En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
1 Ocak 2018 tarihinde eklendi
Konusu fena değil ve sıkmadan izletiyor aslında. Ancak çok hafif bir film olduğu da kesin. Farklı konusu bir süre sonra klişelerle dolmaya başlıyor tahmin edileceği üzere. Beklentileri yüksek tutmamak gerekir. Finali tahmin edilebilir, karakterler aşırı stereotype, herhangi bir felsefesi yok. Fakat sürükleyicilik dozu fena değil.
İlk filmi izlemeyenlerin konusunu ilginç bulabileceği ancak ilk filmi izleyenlerin ise bu filmi hiç beğenmeyeceğini belirteyim öncelikle. Filmin ilk yarısı umut vaat etse de ikinci yarı fazlasıyla bayat ve 2. sınıf bir korku/gerilim filmi ayarında.
"Ölmek için güzel bir gün" kelimeleriyle açılıp "ölmek için kötü bir gün" kelimeleriyle sonlanan filmdir Çizgi Ötesi (1990). Çıktığı zaman bir kült olabilecek kadar ses getirmese de insanlığın bir zamanlar büyük bir merakla incelediği konu olan "ölümden sonraki yaşam" Joel Schumacher bu konu üzerine farklı bir yaklaşım ve farklı bir dini , bilimsel yorumlamayla yaklaşıp iyi bir iş çıkarmıştır. Bir grup tıp öğrencisinin bu bilimsel deneyi bilim alanındaki toplu bir yükselişten öte bir keşfediş ve dini metaforlara bir yorumlamadır sanki. Kısa zaman sonra aldıkları bu deneyim onlar için kendini keşfettikleri ve yüzleştikleri sekanslar olur , bunlar sadece pisikolojik bir travmadan öteye gitmezken gittikçe kendi işledikleri günahlar ete kemiğe bürünmüş halde karşılarına çıkar ve adeta günahlarıyla karşı karşıya geldikleri ilahi bir sekanstır bu. Gerek renkleriyle gerek rüya sekanslarındaki dini yorumlamaları , gerek renklendirme ve ışıklandırmaları ( ki filmin gerilim /pisikoloji cephesini çok iyi yansıtıp yeterince pisikolojik korku öğesi verebiliyordu izleyiciye.) , gerek oyunculuklarıyla yeterince sesini duyuramayan iyi bir filmdi. Ne yazık ki bu yapımda Hollywodun klasikleşen para tuzaklarından biri olan "Remake"kalıbına yenik düştü. Flatliners (2017) korku sinemasının son yıllarda benimsediği Jumpscare tekniğini kullanan ve ünlü oyuncuları kadrosunda bulunduran bir film olarak pazarlanmıştı, fragmanda ilahi gibi çalan o şarkıda sanki alttan alttan bir filmin içeriğinde bulunabilecek dini metaforlara bir referanstı. Ne yazık ki Flatliners (2017) yeterince iyi bir iş çıkaramıyor. Öncellikle film bir remake olmasına rağmen 1990 daki versiyonu diyaloglar hikaye akışı ve karakter konumları olarak çoğu yerde birebir kopyalıyor demek yanlış olmaz bu filmin senaryosunu bir kademe düşürürken filmi içinde bulundurduğun ucuz korku öğeleri yetmezmiş gibi dahada düşük konuma getiriyor. Filmin ilk yarısı gayet bilimsel bir şekilde konuya yaklaşırken , beyinde oluşan gelişmeleri ve bunun yanında karakterlerin fiziksel yapısındaki değişiklikleri beynin algılarını ve adeta yeniden doğuşunu küçük bir portrede resmediyor gördüğümüz ölümden sonraki sekans , 1990 daki sekanslardan farklı olarak hem daha teknolojik hemde daha gösterişli duruyor ama yapabildiği sadece bu. 1990 daki filmin rüya sekanslarıı bir dini yorumlama olmakla beraber karakteri daha derinleştiriyor ve filmin atmosferini güçlendiriyordu. Bu filmde gördüğümüz rüya sekansları ( gerçi tek düzgün bir biçimde gördüğümüz rüya sekansı Ellen Page in canlandırdığı Courtney karakterine aitti.) daha basit ve sıradan sahne derlemesi kalıyor.Film en çok kendi içindeki yaş sınırlaması (PG-13) ve kendi içini dolduramamasının azizliğine uğruyor. Yönetmen bir sürü şeyden bahsedip hem bilimsel hem dini olmaya çalışırken teraziyi bir arada tutamayıp sadece bir grup arkadaşın kendi içindeki aksiyonuna ve arayışına tanıklık ediyor.İlk yarıda bolca bulunan eğlence ve parti sahneleri azda olsa doğaçlama hissetirdiği için filmi bir aşamada eğlenceli kılabiliyor. Oyunculuk anlamında Ellen Page sadece yükseltebiliyor , Ana karakter konumunu yüklerinde taşıyan Ellen Page (Courtney) ,terazinin dengesi yüzünden senaryodan bir an siliniyor ve bu aşamada film yoluna Nina Dobrev (Marlo) ile ilerleyip kötü bir konuma geliyor. Film dramatik bir yöne bağlıyacakken sonda attığı anlamsız bir adımla kendi içinde belirsizliğe doğru yürüyor ve duygusallıktan öte baştan savma bir şekilde bitiriyor. Giriş bölümünü iyi yapan film diğer bölümleri gelişigüzel geçiyor. İlk filme yaptığı diyaloglu referanslar ve görsel ( Courtneyin sekansta anlık kilise ve İsa figürü görmesi) bir saygı duruşundan öte bunca attığı adımdan sonra kötü bir iz olarak geçiyor. ) Filmi bu aşamada tek ayakta tutan ne yazık ki Ellen Page piyano sahnesi ve eğlence sahneleri kalıyor.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.