En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
16 Aralık 2011 tarihinde eklendi
Insanlarin "western" in ne demek oldugunu bilmesindeki en büyük etkenlerin basinda gelir Sergio Leone. Bu filminde de yine tam anlamiyla saf bir western çekmis. Karakterleri, mekanlari, olaylari ve diyaloglari ile türün en belirgin temsilcilerinden. Kötü adam rolünde Henry Fonda ve Harmonica rolünde Charles Bronson tek kelimeyle muhtesemler. Farkli ve güçlü bir kadin olarak resmedilen Claudia Cardinale büyüleyici. Clint Eastwood olmadan izledigim en kaliteli western diyebilirim. Filmin müziklerinden kesinlikle ayri bir parantez içinde bahsetmeliyiz. Karsimizda yine Ennio Morricone çikiyor. Filmin neredeyse her sahnesinde çalan ancak o sahnelere bu kadar uyabilir ve yakisabilirdi. Rahatsiz etmek bir kenara filmi hissetmenizi saglayan baslica unsurlardan biri iste bu her dakika duydugunuz ezgiler. Çok basarili. Önemli bir klasik.
Dolar üçlemesine göre temposu yavaş ve konu daha zayıf kalmış ama müzikler ve oyunculuklar ve tabiki müthiş çekim açıları olayı bitiriyor diyebilirim.Şüphesiz sinema tarihindeki en önemli western filmlerinden biri bunda patlayan silahlardan ziyade,sergio leone'nin dahiyane yönetmenlik becesiri'nin katkısı daha fazla.
En başta muhteşem görüntü yönetimi,Henry Fondanın canlandırdığı Frank karakteri ve sinema tarihinin en güzel yıldızlarından biri olan Claudia Cardinale ile öne çıkan film büyük usta Sergio Leonenin diğer pek çok güzel filminin gölgesinde kalmış güzel bir yapım.Filmin olay örgüsü biraz basit,Harmonica (Charles Bronson) ve Cheyenne (Jason Robards) karakterleri ise biraz zayıf kalsada western severlerin favori filmlerinden biri olduğu kesin.Harmonica ve Cheyenne in çok güzel bir kadını onun için doğru adam olmadıklarına inanarak bırakıp gitmeleri aşkın nasıl fedakarlık istediğine dair epik bir örnek teşkil ederken aslında ölümcül olan şeyin aşk yarası değil kurşun yarası olduğunu görmek de çok acı..
Ağır tempoda ilerleyen klasik Western filmlerinden.. İzlerken sıkılmak pek mümkün.. Ancak bayan oyuncu hariç oyunculuklar güzel.. Filmin çekim açılarıda çok hoşuma gitti..10/8..
Durağan bir western büyüsü diyorum. Hele de müziği ve Chales Bronsonun buz gibi uyunculuğu. Tüm film boyunca ısınamıyorsunuz. Velakin donamıyorsunuz da. Bir şekilde sizi siz fark etmeden kendisi ile bütünleştiriyor. Abarttığımı sanmayın. Dvd arşivimdeki en nadide parçalardan ve 5. defa izleyişimde de aynı hissiyatı duyabiliyorsam... 10/10
Quentin Tarantino ve Sergio Leone sevdiğim iki yönetmen arasındadır. Birinin tarzı kamerasını konuşturmaktan çok oyuncusunu konuşturması diğerinin tarzı ise oyuncusundan çok kamerasını konuşturması.Benim beğendiğim ise kamerasını konuşturan Sergio Leone.Filmdeki karekterlerin fazla konuşmaması,usta aktörlerin oyunculuk anlamında döktürmeleri ve filmin başından sonuna kadar bize eşlik eden Ennio Morricone'nin müzikleri bizi bir an bile yalnız bırakmıyor.Hafızamda kalan ise açılış sahnesi ve final sahnesi oldu.9/10
spagetti western filmlerin en kral örneklerinden biridir,film tüm zamanların en iyi giriş sekansına sahip filmlerden biridir ,henry fonda ve charlis branson adeta döktürmüştür şunu rahatlıkla söyleyebilirm bu film sadece western türünde değil diğer tüm türlerde sinema tarihinin en iyi 100 filmine girmeyi hakediyor filmi izleyenler özelikle henry fonda charlis branson düellosunu ve bu sırda çalan Ennio Moricone ustanın mükemmel müziğinin yarattığı etkiyi bilirler ve bu harika repliği: "bir süre önce bu parkalardan 3 tane gördüm,bi tren bekliyorlardı, parkaların içinde üç adam vardı,adamların içinde 3 kurşun!"
segio leon çok iyi bir yönetmen ve branşı western :D.çok çok iyi bir film deil ama zamanına göre çok iyi bir film.baş taki 3 lü çok iyiydi.düello sahneside muazzam.ama biraz abartılıor sanırım ayrıca mızıka çaldığı sahne de çok iyiydi.henry fonda filme ap ayrı bir hava katmış her şeyiyle 8 lik bir filmdir bence.
Şiddetli sahnelerle ile yakın plan çekimler, uzun ve anlamlı sesizlikler ile ortaya çıkan gerilim unsurlarıyla kendine özgü bir anlayış getirerek 'Bir Zamanlar Batıda' ile spagatti western türünün öncüsü oldu.Amerika’nın yıllardır vazgeçemediği bir tür olan western türünün gerilemeye başladığı dönemde adeta westerne hayat vererek girdi en iyiler arasına.Filmin senaristleri arasında 2 büyük yönetmen Dario Argento ve Bernardo Bertulicci gibi isimler güzel bir senaryoyla; Claudia Cardinale, Herry Fonda, Jason Robards, Charles Bronson muhteşem oyuncuklarıyla; Sergio Leone senarist ve yönetmenliğiyle kuşkusuz en iyisi.'Wobbles: Bana güvenebilirsin, biliyorsunFrank: Hem kemer hem pantolon askısı takan birine kim güvenir? Herif kendi pantolununa güvenmiyor.'
Öncelikle bu filmde ve tabiki Sergio Leone'un diğer filmlerinde her zaman şu 2 şey gözüme batmıştır. İlki, Leone'un olayları bu kadar uyum içinde ilerletme anlayışı, diğeri ise, aktörlerini nasıl gerçekten oynattığı. Claudia Cardinale'in çiftliğe gidişini görünce tek görebildiğin şey yüzü, ama karakterin neye baktığını veya nasıl hissettiğini direk anlayabiliyorsun. Henry Fonda'nın kötü adam olduğunu biliyorsun, ama küçük çocuğa hafifçe gülümseme verdiğinde kötü adamdan daha fazla olduğunu hissediyorsun, kişilik ve insan niteliği, kötü olsa bile.
Daha sonra filmde mükemmel bir ortam var, sahnelerin biri diğerinden daha güzel, hipnotize eden Morricone müziği ve en önemlisi harika oyunculuk. Sergio bu filmle sinema tarihinin en benzersiz yönetmen olduğunu kanıtlamış. Eğer filmi izlemişseniz her sahnenin zaten bir sanat eseri olduğunu biliyorsunuzdur. Leone'nın neredeyse her çektiği sahneden izlerken büyülenmemek elde değil.
O son sahne var ya tam bir başyapıt, spoiler: 2 ana karakter hiç bir şey demiyor, ama yüz yüze geldiklerinde ve müzik de araya gelince, konuşmalarına gerek yok her şeyi anlıyorsun. Filmin başından beri üstü kapalı şekilde ima ettiği sahne sonunda geldi, ateş etmeye hazır şekilde duruyorlar, tüm bu hikayenin ne için olduğunu açıklığa kavuşuyor, sonra hiç uyarı filan yok, silahlarını çekip ateş ediyorlar hiç farkında olmadan olup bitiyor. Şimdiki sinemanın eksiliği, hiç durmayan aksiyon ve bitmeyen klişeler. Kötü ve iyi adam karşı karşıya gelip savaş başlıyor, o kadar şiddet var ki hiç bir insan işin içinden çıkamaz, ve her zaman olduğu gibi kötü adamın öldüğünü zannedince son bir kez daha meydana çıkıp son bir şans için hazırlanıyor. Her ne kadar bugünün film yapanları Leone'dan nasıl zamanlamayı doğru düzgün ayarlamalarını ve gizemin güçten daha iyi altyapı oluşturmasını öğrenmelerini istesem de, olmayacak.
Benim için her zaman Western türündeki en iyi film C'era una volta il West budur.
Western ustası Sergio Leone'den yine unutulmaz bir western filmi. Yalnız bu seferki diğer türlere de kayarak spagatti western olarak adlandırabileceğimiz bir film olmuş. ?The Good, the Bad and the Ugly'den 2 yıl sonra yine izleyenleri büyüleyen bir film usta, sinemaya geri dönüyor. Sinemaya üst üste bu kadar klasik film armağan etmesi de yönetmenin ne denli bir sinemacı olduğunun kanıtıdır. Filmin senarist koltuğunda da yönetmenle beraber 2 büyük deha oturuyor. Bunlar; korku ustası Dario Argento ve usta İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci. Oyuncular ise dönemin western yıldızı Henry Fonda, daha çok yardımcı rollerde gördüğümüz Charlos Brandon, dönemin güzel yıldızı Claudia Cardinale ve başarılı oyuncu Jason Robars'tan oluşuyor. Bu, bir daha gelmesi zor isimlerden de bekleneceği üzere harika bir film çıkmış. Film, şehir hayatına alışkın Jill'in kasabadan ve çocuklarıyla birlikte yaşayan McBain ile evlenmesinden sonra kasabaya kocasının yanına taşınmak üzere geldiği ilk gününde kocasını ve üvey çocuklarını ölü olarak bulur. Film bu olaylar devamında gelişir. Bir yandan da ortaya mızıka çalan Harmonica çıkar. Bir taraftan Jill, kocasının intikamını almayı hedefler diğer yandan ise hayatta kalmaya çalışır ve bu durum içinden çıkılamayacak bir hale dönüşür. İlerleyen bölümlerde ise bu intikamın sadece Jill'e ait olmadığı anlaşılır. Film western tarzı filmlerde pe görmeye alışkın olmadığımız tarzda harika bir kurgu üzerine oturtturulmuş. Bu da Leone'nin farkını ortaya koyuyor. Leone'nin kamera kullanımı, repliklerin harikalığı ve az da olsa aralara sıkıştırdığı mizahı görülmeye değer. Film öyle bir giriş sekansına sahip ki izleyenlerin belleklerinde uzun süre yer edecek tarzdan. Bu sekansta izleyici, adeta o treni bekleyen insanların içinde yer alıyor. Özellikle sinek meselesi çok hoştu. Filmin giriş sekansı kadar son düello sahnesi de harikaydı. Bunlar birlikte Leone'nin birçok filminde çalıştığı müzisyen Ennio Morricone filmi müzikleriyle unutulmazlar arasına sokmayı başarıyor. Giriş sekansı ?İyi, Kötü, Çirkin'deki üçlüye teklif edilmiş fakat nedense oyuncular kabul etmemiş. Gerçekten harika bir soundtrack albümüne sahip film. Oyunculukları gelirsek onlar da muazzam. Henry Fonda'nın yanı sıra Charles Branson harika oynamış. Filmin çoğuna Branson'un bakışları hükmediyor. Film bazılarına durağan gelmiş olsa da bana hiç de öyle gelmedi. Harika bir temele oturtulmuş ve western özellikleri diğer türlerle karıştırılarak bir klasik ortaya çıkarılmış.Sinema tarihin en başarılı westernlerinden ve en iyi filmleri arasına rahatlıkla koyulabilecek bir yapım. Western sevmiyorsanız, bu filmle türe çok iyi bir başlangıç yapabilirsiniz. Kesinlikle izlenmeli.?Filmdeki bir insanın ölmeden önceki son nefesindeki etkiyi yakalamaya çalıştık. Bir Zamanlar Batıda olduğu gibi. Baştan sona kadar, bir ölüm dansı. Filmdeki tüm karakterler, Jill(Claudia) hariç, sona ulaştıklarında hayatta kalamayacaklarının bilincindeydiler.? Sergio Leone?Bir süre önce bu parklardan üç tane gördüm, bir tren bekliyorlardı, parkların içinde üç adam vardı ve adamların içinde üç kurşun!??Woobles: Bana güvenebilirsin biliyorsun? Frank: Hem kemer hem pantolon askısı takan birine kim güvenir? Herif kendi pantolununa güvenmiyor. ?
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.