Mavi En Sıcak Renktir
Ortalama puan
4,0
142 Puanlama

19 Kullanıcı yorumları

5
6 Eleştiri
4
6 Eleştiri
3
4 Eleştiri
2
3 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.409 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
29 Haziran 2022 tarihinde eklendi
Senaryosunu da, Jul Maroh'un "Le bleu est une couleur chaude" (2010) isimli çizgi romanından uyarlayarak Ghalya Lacroix ile birlikte yazan Abdellatif Kechiche'in yönetmen koltuğunda oturduğu "La vie d'Adèle / Blue Is the Warmest Colour"; LGBTQ+ kategorideki, romantik bir drama olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, 4 milyon Avroluk bir bütçeyle çekilerek Cannes Film Festivali'nin tarihinde ilk kez, "Altın Palmiye" ödülünün, sadece yönetmen Abdellatif Kechiche'e değil de, kayda değer derecedeki "cesaret ve başarıları" sebebiyle başrollerdeki Léa Seydoux ile Adèle Exarchopoulos'a da verildiği bu filme; Criterion Collection tarafından itinayla elden geçirilerek, 1080p formatındaki pırıl pırıl bir hale dönüştürülen ve (25 Şubat 2014) tarihinde de satış ağına dahil edilen şahsi koleksiyonumuzdaki resmi Blu - ray kopyası üzerinden biraz daha yakından bakalım...

***

On beş yaşındaki bir lise öğrencisi olan Adèle (Adèle Exarchopoulos); kendisine abayı yakmış olan son sınıftaki delikanlılardan, Thomas (Jérémie Laheurte) ile arkadaşlığını ilerletmektedir...

Günlük yaşamını sürdürmekte olan Adèle:

Bir gün sokaklarda dolanarak, Thomas ile olan randevusuna doğru yol alırken; yaşça kendisinden biraz daha büyük, kısa ve mavi saçlı bir kadınla karşılaşır...

Ki bu karşılaşma esnasında, gerek Adèle ve gerekse de mavi saçlı Emma (Léa Seydoux); o an için nedenini bilmeseler de, fırtınasına yakalandıkları kimyasal bir çekimin etkisiyle, birbirlerine tekrar tekrar bakmaktan kendilerini alamazlar...

***

Bu bakışma faslının ardından Adèle ile Thomas; sözleştikleri şekilde meydanda buluşarak, bir dönerciye giderler...

Hiç de hoş bir görüntü oluşturmamasına karşın, sosyo - kültürel standartlarını yansıtması çerçevesinde:

Menüdeki makarna, tavuk vs. gibi yemek çeşitleri sayesinde düşük gelir grubuna mensup bir işçi ailesinin (Baba / Aurélien Recoing - Anne / Catherine Salée) kızı olduğunu anladığımız Adèle; bırak salçadan turuncuya dönmüş olan ağzının çeperlerini silmek gayesiyle peçete kullanmayı, yalanarak yeme ve parmaklarını kürdana dönüştürerek dişlerini karıştırdığı beslenme tarzını, döner dürüm yerken de sürdürür...

Üstelik her seferinde de Kechiche; insanın midesini bulandıran bu iğrenç sahneleri, neredeyse gözümüzün içine sokar...

***

Ardından da...

Öpüşerek film izleyecekleri bir sinema salonuna giderler...

Ancak her nasılsa Adèle'in aklı, artık rüyalarına da girmeye başlamış olan mavi saçlı kadına takılıp kalmıştır...

***

Derken...

Sınıfındaki Béatrice (Alma Jodorowsky), Amélie (Fanny Maurin) ve Laetitia (Maelys Cabezon) gibi diğer kızların da merakla bekledikleri, ilk cinsel temas da gerçekleşir...

***

Fakat Adèle açısından bir şeylerin ters gitmekte olduğunu, eşcinselliğini gizlemeyen arkadaşlarından Valentin (Sandor Funtek) ile yaptığı konuşmadan anlıyoruz...

***

Çok geçmez...

Ve...

Adèle ile Thomas; salya sümük bir vaziyet de olsalar da, ilişkilerine son noktayı da koyuverirler...

***

Kendine yeni bir çıkış yolu arayan Adèle, arkadaşlarından Béatrice'in kendisine olan yaklaşımını yanlış değerlendirir...

Halbuki Béatrice, bir lezbiyen değildir ve aralarındaki öpüşme, kendiliğinden gelişmiştir...

Yalnız bu son gelişme üzerine Adèle, cinsel kimliğinin farkına varmış gibidir...

***

Arkadaşlarının seslenmelerine aldırmadan okuldan ayrılmakta olan Adèle'in iyice dağıldığını fark eden Valentine; yolunu keserek onu, eşcinsel erkeklerin takılarak dans etmekte oldukları bir bara götürür...

Herkes havaya girmişken, oradan ayrılan Adèle kendini; birkaç sokak ötedeki, bir lezbiyen barına atıverir...

Şaşkın gözlerle etrafına bakınan Adèle, nihayet aradığını bulur...

Evet...

Güzel Sanatlarda dördüncü sınıf öğrencisi olan mavi saçlı kadın da oradadır...

***

Diğer kadınların tacizlerinden korumak amacıyla Emma; Adèle'i, kuzeni olarak tanıtır barda ve sanki yıllardan beri birbirlerine aşinaymışçasına da, sıkı bir sohbete başlarlar...

Lafın arasında Emma, Adèle'in okumakta olduğu Pasteur Lisesi'nin adını da öğrenir...

Hatta ertesi gün okul önündeki, ilk buluşma da gerçekleşir...

Dakika 57...

***

Farkındayız biraz erken kestik...

Zira "spoiler" vererek ağızlarınızın tadını kaçırmak istemiyoruz...

***

Vizyona girdiği yıl sinema salonunda izlediğimiz filmin, geride kalanında sizleri; 122 dakikalık destansı özelliklere sahip olan bir bölüm daha bekliyor olacak...

Fırsat bulup da filmi bugüne kadar izleyememiş olan sinemasever dostlara, "Lütfen homofobiklerin yaptıkları olumsuz yorumlar ile verdikleri düşük puanlara aldırmayın" diyoruz...

Keyifli seyirler,
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
26 Ocak 2014 tarihinde eklendi
Yarattığı sükseyi hak ettiğini düşünüyorum. Neredeyse her sahnesi, her karakteri hakkında uzun uzadıya konuşulmayı hak eden bir film yapmış Kechihe. İki muhteşem performans var en başta. Çok zor iki karakterin altından başarıyla kalkıyorlar. Bireysel ve toplumsal meseleler var. Bir genç kadının ince ince, özenle işlenmiş hikayesi. Adele'in yaşamına lise yıllarından 22-23 yaşlarına gelene kadar bizler de dahil oluyoruz. Arkadaşları, ailesi, flörtleri, aşkı, sevinçleri ve hayal kırıklıkları. Yaşamına dair her şey boşluk bırakılmadan bize sunuluyor. Mutlaka izlenmesi ve tecrübe edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir yandan bir sanat filmi olarak görüyorum, ama bir yandan da çok hafif, su gibi akan, sanat filmlerinin o bilindik "ağır"lığından uzak. Hayatın içinden karakterler. Başarılı, eksiksiz-fazlasız bir senaryo. Yakın çekimlerin filme ne kadar büyük katkısı olduğunu tecrübe ettikten sonra daha iyi anlayacaksınız. Gerçekten çok yerinde bir tercih. Kaliteyi anında yükselten bir özellik olmuş ve hem filme hem karakterlere çok yakışmış. Kesin olan şey bu eserin uzun yıllar unutulmayacağı.
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
4 Haziran 2014 tarihinde eklendi
Herkese hitap etmeyen bir film,yönetmen karakter analizlerinde ve duyguları yansıtmada neredeyse mükemmel bir iş çıkarmış,3 saate yaklaşan süresi ve aksiyon filmi olmamasına rağmen hiç bir zaman sıkmadı ve Emma arasındaki ilişki gibi görünse de aslında tam olarak anlatılan bu değil;adele'in yaşadığı hayal kırıklıkları,deneyimleri,aşksız yapamayışı,sınıfsal çatışmalar,toplumsal baskılar neredeyse yönetmen güncel her konuya parmak basmıs ve aldığı ödüller de zaten karşımızda önemli bir film olduğunu kanıtlıyor,yoğun erotik sahneler içerdiği için ailece izlenmeyecek;tek başınıza izlemenizi gerektiricek bir yapım.8/10
Nusret Akçura
Nusret Akçura

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
14 Kasım 2013 tarihinde eklendi
Film çok güzel. Tek eleştirim, porno tarzındaki gereğinden fazla uzun ve detaylı verilen lezbiyen sevişme sahneleri. Bu sahnelerin seyircinin bu kadar gözünün içine sokulmasına gerek yoktu.
oya bilir
oya bilir

4 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Ocak 2014 tarihinde eklendi
İçinde ergenlik, büyüme, keşfetme, aşk, sınıf farklılıkları, sanat gibi türlü türlü konular barından dolu dolu bir film. Basit bir bakış açısıyla film iki kadının aşk hikayesinden ibaret gibi görünse de öyle değil. Çünkü her ne kadar filmin en can alıcı yeri Adele'in Emma ile olan aşkı olsa da o da diğerleri gibi Adele için bir basamak. Filme lezbiyen filmi gözüyle bakmak da doğru değil bu yüzden. Zaten Adele lezbiyen değil, ayrıca aşkı işleyiş biçimine de bakacak olursak sanki iki kadın değil de bir kadınla bir erkeğin ilişkisi gibi doğaldı. Eşcinsellikle ilgili herhangi bir vurgu yapılmamış.
Sınıfsal farklılık mevzusu baya ön plana çıkmış. Çok da güzel çıkmış. Meslekleri, mutluluk sebepleri, yedikleri yemekler, hatta en sonunda duyguları bile ait oldukları toplumsal sınıf altında şekilleniyor.
Ve filmdeki detaylar...
spoiler: Adele'in neredeyse film boyunca mavi giyinmesi (kavga edip ayrıldıkları gün hariç). Emma'dan ayrıldıktan sonra kendini denizin maviliğine bırakması. Bankta öpüştükleri sahnede arkadan vuran ışık. Dudakları ayrıldığında güneşin aradan girip tüm görüntüyü engellemesi. Ama öpüşürlerken her şeyin belirgin olması. Yani Adele biriyle olduğu sürece buluyor kendini. Ve birini sevdiğinde öpüşmek, dokunmak, sevişmek istiyor. Ancak öyle anlatabiliyor duygularını. Pek konuşkan değil zaten.
Melo77
Melo77

2 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
23 Aralık 2020 tarihinde eklendi
Fransız sinemasının en sevdiğim özelliğidir bu detay yakın çekim tekniğinin çoğu sahnede kullanılması.Homofobik birinin bile belkide sevebiliceği bi film.Duyguları çok iyi aktarmışlar
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler