Babil
Ortalama puan
3,7
1955 Puanlama

362 Kullanıcı yorumları

5
42 Eleştiri
4
165 Eleştiri
3
47 Eleştiri
2
47 Eleştiri
1
35 Eleştiri
0
26 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
bewhy-2
bewhy-2

Takipçi 172 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Kasım 2006 tarihinde eklendi
bence anlattığı hikayelerin gerçekliği çok yüksekti.. yani böyle olaylar gerçekten de yaşanmıyor mu? Oyunculuklar için zaten birşey söylemeye gerek yok..
rosetta
rosetta

Takipçi 70 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Kasım 2006 tarihinde eklendi
film gerçekten mükemmel.10 puanı sonuna kadar hakketiğini düşünüyorum.ancak innaritu nun ilk iki filmindeki tarzından biraz farklılıklar gösterdiği gözlenebiliyor.diğer filmlerinde kişilerin psikolojik durumlarını ve hayata bakış açılarını daha ayrıntılı vermişti inarritu..babel de kişileri pek önemsememiş gibi.sadece japon kızın iç dünyasına girebiliyorsun.diğer karakterler biraz uzak kalıyor size..zaten japonyada ki bölüm farklı bir film gibi çeki,lmiş.biraz zorlama bir bağlantı var diğer hikayelerle.film öylesine yürek parçalayıcı sahnelerle doluki ,her an bir kaygıyla izliyorsunuz filmi.baştan sona sizi koltuğa geren, bakışlarınızı kaçıramayacağınız kurgu ve görselliğiyle tadına doyulmaz bir film...yönetmenin ilkl filmi herşeyin paramparça olmasını bekleyen herkes,yüreği paramparça olmuş olarak çıkabilir ancak sinemadan..
BABA S.
BABA S.

Takipçi 96 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
6 Ekim 2020 tarihinde eklendi
Birbirimizden sandığımız kadar uzak değiliz.Kesişen hayatlar,yeni öyküler ve bolca verilecek yeni kararlar.Film iki kelime:Sade ve Şık.İzlerken sıkılmaya ara ara yüz tutsanız bile durumu hemen toparlayan bir film.Oyuncular kaliteli,güzel bir senaryo ve Alejandro González Iñárritu yönetmenliği.İyi seyirler...
denz-2
denz-2

Takipçi 82 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
5 Ağustos 2008 tarihinde eklendi
filmi izleyeli çok oldu ama hala hatırlıyorum.öncelikle söylemeliyim ki crash ın taklidi olmuş falan diyenler inarritu nun diğer filmlerine göz atmalı. bu yönetmenin tarzı her zaman bu olmuştur, hayatları kesiştirmek.filmden unutamadığım ve çok beğendiğim kısımsa sağır kızın diskodaki sahneleriydi, o kızın neler hissettiğini, o dünyayı duymadan nasıl gördüğünü seyirciye çok güzel aktarmış inarritu. kesinlikle izlemeye değer bir film.
9060aragorn
9060aragorn

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
11 Kasım 2006 tarihinde eklendi
hiç ilerlemeyen bi film...filmin yarısında cıktım....cok kötü bir fil...paranıza yazık olur giderseniz...sanki film içinde farklı filmler izliyorsunuz...cok sıkıcı 10 üzerinden 1
nonself
nonself

Takipçi 27 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
21 Mart 2007 tarihinde eklendi
Anlatım Tekniği: Tesadüflerin Büyüsü ve ?İnsan Dili?MeksikaKadın, sınırda çocukları almak isterken karşısında bir ?insan'la değil hükümet görevlisiyle konuşmaktadır. Yani yasalarla. Aralarında husumet biriken komşu devletlerin vatandaşları olduklarından mıdır nedir her hangi bir iyi niyet, iş kolaylaştırma, yardım etme, sızlama gibi vicdani hassasiyet izine rastlamıyorsunuz karşı tarafta. Kadın burada çaresizce çırpınmaktadır. İnsani hassasiyetlerin depreşmesinden hasıl olan bir nedenle değil, ?araya adam sokma? gibi modern ve kentli bir mefhumla iş çözülmüştür. Sınırdaki görevliler ve çöle vasıtayla gelen memurlar insana karşı sağırlaşmış birer otonomdurlar. Gündelik yaşamımızda böyle tavırlar takınmışlığımız yok mu hiç birimizin?FasYaralı kadın Fas'a geldiği için mırın kırın etmektedir. Ön yargılarla dolu bir yüzü vardır. Yiyecekler, bunları getiren götürenler? Hayatta başımıza daha kötüsü de gelebilir edasındaki kocası durumu idare etmektedir. Çobanlık yapan köylü çocukları ellerindeki olası araçlarla eğlenmektedirler. Köy gibi bir yerde bir çobanın mütemmim cüzüdür silah. Yöresine de göre de bir sembol. Fas'ın bir köyünde çobanlık yapan bir çocuğun eline silah almasından daha doğal bir şey yoktur. Çocuklar silahı ezbere bilmektedirler, aşinadırlar buna. Ellerindekinin emsalsiz ve uzak menzilli bir tüfek olduğunu da biliyorlar. Her şey doğal seyrinde devam ediyor. Tek amaçları uzak menzilli bir silahla uzaktaki bir şeyi vurabilmek. Küçük çocuğun cesaretini, gözü pekliğini, umarsızlığını izlerken beyaz perde bize tesadüflerin büyüsünü gösteriyor bir anda. Mermi yaban ellere gelmiş kadına isabet ediyor. Sonrası bir köyde yaralıyı iyileştirme çabaları? Buradaki iletişimsizliğin temeli dil sorunu, ağır bürokrasi ve nemelazımcılıktır. Meksika'da seyreden durumdan farklıdır. Köylülerin bu yabancılara uzun uzun, anlamsız bakışları ürkekliktendir. Burada bir problem çözülmüşse kıyıda köşede kalmış vicdani vasıfların sergilenmesinden olsa gerek. (Yaralıya Yardım Eden Faslı Adam ve Annesi) Yine burada acı bir iz kalmışsa, insanın diğer yüzünden ötürüdür; kendi halkına yabancı ve tahammülsüz emniyet teşkilatı ?otobüse ve bize ateş edenler teröristtir? ön yargısıyla mı hareket ettiler sadece? Yoksa; o bölgede sık sık silah patlar, birileri potansiyel olarak yabancıları vurmaya meyillidirler, ortalık terörist doluyken masum bir köylü ve onun masum çocuklarından bir tesadüf hasıl olacağını beklemek enayiliktir demeye getirerek hafiften göndermeler mi yapılmış? İnsan bunları da düşünmeden edemiyor?TokyoSağır kız, tanıştığı sivil polis memurunun artık hayretle karşılar olduğumuz tutumu sayesinde ön yargılarından bir nebze arınmıştır.Inarritu'nun insanı anlatış tarzını merakla ve beğeniyle izledik. İzlemeye de devam edeceğiz.
yuzbasiyulaf
yuzbasiyulaf

Takipçi 428 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
8 Ocak 2007 tarihinde eklendi
Ben çook beğendim. Bu tarz filmleri çok seviyorum. Senaryo mükemmeldi, oyunculukta öyle.. Bence çok başarılı..
fragilegirl
fragilegirl

Takipçi 217 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
30 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Filmi izledikten sonra kamyon çarpmış gibi hissettim nedense?Sanırım Alejandro Gonzalez İnarritu'nun tüm filmlerinde yapmak istediği etki böyle bir etki.Filmden çok şey bekliyordum ve beklentilerim boşa çıkmadı.İnarritu,filminde Amerika'yı çok sert bir biçimde eleştiriyor.Depremler Amerika'da olur fakat yıkımları diğer insanları öldürür her ne olursa olsun...Oyuncuların performansı üst düzeydi.Konular birbirine güzel bağlanmış olmasına rağmen bakıcı kadının filmin sonundaki durumu canımı sıktı.Yapılan iyilikler bu kadar bir kalemde silinip atılmamalı gibi geliyor.Ayrıca filmin bazı sahnelerinde bağıra bağıra ağlamak istedim.Brad Pitt'in Fas'lı adama parayı uzattığı ve adamın parayı almadığı sahnede çok duygulandım gerçektende.Herşey para değildi,önemli olan insanlıktı.İzlenmesi gereken ve bana göre 2006 yılının en iyilerinden 9/10
edenknight
edenknight

Takipçi 155 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
14 Kasım 2006 tarihinde eklendi
*ciddi anlamda spoiler içeren bir yorumdur,filmi izlemeden lütfen okumayın*

Babil epeydir bana çok çekici ve bir şekilde otantik gelen bir projeydi,izlemeden evvel yönetmenin sadece bir röportajını ve filmin konusunu okumuştum,ve ana fikir olarak yola çıkılan Babil kulesinin öyküsü de pekala cezbediciydi.Ayrıca yönetmenin diğer filmlerinden 21 gram ı izleyip beğenmiş olmam da Babil'e olan beklentilerimi arttırmıştı.Hemen söyliyeyim,filmde beklediğimden fazlasını buldum,bir yakınınızın hayatının tehlikede olması,tehdit anında akla karayı seçmek veya salt yalnızlık duygusu olabilecek en iyi şekillerde anlatılmış.Filmin esas gücü oyuncularından geliyor,özellikle Fas'lı iki kardeşi ve babalarını oynayan amatör şahıslar büyük övgüleri hak ediyorlar,zaten besbelli oynamıyor yaşıyorlar,Brad Pitt sonunda yaşlı bir görünümle arz-ı endam ediyor,iyi de ediyor,yaşadığı çaresizliği ve karısına olan sevgisini yansıtışı kelimelerle ifade edilemez cinste.Ama sanırım uzak ara filmin en iyi oyuncusu japon Rinko Kikuchi,onun öyküsü inanılmaz bir yalnızlık içeriyor ve oyuncunun müthiş sağır-dilsiz beden dili dışında söyleyemediği ancak bir kağıda yazabildiği hisleri o kadar yoğun ki perdeden dışarı kolaylıkla taşıp size de nüfuz edebiliyor,ayrıca cesaret gerektiren sahnelerdeki rahatlığı da önemli bir nokta olarak göze çarpıyor,filmin en sağlam hikayesi olduğunu düşündüğüm bu hikaye aslında modern insanlığın çektiği derin yalnızlığa topyekün bir ağıt gibi.Evet her türlü teknolojik imkanımız,oyuncaklarımız,iletişim imkanımız var ama bunlar bizi sadece birbirimizden daha çok koparıyor,sevgi açlığımız bizi türlü sapkınlıklara olmayacak ilişkilere yönlendiriyor ve daha da mutsuz olmamıza yol açıyor sonunda,karşısındaki insan ile aynı dili konuşsa bile anlaşamayan,kimi zaman anlaşmak istemeyen insanoğluna sağır-dilsiz bir kızın penceresinden bakmaksa tabloyu daha da karanlıklaştırıp keskinleştiriyor.Meksika ayağında ise Fas'taki karı-kocanın çocukları dadılarının oğlunun düğününe gidiyorlar,düğün gayet eğelnceli geçse de dönüşte sınırda başları belaya giriyorlar ve bir noktada çöldeki yalıtılmışlık hissi öyle başarılı aktarılıyor ki gerçekten sinrleriniz bozulabiliyor,bu noktada Amelia rolündeki Adriana Barraza'nın oyunculuğu tartışmasız çok etkileyici,hatta kırmızı elbisesi ve yarı delirmiş hali ile birlikte kolaylıkla Requiem for a Dream'deki Ellen Burnst'ün yanına koyulabilir performansı.Hikayelerin birbiri ile bağlantısı yönetmenin kader takıntısını da ortaya çıkarıyor,elbette buna tesadüflerin bileşimi de denebilir ama yönetmenin tarzı herşeyin bir sebep doğrultusunda olduğunu hatırlatıyor,çünkü yaşananlardan sonra hiçbir karakter asla eskisi gibi olmuyor ve şiddetli değişimler geçiriyor.Filmin genel iletişimsizlik ve anlayışsızlık teması aslında günümüz insanı için birincil dereceden önemli mesajları içrisinde barındırıyor,fakat,Babil kesinlikle herkese göre bir yapım değil.Öncelikle farklı kültürlerin insanlarına objektif baktığı için birçok noktada onları kötü gösterme riskine giriyor(kızları uyuşturan japon gençleri,çocuklara ateş açan Fas'lı polisler,anlayışsız Amerikalılar ve sarhoş Meksikalılar gibi)ama hiçbir medeniyetin kusursuz olmadığı göz önünde bulundurulunca bu kötü yanlar filmin gerçekçiliğine katkı sağlayan öğelere dönüşüyor,evet rahatsız ediyor ama biz medeniyetlerimizi şiddet ve tek taraflılık üzerine kurduk olanlar da bunun sonucu diyor yönetmen,ne anti-emperyalist takılıyor ne de batı medeniyetinin insan yaşamına verdiği değeri övüyor ne de Japon'ları sadece saygıdan oluşan bir milletmiş gibi gösteriyor,hayır yönetmen gayet belgeselci bir ruhla kültürleri oldukları gibi gösterek oldukları gibi kabul etmemizi istiyor,bir anlamda hoşgörüye davet ediyor,hoşgörü gösterilemeyecek şeyleri ise sizin değer yargılarınıza bırakıyor.Babil sizin ne kadar açık görüşlü olabileceğinizi sınayan bir film aynı zamanda,onun söylediklerini kabul ya da red etmek sizin elinizde bu yüzden de pek çok politik doğrucu filmdn kat be kat değerli benim için.Son söz olarak bu filme en azından bir şans verin diyorum,sevmeyebilirsiniz hatta nefret bile edebilirsiniz,ama sırf Japon kızın öyküsü için bile görülmeye değer bir yapım,muhteşem görüntü ve müzikleri de cabası.Yönetmeni takdir eder,yine böyle geniş ölçekli çalışmalara devam etmesini dilerim.Saygılar.
sesqie
sesqie

Takipçi 122 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
18 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Konusu çok güzel ama çok fazla boş sahne var uzatmışlarda uzatmışlar...Halbuki biraz daha kısa olsaydı film çok iyi olabilirdi...
pinkcadillac
pinkcadillac

Takipçi 127 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
31 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
babel ile ilgili söylenecek çok şey var. öncelikle inarritu’nun amores perros ve 21 gram’dan sonra babel ile üç hikayeli filmler serisini üçlediğini görüyoruz. benim babel ile ilgili sorunum inarritu’nun kendisini çok fazla tekrarladığını görmek. evet inarritu detaylara önem veriyor, üç hikayeyi birbirine ustaca bağlıyor ancak hep aynı şeyi tekrarladığı zaman yaptığı iş özgünlüğünü kaybediyor. bu kurguyla film çekmenin formülünü çözdü diye daima aynı şeyi mi yapacak, inarritu’dan hiç farklı bir film izleyemeyecek miyiz ya da izlediğimiz hiçbir filmi bize sürpriz olmayacak mı diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. oyuncuları değerlendirmek gerekirse cate blanchett hariç hepsini son derece başarılı buldum. blanchett’in izleyiciyi rahatsız eden enerji eksikliği filme uymamış. blanchett usta oyuncuların yanında son derece vasat kalmış. filmin kurgusuyla ilgili bir sorun da japon kızın hikayesinin diğerlerinden bir hayli kopuk olmasına rağmen çok uzun süre boyunca anlatılması. japonya’da geçen hikayenin diğer hikayelerle çok da girift olmadığını fark ettikten sonra japonya hikayesini izlemeye karşı hevesiniz de kırılıyor. babel’in diğer inarritu filmlerinden farkı politik odaklı bir film olması. meksikalı yönetmen amerika’nın dünyadaki baskısından rahatsızlığını elinden geldiğince açık dile getirmiş. amerika’nın kendi sınırlarından tutun da fas’a kadar dünyanın her yerinde nüfuz sahibi olmasını ve bu nüfuzunu istediği gibi kullanmasını eleştirmiş.
atillaburge
atillaburge

Takipçi 93 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
11 Haziran 2007 tarihinde eklendi
Bir çok dalda oskay adayı olması nedeniyle biraz daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi hakediyor.. Öncelikle filmin yönetsel açıdan çok başarılı olduğunu kabul etmek gerekiyor, oyunculukarında aynı paralelde olduğu aşikar.. Kurgusal anlamda ise hakikaten son dönemlerde izlediğim en iyi filmlerden biri olmuş tebrik etmek lazım... En çok eleştirilen tarafı senaryosu olsa gerek, evet çok özgün bir senaryo değil ayrıca senaryonun bazı bölümleri diğer bölümlerine bakarak kopuk kalmış.. Fakat yine de konu can sıkıcı değil, illaki kendinizi sıkmanıza da gerek olmadan akıcılığını sürdürüyor.. Yalnız çok öngörülebilir bir manevra sahası var.. İnsanlar birazdan olacakları tahmin etmekte zorlanmıyor, aslında bu noktaya biraz daha önem verilebilseydi sanırım daha nitelikli olurdu.. Sonuçta başarılı bir film ve şahsımca her sinemaseverin izlemesi gerektiğini düşünüyorum, ancak arada sırada bir film kaçamağı yapan arkadaşlar için çok da cazip gelmeyebilir... Senaryoya biraz daha önem verilseydi komple filme 10/10 verirdim ama maalesef senaryodaki bazı eksiklikler nedeniyle 8/10 iyi bir not olarak görünüyor...
erdiizbul
erdiizbul

Takipçi 87 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
2 Mart 2009 tarihinde eklendi
film bir kere harıkaydı ınsani duygular harıka yansıtılmıs ben gercekten agladım ve ıcten agladım brad pıte gelınce demekk ı seneryo geregı ole arka planda olması gerekıomus sonucta yıne o helıkopter gelınce faslı adama parayı uzatması ve adamın almaması muthıs bı sahneydı ınanılmazdı o bıle yeter bır hatanın neye mal oldugu gercekten ortaya cıkıo fılmde farklı kesıtler cok hosuma gıttı her ınsanın hayatını anlatıodu meksıka japonya fas super bır fılm bu fılm hakkındakı yorumları okudum da begenmeyen arkadaslar bıras daha ıcten ve dıkkatlı ızleyın mumkunse sakın kafayla ızleyın filmi... o zaman ne kadar super oldugunu anlarsınız
mimren18
mimren18

Takipçi 73 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
27 Şubat 2007 tarihinde eklendi
Film Politik açıdan bakarsan silah satıcısı Japonya, Terörist ülke Fas, madurda Amerkalılar. Böyle düşünürsen film basit oluyor. Sinema gözü ile bakarsak rastlantıların neleri değiştirdiğini görüyoruz. Film çok iyi değil beni fazla memnun etmesede kötü film demek saygısızlık olur. seyredilmeye değer bir film 2:30 saatinizi boşa harcamış olmazsanız.
faruk-sayin
faruk-sayin

Takipçi 41 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
18 Haziran 2007 tarihinde eklendi
Fragmanına bakınca çok beğeneceğimi düşündüğüm bu filmi seyrdince düş kırıklığı yaşadım... ilginç ve özgün olma kaygısı kopukluga neden olmuş... bu kopukluk sıkıcılığı beraberinde getirmiş hepsi bu...
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler