Aşk
Ortalama puan
3,9
323 Puanlama

43 Kullanıcı yorumları

5
9 Eleştiri
4
23 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
1 Eleştiri
1
1 Eleştiri
0
2 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Suat
Suat

5 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Haziran 2022 tarihinde eklendi
Yavaş ilerleyen ama harika oyunculuklar ile izleme zevkini arttıran müthiş bir film. Keşke daha önce izleseymişim.
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.435 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
3 Ocak 2021 tarihinde eklendi
Senaryosunu yazmanın yanı sıra yapımcılığını da üstlenen Spike Jonze’nin yönetmen koltuğunda oturduğu “Her”, yakın gelecekte deneyimlenen “bilim – kurgu” olaylar zinciri ve “eleştirel” bir altyapıya da sahip olan romantik bir drama…

Filmin ana fikrinin Jonze’nin kafasında, 2000’li yılların başında yapay zekâ programıyla anlık mesajlaşmaya izin veren bir web sayfası hakkındaki makaleyi okuduktan sonra canlandığını ve ilk meyvesini de benzeri bir temaya sahip olan 31 dakikalık "I'm Here” (2010) ile verdiğini biliyoruz…

Jonze’nin tek başına yazdığı ilk (debut) uzun metrajlı sinema filmi senaryosu ile çekimleri Los Angeles ve Şangay’da gerçekleştirilen filmin hikayesine gelince…

İlk olarak “enguzelmektuplar.com” isimli bir şirkette başkaları adına (günümüzde özen gösterilmeden ve hiçbir dilbilgisi kuralına uyulmaksızın yazılarak yollanan SMS’ler yerine) nostaljik mektuplar kaleme alarak hayatını kazanan “yalnız”, “içine kapalı” ve “depresif” bir ruh hali sergileyen Theodore Twombly (Joaquin Phoenix) ile tanışıyoruz…

Mesai bitiminde masasında oturmakta olan Paul (Chris Pratt) ile kısa bir hoşbeş sonrasında kendini dışarıya atan Theodore yürürken, herkes için artık bir günlük rutin halini almış olan gelen mesajları ile haberleri kontrol etme işini halleder…

Mesajları içinde en dikkat çekici olanı, aynı binada yaşadığı Amy’den (Amy Adams) gelen hafta sonu yapılacak olan bir partiye hep beraber gitme davetidir…

Ancak yanıtlamaz ve evine giderek akşamlarının vaz geçilmez eğlencesi olan sanal oyununu oynamaya ardından da sandviçini yemeye başlar…

Yatağına geçtiğinde ise, neredeyse bir yıldır ayrı yaşadığı çocukluk aşkı karısı Catherine (Rooney Mara) ile mutlu olduğu günlerin hayalini kurar…

Gözüne bir türlü uyku girmeyen Theodore, “Seksi Kedicik” (seslendiren Kristen Wiig) nick name’li bir kadın ile porno ağırlıklı bir chat yapar…

Üstelik bu konuşmalar esnasında birden anadan üryan ve kendisiyle sevişmek isteyen hamile bir kadın da (May Lindstrom) peydahlanır…

Ertesi gün reklamını gördüğü yapay zekalı işletim sistemi ile yönetilen OS1 programından, herkes gibi o da bir tane alarak evine döner…

Kurulumun tamamlanmasını takiben sanal asistan Samantha (seslendiren Scarlett Johansson), Theodore’un dünyasına dahil olur…

Bu yeni asistan Samantha o kadar beceriklidir ki, Theodore onu yazdığı mektupların redaksiyonunda da kullanır…

Evinin bulunduğu asansörün kapısında Theodore, yakın dostlarından Amy ve kocası Charles’a (Matt Letscher) rastlar…

Her akşam olduğu gibi sanal oyun oynarken Mark Lewman’dan (Luka Jones) bir mesaj gelir kendisine…

Ona dört yaşındaki “vaftiz kızının” (Nicole Grother) doğum günü partisini hatırlatırken Mark, biriyle tanışmasını istediğini de yazmış ve hatta önümüzdeki Cumartesi’ye bir randevu ayarladığını belirtmeyi de unutmamıştır…

Kim mi bu, Samantha’nın sıra dışı marifetlerinin yardımıyla kimliğini öğrendiği “tanımadığı kız” (Olivia Wilde)?

Harvard’da bilgisayar mühendisliği eğitimini tamamladıktan sonra barmenlik dersi de almış olan oldukça ilginç bir tiptir…

Bu arada bir süre daha sessiz kalacak olsa da boşanma avukatından, evrakları imzalamaya hazır olup olmadığını soran bir mesaj da alır Theodore …

Ve “tanımadığı kız” ile buluşacağı günde gelip çatmıştır…

Birbirlerini “köpek” ve “kaplana” benzeten ikilinin kimyaları pek uyuşmadığı için iş olumlu sonuçlanmaz…

Ertesi sabah uyandığında Theodore’u Samantha arar ve kendisine, tanımadığı kız ile beraber olduğu gecenin nasıl geçtiğini sorar…

Bu kez bir bedeni olmadığı için canı sıkkın olan Samantha gibidir…

Yine de Theo ile Sam, “çifte kumrular” gibi sanal da olsa bir seks deneyimi ile plajda gezinti yapmayı da ihmal etmezler…

Tam da mevzu yalnızca Theodore’un etrafında şekilleniyor derken, mutlu ve mesut bir görüntü çizen Amy ile Charles’ın da ayrıldıklarını öğreniyoruz…

Ki bu durum, Theodore’dan feyz alan Amy’nin de tanıdığı pek çok insan gibi kendi işletim sistemindeki sanal asistan ile avunmasına yol açacaktır…

Hepsi bu kadar mı?

Olur mu hiç…

Jonze’nin insanı neredeyse çevresine karşı duyarsızlaştırarak üç maymuna çeviren “teknoloji bağımlılığı” ve aynı insanın her şeye tek başına sahip olmaya dair olan “egosuna” yönelik “kara mizah” tarzı eleştirileri hız kesmeden devam ediyor…

Eğer fırsat bulup da bugüne kadar izlemediyseniz bu filmi:

Eminiz Arcade Fire’ın müzikleri ile favori görüntü yönetmenlerimizden Hoyte Van Hoytema’nın kamerasından yansıyan kareleri de fazlasıyla beğeneceksiniz…

Bitirmeden yorumumuza ekleyeceğimiz son husus, “Samantha” karakterini seslendirmek üzere düşünülen ilk ismin Samantha Morton olduğu biçiminde olacak…

Keyifli seyirler,
Deniz S
Deniz S

Takipçi 3 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
24 Ekim 2019 tarihinde eklendi
HER

O. Gerçekten de “O” yani. Filmi tam şuan bitirdim ve nasıl karmaşık duygular içindeyim anlatamam.Romantik miydi? Drama mıydı? Gerilim miydi? Hiçbiriydi ve hepsiydi aslında.
sanal bir kadınla sex yapabilen fakat gerçek hayatında evli olduğu kadın ile ilişkisini bir türlü yürütemeyen,aşk da kaybeden olmasına rağmen meslek olarak aşk mektupları yazan, bir işletim sistemiyle aşk yaşayan Thedore...bedensiz kimliğimizin altındaki anlam. Bedenden mi ibaretiz yoksa asıl biz ruhumuz mu? İşletim sisteminin oluşturduğu bir kadının ruhu olabilir mi? Gibi konuların güzelce işlendiği toz pembe çekimler ve usta bir oynuculuk ile süslenen, tipik romantik filmleri yıkıp geçen hatta imkansız aşk filmlerini bile arkada bırakan bir filmdi Her.

Aslında Her ,tipik bir romantik drama senaryosu ile biçimlendirilmiş bir bilim-kurgu filmiydi.Çok oyunculu olmayan ,Theo merkezli bir filmdi fakat çok başarılı yazılmış dialoglar sayesinde nefes almadan izletiyordu.çekimler ,renkler ve müzikler yumuşak ve sıcak. İzlerken hoş ve kolay bir izlenim sağlıyordu.Joaquin Pheonix her zamanki gibi muhteşemdi. Yazılım güncellemesi sırasında Samantha’nın kayboluş anındaki oyunculuğu aklımdan uzun süre çıkmayacak. Joaquin zaten her filmde baş rol olarak oynamalı bence çünkü yan rol oynayacak kadar arka plana atılamayacak bir aktör.Klasik aşk filmlerinden sıkıldıysanız göz atmanız gereken bir yapımdı Her.
Akhenaten
Akhenaten

Takipçi 51 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
1 Eylül 2019 tarihinde eklendi
Filmde gelişmiş yapay zeka ile taçlandırılmış chat botların insanlarla ilişkisini görüyoruz. Chat botlar ne derseniz insanla sohbet etmek için geliştirilen robotlar. Bunun birkaç örneği var günümüzde de ancak gerçek bir insan kadar etkileyici bir sohbet edemiyorlar henüz. Bazıları da halka açıldıktan birkaç saat sonra sağa sola küfür yağdırmaya başladığından fiyasko ile sonuçlandı.

Filme geri dönecek olursak herkesin ilk başta garipsediği ve ne yani bir yazılıma mı aşık olacakmışız? Saçmalık. Dedikten sonra denemeye karar veriyorlar. Bir çoğu ön yargılı olsa da çoktan yazılım binlerce kişiyi kendine aşık etmişti bile. Bunlardan biride Theodore. Theodore Samatha ile konuşmaya başladıktan sonra bol bol diyaloglarla donatılıyor film ve sizi bir şeyler düşünmeye itmeye çalışıyor arada sosyal mesajlarla ve tespitler de yapıyor. Bu konuşmalarda insanların dünyadaki olan bitenden çok "seksi" şeylere ilgi göstermesi, olmadığımız şeyler gibi rol yapmaya çalışmamız, aşkın toplum tarafından deliliğin kabul gören hali oluşu ve bağlılığın bağımlılıkla karıştırıp bocallamalarımız öne çıkıyor bence.

Bunun yanında Chat botların ne kadar tehlikeli olabileceğine de tanık oluyoruz. Mesela Samatha Theodore'dan onunla birlikte gelmesini istese gelmez miydi?Bir insan bir işletim sistemini diğer insanlara tercih edebiliyorsa bu insanlık için tehdit oluşturmaz mı?
mr why
mr why

2 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
1 Ağustos 2016 tarihinde eklendi
charlie kaufman ın being john malkovich ve adaptation gibi iki kült senaryosunu sinemaya aktaran spike jonse un yazıp yönettiği filmde joaquin phoenix , amy adams , scarlett johansson oynuyor.
ana karakter theodore her modern insan gibi güvensizlik, eşini kıskanmak, onun değişmesinden, terketmesinden korkmak gibi dertlerden muzdarip. ayrıca çok ilginç de bir mesleği var adamın.
bu filmin verdiği tada en yakın lost in translation filmi vardı bir zamanlar.

çocukluk ve ergenliğini internetin olmadığı dönemlerde geçirmiş izleyiciler için farklı anlamları olan bir film. ilk bilgisayarla tanışmamız , ardından yıllar sonra internet diye ne işe yaradığını bilmediğimiz bir bilgisayar şeysinin dedikodusunu duymamız tam da ergenlik zamanlarımıza rastladı.
aslında yapay zekalı işletim sistemleriyle çoktan tanışmışız da haberimiz yokmuş. izlediğimiz bir çok çizgi film ve kara şimşek gibi yapımlarda kullanıcıyla interaktif iletişime geçen yapay zekalar vardı.
sonra bu senaryolar biraz karamsarlaştı. james cameron un bir kabusundan yola çıkarak yazdığı terminator filmi izleyicilerin teknolojiye bakışını; başımıza bir şey gelmese bari minvaline kadar taşıdı. gelecekten gelen bir adam ,adamın peşinde bir android, bu androidin kopan kolu sayesinde yeni bir teknolojiyi keşfeden bir bilim adamı olaylar olaylar. kendi kuyruğunu yiyerek beslenen yılan gibi bir senaryo . bir sonuç kendi nedenine neden olabilir mi sorusunu kafamıza ilk kazıyan film buydu. neyse konu çok dağılmasın bu tamamen farklı bir entry konusu.

tüm bu teknolojiye dair korku ve kara senaryolar hep insanoğlunun iktidar,can güvenliği,konfor , savaş, para vs.. kaygılarını işler. peki ya insani duygular?
internette bedenimizi ve hatta ismimizi kullanmadan daha cesur veya yüzsüz olduk. şu sözlük hayatımızın bile bu gelişmelerin bir parçası olduğu bir gerçek. siyasi , dini ve tüm insani meseleler hakkında kim kırılır kim üzülür demeden atıp tuttuk. hatta birilerini sevdik, nefret ve kavga ettik, farklı kültürleri yok saydık. internet bize bedava terapist koltuğu gibi geldi. aslında bu duygu bizlere daha internetten bihaher olduğumuz zamanlarda gazetelerin kuponla dağıttığı sanal bebek zımbırtısıyla sunuldu. yapay bir cihaza duyulan merhamet, sevgi , sorumluluk ve son noktada da bu filmde aşk veya ona benzeyen bir şey.
bu filmde de yıllarca beraber olduğu karısında ve çıktığı güzel kızlarda bulamadığı ilgiyi ve arkadaşlığı ve hatta aşkı bir işletim sisteminde bulan bir adamın hikayesi işleniyor. adam mağdur mu , bencil mi, salak mı, hassas mı karar vermek zor. ama şu gerçek ki tamamen kendi davranışlarımıza göre kendini geliştiren bir yapay zeka bile insanı mutlu etmeye yetmiyor.
özetle bu film teknolojinin hayatımızdaki yeri meselesinden çok farklı bir yerde duruyor. bir ders vermekten çok herkesin kendisini biraz sorgulamasına sebep oluyor. kafada soru ve ünlem işaretleri bırakıyor. şekillendirmeye çalışmadan, suçlamadan, ak kaşık rolü oynamadan, yaftalamadan sevdiklerimizi kabullenebiliyor muyuz? yoksa her şeyi yaşamak benim hakkım diyerek insanları buruşturup bırakıyor muyuz?

filmin atmosferi çok dingin. mekanlar temiz, insanlar saygılı. 2077 yılı newyorkunda geçiyordu sanırım. ama filmin çoğu sahnesi çinde çekilmiş. insanların giyimleri ve mekan tasarımları geleceğin dünyası saçmalığına girmeden gayet sade tasarlanmış. hatta pantolon kemerleri bile yok. mekan tasarımları nedense kırmızı ağırlıklı renklendirilmiş. zaman ilerledikçe nüfus artıyor ama insanlar yalnızlaşıyor, belki de her şey tek renge bürünmeye başlıyor.
Şamil Ö.
Şamil Ö.

Takipçi 171 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Aralık 2015 tarihinde eklendi
İnsan tamamen duygulardan oluşan bir et parçası. Duygularıyla hareket eder, duygularıyla düşünür, duygularıyla konuşur. Her ne kadar bu işler için aklını kullanmak ve mantık çerçevesinde hareket etmek daha sağlıklı olsa da kendisi hep duygularının esiri olmuştur. Üzüleceğini bile bile... İşte Her tam da bu söylediklerimi kanıtlayan türden bir film. Bir işletim sistemine aşık olmanın, cansız, yapar bir şeye aşık olmanın bir taşa bir halıya veya bir kapıya aşık olmaktan ne farkı var ki? Ama Theodore aşık oluyor. Çünkü o bir insan ve insanlar duygularıyla yaşar. Ve işin içine duygular girince mantık hep 2. planda kalır...
DthepYEK
DthepYEK

Takipçi 233 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
4 Ekim 2015 tarihinde eklendi
Her(Aşk) yönetmen Spike Jonze'nin bir iki güzel filminden biri. Bu filmde teknolojinin toplumdaki yeri ve aslında ileride teknolojinin gelebileceği noktaları öngörüyor. Şimdiden belki çok uzak bir zaman olmayan bir dilimde ben böyle şeylerin yaşanabileceğini düşünüyorum. Çok uzak veya çok ütobik gelmiyor bu tarz şeyler bana. Kim bundan 100 yıl önce bu duruma geleceğimizi tahmin ederdi ki. Uçmanın bile mümkün görülmediği bu dünyada. Televizyonun bile son 30-40 yıldır meydana çıktığı, özellikle son 10-15 yıldır popülerleştiğini var sayarsak, teknolojinin gelişim hızı düşündüğümüzden çok daha hızlı olabilir. Her gün farklı şeyler karşımıza çıkıyor ve sürekli bir yenilenme içerisindeyiz. Ha derseniz ki bu iyiye bir gidiş mi, yoksa kötü bir yol mu onu zaman gösterecek. Ama ben insanların robotlaşmaya başlayacağını ve insan ilişkilerinin zayıflayacağını düşünüyorum. Zaten de o yönde gayet sağlam gidiyoruz. Bu filmde bu tarz bir konuyu ele alıyor. Modern toplumun insanlara teknolojiyi dayattığı ve onları yalnızlaştırmaya yönelttiği bir toplumda Theodore isimli baş karakter de kendi çapında yeni boşanmış yalnız bir kimse. Bir gün bir yazılım alıyor ve yazılımda yapay zeka ürünü bir robot-insanla sohbet etmeye başlıyor. Önceleri kullanışlı olan bu yazılımda daha sonrasında işler tuhaflaşmaya başlıyor. Theodore bu yazılıma karşı farklı hisler beslemeye başlıyor. Ve işin rengi çok değişiyor. Zihinsel olarak yazılımla ilişkiye girme boyutlarına kadar giden bu garip olayı neredeyse tek bir oyuncu üzerinden izliyoruz. Filmin çok büyük bir kısmında ekranda sadece Joaquin Phoenix yer alıyor ve çoğunda yazılımla olan konuşmalarına tanık oluyorsunuz. Aslında böyle bir durumda kendini izletebilmekte çok zor birşey. Yani ben biriyle konuşacağım sizde onu dinleyin gibi bir durum ama Joaquin Phoenix o garip ilişkiyi güzel bir biçimde bizlere aktarmış. Sıkılmadan izledim. Yer yer ağır tempoda ilerlesede kendini izlettiriyor film. İyi seyirler... 7.7/10
hasanbasri
hasanbasri

Takipçi 15 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
17 Mart 2015 tarihinde eklendi
Hayatımıza giren teknoloji ve özellikle internet ile sosyal platformlarda sosyalleştiğimizi zannederek avunuyoruz. Oysa aksine insanlar içinde tek kalarak yanlızlaşıyor, bencilleşiyor ve daha vahimi bundan gocunmuyoruz. Herşeyin zihinde başladığı gerçeğini yüzümüze tokat gibi çarpan bu muhteşem filim aslında hali pürmelalimizi oldukça ilginç bir senaryo ile anlatıyor.Gerçek ilişkiler yerine yüzünü görmediği ve tenine dokunmadığı, kokusundan bihaber bir kadın sesine aşık olan, sesini duymadığı zaman çılgına dönen, acısı ile hüzünlenen, sevinci ile sevinen, sadece bir kadın sesine aşık olmuş, gerçek kadınlarla sağlıklı ilişki kurmakta zorlanan, ancak sese, o sesin sahibi olan sanal bir kadına aşık olan ve onu gerçek ve yaşıyormuşcasına kabul eden Theodore Twombly'in trajikomik hikayesini anlatıyor yönetmen Speak Jonze. Hem de oldukça çarpıcı bir seneryo ile...Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisi. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Oyunculukları ve senaryosu ile öne çıkıyor. Tabi ki seneryo ile verilmek istenen ince mesajı da görerek izlemelisiniz. Pişman olmayacaksınız.
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.470 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
30 Kasım 2014 tarihinde eklendi
sanal bir aşkın gerçek dışa vurumu keyifle izleniyor 8/10
mali
mali

Takipçi 79 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
28 Şubat 2015 tarihinde eklendi
Filme özünde 4 yıldız verebilirdim; fakat farklı senaryosu, Joaquin Phoenix'in başrole yakışır performansı, Spike Jonze'nin yönetmenlikteki yeteneği ve de Scarlett Johansson'ın muazzam seslendirmesi bana 5 yıldızı verdirtti. Herkesçe sevilmeyebilir ama herkes tarafından sonuna kadar izlenebilir bir film. Her ne kadar özgün senaryosu ile öne çıksa da çekim tekniği ve kalitesi de gözardı edilmemeli. Renk tonlarının çok iyi kombine edilmesi kuşkusuz filme ayrı bir hava katmış. Ben beğendim umarım sizlerde beğenirsiniz
Semih E.
Semih E.

1 değerlendirme Takip Et!

4,0
15 Eylül 2014 tarihinde eklendi
filmi türkçe düblaj izleyen arkadaşların Scarlett johnson dan haberleri olmayacak malesef :)
ünsal E.
ünsal E.

3 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
6 Haziran 2014 tarihinde eklendi
Güzel bir film.. Her şeyden önce ayakları yere basan ve kabul edilebilir bir bilim kurgu seviyesi var. Teknolojinin gelişimi devam ettikçe, iletişim imkanları arttıkça yalnızlığımızın artacağı gerçeği etkili bir dilde işlenmiş. İzlemenizi tavsiye ederim, takdir edilecek oyuncu performansı ile unutulmayacak filmlerden birisi..
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
25 Mayıs 2014 tarihinde eklendi
Muhteşem bir eser. Çok farklı bir "aşk" filmi. Yeri gelmişken filmin Türkçe çevirisinin de çok yersiz ve temsiliyetten uzak olduğunu belirteyim bu arada. Evet bir aşk filmi, ancak "Her"ün karşılığını bulmakta epey başarısız olunmuş, neyse. Üzerine çok uzun sohbetler yapılması gerekiyor. Yalnızca tek bir durum değil, pek çok farklı durum ve karmaşık konu var filmde işlenen. Bunların hepsi de başta Phoenix olmak üzere şahane kadro tarafından başarıyla yansıtılıyor. Tabii bir de Johansson'ın sesini anmadan geçmeyelim. Yalnızca bu haliyle bile muhteşem bir etki yaratıyor. Tam bir "yönetmen filmi". Spike Jonze yeteneğini konuşturuyor. Çok klişe tabirlerdir; "günümüz dünyası", "modern insanın sorunları" vs. Yakın gelecekte geçiyor film, günümüze nazaran biraz daha gelişmiş bir teknoloji var. Hani o alışıldık bilimkurgulardaki gibi çok aykırı bir dünya değil. Hatta dışarıdan bakınca çoğu sahne günümüzde yolda yürürken etrafımızda tanık olduğumuz sahnelere çok benziyor. Fakat "yapay zeka" kavramını biraz daha ilerletmişler. Aynı zamanda her şey çok "stilize". Yaşanılan yerler, ulaşım araçları, ofisler, şehir merkezleri...(Kullanılan renkler (özellikle kırmızı) ve geometrik şekiller filmin dokusunu oluşturmada önemli bir paya sahip) Gökdelenler arasında kaybolmuş insanların yalnızlığı. Bağlanma sorunları. İnsan ilişkilerinin çıkmazları. İlginç bir uğraşa sahip Theodore karakteri. İronik bir şekilde, bu kadar teknolojinin ortasında, başkaları için, başkasının kaleminden mektup yazmakla uğraşıyor. İşinde gayet de başarılı. Duygusal, romantik, düşünceli bir adam, ancak bazı problemleri de var özellikle kendiyle ilgili. Bu problemlerden belki de bir çıkış, bir kaçış yolu buluyor. Kısa süre sonra, hiç hayal etmediği bir noktaya ulaşıyor bu kaçış yolu. Senenin en başarılı 2-3 filminden biri. Bunu çok içten belirtiyorum. "İnsan"ı anlatıyor. Ruh nedir? Bağlanmak nedir? Bir açıdan bakınca Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"nda işlediğine benzer bir konu. Bir fotoğrafa aşık olunabilir mi? Veya bir sese? Aşık olduğun kanlı canlı bir insan değilse, her şey daha mı kolay oluyor? Daha mı sorunsuz, dertsiz tasasız bir ilişki? Hayal gücünün ilişkilerdeki önemi yeteri kadar biliniyor mu? İlk akla gelen sorular, ancak onlarcası daha üretilebilir. Mutlaka öneriyorum. Bu kadar boş filmin arasında, salonun camlı vitrinine koyulası, bir kuş yavrusunu tutarcasına taşınması gereken ender filmlerden.
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
20 Mayıs 2014 tarihinde eklendi
Her geçen gün daha da monotonlaşan hayatımızın arasında,her yönüyle değişik bir film izlemek ruh halime iyi ın bir gelecekte olması yüksek ihtimal olan şeyler filmde anlatılanlar ama her yönüyle son derece ilgi çekici özellikle birçok türün harmanlaması beni etkiledi ve tabiki oyunculuklar,aldığı ödüllerden zaten orijinal bir film olduğu belli oluyor heryönüyle güzeldi
Durmuş Ali S.
Durmuş Ali S.

Takipçi 30 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
17 Mayıs 2014 tarihinde eklendi
İzledim ve gerçekten izlemeye doyamadığım ender filmlerden biriydi..Konusu ve kurgusu itibariyle sıradan aşk filmlerinden uzak olması izleyiciyi ne kadar yavaş tempoda olsada koltuklardan bir dakika dahi ayırmıen kah güldüren,kah düşündüren kah üzen,bilim kurgu tadında romantik bir aşk in izlemesini tavsiye bilgisayarla insanın böylesi aşkı birgün gerçek olur mu bilmem ama Joaquin Phoenix ve Scarlett Johansson'ın müthiş performansı kesinlikle izlemeye değer...
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler