Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları: en yeniler yorumlar
Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları
Ortalama puan
4,4
1349 Puanlama
50 Kullanıcı yorumları
5
14 Eleştiri
4
22 Eleştiri
3
9 Eleştiri
2
3 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Tolgakocak
Takipçi
239 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
5 Ocak 2025 tarihinde eklendi
gayet güzel yapımdı 1.filme göre daha çok aksiyon vardı ama ben en çok smaug ve bilbonun diyaloglarını seviyorum aşk üçgeni yapmaları cüce elf aşkı biraz saçma olsada bence tauriel karakteri eşsiz bence savaşı legolas gibi etkili sahneleri var bence 10/8 Kötülüğün doğası böyle işte: Dışarıda dünyanın cehâleti içinde beslenir ve yayılır. Karanlıkta bir gölge büyür. Gece kadar karanlık ve uykusuz bir musîbet baş gösterir. Bu hep böyle olmuştur ve hep böyle olacaktır. Zamanla tüm uğursuz şeyler açığa çıkar. Vaz geçmek, onursuzluk sayılmaz. Diyaloglar Legolas: Bunu neden yaptın? Özgür bırakacağına söz vermiştin. Thranduil: Dediğimi yaptım. O sefil kafasını rezil omuzlarından özgür bıraktım.
BEYAZPERDE SAÇMALAMIŞ 2.5 vermiş.Film ilk filmden daha güzeldi çünkü gelişmeler artt ve sonunda ise 3. filmine muhteşem geçiş bitişi yaptı.LOTR VS HOBBİT gibi saçmalamayın lotr daha iyi olabilir çünkü hobbit lotrdan önceki gelişmeleri anlatıyor hobbit te daha çok gelişme olsaydı zaten olaylar gelişemeden saçmalardı film kusursuz yani:)
Üzerinde durulması gereken en önemli nokta ise hiç şüphesiz filme ismini veren ejderha Smaug’un ta kendisi. İkinci Hobbit deneyimi sona erdiğinde seyircinin zihninde yer edinecek fikirler silsilesinin zirvesinde yer alacağına inandığım gibi Peter Jackson’ın bu Orta Dünya eseri, aslında bütün olarak Smaug’un filmi. Benedict Cumberbatch’in sesi ve mimikleriyle hayat bulan dev ejderha, yaklaşık üç saat süren filmin son 1/3’lük kısmına tek başına hükmediyor. Paha biçilmez mücevherlerin içinde yaşayan ve onlara karşı konulmaz bir tutkuyla adeta aşık olan Smaug’un filmin iskeletini oluşturmasının en büyük sebebi ise yazının başlarında belirttiğim gibi yönetmenin bu filmi tek başına bir hikaye olarak değerlendirmekten ziyade bir ara film kıvamında işlemiş olması. Tek başında ayakta duramayacak bir filmi Smaug gibi görkemli bir karakterin tekeline vermek ne kadar doğrudur bilinmez ama Jackson’ın karakterler konusunda yaptığı iyi bir şey varsa o da hikayede etkin tipleme sayısını arttırmasına rağmen her birini seyirciye yeterince kavratabilmek için gerekli malzemeyi olabilecek en anlaşılır yoldan veriyor oluşudur. Şahsen başta Tauriel olmak üzere Jackson’ın bu filmdeki oyuncu yönetimine karşı duyduğum endişeler boşa çıktı. İlk filmdeki noksanlıklardan dersini çıkaran yönetmen, bununla yetinmeyip olay ve zaman kurgusu konusunda da daha kendinden emin ve profesyonel tercihler yaptığını seyirciye hissettiriyor.
İlk filmde dile getirdiğimiz, senaryonun karakterizasyon ve karakterlerin istençlerine izleyiciyi ortak edememesiyle ilgili problemi, ikinci filmde çözümleneceği yerde daha da derinleşiyor. Karakterler daha belirgin hale geleceğine daha da silikleşip, daha yüzeyde seyrediyorlar, haliyle elimizde kocaman laflar eden, koca koca sahneleri bağıra çağıra anlatan bir filmden ve senaryo namına da hepi topu olay örgüsünden gayri bir ev kalmıyor.
Halbuki Peter Jackson çok uzağa değil, yine kendi mahsulü olan, muazzam bir ‘devam ettirme’ filmi olarak selamladığımız “İki Kule” ve yeniden dönüp baksa, yapması gerekenin, filmin hemen her seviyesinde bir adım daha ileri gitmek olduğunu göremez miydi? Thorin’in ve saz arkadaşı diğer cücelerin kitabın sağladığı enstrümanlarla derinleştirdiği için, olay örgüsü içinde bu karakterleri ilk filmden hatrımızda kaldıkları kadarıyla izliyoruz film boyunca. Bu halleriyle yaşadıkları gerilimler de, içine düştükleri zor durumlar da manasızlaşıyor. Olay örgüsü ne kadar giriftleşirse giriftleşsin (ki bu da olmuyor), karakterleri umursamadığımız takdirde başlarına gelecekleri de umursamayacağımız aşikarken , en az bir İstanbul-Ankara yolculuğu kadar uzun ‘hissedilen ve maddi’ süreye sahip bu filmin izleyici için tek çekici tarafı ismi mi? Peter Jackson, kitabı filmle çekmeye mecbur bir mecburiyet mi icra ediyor? Zaten daha önceden müşerref olduğumuz bilimum Orta Dünyalı sima ile, aynı üstün teknoloji ve aynı şartlar dahilinde karşılaşmamızın, altında vatan derin bir hikaye olmadığı müddetçe ne önemi var? neyse sonuç olarak iyi seyirler...
Usta yönetmen tam olarak kaldığımız yerden başlayıp ilk filmin dinamikleri üzerinden eseri anlatmaya devam etmiş, yine imkansız görünen yerlerden Bilbonun sayesinde kurtulmalar, Yüzüklerin efendisinden tanıdığımız bir Elf topluluğu, bari burda Legolasla Tauriel olayın içine iyice katılıp ufaktan bir fark yartıyorda seyir zevki biraz daha artı olarakta bilbonun yine teknolojik bir canlıyla kurduğu ilginç muhabbet, beklendiği gibi Ejdarhalı sahneler filmin en güzel yanları.Bu sefer çok uzun bir girişinde olmaması yada beklentilerin yüzüklerin efendisinden daha masalsı bir esere doğru kaymasıylada hiç sıkmadan sürükleyici bir şekilde ilk filmdede gözüme batan kansız çatışma sahneleri, abartılar ve tutarsızlar burdada dediğim gibi artık kıyas noktası efsane üçleme değil, önemli olan Orta dünyayı görebildiğimiz yaşayabildiğimiz yeni bir üçlemenin tadını çıkartabilmek, yoksa efsanenin hem sinema versiyonlarını hemde uzatılmış versiyonlarını defalarca defalarca seYredip ezberledik her de bir er yıl arayla çıksada Hobbitler bir üçlemeden çok, üç parçaya bölünmüş bir film gibi durmasıda esere en çok zarar veren nokta, öyle bir yerde bittiki film hayda kim beklicek o kadar zamana döndü birden, yani bir finalden(LOTR HER FİLMİNDE BELLİ BİR FİNAL VARDI) bir şeylerin kapanmasından bahsetmek mümkün değil. Seyretmeyenlere önerim son halkada gelsin öyle başlayın yoksa tatmin olamıyorsunuz bir filmin yarısında çıkmış gibi bir hissiyat kaplıyor bedeninizi. 10/8
Yüzüklerin Efendisi gibi bir üçleme yüzyılda bir çekilebileceğinden Hobbit'i bu seriyle karşılaştırmak doğru olmaz. Dahi yönetmen Peter Jackson'un bence yaptığı en büyük hata, Hobbit'i Yüzüklerin Efendisi'nden sonra çekmek oldu. Bu nedenle hem ilk hem de ikinci film Y. E.'nin gölgesinde kaldı. Her şeye rağmen Hobbit'in beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Ciddi boyutlarda bir emek söz konusu yine. Görsel şölen yönünden Peter Jackson zaten bir numara. Hikayenin akıcılığında sorun yok. Komedi unsurları biraz azaltılmış. 3D izlemek ise ayrı bir keyif doğrusu. Büyük final için sabırsızlanıyorum.
İlk filmde maceranın başıydı. Karakterleri yeniden tanıdık. Yüzüğün doğuşunu izledik. İkinci film ise macerayı bir adım öteye taşıdı. Aksiyonun bol olduğu film izledik. 2. film Hobbit serisinin en hareketli filmi diyebilirim. Ejderha ile geçen sahnelerde gerçek anlamda gerildiğimi söylemeliyim.
Bilinenin aksine J R R Tolkein, bu kitapları yazarken yetişkinlere değil çocukların hayal dünyasına hitap etmiştir. Kitaplarını okuduğunuz zaman bunu daha net anlayabiliyoruz. Gelin görün ki film kitaptan bağımsız çocuklardan farklı bir eksende ilerliyor. Normalde iyiler çok iyi kötülerin ise sonradan iyi oldukları bir senaryo izlemeliyken kötünün çok kötü olduğu bir film izliyoruz.
Her ne kadar için bir geçiş filmi olsada harika bir filmdi..Smaug'u harika yapmışlar,ilk filmde Richard Armitage'i Thorin rolü için yetersiz bulmuştum bunun nedeni ise kitapta bahsedilen Thorinin daha çok cücelere benzediği ve daha sert ve cesur oluşan alıştııca Tauriel karakteri gereksiz olmuş ve ilk filmin aksine Gandalfa fazla sahne verilmemiş.Filmin beğendiğim yönleri ise nehir ve orman nehir üstündeki savaş çok sıradışı olmuş.Beorn ve Smaug filme görsel açıdan çok şey kattılar.
hobbit 1 e göre bayağı yol katedmiş mükemmel bir macera filmi efektleriyle izleyiciyi etkiliyebiliyor yalnız yüzüklerin efendisi filminde oynaya legolas rolündeki orlando bloom bu filmde bu kadar basit bir rol almamalıydı bence
hobbit üçlemesinin ikinci filmi olduğu için sadece bu bölümü değerlendirmek çok da doğru olmaz ama bir geçiş filmi için ne kadar başarılıydı dersek yüzüklerin efendisinin kurgusu kadar gerçekçi ve bir o kadar görsel boyutu ve film efektleri muhteşem. Fakat yüzüklerin efendisini güzel kılan bence savaş bölümleriydi hobbite böyle bir şey yok, masal tarzında ilerliyor. Film senaryosundan değil tamamen yönetmeninden kazanıyor diyebilirim
Hobbit filmi bence biraz yüzüklerin efendisi beklentisi içerisinde izlendiği için biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Ama tabiki mükemmel oyuncular gelişmiş teknolojiyle bu filmde de harikalar yaratmış. İlk filmden daha güzel bir film olmuş. Bu tarz filmler beğenmeli filmlerdir fantastik seviyorsanız eğer bu film zirvelerde yer alan bir yapıt. Tavsiye ederim.
Tolkien evreninin beyazperde macerası, üzerine çok fazla konuşulabilecek bir konu. Hele bir de önceden edebiyattaki Orta Dünya'nın takipçisiyseniz, ver elini karşılaştırmalar, ver elini uzun sohbetler. Hobbit'in de kaderi, Yüzüklerin Efendisi'nden pek de farklı olmadı doğal olarak. Halihazırda yaklaşık 13 yıla yayılmış bu uzun maceradan bahsedecek halimiz yok tabii ki, sene 2014 olmuş. Son kısma gelelim en iyisi. Önce del Toro anonsuyla heyecanlanan, daha sonra Peter Jackson'ın (efsanenin) geri dönüşüyle daha da heyecanlanan Orta Dünya hayranlarıydık biz. Hobbit'in üçleme olarak çekilecek olmasının gerekliliği sorgulandı önceleri. Daha sonra klasik olarak kitaba ne kadar bağlı kalınacağı vs. Ortak görüş ise Jackson'ın böyle bir film söz konusu olduğunda olaya en hakim yönetmen olduğuydu. İlk iki filmi izledikten sonra bunu kabul etmemek elde değil, evet. Ancak bu uyarlamalar 2000lerin başındaki o şaheserlere ne kadar yaklaşabilmiş bu her zaman tartışılacak. Bu ikinci filmde ilkine nazaran daha fazla hareket, daha fazla aksiyon var. Zaten benim ilk bakışta fark ettiğim Yüzüklerin Efendisi ile Hobbit serilerini birbirinden ayıran temel farklardan biri, bu hareket-aksiyon oranları. Şöyle ki, Yüzüklerin Efendisi'nin üç filminde de (aralarda ufak tefek hareketler olmasına rağmen) film her zaman final sahnesinde kopardı. Örneği Miğfer Dibi savunması, veya tabii ki Pelennor Çayırları Savaşı...Ancak bu ikinci filme baktığımızda filmin başında, ortasında, sonunda uzun süren aksiyon sahneleri mevcut. Bu durumun en büyük dezavantajı ortaya "ağır" bir film çıkmasını önlemesi. Sürekli bir "Steven Spielberg" veya bir "Indiana Jones" hareketliliği var. Tek bir kitabın bu şekilde yayılarak üçlemeye döndürülmesine getirilen temel eleştirilerden biri de bu zaten. Eklenen karakterler, şaşırtıcı ve Orta Dünya'da pek alışık olmadığımız ilişkiler, kalabalık ancak fazla derinleştirilememiş bir kadro. Konusuyla, çekimiyle o Lord of the Rings oturaklılığını yakalayamıyor benim gözümde Hobbit. Ancak sonuna kadar izlenesi, sonuna kadar sürükleyici tabii ki. Çok yüksek beklentiler ve içgüdüsel olarak hissettiğiniz o Lord of the Rings karşılaştırmasını bir kenara bırakırsanız, göz açıp kapayana dek biter ikinci halka. "Fıçı" sahnesi ise uzun süre unutulmayacak cinsten.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.