Ortalama puan
3,7
274 Puanlama
5
4 Eleştiri
4
19 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
8 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Senaryosunu da kaleme alan Derviş Zaim'in yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Cenneti Beklerken"; tarihi gerçeklerle hiçbir alakası bulunmayan, kurgusal nitelikteki...
Romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Adeta, 1970'li yıllardaki Yeşilçam "avantür" filmlerini anımsatırcasına...
Pek çok açıdan, ziyadesiyle amatörce bulduğumuz...
Türk-Macar ortak yapımı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
- 17. Yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu, Başkent İstanbul -
Dört Yeniçeri, bir mızrağın ucuna geçirdikleri...
Bedeninden, kesilerek ayrılmış bir insanın başını...
"İsyancının akıbeti, ibret ola!"
Şeklinde, bağıra bağıra kentin sokaklarında dolaştırırlarken...
***
Çırağı Gazal'ın da (Bülent İnal) manevi desteğiyle, minyatür ustası nakkaş Eflatun (Serhat Tutumluer)...
Dinen sakıncalı olmasına rağmen...
Aynen kafir Frenk ressamlar gibi...
Ustalarının kendisine öğrettiklerine karşı gelerek karısının ve oğlunun ölümü sonrasında...
Onların, Batılı tarzdaki portrelerini çizerken...
***
Her ikisi birden...
Kapılarına dikilen Osman (Mesut Akusta) tarafından...
Apar topar bir biçimde...
Osmanlı vezirinin (Ahmet Mümtaz Taylan) konağına götürülürler...
***
Zira...
Yasaklanmış olmasına rağmen, Eflatun'un çizdiği o portrelerin ele geçirilmesinin yanı sıra...
Yine bizzat kendisinden, Doğu vilayetlerinde imparatorluğa karşı ayaklanan Danyal (Nihat İleri) adlı sözde bir şehzadenin, idamından önce Batılı tarzda bir portresinin yapılması istenilecek...
***
Böylelikle de...
Gazal İstanbul'da...
Rehin olarak elde tutulurken...
Vezirin, tam donanımlı adamlarıyla beraber Eflatun'da yollara dökülecek...
***
Ve...
Peri Bacaları civarında...
Beklenilmedik bir saldırıya uğradıklarında da...
Bir punduna getiren Eflatun...
Eline geçirdiği bir bıçakla, kendi kendini sakatlayacak...
***
Ama yine de...
Vezirin komutanlarından Osman, kendisini azat edip İstanbul'a geri göndermeyecek...
Üstelik bir de kafileye...
Efendisi, silahlı eşkıyalarca öldürülen, sertifikalı köle Leyla'da (Melisa Sözen) katılırken...
***
Portresi çizilecek...
Şehzade Danyal'ın hapsedildiği kaleye vardıklarında da...
Kendilerini bambaşka bir sürpriz bekliyor olacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 40...
***
Hikayenin birden...
Çok farklı bir yöne evrileceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ne yazık ki...
Eğer işinin ehli profesyonel bir ekip tarafından çekilmiş olsaydı, tadından yenmeyeceğini bile düşündüğümüz...
67 dakikalık, kara yazgılı bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Adeta, 1970'li yıllardaki Yeşilçam "avantür" filmlerini anımsatırcasına...
Pek çok açıdan, ziyadesiyle amatörce bulduğumuz...
Türk-Macar ortak yapımı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
- 17. Yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu, Başkent İstanbul -
Dört Yeniçeri, bir mızrağın ucuna geçirdikleri...
Bedeninden, kesilerek ayrılmış bir insanın başını...
"İsyancının akıbeti, ibret ola!"
Şeklinde, bağıra bağıra kentin sokaklarında dolaştırırlarken...
***
Çırağı Gazal'ın da (Bülent İnal) manevi desteğiyle, minyatür ustası nakkaş Eflatun (Serhat Tutumluer)...
Dinen sakıncalı olmasına rağmen...
Aynen kafir Frenk ressamlar gibi...
Ustalarının kendisine öğrettiklerine karşı gelerek karısının ve oğlunun ölümü sonrasında...
Onların, Batılı tarzdaki portrelerini çizerken...
***
Her ikisi birden...
Kapılarına dikilen Osman (Mesut Akusta) tarafından...
Apar topar bir biçimde...
Osmanlı vezirinin (Ahmet Mümtaz Taylan) konağına götürülürler...
***
Zira...
Yasaklanmış olmasına rağmen, Eflatun'un çizdiği o portrelerin ele geçirilmesinin yanı sıra...
Yine bizzat kendisinden, Doğu vilayetlerinde imparatorluğa karşı ayaklanan Danyal (Nihat İleri) adlı sözde bir şehzadenin, idamından önce Batılı tarzda bir portresinin yapılması istenilecek...
***
Böylelikle de...
Gazal İstanbul'da...
Rehin olarak elde tutulurken...
Vezirin, tam donanımlı adamlarıyla beraber Eflatun'da yollara dökülecek...
***
Ve...
Peri Bacaları civarında...
Beklenilmedik bir saldırıya uğradıklarında da...
Bir punduna getiren Eflatun...
Eline geçirdiği bir bıçakla, kendi kendini sakatlayacak...
***
Ama yine de...
Vezirin komutanlarından Osman, kendisini azat edip İstanbul'a geri göndermeyecek...
Üstelik bir de kafileye...
Efendisi, silahlı eşkıyalarca öldürülen, sertifikalı köle Leyla'da (Melisa Sözen) katılırken...
***
Portresi çizilecek...
Şehzade Danyal'ın hapsedildiği kaleye vardıklarında da...
Kendilerini bambaşka bir sürpriz bekliyor olacak...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalayacağız...
Dakika 40...
***
Hikayenin birden...
Çok farklı bir yöne evrileceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ne yazık ki...
Eğer işinin ehli profesyonel bir ekip tarafından çekilmiş olsaydı, tadından yenmeyeceğini bile düşündüğümüz...
67 dakikalık, kara yazgılı bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
Görsel olarak doyurucu,hikaye güzel; yer yer ağır gitse de tabi,oyunculuklar iyi,ben izlerken zevk aldım derviş zaim i kutluyorum güzel bir dönem filmi yapmış,nicelerine...
" Cenneti Beklerken " muhteşem ötesi bir yapım kanımca. Konunun işlenişi gerçekten çok başarılı diyebilirim. İçerikle uslubün bu denli birbirini tamamlar hale gelmesi şaşırtıcı olmakla birlikte bir o kadar da sevindirici aslında. İzlenilmesi şiddetle tavsiye olunur ki zamanınızın boşa geçmesi yönünde endişeler bir kenara dursun hayatınıza anlam katabilecek bir kaliteli çalışma ürünüdür kendileri en kısa ifadeyle.
Filmin müzikleri güzeldi, beğendim. Yorumcuların belirttiği gibi filmde görsellik ön planda ve değişik teknikler kullanılmış ve hoş da olmuş.
Minyatürlerin resmedilmesi, hareketlenmesi ve filme geçişler çok güzeldi.
Filmde aynanın metafor olarak kullanımı etkileyiciydi. İyi düşünülmüş, zenginleştirmiş anlatımı.
Zaman zaman dingin giden bir seyir izliyor film.
Hızlı holywood filmlerine alışkın olanlar için yavaş gelebilir.
Değişik bir tarz denenmiş ve ben başarılı buldum filmi.
Farklı bir hikaye, değişik bir tad bırakıyor insanda. 10/8,5
Minyatürlerin resmedilmesi, hareketlenmesi ve filme geçişler çok güzeldi.
Filmde aynanın metafor olarak kullanımı etkileyiciydi. İyi düşünülmüş, zenginleştirmiş anlatımı.
Zaman zaman dingin giden bir seyir izliyor film.
Hızlı holywood filmlerine alışkın olanlar için yavaş gelebilir.
Değişik bir tarz denenmiş ve ben başarılı buldum filmi.
Farklı bir hikaye, değişik bir tad bırakıyor insanda. 10/8,5
Görsellik şahane.. ama anlatım zaman zaman sıkıcı.. oyuncular çok başarılı özellikle melisa sözen ve serhat tutumluer.. film müzikleri hoş.. daha etkili bir final beklerdim ama genel olarak kaliteli bir film.. 7/10
'İyi film' tabirinin hakkını fazlasıyla veriyor. Görsellik açısından ise Türkiye de bir film de ilk defa izlediğim teknikler kullanılmış. O nedenle ayrıca bir artı puan vermek gerekir.
Tarihsel bir hikayenin sanatsal bir yorumu... Farklı tarzıyla çok başarılı olacağına inandığım bir yönetmen... Özellikle tarihsel konuları işelme konusunda çok sıkıntılı olan simemamızda bu türde verilmiş ender eserlerden biri diye düşünüyorum. Umarım yönetmen bu sade ve duru tarzını korur.
9/10 Görsel bir şölen.
Nakkaş Eflatunun, Anadolunun tarihi ve kültürel yapısı ile harmanlandığı hayatından kesitler sunan, izlemeye değer güzel bir Türk filmi ...
gerçekten filmi çok başarılı buldum böyle güzel görüntü geçişleri başka hiç bir filmde yoktur. Özellikle Serhat Tutumluerin su gibi duru bir oyunculuğu vardı bazı filmler abartı oyunculuklar gerektirmez sade ve yalın oynamak gerekir Serhat Tutumluerde bunun üstesinden en iyi şekilde gelmiş. Derviş Zaimin o güzel filmlerine biri daha eklenmiş.İyi seyirler..
masal tadında bir film. gerçekten göz kamaştırıcı bir görsel şölen. başroller etkiliyor. 7/10
Ben de filmden büyük bir keyif aldım. Senaryo oldukça sürükleyiciydi. Kaliteli türk filmi izlemek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim... 10/8
Uzun zamandır bu kadar keyif aldığım bir türk filmi olmamıştı. Genellikle aynı konunun etrafında risk almadan dolaşan yönetmenler yüzünden Türk filmlerinden soğumuştum. Mistik ve efsunlu bir güzelliği vardı. Bu arada nakkaş Eflatun'un hayatı size enteresan gelmiyorsa lütfen filmini almayın sonra konuya ve sanatcılarına haksızlık olur :)
Filmi 2.Köyceğiz Ulusal Sinema festivalinde filmin oyuncularıyla birlikte izleme fırsatı buldum.Derviş Zaim bu tarz görsel sinema açısından en beğendiğim yönetmenlerden biridir.Fakat film de kalite ve kusurlar konusunda sürekli git-gel ler yaşanmış.
Nakkaş sanatının Eflatun karakterini canlandıran S.Tutumluer tarafından harika şekilde tanıtılması filmin anadolu toprakları üzerindeki kültürel ve sanatsal ögeleriyle harika birleşimi çok etkileciydi.
Fakat kusurlar gözle görülemeyecek gibi değildi.Yolculuk esnasında aynı kervansarayın;karakterlerin sanki başka kervansaraya gelmişler gibi bariz sanat yönetmenliği hatalarını görmezden gelmek bana biz sinemaseverler adına fazla torpil olur gibi geliyor....
Nakkaş sanatının Eflatun karakterini canlandıran S.Tutumluer tarafından harika şekilde tanıtılması filmin anadolu toprakları üzerindeki kültürel ve sanatsal ögeleriyle harika birleşimi çok etkileciydi.
Fakat kusurlar gözle görülemeyecek gibi değildi.Yolculuk esnasında aynı kervansarayın;karakterlerin sanki başka kervansaraya gelmişler gibi bariz sanat yönetmenliği hatalarını görmezden gelmek bana biz sinemaseverler adına fazla torpil olur gibi geliyor....
ben hayatımda bi filmden bu kadar keyf aldıgımı hatırlamıyorum.gladyatörden sonra en cok sozunu ettigim film bu film.yonetmene ve oyunculara cok tesekkur ederim.gercekten izleyene buyuk keyf veriyo.türk sinemasının sınırları bu filmde fazlasıyla zorlanmıs.ayrıca serhat tutumluerden usta bir oyunculuk.minyatürlerden gerçege yapılan geçişler de çok etkileyiciydi.efektler mekanlar ve oyunculuklar mukemmeldi..emegi gecen herkesin eline sağlık..
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler