Ünlü ve bol ödüllü yönetmen Demirkubuz'un beklenen filmi Kiskanmak vizyona girdi. Yönetmenin dogal oyunculuktan yana oldugunu bilenler belki de filmden çok Berrak Tüzünataç'in performansini merak ediyordu. Filmle ilgili yorumdan önce yine de bir girizgâh eklemeden edemedim.
Girizgâh:
Demirkubuz'u bilen bilir. Suç ve Ceza'daki anti-kahraman Raskolnikov'dan çok etkilenir mesela. Bir de Albert Camus'nun yabancisindan. Anlayacaginiz toplumdisi karakterlere mesleksel anlamda bir zaafi vardir.
Ilk filmi C Blok'da (1994) göge uzanan beton bloklar arasinda hapsolmus, kaybolmus kapici ve zengin evhanimi, Masumiyet'te (1997) yalnizca asik oldugu adama adanmis bir yasam süren hayat kadini ve pesindeki iflah olmaz asiklar, Üçüncü Sayfa'daki (1999) çalmakla suçlandigi elli dolar için intihara yeltenen figüran Isa, 'Karanlik Üzerine Öyküler' adini verdigi üçlemesinde Yazgi'daki (2001) hislerini yitirmis yabanci, Itiraf'da (2001) aldatan kadin ve arkadasini aldatan kocasi, Bekleme Odasi'nda (2003) insanlarin hayatindan geçip gitmesini bekleyen yönetmen, Masumiyet'ten öncesini gösteren Kader'deki (2006) Ugur, Bekir ve Zagor... Tümü de bir sekilde ya da bir dönemeçte toplum disinda kalmis insanlardir.
Özellikle Bekleme Odasi'nda yönetmen, Raskolnikov'u canlandiracak tipi arar. Yazgi Yabanci romanindan uyarlamadir. Demirkubuz bazi oyunculara da takiktir. Örnegin sirasiyla Basak Köklükaya, Ufuk Bayraktar ve Serdar Orçin olmadan yapamaz. Bunlar basrolü oynamadiklari zaman bile filmin bir yerlerinden görünürler. Bence bu oyunculara tutkusu onlarin rol yapmadaki dogalliklarindandir. Burada bir çeliski var gibi görünse de Demirkubuz'un su sözlerle de belirttigi gibi o rollerin içindeki gerçekligi arar:
"Toplumsal düzen içerisindeki 'rollerine' bakarak bir insani nereye kadar anlayabiliriz? Sosyolojik analizler, imajlar, sifatlar, sinifsal kategoriler, medya ve hayat uzmanlari araciligiyla kavranmaya çalisilan gerçeklik nereye kadar geçerlidir? Peki yazgimiz, olaylarin kendine özgü gidisi, yasadigimiz bunca seyin ruhumuzdaki karsiliklari, iyi, kötü, güçlü, zayif diyerek anlamaya çalistigimiz karakterlerimizin bu gerçeklikteki rolü?"
Benim her filmini içer gibi, yutar da sindiremez gibi izledigim en sevgili yönetmenlerimden olan Demirkubuz için söylenebilecek diger bir özellik ise, filmlerinde konu olarak olgulari islemesidir, her insanin hayatinda var olan ama üzerinde pek düsünmedigi... Bu, filmlerinin isimlerinden bile anlasilabilir: masumiyet, yazgi, bekleyis, kader, son olarak da kiskanmak.
Kiskanmak:
Tartismasiz yine karakteristik bir Demirkubuz filmi. Bu kez de Nahit Sirri Örik'in ayni adli romanindan uyarlanan filmde kiskanmak olgusu iki sevgili, kari-koca, abi-kardes ve görümce-gelin arasinda olmak üzere dört haliyle de ama siradan olmadan incelenir. Aslinda ilk anda iki sevgili ya da kari-koca arasindaki bu yipratici duygunun agirlikla islenecegi düsünülebilir; ama ilginç olan diger ikisinin yaninda bunlarin bir sos olmaktan öteye geçmemesidir.
Yil 1930'lar, yer Zonguldak. Uzam olarak yine hep los, karanlik mekanlar seçilmis, filmdeki olaylar dramatiklestikçe bu karanlik seviyesi de artar.
Güzellik yönünden pek sansli olmayan ana karakter Seniha (Nergis Öztürk) kendisi saran kiskançlik duygusuyla hiç gülmeyen, ezilen daha dogrusu kendini ezdiren bir yasam sürmüstür. Film kadinin Cumhuriyet Balosu'nda güzelligiyle dikkatleri hep üzerine çekmis biri olan yengesi Mükerrem (Berrak Tüzünataç) ile simarik zengin çocugu Nüshet arasindaki ateslenmeyle baslar.
Filmin basinda Basak Köklükaya, ortalarinda Serdar Orçin bir görünür, bir yok olur. Yine bir Demirkubuz klasigi olarak Suç ve Ceza Seniha'nin basucu kitabi olarak dikkatleri çeker. Yönetmenin de kendi sözleriyle ifade ettigi gibi bu filmde de anahtar sözcük yazgidir: Aslinda "Yazgisi, tanri vergisi çirkinligi tarafindan belirlenmis Seniha'nin, bu yazgiya boyun egen olmaktan çikip nefret ettigi güzelligin kaderini yazan olmaya gidisinin öyküsü"dür Kiskanmak.
Hatirla Sevgili'nin Ayla'si Nergis Öztürk'ün ustaca performansi filmin lokomotiflerinden biri oluyor. Canlandirdigi karakter Mükerrem ve Nüshet’in yaninda ay gibi parliyor. Her zaman oyuncu seçimine titizlikle yaklasan Demirkubuz'un özellikle neden Tüzünataç'i seçtigini merak ediyorum aslinda.