tarafı harcamak, daha da ötesi, kıyas götürmeyecek iki farklı üslubu eşitleme gafletine düşmektir. Elmayla armutu aynı sepete koymak, eleştirel bir miyopluğa düşürecektir bizi...Bu açıklamayı yapmak elzem, öyle ki Kırmızıgül sinemasına dair yapılacak herhangi bir olumlu ya da olumsuz söz, her an sizi bir taraf olmaya itebilir. Oysa kelamımız sinema, bu nedenle de New York'ta Beş Minare'yi ?kebap kokulu bir arabeskçinin? (!) filmi gibi değil de, film yapmaya, dahası sinema sektörü adına girişimlerde bulunmaya çalışan bir heveskarın yeni denemesi olarak değerlendirmek, nahif, ancak eleştiri ahlakına daha uygun davranmak olacak. Işık etrafında dönen pervane misali, Türkiye gündemindeki en hassas meseleleri filmlerine taşıyan Kırmızıgül, bam teline dokunmayı da iyi bildiğinden kesinlikle popülist bir damara sahip. Ancak onun bu tavrı, güncel politikaya dair her daim yorum getirmiş ?hatta kimilerine göre Obama'yı bile seçtirtmiş- Hollywood'unkinden farklı değil. Sinema sektörü denilen olay, çoğunlukla bir para basma makinesi olarak hayal edilir, ancak bu sektör tam da bu tür hamleler ve manevralar sayesinde kurulur. Sevelim ya da sevmeyelim; Yeşilçam'la Hollywood'u ayıran budur: Bu ayrım, bir bakkal dükkanı ile profesyonel olarak örgütlenmiş bir holding arasındaki farkta kristalize olur.Bu anlamda Kırmızıgül'ün son filmi New York'ta Beş Minare, gerçek anlamda sektörel, sinema endüstrisinin bu ülkede gelişimi adına üslupsal bir girişim. Kırmızıgül gerçekten de Holllywod tadında ve aynı onun kabalığında bir filme imza atmayı başarmış gözükmekte. İki saat boyunca sıkılmadan izlenen, içinde güncel politikaya dair yorumlar-anıştırmalar bulunan, aksiyonla ve heyecanlı kurguyla süslenmiş bir seyirlik. Hollywood'un formüllerini iyi anlamış olan Kırmızıgül, aynı kodları kabaca ikame etmekten kaçınmamış: Aynı gizli milliyetçilik, aynı orta yolculuk, benzer bir hedef kitleyi mutlu etme derdi. Sürekli bir uzlaşı mesajı...New York'ta Beş Minare için ?Hollywood standartlarında ilk Türk filmi? deniliyorsa, inanın bu sürçü lisanın ötesinde, gerçek bir noktaya temas etmekte.Ancak bir filmin Hollywood standartlarında olması, onu iyi yapmaya yetmiyor. Mahsun Kırmızıgül bu sefer en derli toplu filmi ile izleyicisini selamlıyor, ama ne yazık ki senaryo konusundaki zafiyetlerini hala inatçı bir şekilde sürdürüyor. Bu kez filmin ritmi üzerinde daha iyi çalıştığı görülen Kırmızıgül, maalesef aynı başarıyı senaryoda gösteremiyor. Kırmızıgül şayet senaryo yazmakta ısrarlı ise, o zaman acilen ?işlevselleştirme? problemini çözmesi gerekiyor. Artık klişeleşmiş olan o ünlü deyişi (bir romanda silah varsa mutlaka patlamalı) hatırlamadığı belli oluyor. Tüm meselelere teker teker dokunma hastalığından bir türlü kurtulamayan Kırmızıgül, bu sefer icraatını islami terör örgütlerine taşıyor. Ancak en başta izlediğimiz ve gerçekten de etkileyici olduğunu kabul edeceğimiz sekanslarla, Amerika sekansları arasında herhangi bir geçişlilik ya da organik bir bağ söz konusu değil. Bu nedenle filmin içinde birbirini takip eden sahneler birbirine anlam aktarmıyor ya da bayrağı devretmiyor, tüm anlatı birbirine tutuşturulmuş çekimler bütünü olarak çıkıyor. Hele filmde yapılan ?sürpriz son? hareketi, bu eklektizmi daha da belirginleştiriyor. Kırmızıgül sinemayı bir anlam yaratma aracından çok, düşüncelerini paylaştığı bir kompozisyon gibi algılıyor.Sürpriz sondan laf açılmışken, film aslında en büyük twistini, ?cemaatle laikler? arasındaki çatışmayı görmek isteyenlere yapıyor. New York'ta Beş Minare, ne ?cemaati? deşifre etmeye yönelik bir girişim ne de herhangi bir kutupta yer almaya meyleden bir söyleme sahip. Fragmanda yer alan ?laiklik? vurgusunun filmde yer almaması, bir çok izleyiciyi şaşırtacak. Aslında Kırmızıgül boyunu aşacak büyük meselelere dokunmaktansa daha kişisel bir hikaye anlatmaya yöneliyor.ABD sekansının zayıf halka olduğu filmde, kimi yerlerin gülünç durduğunu da belirtmek gerek. FBI ajanlarına posta koyan, Türk polisinin gücünü göstererek ABD'yi fetheden bu sahnelerde Irak'ta ölen müslümanların onurlarını da kurtaran cabbar ajanlarımız Amerika'ya insanlık dersi veriliyor. Üstün körü çizilmiş FBI ajanlarının yanı sıra ?her siyah hiphop dinler? klişesini de yerine getiren film, her düştüğünde Mevlana'ya sığınıyor. Bununla birlikte en tökezleyen sahnelerde bile filmi oyuncuların kurtardığını söylemek gerek. Haluk Bilginer'in Hacı performansının yanı sıra onun sağ kolu rolündeki Danny Glover ve Hacı'nın eşini canlandıran Gina Gershon'un da nasıl iyi oyuncular olduklarını bir kez daha görüyoruz. Filmde Mustafa Sandal ve Mahsun Kırmızıgül dahil, hiçbir oyunculuk sırıtmıyor.New York'ta Beş Minare'ye politik bir söz ya da yaşadığımız keskin sürece dair akliyene yorumlar duymak için gidiyorsanız, hiç zahmet etmeyin deriz. Bunun için Takva'yı izleyin. Ama Türk üsulu bir Body of Lies görmek isterseniz, New York'ta Beş Minare'nin bunu yerine getirebilme şansı var
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler