En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
beck31
Takipçi
1.383 değerlendirmeler
Takip Et!
2,0
17 Şubat 2009 tarihinde eklendi
Üzgünüm, müzikleri haricinde sanıyorum yanlış bir zamanda izlediğim için hiç tat alamadığım bir film oldu.Çok ağır ve birkaç güzel replik ve araya serpiştirilmiş huzurlu sahnelerle toparlanmaya çalışılmış.Kısacası sevmedim.4/10
'beni düşlediğini düşlemeye cesaret edemiyorum'aklımda kalan bu ve buna benzer bir kaç replik sadeceben mi çok beklentiye girdim yoksa yorum yazan arkadaşlar mı çok abartmış tam anlayamadım ama beğenen izleyici sayısı çok olduğundan sorun ben de galiba.!?beklediğim tamamen dramatik bir filmdi,duygusallığı uç noktalarda yaşarım sanıyordum ama kenarından bile geçemedim filmde. sadece ana karakterin hayali olarak çıktığı geçmişinin yolculuğunda sevdiği kadının gözüktüğü sahneleri beğendim. kadın şiir gibi konuşuyordu adeta ve insanı durup düşündürüyordu. tam adamın duygusal hüznüne kendimi ortak etmeye çalışıyordum ki sokak çocuğunu hikayesi giriyordu arayabilmiyorum...umduğumu bulamadığımı üzülerek söylemeliyim:(
Theo Angelopoulos’dan hayata,sevgiye,iç hesaplaşmalara,özleme dair kalburüstü bir film.Müthiş karakter çalışmalarının yanısıra kameranın alabildiğine yavaş hareket etmesi sebebiyle karakterleri daha iyi anlıyoruz.Şahane müziklerle beraber adeta görsel bir şölene dönüşmüş.her zaman geriye sadece hatıralar kalır...ve bir replik: -Yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum Anna ,hatırladın mı?-Sonsuzluk ve bir gün kadar.-Duyamadım?-Sonsuzluk ve bir gün kadar..
sürekli gittiğim mekandaki bir tablo bana daima bu enfes filmi hatırlatıyor..neden acaba?..hı!film!..sonsuzluk ve bir gün.adı yetiyor zaten..izlerken kendimi o kadar kaptırmışım ki bittiğinde güzel bir rüyadan uyanır gibi oldum.tadının,damakta kaldığı filmlerden.
Dünyada çekilmiş her döneme göre inanılmaz filmler vardır.Bu film klasik film izleyicisine hitap etmemektedir.Bu filmde kavga ,dövüş aksıyon yoktur.Bu filmde His vardır,düşünce vardır.Bu film çekildiği döneme göre ve bana göre dünyanın en iyi filmlerindendir.
hastalanmış eski 1 şair . gecikmiş pişmanlıkların sancısından mı hastalandı yoksa eski eşinin hasretinden mi bilinmez . peki geçmişteki hata ve yarım kalmışlıkları onarım telaşeşi de hem de 30 yıl önceki 1 mektupla . küçük 1 çocuğun kimsesizliğini giderme uğraşı yoksa birnevi kendi yalnızlığını unutma arayışı mıydı . peki hergün aynı şarkıyı açaraçmaz karşı balkondan ona eşlik eden şarkı da neyin nesi . 1 şair neden kelime satın alır annesinin sesini işitemiyorsa eğer 1 sürgün yerinde .
"gözlerim kapalı bakıyorum... kulaklarım mühürlü seni dinliyorum... ağzım yok ama sana yalvarıyorum..." mükemmel film.. sakin ve ayık kafayla mümkünse sabaha karşı izlenmelidir.. mümkünse arkasından omuza bir palto atılıp gün doğarken en yakın sahile gidilmelidir.. bir sigara yakılmalı ve hayat üzerinde düşünülmelidir.. hatta yeni sevgililer mümkünse bu filmle denenmelidir:)) (sountrack'inin fiyatı asla sorulmamalıdır.. filmin cd'siyle idare edilmelidir:)) saygılarımla:P
aptal hollywood filmlerinden sıkılabilenlerin duraklarından biri... oldukça yavaş ama aynı ölçüde sarsıcı bir angelopoulos güzellemesi... şiddetle tavsiye edilir...
Öncelikle film uzun sekansta ve sahneler genelde yavaş akıyor. Aslında bir filmden çok şiir dinletisi gibi denilebilir. Hayata, hayata dair yanılgımıza karşı düşündürücü ve üzücü bir film Angelopoulos'un en başarılı işlerinden. Çok güzel replikleri yönetim beraber göndermeler de hiç az değil. Kesinlikle izlemeye değer. spoiler: Filmde hasta yazar sonsuz gibi yaşadığı hayatında neleri eksik yaptığını hastaneye yatmadan önce anlar, ve bu sonsuzluğun ardından bir günü doyasıya yaşamaya çalışır. En son 'Argadini, Korfoula köy" Alexandre'nin yaşamda nasıl geç kaldığının bir yansımasıdır. Ve hastaneye yatmaktan vazgeçer ve kalan birkaç gününü yaşamaya karar verir
sinemada felsefik anlatımın unutulmayacak filmlerden biri sonsuzluk ve bir gün....filmde dikkatimi en çok çeken az ama çok yoğun diyaloglardı..filmi izledim ve bitti olmuyor..saatlerce film üzerine yorum yapabiliyosunuz.angelopolous'un anlatımı gerçekten çok özgün,yaratıcı,sakin ama çarpıcı...eleni bi müzik şöleni sunuyor adeta...ama filmden asla koparmıyor sizi...yönetmenin diğer filmlerini bütün çabalarıma rağmen bulamıyorum.bilen gören varsa ve bana bildirirse çok sevinirm.
Film baştan sona köklü bir Helenistik milliyetçilik üzerine kurulu... Düğün sahnesi, Pontus ve Rembetikonun düğünü; Enosisin imgelenmesi bir başka deyişle... Otobüs sahnesindeki "Diriliş Meydanı" ve "Akademi" isimleri ile o duraklarda inenler ve binenlerin bağıntısı yine çok güçlü bir Yunan tarihi özeti olarak imgelenmiş. Devrimcinin uyuması ise bence şuna denk olsa gerek : Yunan İsyanından sonra önce İngiliz, sonra ABD hegemonyası altında ezilen "Yunan isyankârlığı" uykuda... Zirâ devrimci, "Diriliş Meydanı"nda otobüse biniyor. 17 Kasım örgütü ve Yunan ulusalcılığı bağlamında düşünmek lâzım diye düşünüyorum.
Müzik ise gerekli gereksiz çok sık kullanılarak dejenere edilmiş; başkaca ezgiye yer verilmemiş olması ise filmi son derece yoksul kılmış.
Kısacası, film sıkıcı ama yine de izleyin. İzleyin ve "bunu da görmedim" demeyin.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.