Senaryosunu da...
Arthur Schnitzler'in "Traumnovelle / Dream Story" isimli uzun öyküsünden (1926) Frederic Raphael ile birlik de uyarlayarak kaleme alan Stanley Kubrick'in yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Eyes Wide Shut"; gizemini sonuna kadar koruyan, psikolojik bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
"Az fakat ziyadesiyle öz işler de" imzası bulunan, nevi şahsına münhasır nitelikteki usta sinemacı Kubrick'in...
Bu son, "veda filmine"...
27 yıllık bir gecikmeyle de olsa biraz daha yakından bakalım...
***
Küçük kızları Helena'yı (Madison Eginton), bakıcısı Roz'la (Jackie Sawiris) beraber...
New York'taki evlerinde bırakan...
Dr. Bill Harford (Tom Cruise) ile eşi Alice (Nicole Kidman)...
Güzelce bir giyinip kuşanır...
Ve ardından da soluğu...
Bill'in hastası Victor Ziegler (Sydney Pollack) ve karısı Illona'nın (Leslie Lowe) düzenledikleri bir Noel partisinde alırlar...
***
Ki...
Bill'in üniversiteden, okulu yarım bırakan arkadaşı Nick Nightingale'de (Todd Field)...
Aynı partideki orkestrada...
Profesyonel olarak piyano çalmaktadır...
***
Bu arada, konuklardan...
Sandor Szavost (Sky du Mont) adındaki, kart bir Macar zampara...
Bir ara tek başına kalan Alice'i, yukarıdaki odalardan birisinde yatağa atmak amacıyla baştan çıkartmaya çalışırken...
Meydanı boş bulan iki genç kız da (Louise Taylor-Smith, Stewart Thorndike), bir köşeye sıkıştırdıkları, yakışıklı doktor Bill ile yakından ilgilenmek de...
***
Ama...
Bill'in, Gayle ve Nuala isimli bu kızlarla olan ve nereye kadar gideceği de bilinmeyen bu mesaisini...
Zigler'in asistanı Harris (Randall Paul)...
Zigler ile sevişirken aşırı dozda uyuşturucu kullanarak komaya giren Mandy (Julienne Davis) için yarıda keserek...
Onların yanında götürür...
***
Öte yandan...
Alice'te paçayı, kendisine takmış vaziyetteki Macar'dan...
Zor da olsa kurtarmayı başarır...
***
Böylelikle de...
Bill ile Alice, dışarıda geçirdikleri ilk geceyi...
Her ne kadar, birbirlerinin ilişkilerini...
Evlilik ve sadakat konularında, karşılıklı olarak sorgulasalar da...
O da "şimdilik", kazasız belasız atlatmış gibi görünürler...
***
Zira...
Alice'in, hem de hiç çekinmeden...
Gözünün içine baka baka, bir deniz subayı hakkında dile getirdiği seks fantezileri...
Bill'in aklını fena halde karıştırmış...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Burada noktalamışızdır...
Dakika 39...
***
Şu ana kadar ki sunumumuzda...
Hikayenin ana eksenini oluşturan, belli başlı neredeyse bütün karakterlerin, birer birer tanıtılmasına ilaveten...
Bundan sonra da, umulmadık bir cesaretle ortaya konulan...
Cinsellik ve erotizmin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 120 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,