Bir Zamanlar Anadolu'da
Ortalama puan
4,1
367 Puanlama

58 Kullanıcı yorumları

5
13 Eleştiri
4
24 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
7 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
5 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
nusegriy
nusegriy

25 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
28 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Mükemmel bir film olmuş... Yanlarında katille, ceseti arayan görevlilerin cesedi görev icabı aradıklarının, aslında cesedi umursamadıklarının içten ve sarsıcı bir anlatısı olmuş film. Otopsi esnasında sağlık teknisyeninin suratına kan sıçrayan doktora söylediği şu replik ise tam yerine oturmuş: 'Fazla yaklaşma sana da bulaşır...'
emrecogulu
emrecogulu

Takipçi 6 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
26 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Bir kere en bastan sunu söylemeli: Nuri Bilge Ceylan'in 2,5 saatlik filminde bosa harcanmis bir saniye dahi yok ve ben bir an bile gözümü perdeden ayiramadim, bir dakika bile sikilmadim. Bu filmin her ani, her sahnesi genel akisa ve konuya katkida bulunuyor çünkü... Elbette Bir Zamanlar Anadoluda'ya (ve tüm Nuri Bilge Ceylan filmlerine) farkli bir akil yapisi ile gitmek gerekiyor. Her dakika bir olayin oldugu, konusmasiz geçen sürelerin 30 saniyeyi asmadigi "fast-food" Hollywood kurgusuna aliskin beyinler muhtemelen sikilacak ve bu filmi "2,5 saatlik estetik bir sikinti" diye yaftalayacaklardir. Bu yaziyi asla entellektüel bir edayla, "siz anlamamissiniz ama ben anladim" havasinda yazmiyorum. Hizli ve Öfkeli'yi ve hatta -belli özellikleri ile- Transformers'i bile begenmis bir sinema izleyicisiyim ben. Ama onlarin yeri ayri, bu basyapitin yeri ayri... Bir Zamanlar'in konusunu bir cümle ile özetlemek mümkün: Bir cinayet sorgusu sonrasinda bir savci, bir doktor ve bir polis komiserinin basini çektigi bir grup insanin ceseti aramakla geçirdikleri bir gecenin öyküsü... Ama asil önemli olan -her iyi sinema örneginde oldugu gibi- konunun kendisinden ziyade, öykünün nasil anlatildigi. Yolculuk boyunca kenara köseye birakilmis detaylar gerek söz konusu cinayetin neden islendigine dair, gerekse savci, doktor ve polisin kendi geçmislerine ait küçük ipuçlari veriyor. Nuri Bilge Ceylan tüm bu alt metinleri mükemmel oyunculuklar ve nefes kesen bir görsellikle sunuyor izleyicisine. Süphesiz ki, Nuri Bilge Ceylan seyircisinin filmleriyle bir iliski kurmasini, o filmlerle konusmasini bekliyor. O iliskiyi kuramayanlar "ne bu ya böyle, adam iki saat ufka bakiyor" deyip kaçacaklar. Bu filmle konusabilenleri ise mükemmel bir sinema lezzeti bekliyor. Bir Zamanlar Anadolu'da, çok katmanli, birden fazla görülmeyi hak eden, insanda isi gücü birakip yönetmenlik egitimi alma istegi uyandiran filmlerden. Nuri Bilge Ceylan'dan "yalniz ve güzel ülkesine" unutulmaz bir bakis.
İlter Tek
İlter Tek

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Bu film ile NBC kendine geldi diyebilirim, şöyle ki; 3 Maymun ile kendinden beklenilen durum hikayesini değil biraz daha işin içine hareket katarak hafiften tarz değişikliğine giden yönetmen bu filmi ile kendi tarzını zirveye tırmandırdı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz o ayrı mesele ama sonuç olarak NBC fotoğrafik filmleri ile piyasaya çıktı ve doğal olarak onun filmleri alışagelmişin dışında uzun ve derin anların dışavurumudur. İzlenemizi tavsiye ederim,ama öncelikle eski filmlerini izlemediyseniz ilk önce bir izleyin sonrasında sıkıntı yaşamayın :)
MojoRising
MojoRising

Takipçi 380 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
5 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Not: Eleştiri film ile ilgili bilgiler içermektedir. İzlemeyen arkadaşların dikkatine - Alt metin hazineleriyle dolu harika bir ''sanat sineması''.
Hikaye, cinayet mahalini arayan birkaç görevlinin hikayesi yüzeyde. Ama alttaki hikayeler ile bu üst hikaye arasında kurulan bağ muhteşem. Nuri Bilge, doktor, polis ve savcının bu yolculuk boyunca kendi hayatlarındaki cinayet mahaline dönmelerini sağlıyor kırsalda geçen tek gecede. Savcı eski eşini aldattığı, doktor mesleğini ilişkisinin önüne koyduğu, eşinin gitmesine göz yumduğu, polis ise eviyle ve oğluyla ilgili sorunlardan kaçtığı için hepsinin istemeden de olsa kendi hayatlarında insanları gerçek ve gerçek olmayan anlamda ''öldürdüklerinin'' farkına varmalarını istiyor karakterlerinin ve tabii ki bizlerin Ceylan. Aslında cinayet için illaki silaha ihtiyaç yoktur, yeteri kadar umursamazlıkta bunun için yeter demeye getiriyor yönetmen. Karakterlerin geçirdikleri işte bu tek gece hayatlarının üzerlerine serilmiş o umursamazlık toprağının kazınarak alttaki ölü/ölülerin ortaya çıkmasına yeterli oluyor.
Filmin otopsi sahnesindeki ''kumu umursamama'' ise bu yüzleşme sonunda gerçeklerin farkına varılsa bile bununla baş etmenin zor olacağı için bu sorunlar yokmuş gibi yapıp, karakterlerin hayatlarına devam edeceğini, yalan ve görmezden gelmenin özelde bu karakterler, genelde ise insanoğluna ait bir ''hastalık'' olduğunu vurgulayarakta muhteşem bir finalle filmi noktalıyor.
Bütün bunların sonunda film (yine) popüler sinemaya düşkün, hıza, aksiyona alışkın sinema seyircisine değil, alt metin okumayı seven, sanat sinemasına düşkün sinema izleyicisine hitap ediyor. Hitap kitlesi için türün en iyilerinden. İyi seyirler.
etuk
etuk

Takipçi 12 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
1 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Öncelikle film müthiş...Bir sanat filmi hemde 2.30 saat olmasına rağmen hiç sıkmıyor..baymıyor..hiç sıkılmadan izledim..kesinlikle müthişti...
prustanca
prustanca

Takipçi 17 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Ekim 2011 tarihinde eklendi
Adi ile sergio leone'ye saygi durusunda bulunan filmin süresi de usta yönetmenin eserlerini hatirlatir nitelikte.Ancak bu kimseyi korkutmamalidir ki keza filmin ne zaman sonuna geldigini anlamadigim gibi bitmesini de istemedim demeliyim tüm samimiyetimle...
4 ay, 3 hafta, 2 gün de hayran kaldigim bir yemek sahnesi vardi. Ona benzer bir sahne ile açiliyor film; polislerin gayet günlük konusmalarini yaptigi arabada giderlerken zanli da aralarinda kelepçeli olarak oturuyor, sohbet olanca siradanliginda devam ederken nuri bilge ceylan in kamerasi zanlinin önce profiline ordan gözlerine odaklaniyor. Daha bastan yakaliyor resim tonundaki görsellikle yönetmen seyirciyi. Bunun gibi baya bi tablo sunuyor filmde yönetmen seyirciye, ancak üç maymundaki yagmur ve tren sesi efektlerinin yerini bu filmde rüzgar aliyor hemen her planda. Bazen yalnizca rüzgara odaklaniyor kamera bazen de sahnede bir tamamlayici unsur oluyor, karakterlere baska bir anlam yüklüyor hikayeye de-buna ne denir bilmem ama ben gotik bir hava sezdim kendimce-sanki ara ara derinlesiyor olagan replikler rüzgarin atmosferiyle, seyirci de oyuncular da film de söyle bi durup düsünüyor uzunca.
bir derdim var demiyor film, aslinda sonuç da vaad etmiyor nasi bitecek bakalim diye merak da olmuyor insanin gözlerinde. yalnizca bakiyor seyre daliyorsunuz usta yönetmenin bu kez senaryo üzerine iyice kafa yordugu filme.evet öyle ''nuri bilge ceylan in içinde en cok konusma geçen filmi''. bence bu film bir kabullenmeyi anlatiyor. Anadolu da bu isler böyle olur kimse de yadirgamaz. O yüzden bunca cinayet yeri aramasi sirasinda, savci bir sonraki gün gidecegi Ankara seyahatinin, komiser bir an önce ölünün gömüldügü yeri bulup kendi sorumlulugunu devretmenin, muhtar köye yaptirmak istedigi morg projesinin, adli morg teknisyeni kullandigi malzemelerin demode olusunun derdindedir.Bu arada doktor ufak bir dokunus yapmak geregi hisseder rutin sona ki bunu da kimse yadirgamaz sonuçta ortada kalan küçük bir çocuk vardir.
Bu filmi diger n.b.c filmlerinden ayiran en belirgin özellik ise, seyirci ile arasina mesafe koymamasidir yönetmenin. Son derece samimi, sicak bir ortam yakaliyor ercan kesal in basini çektigi senaryo metniyle.
Son söz: 2000 li yillarin basinda daha ilk filmlerini çekerken Cannes tarafindan kesfedilen ve sonraki isleriyle de hep ödülllerle dönen dünya çapindaki lars von trier, kim ki duk, gus van sant, roman polanski, pedro almadovar gibi gediklilerle birlikte anilan usta yönetmenimize umarim gereken degeri verir de salonlari doldururuz.
bob_earth90
bob_earth90

Takipçi 9 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Eylül 2011 tarihinde eklendi
Bir Zamanlar Anadolu'da, ne zamandır bekliyordum takip ediyordum ödül törenini bile izledim.. Fragmanlarını izlemekten ezberlemiştim artık bu nbc harikasını ama gün geldi çattı bugün koşa koşa gittim sinemaya ve sonunda bu harika filmle buluştum...Koca sinemada beş kişiydik ama bu benim için daha iyi oldu tabi çünkü kalabalık ortamları pek sevmem..Film başladı ve bitti, ben "eee bu kadarcık mı yani" diye içimden söylendim ama sonra saatime bir baktım ki ohoo zaman su gibi akıp gitmiş 3 saat anlamadan damağımda güzel bir tat ile ayrıldım sinemadan sonra nbc nin uzak filmi ile kıyasladım kafamda hangisi daha güzel dedim ama bu mücadeleden sonuç çıkartamadım kısacası bir nbc harikası daha bir şey daha var sinema anlayışımızın ne kadar acınası durumda olduğunu gördüm düşünün bi, türkiyede en çok izlenen film recep ivedik bu filmle kalkıp kıyaslarsam beni çarmığa gererler taşlarlar içi boş romantik filmlere, saçma sapan korku filmi görünümlü komedi filmlerine gitçeğinize bu filme gidin ve vicdanınızla hesaplaşın...
Kenan danac?
Kenan danac?

1 değerlendirme Takip Et!

4,5
23 Eylül 2011 tarihinde eklendi
Bugün AnkaMall da izledim..Hem çok basarili bir yönetmen hemde Keskinli oldugum yöreyi bildigim için merakla gittim...Film klasik N.B.C filmi gibi ama yinede diyaloglar fazlaca sayilir..Anadolunun göbegi iste bu kadar geri kalmis medeniyetten uzak yerler..Aslinda Keskin ilçesinin neden seçildigini tam bilemiyorum ama tercihini bura için kullananlar bilir..Ama anlatayim..Keskin özel bir ilçedir..Galiba ülkenin ilk agir ceza mahkemesinin kuruldugu, türkülerin elenerek söylendigi, insaninin saf ama mert oldugu, hatalari affetmedigi için özellikle cinayetlerin eskiden çok fazla islendigi, kadinin fazla ortalikta gözükmedigi, bozkirin tam ortasi, buna ragmen ünlü sanatçi, bilim adamlarinin,siyasetçilerin yetistigi, sehitler diyaridir Keskin'im..En azindan böyle bir ilçenin var oldugunu ögrendi herkes..Hem annemin köyü KAVURGALI isminin bile geçmesi benim için hos oldu...Muhtarin ev sahipligi yaptigi Ceceli Köyüde arkadasimin köyü..:)..Neyse birazda elestirim olacak..Öncelikle katil rolündeki genç (koyu bilal tiplemesi) Keskinliye hiç benzemiyor..Bunun yani sira öldürülen kisinin esinin topuklu ayakkabi giyerek bacak bacak üstüne atmasi ve bas örtüsünü modern bir sekilde baglamasi Keskin için pek olagan degildir..Aslinda yillardan beri Ankaradayim ama doktorun otopsi yaparken penceren bakip öldürülen sahsin esini ve çocugunu izledigi yer sanki Keskin Hastanesi degilde Hasandede Kasabasi gibime geldi..Asagilarda TÜPRAS görünür gibi oldu..Neyse bunlarda sadece orali olanlarin fark edebilecegi ayrintilar..Ama N.B.CEYLAN müthis bir yönetmen hümanist bir insan..Çok güven verici..Sanki kalbi yüzüne vurmus..Tesekkürler...
alew0811
alew0811

4 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Mayıs 2011 tarihinde eklendi
inş cannes film festivaline girer...
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler