Hesabım
    Rebecca
    Ortalama puan
    3,2
    10 Puanlama ve 2 Eleştiri
    dağılımı 2 Eleştiri notla
    0 Eleştiri
    0 Eleştiri
    1 Eleştiri
    1 Eleştiri
    0 Eleştiri
    0 Eleştiri
    Rebecca hakkında görüşlerin ?

    2 kullanıcı eleştirisi

    Turgay Buğdacigil
    Turgay Buğdacigil

    Takip Et! 20 Takipçi 678 Eleştirisini Oku

    3,5
    24 Kasım 2020 tarihinde eklendi
    Senaryosu, Jane Goldman, Joe Shrapnel ve Anna Waterhouse tarafından Daphne du Maurier’in aynı isimli ölümsüz romanından (1938) uyarlanarak yazılan “Rebecca”, Ben Wheatley’in yönetmen koltuğunda oturduğu bir drama…

    Meraklıları için hemen belirtelim ki, bu ikinci “Rebecca”, aynen yapımcı Eric Fellner’in prodüksiyon notlarında belirttiği gibi kesinlikle bir “remake” olmayıp du Maurier’in romanının yepyeni bir uyarlamasıdır…

    Filmimiz, adı bile olmayan müstakbel Bayan “ikinci” de Winter’ın (Lily James) rüyasında, gizemli ve sessiz Manderley’e yeniden yolculuğu ile başlar…

    Her ne kadar “terk edilmişliğe” ve “zamana” direnemeyen o görkemli yapının araba yolunun üzerinde karanlık ve kederli ağaçlar bitmişse de yol tamamen kapanmamıştır da…

    Derken rüyaya, her şeyin başlangıcı olan ikinci anı ile devam edilir…

    Artık isimsiz kahramanımızın, kendisinden “3 yaş daha büyük” olan Manderley’in sahibi George Fortescue Maximilian “Maxim” de Winter (Armie Hammer) ile tanışarak evleneceği eşsiz güzellikteki Monte Carlo’dayız…

    Hâlbuki romanın orijinalinde dul Maxim 42 yaşındayken, evleneceği genç kadın yirmili yaşlarının henüz başlarındadır…

    Yani Wheatley’in tercih ettiği Maxim profili, neredeyse 18 – 19 yaş daha gençtir du Maurier’in yaratarak yazın dünyasına armağan ettiği Maxim den…

    Biz bu bilgileri verirken, Bayan ikinci de Winter’da, “Bayan Van Hopper (Ann Dowd) olmasa ben ne yapardım?”

    “Muhtemelen eşi geçen yıl ölen Maxim ile tanışamaz ve Manderley’e de hiç gidemezdim” diye düşünmektedir…

    Zira işe ve paraya ihtiyacı olduğu için Amerikalı Bayan Van Hopper’ın asistanlığını yapmasa bu yoksul genç kızın, dünya jet sosyetesinin konakladığı Monte Carlo’daki göz kamaştıran otelde kalması asla mümkün değildir…

    Neyse…

    Küçümseyerek arkasından da konuştuğu asistanından, garsonlara bahşiş vererek yemekte kendisini Maxim ile aynı masada oturacak biçimde bir ayarlama yapmasını isteyen Bayan Van Hopper’ın bu talebi, yalnızca Bayan ikinci de Winter’ın işine yarayacak…

    Ve…

    Yıldırım aşkı ile kendisine tutulan Maxim, peş peşe gönderdiği “yazılı mesajlar” ile günler boyunca onu yemek ve gezilere davet edecektir…

    Ancak Bayan Van Hopper’ın kızının düğünü için New York’a dönmeye karar vermesiyle, bir an için bu tatlı kaçamaklar sonuçsuz kalacakmış gibi görünüyor olsa da Maxim’in kararlılığı ile sürpriz bir evliliğe dönüşecektir…

    Buraya kadar anlattıklarımız, aradaki yaş farkının da düşük tutulması nedeniyle eski Türk filmlerinde de sıklıkla rastlanılan, “beyaz atlı prens” ile başına talih kuşu konan “külkedisi” arasındaki aşk hikâyesinin anlatıldığı bir ilk bölüm olarak çıkıyor karşımıza…

    Burada dikkat çeken bir diğer husus, gardırobunun oldukça geniş olduğundan emin olduğumuz Maxim’in yaklaşık 30 dakika boyunca aynı kıyafetle dolaşması…

    İkinci bölüm elbette ki, Manderley…

    Bayan ikinci de Winter, ilk olarak malikânenin emektarı Firth (Jeff Rawle), istisnasız burnunu sokmadığı hiçbir şey bulunmayan Bayan “Danny” Danvers (Kristin Scott Thomas), Maxim’in emlak işlerine koşuşturan Frank Crawley (Tom Goodman-Hill) ve özel hizmetçisi genç Clarise (Bryony Miller) ile tanışır…

    Fark ettiği ilk gariplik ise, Maxim’in uyurgezerliğidir…

    İkincisi ve en önemlisi de Maxim’in ölen eşi Rebecca’nın ruhunun, özellikle de ona tutkuyla bağlı olan ve Bayan ikinci de Winter’ı kesinlikle kabullenemediği gibi nefretini de gizlemeye çalışmayan “uğursuz bakışlı” Bayan Danvers’ın çabalarıyla malikânenin her tarafına sinmesidir…

    Öyle ki, dakikalar geçtikçe neredeyse “romanın – filmin”, Maxim veya Bayan ikinci de Winter üzerine değil de Rebecca ile onun üzerinde kurgulandığını fark ediyorsunuz…

    Rebecca’ya sadakatini sürdüren bir başka isim de köpeği Jasper’dır…

    Çok geçmez Maxim’in kız kardeşi Beatrice (Keeley Hawes), kocası Giles (John Hollingworth) ve “filmin anlatıcısı da (narrator)” olan Bayan ikinci de Winter’a “süt oğlan” muamelesi yapan büyükanne de (Jane Lapotaire) teşrif ediverirler…

    Nihayet Bayan ikinci de Winter, Rebecca’nın geçirdiği bir deniz kazası sonunda boğularak öldüğünü de öğrenir…

    Bu arada Maxim tarafından girmesi yasaklandığı için malikâneye gizlice sızmış olan Rebecca’nın kuzeni Jack Favell’da (Sam Riley) çok şey anlatır Bayan ikinci de Winter’a…

    Üstelik birlikte ata da binerler…

    Tabii nedenini final bölümünde anlayacağımız bir hiddet içinde Maxim çıldırır…

    Hele bunun bir de Bayan ikinci de Winter’ın, Bayan Danvers’ın kışkırtması üzerine Clarise’nin önerdiği kostümü giydiği kıyafet balosu kısmı daha var ki…

    Ne biz anlatalım ne de siz dinleyin…

    Çünkü artık çadırın karışarak gerilimin dozunun iyice artacağı müthiş final yaklaşmaktadır…

    Fakat bitirmeden, bugüne kadar izlemediğimiz tek bir filmi dahi kalmamış olan favori yönetmenlerimizden Wheatley’in Netflix için çektiği bu filmin, filmografisinin en iyisi olmasa da 80 yıl sonra Rebecca’yı bir kez daha gündeme oturttuğunu söylemek isteriz…

    Ki, bizce “sinemanın” ve işini bilen iyi “sinemacıların” görevi de budur aslında…

    Keyifli seyirler,
    CLOUD CHİVAS
    CLOUD CHİVAS

    Takip Et! 3 Eleştirisini Oku

    2,5
    30 Ekim 2020 tarihinde eklendi
    Sağ gösterip sol vuramayan bir film. İzlerken başka hislere kapılıp hayal kırıklığına uğradım resmen.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top