En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Amir Han
Takipçi
452 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
27 Eylül 2014 tarihinde eklendi
NBC imzalı düşündürücü bir yapım. Yılmaz Erdoğan kafası karışık polis rolünde üstün rol yeteneği ile iyi oynadı. Muhammed Uzuner çok pasif bir rolde neden başrol onu filmin finalinde anlıyoruz. Fırat Tanış hemen hemen hiç konuşmadan bakışı ve duruşu ile filmin domino taşıydı. Cansu Demirci(Selena Selin) güzelliği ile filme renk kattı(kola isteyene; çay alırken kolayı uzatması filmin en ince espritüel durumuydu). NBC hem filmini yaptı hem ödülünü kaptı hemde Şahan Gökbakar ile yaşamış olduğu polemikte Recep İvedik karakterini filmde öldürdü(bkz. sarı,turuncu gömlek, kilosu ve sima itibarı ile). Bir taşla 3 Maymun. Pardon kuş:). Bürokrasinin Türkiye'de nasıl bir kördüğüm olduğuna yerinde eleştiriler getiren güzel bir yapım olmuş. Çok uzun olması ve ağır kurgusuna rağmen izlenilebilecek harika bir yapım. Kaçırmayın.
Bir kere en bastan sunu söylemeli: Nuri Bilge Ceylan'in 2,5 saatlik filminde bosa harcanmis bir saniye dahi yok ve ben bir an bile gözümü perdeden ayiramadim, bir dakika bile sikilmadim. Bu filmin her ani, her sahnesi genel akisa ve konuya katkida bulunuyor çünkü... Elbette Bir Zamanlar Anadoluda'ya (ve tüm Nuri Bilge Ceylan filmlerine) farkli bir akil yapisi ile gitmek gerekiyor. Her dakika bir olayin oldugu, konusmasiz geçen sürelerin 30 saniyeyi asmadigi "fast-food" Hollywood kurgusuna aliskin beyinler muhtemelen sikilacak ve bu filmi "2,5 saatlik estetik bir sikinti" diye yaftalayacaklardir. Bu yaziyi asla entellektüel bir edayla, "siz anlamamissiniz ama ben anladim" havasinda yazmiyorum. Hizli ve Öfkeli'yi ve hatta -belli özellikleri ile- Transformers'i bile begenmis bir sinema izleyicisiyim ben. Ama onlarin yeri ayri, bu basyapitin yeri ayri... Bir Zamanlar'in konusunu bir cümle ile özetlemek mümkün: Bir cinayet sorgusu sonrasinda bir savci, bir doktor ve bir polis komiserinin basini çektigi bir grup insanin ceseti aramakla geçirdikleri bir gecenin öyküsü... Ama asil önemli olan -her iyi sinema örneginde oldugu gibi- konunun kendisinden ziyade, öykünün nasil anlatildigi. Yolculuk boyunca kenara köseye birakilmis detaylar gerek söz konusu cinayetin neden islendigine dair, gerekse savci, doktor ve polisin kendi geçmislerine ait küçük ipuçlari veriyor. Nuri Bilge Ceylan tüm bu alt metinleri mükemmel oyunculuklar ve nefes kesen bir görsellikle sunuyor izleyicisine. Süphesiz ki, Nuri Bilge Ceylan seyircisinin filmleriyle bir iliski kurmasini, o filmlerle konusmasini bekliyor. O iliskiyi kuramayanlar "ne bu ya böyle, adam iki saat ufka bakiyor" deyip kaçacaklar. Bu filmle konusabilenleri ise mükemmel bir sinema lezzeti bekliyor. Bir Zamanlar Anadolu'da, çok katmanli, birden fazla görülmeyi hak eden, insanda isi gücü birakip yönetmenlik egitimi alma istegi uyandiran filmlerden. Nuri Bilge Ceylan'dan "yalniz ve güzel ülkesine" unutulmaz bir bakis.
Not: Eleştiri film ile ilgili bilgiler içermektedir. İzlemeyen arkadaşların dikkatine - Alt metin hazineleriyle dolu harika bir ''sanat sineması''. Hikaye, cinayet mahalini arayan birkaç görevlinin hikayesi yüzeyde. Ama alttaki hikayeler ile bu üst hikaye arasında kurulan bağ muhteşem. Nuri Bilge, doktor, polis ve savcının bu yolculuk boyunca kendi hayatlarındaki cinayet mahaline dönmelerini sağlıyor kırsalda geçen tek gecede. Savcı eski eşini aldattığı, doktor mesleğini ilişkisinin önüne koyduğu, eşinin gitmesine göz yumduğu, polis ise eviyle ve oğluyla ilgili sorunlardan kaçtığı için hepsinin istemeden de olsa kendi hayatlarında insanları gerçek ve gerçek olmayan anlamda ''öldürdüklerinin'' farkına varmalarını istiyor karakterlerinin ve tabii ki bizlerin Ceylan. Aslında cinayet için illaki silaha ihtiyaç yoktur, yeteri kadar umursamazlıkta bunun için yeter demeye getiriyor yönetmen. Karakterlerin geçirdikleri işte bu tek gece hayatlarının üzerlerine serilmiş o umursamazlık toprağının kazınarak alttaki ölü/ölülerin ortaya çıkmasına yeterli oluyor. Filmin otopsi sahnesindeki ''kumu umursamama'' ise bu yüzleşme sonunda gerçeklerin farkına varılsa bile bununla baş etmenin zor olacağı için bu sorunlar yokmuş gibi yapıp, karakterlerin hayatlarına devam edeceğini, yalan ve görmezden gelmenin özelde bu karakterler, genelde ise insanoğluna ait bir ''hastalık'' olduğunu vurgulayarakta muhteşem bir finalle filmi noktalıyor. Bütün bunların sonunda film (yine) popüler sinemaya düşkün, hıza, aksiyona alışkın sinema seyircisine değil, alt metin okumayı seven, sanat sinemasına düşkün sinema izleyicisine hitap ediyor. Hitap kitlesi için türün en iyilerinden. İyi seyirler.
Adi ile sergio leone'ye saygi durusunda bulunan filmin süresi de usta yönetmenin eserlerini hatirlatir nitelikte.Ancak bu kimseyi korkutmamalidir ki keza filmin ne zaman sonuna geldigini anlamadigim gibi bitmesini de istemedim demeliyim tüm samimiyetimle... 4 ay, 3 hafta, 2 gün de hayran kaldigim bir yemek sahnesi vardi. Ona benzer bir sahne ile açiliyor film; polislerin gayet günlük konusmalarini yaptigi arabada giderlerken zanli da aralarinda kelepçeli olarak oturuyor, sohbet olanca siradanliginda devam ederken nuri bilge ceylan in kamerasi zanlinin önce profiline ordan gözlerine odaklaniyor. Daha bastan yakaliyor resim tonundaki görsellikle yönetmen seyirciyi. Bunun gibi baya bi tablo sunuyor filmde yönetmen seyirciye, ancak üç maymundaki yagmur ve tren sesi efektlerinin yerini bu filmde rüzgar aliyor hemen her planda. Bazen yalnizca rüzgara odaklaniyor kamera bazen de sahnede bir tamamlayici unsur oluyor, karakterlere baska bir anlam yüklüyor hikayeye de-buna ne denir bilmem ama ben gotik bir hava sezdim kendimce-sanki ara ara derinlesiyor olagan replikler rüzgarin atmosferiyle, seyirci de oyuncular da film de söyle bi durup düsünüyor uzunca. bir derdim var demiyor film, aslinda sonuç da vaad etmiyor nasi bitecek bakalim diye merak da olmuyor insanin gözlerinde. yalnizca bakiyor seyre daliyorsunuz usta yönetmenin bu kez senaryo üzerine iyice kafa yordugu filme.evet öyle ''nuri bilge ceylan in içinde en cok konusma geçen filmi''. bence bu film bir kabullenmeyi anlatiyor. Anadolu da bu isler böyle olur kimse de yadirgamaz. O yüzden bunca cinayet yeri aramasi sirasinda, savci bir sonraki gün gidecegi Ankara seyahatinin, komiser bir an önce ölünün gömüldügü yeri bulup kendi sorumlulugunu devretmenin, muhtar köye yaptirmak istedigi morg projesinin, adli morg teknisyeni kullandigi malzemelerin demode olusunun derdindedir.Bu arada doktor ufak bir dokunus yapmak geregi hisseder rutin sona ki bunu da kimse yadirgamaz sonuçta ortada kalan küçük bir çocuk vardir. Bu filmi diger n.b.c filmlerinden ayiran en belirgin özellik ise, seyirci ile arasina mesafe koymamasidir yönetmenin. Son derece samimi, sicak bir ortam yakaliyor ercan kesal in basini çektigi senaryo metniyle. Son söz: 2000 li yillarin basinda daha ilk filmlerini çekerken Cannes tarafindan kesfedilen ve sonraki isleriyle de hep ödülllerle dönen dünya çapindaki lars von trier, kim ki duk, gus van sant, roman polanski, pedro almadovar gibi gediklilerle birlikte anilan usta yönetmenimize umarim gereken degeri verir de salonlari doldururuz.
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Kış Uykusu'ndan önce çektiği son film Bir Zamanlar Anadolu'da ydı. Bu film de Kış Uykusu gibi festivallerde Jüri Özel Ödülü gibi bir çok ödüller topladı ve festivallerden sonra da seyircisi ile buluştu. Şimdi benim bu film için beklentim vardı. Filmi izledikten sonra biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Fakat kötü bir film de değildi şahsen. Aslında filmin konusu basit yani; Birkaç polis, jandarma, bir doktor ve bir şüpheli gibi şahıslar bir cesedi bulup otopsi raporunu çıkarmaya çalışırlar. Basit hatta pek de ilgi çekmeyen bir konu değil mi? Fakat kadroda Yılmaz Erdoğan olunca ve Nuri Bilge Ceylan da bu filmi yönetince... İnsanın beklentileri oluyor elbette.
Şimdi filme gelirsek filmin süresi konusu biraz Bollywood filmlerini anımsattı bana. Süresi aşırı uzun ve konuyu da alıştıra alıştıra anlatmasına rağmen zaman çabuk geçiyor. Bu film de öyle. Fakat bu filmin süresi 150 dakika ve filmde sadece yarım gün anlatılıyor. Filmin mükemmel görünme gibi bir çabası yok. Aşırı doğal. Kameranın çekim açıları, oyunculuklar ve arka plan müziği yerine sadece doğayı kullanmak (yağmurun yağma sesi, gök gürültüsü, yaprakların hışırdaması, havanın esmesi gibi) bunlardan bazıları. Gerçi bunlar güzel de konu biraz ağır ilerlediği için izleyenlerin sıkılma ihtimali de olabilir (ben de sıkılmadım değil aslında) fakat yine de film sürükleyici bir şekilde ilerliyor.
Oyunculuklardan bahsedelim şimdi. Filmde en çok dikkat çeken oyuncular Doktor Cemal'i canlandıran Muhammet Uzuner, çok başarılı bir şekilde karşımıza çıkan Komiser Naci'yi canlandıran Yılmaz Erdoğan, samimi bir kişiliğe sahip Taksici Arap Ali'yi canlandıran Ahmet Mümtaz Taylan ve soğukkanlı, donuk karakteriyle Şüpheli Kenan'ı canlandıran Fırat Tanış bu oyuncu kadrosunda öne çıkan isimler.
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'dan da bahsetmemek olmaz şimdi. Nuri Bilge Ceylan, çok doğal ve sade çekim açıları ile filmi çekmiş. Başarılı olmuş ve filmi de sürükleyici yapmış. Ayrıca Nuri Bilge Ceylan'ın filmin senaryosuna da katkısı olmuş. Filmin bir kısmının başarısı oradan da geliyor denilebilir.
Nuri Bilge Ceylan takipçilerinin çoğu çoktan bu filmi izlemiştir bence fakat izlemeyenler için de şunu söyleyebilirim ki Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerine başlamak istiyorsanız, polisiye veya cinayet konulu filmleri ve bir hikayeyi en sade ve basit şekilde anlatılmış filmleri seviyorsanız bu film yerinde ve ideal bir seçim olur. 4/5
Bir Zamanlar Anadolu'da, ne zamandır bekliyordum takip ediyordum ödül törenini bile izledim.. Fragmanlarını izlemekten ezberlemiştim artık bu nbc harikasını ama gün geldi çattı bugün koşa koşa gittim sinemaya ve sonunda bu harika filmle buluştum...Koca sinemada beş kişiydik ama bu benim için daha iyi oldu tabi çünkü kalabalık ortamları pek sevmem..Film başladı ve bitti, ben "eee bu kadarcık mı yani" diye içimden söylendim ama sonra saatime bir baktım ki ohoo zaman su gibi akıp gitmiş 3 saat anlamadan damağımda güzel bir tat ile ayrıldım sinemadan sonra nbc nin uzak filmi ile kıyasladım kafamda hangisi daha güzel dedim ama bu mücadeleden sonuç çıkartamadım kısacası bir nbc harikası daha bir şey daha var sinema anlayışımızın ne kadar acınası durumda olduğunu gördüm düşünün bi, türkiyede en çok izlenen film recep ivedik bu filmle kalkıp kıyaslarsam beni çarmığa gererler taşlarlar içi boş romantik filmlere, saçma sapan korku filmi görünümlü komedi filmlerine gitçeğinize bu filme gidin ve vicdanınızla hesaplaşın...
Dogal oyunculuk performanslari saglam bir sinematografi ile beraber sanki seyirci degilde o ekiple birlikte bizlerde butun gece yolculuk etmisiZ hissi uyandiran cok basarili bir yerli yapim gercek bir yonetmenlik basarisi populer kulturun onumuze sundugu filmlerle cok icli disli olan sinefillere uygun olmadigi gercek ama gercek bir sinema severin her sahnenin icinde kendiside varmis Gibi hissedecegi ozel bir yapim
Çok kaliteli bir film. Senaryo, oyunculuklar, çekimler. Kullanılan renkler, yaşanan olaylar, sıradan bir Anadolu ilçesinin karakterleri. Nuri Bilge Ceylan kusursuz bir işe imza atmış bana kalırsa. O boğuculuk, o moral bozukluğu size de işliyor, hepsi ayrı bir dünyadan gelen, ayrı bir hayatı yaşayan karakterler. Ama hepsi de aynı ortamda, birlikte yaşıyorlar. Yaşamak zorundalar. Sinemamız açısından önemli bir başarı olarak görüyorum. Oyuncular harika. Daha iyileri olamazdı herhalde. Gerilim ve dram havasını bazen ayrı ayrı, bazen birlikte vermeyi başarıyor. Beğeneni, beğenmeyeni vardır. Ben ilk gruptayım. Ayrıca genel kanının aksine kendisini gayet rahat izleten, su gibi akıp giden bir Ceylan filmi. Aldığı ödülleri hak ediyor. Film ve karakterleri hakkında uzun uzun konuşulabilir, analiz yapılabilir.
Bir Zamanlar Anadolu'da dünya standartlarında, üst düzey bir film, fakat elbette bu ufak tefek eksiklerinin ve kusurlarının olmadığı anlamına gelmiyor. Amacın sinema yapmak olduğu, sanatın ön plana çıktığı bir film, fakat ne yazık ki filmin içeriği, hikayenin derinliği filmin sanatı kadar "devleşemiyor". Nuri Bilge Ceylan fotoğrafçılıktan sinemaya geçiş yapan yönetmenlerden biri olarak o daha çok görseller ile ilgileniyor, bu nedenledir ki senaryo iyi yazılmış bir senaryo ama sandıkları kadar derinleşemiyor. Filmin kanımca en büyük sorunu ikinci yarıda filmin giriş bölümünden sonra sanki birden sonuca atlaması, filmin atmosferine pekte uygun olmayan oldukça rahatsız edici, kanlı, hafif kasıntı ve gereğinden çok uzun bir final olduğunu düşündüğüm bir finalle filmi bir anda noktayalıp bitirmesi olmuş. Film yarım kalmış hissi veriyor böylelikle. Filmin uzun ilk yarısı mükemmeldi, film ikinci yarıya da mükemmel bir şekilde giriş yaptı (türkü), fakat sonra film beni hayalkırıklığına uğrattı. Bununla birlikte, diğer bazı Türk filmlerimizde de olan "konu yetersizliği" sorunu bu filmde de yer yer hissediliyor, ama bunun görselin ön plana çıktığı bir film olduğunu düşünürsek yadırganacak bir şey yok aslında. Bir Zamanlar Anadolu'da büyüleyici bir film, bir yüzde yüz sinema örneği, filmin meseleleri de yüzeysel değil, oyuncular da çok iyi iş çıkarmış, ama daha iyi olabilirdi.
Bu film ile NBC kendine geldi diyebilirim, şöyle ki; 3 Maymun ile kendinden beklenilen durum hikayesini değil biraz daha işin içine hareket katarak hafiften tarz değişikliğine giden yönetmen bu filmi ile kendi tarzını zirveye tırmandırdı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz o ayrı mesele ama sonuç olarak NBC fotoğrafik filmleri ile piyasaya çıktı ve doğal olarak onun filmleri alışagelmişin dışında uzun ve derin anların dışavurumudur. İzlenemizi tavsiye ederim,ama öncelikle eski filmlerini izlemediyseniz ilk önce bir izleyin sonrasında sıkıntı yaşamayın :)
Filimin özellikle doğa ve anadolu goruntuleri cok guzeldi. Evet gercekten herbir sahne fotograf karesi gibi. Ankasilan Nuri Bilge Ceylan bu sebeple 200 saatlik cekimler yapiyor. Bu sekilde bukadar iyi isigi yakalayabiliyor. Iyi bir fotografci olmasi filimlere boyle aksediyor demekki emegine saglik. Ama anlamadigim madem bukadar az replikle oyuncu oynaticak. Ne gerek varmis bukadar iyi oyunculari toplamaya.. hakkaten yazik olmus adamlara.
Bende eleştirilerden ve Üç Maymundan sonra keskin bir önyargıyla izledim ama beklentimin ötesinde bir filmle karşılaştım. Her zevke hitap edecek bir film değil ama, anlatmak istediğini de anlatan bir film. Nuri Bilge filmografisini bakıldığında bu filmde de kendi çizgisinden dışarı çıkmamış. Belkide eleştiriler en çok bu noktadan kaynaklanıyor. Tüm önyargılara rağmen sabredip izlenmesi gerek ve aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.