En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mehmetbilaldogan48
8 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
11 Ekim 2025 tarihinde eklendi
Filme dün gittim gerçekten harikaydı 15 yıllık aradan sonra böyle bir film yapmak gerçekten takdire şayan Jared Leto oyunculuk anlamında daha da üstüne koymuş. Filmi izlerken hiç sıkılmadım diyebilirim. Kesinlikle gitmelisiniz. IMAX de izlemenizi tavsiye ederim. Yaşadığım şehirde IMAX olsaydı kesinlikle IMAX de izlerdim
Steven Lisberger ve Bonnie MacBird'ün yarattıkları karakterler üzerinden...
David DiGilio ile beraber yazdıkları hikayeden uyarlayarak Jesse Wigutow'un kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Joachim Rønning'in oturmak da olduğu "Tron: Ares"; bilim-kurgu tarzdaki bir macera olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
180 milyon dolarlık bir bütçeyle Walt Disney Pictures ve Sean Bailey Productions tarafından kurgulanmasının yanı sıra...
Brüt 142 milyon dolarlık bir hasılat rakamıyla da...
Tam da hak ettiği bir biçimde gişeye çakılarak, sinema tarihine gömülmüş vaziyetteki...
Cebinde, sinema bileti ve patlamış mısır alabilecek miktar da parası bulunan, belirli bir "zeka/IQ" ve eğitim seviyesindeki seyirciye hitap etme gayreti içindeki bu üçüncü devam filmine biraz daha yakından bakalım...
***
Kevin Flynn'ın ortadan kaybolması...
Ve Sam Flynn'ın da, özel nedenlerle istifa etmesinin ardından...
Eve (Greta Lee) ve Tess Kim (Selene Yun), dev teknoloji şirketi ENCOM'un başına geçerlerken...
***
Yazılım devi Dillenger Systems'ta da, büyükbabasının mirasını...
Yeniden canlandırmayı vadeden Julian Dillenger (Evan Peters), CEO koltuğuna oturtulur...
***
Böylelikle de...
ENCOM ile Dillenger Systems arasındaki rekabet yeniden başlarken...
Yeşil perde ve görsel efektlerle süslenilmiş, böylesi bir gereksiz saçmalığa...
Karnımızın, ziyadesiyle tok olduğunu fark etmemiz sebebiyle...
Hem de henüz dakikalar 2'yi gösterirken...
İzlemeyi kesip, sırada olan bir sonraki filme geçtik...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş...
Ve üstelik de...
Tüm uyarılarımıza rağmen seyretmeye de devam edecek olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için...
Kendi anlatımımızı da...
Burada noktaladık...
***
Devamında ne olduğunu bilmediğimiz gibi merak da etmediğimiz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; fazlasıyla gereksiz bulduğumuzu yinelemek de ısrarcı olacağımız...
Ve en azından bizim açımızdan...
Zaman israfından öte, pek bir şey ifade etmediğini de belirteceğimiz...
117 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Film, Ares’i ne tamamen bir kötü ne de kolayca empati kurulacak bir kahraman olarak konumlandırıyor. Onu asıl ilginç kılan şey, insan dünyasına geçtiğinde ortaya çıkan güç dengesi problemi: Dijital dünyanın kurallarıyla şekillenmiş bir varlık, gerçek dünyanın kaotik ahlakıyla karşı karşıya kalıyor.
Yönetmen Joachim, Tron: Ares’te görsel mirasın farkında ama ona körü körüne bağlı değil. Neon çizgiler, geometrik mimari ve soğuk renk paleti hâlâ evrende mevcut; ancak bu kez estetik daha sert, daha endüstriyel ve daha “kirli”. Tron: Legacy’nin stilize zarafeti yerini, teknolojiyle kuşatılmış modern bir distopyaya bırakıyor. Film, dijital ile fiziksel dünyanın iç içe geçtiği sahnelerde özellikle güçlü; sınırların eridiği hissi yalnızca hikâyede değil, görüntü dilinde de hissediliyor.
Oyunculuk tarafında Jared Leto’nun performansı filmin bel kemiği. Leto, Ares’i abartılı bir karizma figürü olarak değil, kontrollü, soğuk ve zaman zaman rahatsız edici bir sakinlikle oynuyor. Bu performans, karakterin “insanlığa benzemeye çalışan ama asla tam olarak başaramayan” doğasını iyi yansıtıyor. Yardımcı karakterler hikâyeyi desteklese de film bilinçli olarak Ares’in etrafında dönüyor; bu da anlatıyı daha kişisel ama yer yer tek merkezli hâle getiriyor.
Senaryo açısından Tron: Ares, felsefi sorular sormaktan çekinmiyor: Yaratılan bir varlık ne zaman hak iddia edebilir? Kontrol, güvenlik adına nereye kadar meşrudur? İnsan ile yapay zekâ arasındaki sınır gerçekten ahlaki mi, yoksa sadece güçle mi belirlenir? Film bu sorulara net cevaplar vermiyor; bazı fikirleri yüzeyde bırakıyor. Aynı zamanda film temposu da sahneden sahneye epey farklılık gösteriyor. Bunlara rağmen izlenebilir, güzeldi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.