En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
ORHAN SANDIKCI
447 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
16 Mayıs 2026 tarihinde eklendi
Gerçeğe dayanan sarsıcı hikayesiyle öne çıkan yapım; beğenilmesi kolay ama duygusal olarak son derece yıpratıcı, güçlü bir tarihi dramadır. Film, kölelik döneminin acımasızlığını ve vahşetini çok etkili bir şekilde aktarırken, zulmün günlük hayatın içinde sıradanlaşmış olmasını da sarsıcı bir dille gözler önüne seriyor. Dönemin atmosferi; başarılı sahne tasarımları, tarlalar ve aslına uygun kıyafetler sayesinde çok güzel yansıtılıyor. Yapımın eleştiriye açık yönlerinin başında hikayenin çok yavaş ilerlemesi, dram dozunun yer yer boğması 12 yıllık bir sürenin geçtiği seyirciye yeterince hissettirilememiş ve karakterlerde fiziksel olarak neredeyse hiçbir değişimin olmaması bu zaman algısını zayıflatıyor. Final sahnesinin de beklenene kıyasla çok sönük ve heyecansız kalması, filmin zayıf kalan diğer bir yönü olarak dikkat çekiyor. Tarihi ve güçlü bir dram arıyorsanız, ağır ve sarsıcı bir hikayeye hazırsanız, sinematografisi, dönemi yansıtışı ve oyunculuk kalitesi için kesinlikle zaman ayırmaya değer.
Filmin konusu gerçekten çok özel ve değinilmesi gereken konulardan. Ama bunu filme çarpıcı ve bağlayıcı bir şekilde aktaramamışlar. Mesela daha iyi ve daha yerinde müzikler kullanılabilirdi. Bunun yüzünden film bazı yerlerde biraz sıkıcı olabiliyor. Ve ara ara heyecanlandıran sahneler koyulması gerekiyormuş gibi .
Hepimizin aşina olduğu Kunta Kinte yada Amstad filmlerinde de olduğu gibi bu tarz konulu filmler her zaman dikkat çekici olmuştur. Filmi izlerken bazı sahnelerin gereksiz olarak uzatıldığını görüyorsunuz. Roller gayet yerine oturmuş. Tarih içinde var olan köleliğin farklı versiyonları günümüzde de maalesef ki devam etmektedir. Hayatta her şeyinizi kaybedebilirsiniz ama özgürlüğünüz elinizden alınınca , yaşama ait değer yargılarınızda yok olamaya başlayacaktır.Filmin son sahnelerinde kurtarıcı kahraman olarak şaşırtıcı şekilde Brad Pitt karşınıza çıkıyor.Bence izlemeye değer bir film....
Çok popüler çok konuşulan filmleri hemen izleyemeyebiliyorum. Yayınlandıktan 2 yıl sonra izlediğim şu günlerdeki yorumum : Filmin afişindeki zenci ve filmin ismi daha hiç izlemeden bir fikir veriyor zaten. 12 yıl boyunca esaret altında kalmış zulm görmüş bir zenci.Filmi izlediğimde de bundan fazlasını vermedi, tahmin edildiği gibi ilerledi.
Film her ne kadar Oscar ödülünü alsa da ben bu filmin Oscar alabilecek bi film olduğunu düşünmüyorum bu filmin Oscar almasının tek nedeni filmin konusu ama filmde aşırı fazla üzücü sahne var ve bu insanı bir süreden sıkıyor yani film tamamiyle bir festival filmi.
12 Yıllık Esaret, fragmanını izlediğimde Kaptan Phillips ile beraber en çok ilgimi çeken iki Oscar adayı olan film olmuştu, sonra insanlardan aldığım beğeni duyumları ve bütün Dünya'da çok sayıda ödül alan bu filmi merakla izlemek izledim. Biraz geçe atsam da izledim. Öncelikle filmde Chiwetel Ejiofor muhteşem performansıyla izleyenleri etkilerken, aynı şekilde ilk filmiyle Oscar'a uzanan Lupita N'Yong o ,inanılmaz bir performans sergiledi ve açıkçası izlerken belli sahnelerde duygulandırmadı demezsek yalan olmaz kesinlikle, Steve McQueen'in üçüncü filminde de vazgeçemediği Michael Fassbender da tekrardan ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bize gösterdi. Gelelim filme, ilk bölümü gerçekten güzeldi, neler olacak diye merak ettirdi ve gerçekten ikinci bölüm için bizi meraklandırdı, ancak ikinci bölümü izleyince ilk bölüm kadar etkilemedi demezsem yalan olmaz, çok yavaştı ilk bölüme göre ve ilk bölümde hakkaten denildiği kadar varmış desem de sonradan o kadar da iyi değilmiş diye düşündüm. İkinci bölümdeki bir sahne ise yüreklerimizi acıttı desem yalan olmaz, duyguyu çok iyi vermiş Steve McQueen, müzikleri de bir o kadar iyi, açıkçası izlenmesi gereken bir film ama bazı filmleri de çok güzel eleştiriler aldıktan sonra yoğun beklentiyle izleyince belki de umduğunu bulamıyor insan. Ancak gene de duygunun çok yüklü olduğu ve sert bir film açıkçası ve izlenmeli yani izlemek isteyenler için tavsiyemdir 2013'ün güzel filmlerinden biridir. 3,5/5.
Amerikan tarihinin hiç silinmeyecek lekesi olan kölelik mevzunu arka planda işleyen yönetmen Steve McQueen, merkeze Solomon (Platt) karakteri üzerinden yaşama hakkı ve özgürlük kavramlarını yerleştiriyor.
Film iyi hoş olmuş da bence gereksiz uzatılmış, aynı konu daha kısa sürede aynı etkiyle verilebilirdi. İnsan haklarının ne derece yok sayılabildiği, Afroamerikanların yaşadıkları iyi anlatılmış ve işkence sahnelerinde aşırıya kaçılmamış. Üstelik konu çok müsait olmasına rağmen dramatize de edilmemiş bence. Bu alanlarda başarılı buldum.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Amerika'da hala sürmekte olan siyahi-beyaz ayrımına güzel bir yanıt olan, gerçek bir hikayeden esinlenmiş bir film olarak 12 Yıllık Esaret benim için çok önemli bir konuya değinmiş olmasına rağmen "fena değil"'i geçemedi. Altın Küre'de aldığı en iyi film ödülünü rakiplerine oranla bir çıt daha az hakkediyordu benim gözümde...
spoiler: Solomon'un iki kişi tarafından kandırılıp özgür bir adam olmasına rağmen köle olarak satılmasının anlatıldığı hikaye insanı derinden etkiliyor. bir müzisyen, sanatçı olan Solomon, çok mutlu bir insan. Çünkü yaşadığı faşist ülkede bir siyahi.
Film'in sonuna kadar Solomon'un sahiplerinden çektiği eziyet, Özgür bir adam Solomon olduğuna kimseyi inandıramamasını anlatıyor (Solomon, Platt adında bir köle olarak satılıyor). Kısa bir hikayeyi uzun bir süreye yaymasına rağmen film gayet akıcı ilerliyor. Beni etkileyen sahne şüphesiz ki sahibin Solomon'a en yakın arkadaşına işkence ettirmesi. Bir köle olan Platt filmin sonunda sahibinin kendisine verdiği iş sırasında tanıştığı Kanadalı bir adam -ki bu Brad Pitt oluyor- köleliğe karşı çıkan, eşitlikten yana özgürlükçü bir adam Solomon'a inandığı idealler uğruna yardım ediyor. Solomon, Platt olmadığını, Solomon adında özgür bir birey ve müzisyen olduğunu kanıtlayıp evine dönüyor.
Film akıcı olmasına akıcı ancak hikaye çıkmaza giriyor bir süre sonra. Brad Pitt'in karakteri olmasa ölene kadar köle kalacak Solomon, yani Platt. Kanadalı adamı karşısına çıkaran nedir? Kader? Çıkmaza giren senarist? Gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılmış romanın uyarlaması.
Eğer her ayrıntısı doğruysa Solomon arkadaş çok sanslıymış. Ancak bir film hikayesi olarak fena değil. Yine de bu film için genel kanım bir tik fark ile OLUMLU... Ancak Golden Grobe, Academy Awards alacak kadar değil.
son dönemde izlediğimizz filmlerde dikkatimi çeken yada bana öyle gelen bir şekilde bir ruhunda yada nasıl ifade ederseniz o kısmında bir noksanlık olduğu hissediliyor. sürükleyci olma konusunda yer yer zoluyor olsa da gerçek bir hikaye olması dikkatimizi cezbediyor. hani her ne kadar uzun olması biraz bunaltıcı olsa da ne Amistad'ın havasını ne de diğer yapımların tadını veremeyen kendince bir drama.
86. Akademi Ödülleri’nin en büyük favorisi olan 12 Years a Slave için Amerikanları memnun edecek ve onların başyapıt anlayışına fazlasıyla uygun bir eser demek uygun olur. Kendi geçmişleri üzerine yapılan dramatik yapımları yere göğe sığdıramayan ve bunu tüm dünyaya kabullendirebilmek için pek ala çaba gösteren bir sektörün McQueen’in ödül kaygısıyla çektiği her halinden belli olan son filmi için de bildiğimiz prosedürü uygulaması kimseyi şaşırtmayacaktır. Çarpıcı dramların samimiyeti göz önünde bulundurulduğunda dünya sinemasının ne durumda olduğunu bildiğimiz için, 12 Years a Slave’e senenin en iyi filmi demek en azından (sinema anlayışı açısından) Avrupalı yahut Asyalı diyebileceğimiz bizler için cesaretin alasını gerektiren bir adım olacaktır -en azından esareti, işkenceyi, ötekileştirmeyi anlatan yapımlar söz konusu olduğunda.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.