En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ugur Tazegül
Takipçi
672 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
13 Mart 2014 tarihinde eklendi
BEN HAYATTA KALMAK İSTEMİYORUM. BEN YAŞAMAK İSTİYORUM... "Hunger" ve "Shame" gibi çarpıcı filmlerin yönetmeni Steve McQueen'in üçüncü filmi olan "12 Years a Slave", Solomon Northup'ın kendi hayat hikayesini anlattığı kitabının sinemaya uyarlanmış halidir. 1800'lü yıllarda Amerika'nın siyahiler üzerinde kurmuş olduğu insanlıktan uzak politikasını bir birey üzerinden anlatırken tüm gerçekliği gözler önüne seren bir filme imza atmış Steve McQueen. Hatta kendisi de siyahi olan İngiliz yönetmen, bu etkileyici hayat hikayesini sinemaya taşıyarak siyahilerin maruz kaldığı zulmü bir kırbaç gibi BEYAZ yüzlere vurmuştur... Baş roldeki Chiwetel Ejiofor'un ve yardımcı oyuncu Michael Fassbender'in olağanüstü oyunculukları sayesinde köleliği konu alan birçok iyi filmin arasında bu film de yerini almayı başardı benim gözümde. Bu iki oyuncunun sergilemiş oldukları kusursuz performansların altını tekrar çizmek istiyorum. Resmen gözlerinden oyunculuk akmış. Ayrıca filmde çok az bir rolü olmasına rağmen Brad Pitt de filmin vermek istediği mesajı başarılı bir şekilde özetlemiştir. Şu ana kadar festivallerden onlarca ödül toplayan bu film, umarım hak ettiği değeri Oscar ödüllerinde de görür. (Oscarda görmezden gelinirse de şaşırmam) Hikaye, oyunculuklar, çekim teknikleri ve müzikleriyle unutulmayacak DEV bir film "12 Yıllık Esaret." KÖLELİĞİN NE ADALETİ VAR NE DE HAKLI BİR TARAFI... 9/10
Sıra 2014'ün Akademi Ödüllerindeki En iyi Film ve En iyi Uyarlama ödüllerinin sahibi 3 Oscarlı filme geldi. Özgür bir siyahi olarak doğan Solomon Northup'un kaçırılıp köle ticareti sonucu satılması sonucu geçirmiş olduğu 12 yıla ışık tutan, konusu itibariyle oldukça dramatik ve bir o kadarda özgün film. Yönetmen Steve McQueen'in Solomon Northup'un gözündeki mutsuzluğu, hayalindeki umutsuzluğu, yaşadığı küçük düşürülmeyi, yeniden istedi özgürlüğü, geçmekte olan ve asla geri dönmeyecek olan senelerin tablosunu mükemmel çiziyor. Açık söylemek gerekirse yönetmen izleyicilerin duygularıyla hiç oynamıyor. Duygu sömürüsü yapan tek bir sahne tek bir müzik dahi yok. Bunu Hans Zimmer'in diğer filmlerdeki ve bu filmdeki müziklerini karşılaştırırsak dahada iyi anlarız. Filmin bu kadar tutulmasındaki en büyük neden ise kuşkusuz konusu ve konusu itibariylede nadide bir eser. Filmdeki en büyük sürpriz ise Brad Pitt.
Çok vurucu,çok sarsıcı ve tüyleri diken diken eden bir şizme,insan ticaretine,eşitsizliğe,yıllardır siyah ırka yaplıan zulüm ve haksızlığa yönelik sıradışı bir açıkçası ''En İyi Film'' ve ''En İyi Uyarlama Senaryo'' olarak Oscar'da kazanmasını ıca Chiwetel Ejiofor, çok iyi performans göstermiş.McQueen'in de Oscar'da şansı yü arada bana kalırsa Lupita'nın Lawrence karşısında pek şansı yok.Şunu da eklemek Pitt'in yanında Fassbender ve Cumberbatch'de gayet iyi
Film gerçekten çok güzel mutlaka izlenmeli. Filmin gerçek hayattan yaşanmış bir olayı işlemesi ayrıca güzel ve hüzünlü. İzlediğiniz her an üzüleceğinizi umduğum güzel dram filmlerinden birisi. Mutlaka izlenmeli. Sıkılmadan izleyeceksiniz...
Amerikalıların kölelere yaptığı kötülükleri en iyi anlatan film. Bir adamın 12 yıllık köleliğini 2 saatte en iyi şekilde anlattılar. İzlemeniz gereken muazzam bir film. Puanım 9.5/10
4 gün önce izleme fırsatı buldum. Bir devletin içerisinde bulunduğu insanlara renk ayrımını zamanında nasıl yaptıklarını öve öve anlattıkları bir film. Film sıkıcı mı değil, tam tersi televizyonun içine girip o bütün burjuvayi kesimi paramparça etmek istiyorsunuz Brad Pitt'i kurtarıcı olarak göstermeniz iyi olmuş. O da diğerleri gibi olsaydı eminim prestijini yitirebilirdi. Filmden asla keyif almayı beklemeyin. İzlemek için doğru zamanı bulun...
kesinlikle herkesin izlemesi gereken muhteşem bir en adında da anlaşılacağı filmimn sonunu az çok herkes gibi tahmini kolay gibi görünse de insanı derin düşüncelere köleliğin ne kadar kötü boyuıtlarını ve umudun hiç bitmeyeceğini gösteren bu filmin Oscar alması hiç de şaşırtıcı değil:))
Tek kelimeyle başyapı yoğunluğu ve oyunculuklarla, Her filminin özgünlüğünü, Yer çekimi filminin görselliğini yerle bir 2013 yılının en iyi filmiydi ve Esaretin Bedeli tarzı bir tat bıraktı bende...
Gerçek bir yaşam öyküsünü konu edinen filmi izlemek benim için pek kolay olmadı. Birçok sahnesinde içim acıdı, yüreğim parçalandı ve gözlerimi kapatmak zorunda kaldım. Irkçılık ve kölelik kavramlarını tekrar tekrar "insanlık", özgürlük, eşitlik ve adalet kavramları ile sorgular halde buldum kendimi. Bir kez ve bir kez daha hiçbir ülkenin esiri ya da sömürgesi olmamış olmamıza, özgür ve asi bir Türk oluşuma binlerce kez şükrettim. Sömürge ya da koloni olma hali, algımızın tamamen dışında olduğundan, sanırım onları anlayabilmek için, siyahi bir arkadaşımın dediği gibi "siyah olmak lazım".
İlk olarak film konusunda şunu söylemem gerekiyor; işlenen ana konu "kölelik" gibi görünse de asıl tema bence "özgürlük"tür. Yani sadece köleliğin getirdiği ağır çalışma koşulları, kendine ait bir hayatın olmayışı ya da her türlü işkence ve şiddete maruz kalma durumunu ben "özgürlüğün kıymeti"ni anlatan unsurlar olarak kullanıldığını düşünüyorum. Açıkçası "Esaretin Bedeli" gibi bu filmde de özgürlüğü hak ettiği halde "esaret" yaşayan bir insan anlatılıyor. Zaten sırf "kölelik" üzerine kurulu bir film olsa köle bir ailede dünyaya gelen ve tamamen bu yaşamın içinde var olmuş birinin hayatı anlatılırdı. Şu konuya da değinmek istiyorum; kölelik bütün ulusların yaşadığı ve şekil değiştirmiş olsa da hala yaşanan bir gerçek olmaya devam ediyor. Sadece ABD üzerinden bu olgunun işlenmesi bu konun orada konuşulacak düzeye gelmiş olmasıdır. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film, tavsiye ederim..
Irkçılığın ve insafın sırf megalomanlaşmış teni yüzünden beyaz olarak adlandırılan hayvanlardan aşağı, ağaçlardan daha cansız, gerçek canî ve milyonlarca psikolojik hastalıkla cebelleşen Anglo-Amerikan güruh'un insanlığa sığmayan bu vahşeti bir sandığa sığdırıp 150 yıl boyunca gizlediği bir gerçektir bu film. Bu film Afrikada ilkel hayat formuyla yaşatılmak zorunda bırakılmış ve hala bu insan haklarının ezeli düşmanlarının kuklası tarafından yönetilenlerin yüzyıllarca yaşadığı aşağılanmanın intikamı almak için bir sebeptir. Öyle ki yaşadıklarının yanında bu filmin devede kulak kaldığı aşikarken bunu yaşatanları tırnaklarıyla parçalayıp sahip olduğu ruhun bile kaçmasına izin vermemeleri gerçek insan hakları bildirgesidir. Her bir saniyesi duygu ırmağının taşıp okyanusları ateşiyle kurutmasına yol açmakta olan bu filmin yalnızca belirli bir grup gerçek insan kitlesi tarafından izlenmesi gerekmektedir. Filimi zerre anlamayıp küçümseyenlerin hala bu zulmü ayakta alkışladığı ortadadır ki gökyüzündeki oksijenin bile fazla olduğu ve içimizde yaşayan gerçek Anglo-Amerikan Beyaz zihniyetindeki zalimler olduğu daima hatırlanmalıdır.
Umut Selman Tekin (d. 1995, Batman), e-ticaret ve dijital pazarlama alanında uzmanlaşmış bir girişimci, danışman ve içerik üreticisidir. Gelişen internet ekosistemine erkenden ilgi duyan Tekin, özellikle KOBİ’lerin ve girişimcilerin çevrimiçi satış faaliyetlerini güçlendirmek amacıyla çıktığı yolda kısa sürede sektörde tanınan isimlerden biri haline gelmiştir.
E-ticaret alanındaki uzmanlığını ve deneyimlerini paylaşmak üzere eticaretteyim.com adlı platformu kuran Umut Selman Tekin, bu site üzerinden işletmelerin çevrimiçi dünyaya adım atmalarını kolaylaştıracak kaynaklar, rehberler ve danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Hem yeni başlayanlara hem de tecrübeli girişimcilere yönelik kapsamlı içerikler üreterek dijital dönüşümün her aşamasında destek olmayı hedeflemektedir.
Umut Selman Tekin; sosyal medya, SEO, e-ticaret alt yapıları, kullanıcı deneyimi ve dijital pazarlama stratejileri konularında kapsamlı birikime sahiptir. İşletmelerin sadece çevrimiçi satışta başarılı olmalarını değil, aynı zamanda marka kimliği oluşturmalarını ve sürdürülebilir büyüme yakalamalarını da önemsemektedir. Bu doğrultuda, Pinterest, Facebook, YouTube, Instagram ve LinkedIn gibi sosyal platformlarda “Eticaretteyim” hesabı üzerinden hem eğitim hem de güncel sektör analizlerini paylaşmaktadır.
Kendisini “fikirden e-ticarete” uzanan yolculuğun her adımında kılavuz olarak tanımlayan Tekin, dijital dünyadaki yenilikleri yakından takip ederek iş ortaklarına ve danışanlarına güncel çözümler sunmaya devam etmektedir. Yapay zekâ destekli pazarlama araçları, veri analitiği ve kullanıcı odaklı tasarım gibi modern yöntemleri iş modellerine entegre ederek rekabet avantajı sağlayan uygulamalar geliştirmektedir.
Böylece Umut Selman Tekin, e-ticaret ekosisteminde hem yenilikçi fikirlerin hem de sağlam alt yapılı işletme modellerinin öncüsü olarak tanınmakta; Türkiye’deki ve uluslararası arenadaki girişimcilerin dijitalleşme süreçlerine uzmanlık desteği sunmaktadır.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.