En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
serhat aslan
12 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
2 Aralık 2022 tarihinde eklendi
Film içeri iyi olabilir ama 2 buçuk saat yapmayın be abicim ya zamanında vakit dolsun diye uzun tutulmuş herhalde sahneler birileri filmi boş sahnelerinden arındırsa sıkılan seyirciyi de çekebilir. Adamın morgtan dışarıya çıkışını saniye saniye vermiş diyalog vs de yok. Filmin konusu iyiydi belki anlayamadım bu sahneleri izlemekten
bu kadar basit bir konuyu seyircilerin dikkatini sürekli kılarak tutan bir film kötü olamaz.İyi oyunculukları da asla gözardı etmemek gerek. İzlediği filmin muhakkak bir mesaj vermesi kaygısını taşıyan,izlediği filmden muhakkak belirli bir sonuç bekleyen seyirci profilinin uzak durması gerekiyor 7/10
İlk defa uzak filmiyle tanıştığım nuri bilgenin filmlerine egemen olan değişik üslubu hoşuma gitmişti bunu da o beklentiyle izledim uzun süresine ve dolgun bir senaryo olmamasına rağmen sizi sıkmıyor.Oyunculuklar,karakterler çok doğal, taşra yaşamını olabilecek en gerçekçi dille aktarıyor bize nuri ceylan. Özellikle ilk yarısını beğendim 2.yarıda da finalinde biraz hayal kırıklığına uğradım farklı olabilirdi diye düşünüyorum ama nuri bilge ceylan bu sonuçta klasik tarzdaki filmlerin zıt adamı ;onun tarzını sevenler izlesinler sevmiyorsanız uzak durun
Nuri Bilge Ceylan filmlerini çok beğenirim. Tarzı, üslubu çok etkileyici. Bu filmdede karakteristik tarzını ortaya koymuş. Bir başyapıt değilsede özellikle Nuri Bilge Ceylan severler için güzel bir film.
Ben filmde oyunculuk olarak en çok Yilmaz Erdogan'in oyunculugunu begendim bence filmin ilk yarisini zaten o almis götürmüs,filmin ikinci yarisinda Muhammet Uzuner baya ön planda onun da oyunculugu gayet iyi,Taner Birsel ve Firat Tanis'ta filmde oyunculuklariyla ön plana çikan isimlerdi.
Filme gelirsek bastan sona izledigim ilk Nuri Bilge Ceylan filmi.Filmi izlemeden önce filmin çok hareketli olmayacagini ve agir bir tempoda geçicegini tahmin ediyordum ki zaten tahmin ettigim gibi film bastan sona yavas bir tempoda geçiyor ama film yavas bir tempoda geçmesine ragmen ben filmi izlerken pek sikilmadim özellikle filmin ilk yarisi hem isleyis hem diyaloglar hem de görselllik bakimindan oldukça basarili ama filmin ikinci yarisi filmin ilk yarisindaki saglam görsellik yaninda biraz fos kalmis.Filmin ilk yarisinda bazi sahneler öyle güzel çekilmis ki sanki o sahneler evinize ya da odaniza asacaginiz resimlerden çikmis gibi göze gerçekten hos gelen sahnelerdi.Filmin ikinci yarisi açik söylemek gerekirse biraz sikiciydi evet filmin ilk yarisi da ikinci yarisi da yavas bir tempoda geçiyor ama en azindan ilk yarida karakterlerin yolculugunu izliyoruz ve filmin ilk yarisinda görsellikte filmden tatmin olmamizi sagliyor ama iste ikinci yari da pek bir sey olmadigi için insan ister istemez filmin ikinci yarisini izlerken sikiliyor.Film her ne kadar agir islesede oyuncularin üst düzey performanslari filme odaklanmanizi ve filmi izlerken pek sikilmamanizi engelliyor.Film her ne kadar ciddi bir havada geçsede zaman zaman filmde bazi sahnelerde tebessüm ediyorsunuz.
Filmin yönetmenligine deginmek gerekirse açikçasi ben Nuri Bilge Ceylan'nin bu filmde yönetmenligini pek basarili bulmadim evet ilk yarida bazi sahnelerde gayet güzel açilar yakalamis ama bence filmin genelinde çokta basarili bir yönetmenlik yapamamis.Son olarak ben filmi begendim,eger farkli bir film izlemek istiyorsaniz Bir Zamanlar Anadolu'da filmini tavsiye ederim.
Beni kendine bu kadar bağlayabileceğini hiç tahmin etmemiştim ne yalan söyleyeyim . Son 30 dakikasında sıkılsam da film bittiğinde sanki içinize işlemiş gibi bir durum oluşuyor ... Oyuncuların aşmış performansı ve Nuri Bilge'nin güçlü yönetimiyle de Türk sineması adına önemli bir iş çıkmış ortaya . Sinemada görülmeli . 5/3 ...
Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan) (2011)
Maktül Yasar’in (Erol Eraslan) Karisinin (Nihan Okutucu) Kenan’i (Firat Tanis) azmettirmis olma ihtimali vardi. Doktor Cemal (Muhammet Uzuner); Katil’den olma, gayrimesru çocugun annesiz hayata tutunamayacagini düsündügü için bilim adamindan beklenmeyecek bir duygusallikla otopsiyi olmasi gerektigi gibi degil kurmaca ve olayin üstünü kapatacak sekilde yapti (bu yargimdan yine de emin degilim). Çünkü otopside görüldü ki Maktül’ün soluk borusuna ve cigerine toprak kaçmisti. Allah bilir maktül diri diri topraga gömülmüstü. Doktor otopsiyi usulüne uygun yapmis olsaydi sorusturma derinlesecek ve muhtemelen bir parmak izine vesaireye bagli olarak Gülnaz da hapse girecekti. Köylü kizi Cemilenin (Cansu Demirci) gaz lambasi esligindeki çay servisi filmin en göze çarpan planiydi. Kahvalti sekansi ve Muhtar’in (Ercan Kesal) Devlet ricalini agirlama ritüeli, bu esnada yaptigi muhtarvari konusmalar, köyün ödenek beklentilerinden yola çikarak lafi kendi ogullarinin (bizzat kendisinin) basarilarina getirmesi göz aliciydi. Filmin bana göre ana damari ise Ambulanssiz gelinen olay yerinde Yasar’in domuz baginin çözülmesinden sonra cesedin binek aracina sigmayisi ve resmi görevli devlet erkaninin domuz bagini tekrar baglamayi akillarindan geçirmis olmalariydi!. Kirikkale, oransal olarak suç ve suçlu anlatimi için iyi bir seçim gibi duruyordu. Bir de Anadolu’nun orta yeri olmasi ayri bir semboldü. Filmin ana fikri ise; Savci Nusret Bey’in (Taner Birsel), egitiminin ve makaminin arkasina sünemis bir suçlu olmasiydi. Dolayli da olsa Karisinin ölümüne sebebiyet vermis bir suçluydu Savci. Cüheladan Kenan’in kadin meselesi için bir adami öldürmüs olmasi kinaniyodu Anadoluda. Ancak ahali, Bu cinayetten öte mertebe ve söhret sahibi Savci’nin daha acinasi, ve her türlü kinamayi hakeden bir insan oldugundan habersizdi. Yüksek perdeler arkasinda daha lüks ve daha cilali suçlar isleniyor, hatalar yapiliyordu. Tüm bu ahval, olaylarin objektif yansimasi olarak ekrana tasinan Doktor Cemal ‘in gözünden izleyiciye sunuluyordu. Nuri Bilge Ceylan’in isik, rüzgar ve simsek takintisi film boyunca yine bizlerleydi. Film karesi olarak benim en begendigim ise; metaforik olarak, mola verilecek köyün girisindeki arka çaprazdan çekilmis araç farlarinin git gide kayboldugu ve yerini zifiri karanliga biraktigi karelerdi. Buradaki metafor, sözüm ona köylü cehaletinin karanliga karsilik gelmesi olabilir. Tüm bu anlattiklarimi bir kenara birakip yine de olmamis diyesim geliyor. Hadi olmamis demesem, daha iyi olmaliydi diyesim geliyor. Simgesel ögeler güçlü bir hikayenin içerisinde de anlatilirdi. Anlatim teknigi konusundaki naçizane elestirim de söyle olabilir; Doktor, gömülmüs maktülü arama serüveninden döndügü vakit, odasinda eski fotograflara bakip içerliyor. O yorucu çalismadan dönüldügünde alelacel eski fotograflara bakilmaz. Eski fotografin izleyiciye sunacagi; “bir Anadolu kasabanin boguntusunda sikisip kalmis, eskiden mutlu doktor” drami çekmecede anahtar aranirken yanda göze çarpacak bir eski fotografla verilebilirdi. Bana göre böylesi bir anlatim daha güçlüdür.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.