David Fincher'ın kendine has filmlerinden. Karanlık ışıksız bir atmosfer çiziyor. Karikatürize edilmiş gibi karakterler var karşımızda. Biri bilinçaltında oluşmuş eğlenceli, hayatı kafasına takmayan çılgın deli dolu özgür bir adam. Diğer yanda hayatını işine adamış uykusuz, sorunlarının çözümlerini farklı yerlerde arayan bir adam ve orta da kalan karanlık kim olduğu bilinmeyen bir kadın. Filmin sonunda anlaşılan gerçeklik aslında çok saçma geliyor, sizi etkilemiyor sanki öylesine konulmuş aptalca bir gerçek gibi. Bu filmin gerçekçiliğini tamamen toz ediyor. Bu yanı kötü. Ama diğer yanda garip senaryosu ve karanlık atmosferi var. Sıkıcı olmayan garip bir film 10/8
Popüler kültür tarihini değiştiren o enfes filmlerden birisi daha. Bu film gibi filmler neden çekilemiyor artık anlamak kolay değil. Görsel ve zihinsel anlamda tam bir doyum noktası ve kesinlikle sinema tarihinin en önemli filmlerinden ''Dövüş Kulübü''. Zihnine sağlık Chuck Palahniuk ve yaratıcı görsel zekana sağlık David Fincher :) . Bu tüketim toplumu eleştirisi mükemmel filmi izlemeyen herkese -hala izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama- ''şiddetle'' tavsiye ediyorum.
Film ile ilgili söylenebilecek tek bir kelime var o da "mükemmel" . Bu kadar sıkıntılı olup da bu kadar kendini izlettirebilen bir Otomatik Portakal bi de bu film vardır heralde. Film bitene kadar boğazımı sıkıyorlar hissine kapıldım ama aynı zamandada ekrandan gözlerimi alamadığım bir yapım
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.