BENCE GERÇEKTEN GÜZELDİ. FİLMİ BEĞENDİM. GELECEĞE YÖNELİK GÖNDERME YAPILMIŞ, VE DERS VERİCİYDİ. HASTA İZLERKEN AKSİYON DOLU FİLMDE GÖZÜMDEN YAŞLAR AKTI DİYEBİLİRİM. AMA KEŞKE KIZ KARDEŞLERİN BİR ÇOĞU KURTULABİLSEYDİ. YANİ BU BENİM DUYGUSALLIĞIM.
UGUR-TAZEG?L • birkaç saniye önce SENERYOSU KURGUSU VE OYUNCULUĞU İLE MUHTEŞEM BİR BİLİMKURGU 10 ÜZERİNDEN 10
Muhteşem bir Bilim Kurgu, Muhteşem bir Gerilim filmi Distopik bir dünyada geçen film, başından sonuna kadar sürükleyici. Son ayların tartışmasız en iyi filmi Bence son zamanlarda bilim kurgu türünde çekilmiş en iyi filmlerden biri. Filmin orijinal senaryosunun yanında aksiyon ve gerilim sahneleri de oldukça tatmin ediciydi. Noomi Rapace gerçekten mükemmel bir oyunculuk sergilemiş. Bir filmde 7 farklı karakteri canlandırmak ve bu karakterleri seyirciye hissettirebilmek herkesin başarabileceği bir iş değil kesinlikle, üstelik bu karakterlerin hiçbiri filmde geri planda kalmadı, umarım ödül alabilir. Filmin sonu da filmin üzerine tatlı tadında olmuş. Bence daha yüksek bir IMDb puanını hak eden bir film.
bana göre kesin Oscar alacak bir oyuncuyu da ortaya koyuyor NAOMI RAPACE Bu kadar başarılı bir performans olamaz Yedi farklı karakteri son derece büyük bir oyunculuk yeteneği ile canlandırıyor. Her karakterin duygusal yapısındaki değişimleri çok başarılı canlandırmış.
Senaryo ve Yönetmen çok başarılı. Film yüksek derecede zeka istiyor. Dikkatli izleyiciler filmin yarısında gizemi rahatlıkla çözüyor Final buna rağmen gizemi çözen izleyicileri de ters köşe yapıyor. Bu da filmin ve senaristin başka bir başarısı.
Film için tek bir olumsuz yorumum şudur, tam donanımlı bir suikast ekibinin kız kardeşlerin evine yaptığı baskın Son derece mantıksız sahnelerle dolu idi. Keşke biraz daha mantıklı bir baskın sahnesi yapsalardı. Ayrıca Kız kardeşlerin yetiştirilme zamanları biraz daha detaylı anlatılabilirdi.
Sonuç olarak Bilim Kurgu - Gerilim - Distopik filmlerden hoşlanan herkese önemle tavsiye ediyorum. Kült filmler arasına rahatlıkla girecek bu filmi, ne yapıp edip seyredin
Oyunculuk muazzamdı. Senaryo gayet orijinaldi. Film inanılmaz akıcıydı. Kesinlikle sinemada verdiğiniz paranın karşılığını alabilirsiniz. Son zamanlarda bu kadar iyi bilimkurgu izlememiştim.
Burada veya başka platformlarda bu filmle alakadar "dinsel" göndermelerden, gizli örgütlerden filan bahsedilmiş. Açıkçası ben ne izlerken ne de ardından düşündüğümde bu mesajlar geçmedi bana. İki saatlik bir filmin sizi etkilemek için ihtiyacı olan 5 an varsa, bu film 3 kez beni yakalamayı başardı. Birincisi oyuncu olarak Noomi Rapace seçimi. Kendisini Ejderha Dövmeli Kız'daki gibi güçlü kadın rollerinde tanınmış bir yüz olmayı başardı. Keza bu filmde de onu seçmeleri isabetli olmuş. İkincisi de nüfus artışı konusu oldu. Cehennem'den sonra bu sene izlediğimiz aynı konudan 2. film. Ancak tamamen bambaşka pencereden bakılmış. Bir konunun defalarca kez bambaşka gözlerle anlatılması bende hayranlık uyandıran bir diğer mesele. Üçüncü ve son olarak da "inandırıcı distopya" meselesi. Distopik bir film kendi içerisinde tutarlılık gösterdiği zaman sizi öyle bir ikna eder ki, çıktığınızda "Olur mu acaba?" derken bulursunuz kendinizi. Bu film öyle bir film işte. Yaratılan dünyaya dair kafanızda soru işareti kalmıyor. Filmin en büyük kusuru ise sonunun çok tahmin edilebilir olması. Daha ilk yarı bitmeden eminim ki bir çok insan sonunu tahmin etti.
Film alenen İlluminati destekli bir çalışma olmuş..Örnek verecek olursak; spoiler: Pazar'ın (Hristiyanların kutsal günü) ölürken "Ben neye inandığımı bilmiyorum" demesi. Cuma'nın (Müslümanların kutsal günü) kafasında şapkasıyla kendini patlatıp öldürmesi. Cumartesi'nin (Yahudilerin kutsal günü) çıkarı için kendini feda etmesi. En can alıcısı ise tek gözlü (İlluminati simgesi) kardeşin bütün olayları aydınlatıp dünyayı refaha kavuşturması. Belki zorlama olacak ama kötü kadın diyeceğimiz kişinin en sonundaki açıklamasının haklı olabileceği yorumu ve tipinin tamamen Rockefeller'e benzemesi :) Daha bir çok detay var filmde, bir kez daha bu gözle izlemek lazım sanırım.
"Yakın gelecekte yoğun nüfus artışı yüzünden devletin başında bulunan Nicolette Cayman (Glenn Close), ailelerin yalnızca tek çocuk yapabileceği, eğer daha fazla çocukları olursa ailelerin elinden alınacağı hakkında yeni bir yasa getirmiştir. Fakat bu sırada da Terrence Settman (Willem Dafoe)'nun 7 tane çocuğu olmuştur. Çocuklarının tehlikeye girmesini önlemek için Terrence, 7 çocuğunu tek bir kimlik altında büyütür ve onlara haftanın isimlerini verir. Adının olduğu gün dışarı çıkan Settman Kardeşleri (Noomi Rapace), yıllarca böyle geçinir. Fakat bir gün, kardeşlerden Pazartesi eve gelmez ve diğer kardeşler de neyin olduğunu anlamaya çalışır."
Yalan söylemeyeceğim, bu filmin vizyona girmesini iple çekiyordum. Bu filme karşı büyük bir beklentim yoktu ama fragmanı o kadar ilgi çekiciydi ki, bu filme karşı büyük bir ilgim oldu.
Önce iyi yanlardan başlayalım. Filmdeki 7 kardeşin her birini canlandıran Noomi Rapace, kariyerinin en zorlu performansının altından başarıyla kalkmış. Eğer bu rolde bir başkası olsaydı bütün film boyunca aynı oyuncu kendi kendine konuşuyormuş gibi olurdu ve bu yüzden de filmin içine girmemiz zorlaşırdı. Rapace, burada her karakteri için yeni bir aksan kullanmıyor ama her bir karakter için farklı bir görünüş, yüz mimiği ve yürüyüş tarzı kullanıyor. Zaten Rapace korkusuz bir oyuncu ve bu filmde onu daha çok sevdim. Ayrıca Willem Dafoe da çok iyiydi. Filmde fazla gözükmemesine rağmen bulunduğu her sahneyi çalmayı başarmış.
Ayrıca filmin konusunu işleyiş tarzı hiç de fena değildi. Ara ara hikaye biraz sıradanlaşsa da (buna birazdan değineceğim) genel itibariyle konu, oldukça sürükleyici ve olabilecek en yüzeysel seviyede incelenmiş ve kargaşaya sebep olmamış.
Son olarak aksiyon sahneleri çok eğlenceliydi (bu kadar kanlı olmasını hiç beklemiyordum doğrusu) ve filmdeki 7 kardeşin birbirleriyle olan ilişkisi çok iyi işlenmiş. Filmde 7 kardeşten birisine bir şey olduğu zaman, diğer kardeşlerin endişesini ve birbirleriyle olan bağlarını çok net görebiliyorsunuz.
Ve bu da beni filmin sorunlarına götürüyor. Her ne kadar kardeşlerin birbirleriyle olan bağları iyi işlenmiş olsa da, onların kişiliklerini pek umursamadım. Çünkü onlardan birisine bir şey olduğu zaman içiniz cızlamıyor, sadece "ah, şimdi de bu oldu" diyorsunuz. Çünkü film daha çok bu kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkisine odaklandığı için onların kişilikleri ve motivasyonları çok arka planda kalmış. Bu yüzden film ne zaman onlara kişisel bir açıdan yaklaşmaya çalışsa başarısız oluyor.
Ayrıca yukarıda filmin konusunun sıradanlığından bahsettim. Böyle bir konuyu seyirciye ilgi çekici kılabilmek için senaristler elinden geleni yapmış fakat ortaya çıkan sonuç pek yeterli değildi. Film bu haliyle oldukça eğlenceli bir iş fakat bittiği zaman aklınız havalara uçmuyor. Bu yüzden bu film, yaratıcı konusuna rağmen hala sıradan bir bilimkurgu filmi olarak akıllarda kalıyor. Yani yeni kurallar yazılmıyor bu filmde.
Kısacası, eğer yaratıcı bir konuya sahip, daha önceden hiç görmediğiniz bir film arıyorsanız bu filmi izlerken biraz hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Çünkü burada çıkan sonuç daha çok kafa dağıtmak isteyenleri tatmin edecek türden. Aksiyon sahneleri başarılı, oyunculukları harika ve ilginç fikirlere sahip olan What Happened To Monday, bilindik senaryosu ve motivasyonu eksik karakterleri yüzünden "izle-unut" türünde bir film olarak akılda kalıyor. Film kesinlikle eğlenceli fakat izlerken etkilenmeyeceğiniz bir iş. Boş vaktiniz varsa izleyebilirsiniz. İyi seyirler.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.