Hesabım
    Oh Boy
    Ortalama puan
    3,3
    4 Puanlama
    Oh Boy hakkında görüşlerin ?

    1 Kullanıcı eleştirisi

    5
    1 Eleştiri
    4
    0 Eleştiri
    3
    0 Eleştiri
    2
    0 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    0 Eleştiri
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! Takipçi 1.698 Eleştirisini Oku

    5,0
    28 Temmuz 2016 tarihinde eklendi
    Kafeinsiz bir gün geçiriyor Niko Fischer. Üstüne üstlük kız arkadaşını, ehliyetini ve babasının hukuk okuduğunu zannederek her ay hesabına yatırdığı harçlığını kaybediyor. Üstelik aynı günün sabahı, yalnızca birkaç saat içinde oluyor tüm bunlar. Tüm bunların içinde bir fincan kahve içemiyor bir türlü. Bu kısım akıllara Luis Bunuel’în “Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği”ni getiriyor. 25 yaşlarında, hayatın neresinde olduğunu bulmaya çalışan bir genç adam. Belki de çoğumuzun aynı yaşlarda hissettiğimiz şeyleri hissediyor. Ancak çoğumuz Niko gibi değil babası gibi tercihler yaptık büyük ihtimalle. Film herhangi bir şekilde Niko’nun hayat tarzını, hayata karşı duruşunu keskin hatlarla övmüyor veya yermiyor zaten. Çekici tarafları olduğu gibi pek doğru gelmeyen tarafları da var onun bu duruşunun. Hatta illa bir kategoriye sokacaksak, filmin yaklaşımı özellikle finale doğru Niko’nun artık uyanması, silkelenmesi, hayatını tekrar gözden geçirmesi yönüne kayıyor denebilir. Gün içinde Niko’nun hayatında zaten bulunan ve hayatına yeni giren birkaç isimle tanışıyoruz. Hepsi de kendi içinde hikayeler barındıran, enteresan, ancak bize üstünkörü tanıtılan isimler oluyor. Niko’nun özellikle okuldan arkadaşı Julika ile yaşadıkları ise filmin önemli bir bölümünü kapsıyor. “A Coffee in Berlin” ismi filme çok yakışıyor. Çünkü bu en başta bir Berlin filmi. Yeni Berlin ile Eski Berlin’in, yaşanılanların, hayat tarzlarının ve bunların içinde yer alan karakterlerin filmi. Kritik noktalarda filmin belki de en önemli başrol oyuncusu, Berlin, kendi halinde kadraja giriyor. Kimi zaman gökdelenleri, kimi zaman harabe duvarları üzerindeki graffitiler ile. Tom Schilling kusursuz. Gün içinde Berlin’de “takılan” Niko’yu adeta yaşıyor. Çok kıyıda kalmış ancak bana kalırsa yakın dönemin en muhteşem işlerinden biri.
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top