Ortalama puan
3,2
20 Puanlama
5
1 Eleştiri
4
0 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
Filtrele:
Hepsi
Senaryosunu İbrahim Gündüz'ün kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda da Şerif Gören'in oturmakta olduğu "Abuk Sabuk Bir Film", "kara mizah (dark comedy)" tarzda kurgulanılmış bir drama olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz, müzikleriyle Erkin Koray'ın da renk kattığı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Hayatı boyunca hiç gülmemiş olan Ademoğlu Ali Üvez (Kemal Sunal)...
Bir köyde...
Köyün gençlerinin...
Irzına musallat oldukları kızı Bingül (Şiva Gerede) ile birlikte yaşamını sürdürmekte olup...
***
Yeri gelmişken de...
Muhtar Veli'nin (Selahattin Fırat) dul kızını (Gamze Gözalan), kendine istetmek üzere...
Aracı olarak gönderdiği kadınlara...
Daha Ademoğlu'nun adını duyar duymaz...
Söz konusu Muhtarın...
***
"Ademoğlu kadar taş düşsün başınıza!" diye...
Bağırmaya başlayarak onları kovduğunu belirtmiş...
Ve köyde neredeyse...
Deliye çıkmış olan ününü de vurgulamış olalım...
***
Hem de...
Elindeki telleri bulunmayan bağlamasını lingirdeterek...
Maniler söyleyen...
Köyün gerçek delisi...
Deli Bekir (Tayfun Çorağan) ortalıklarda dolanmaktayken...
***
Derken bir sabah...
İçinde Almanya'nın İstanbul Baş Konsolosu ile Hans Klaus Schwarz adındaki varlıklı bir Alman'ın Türkiye temsilcisi Kutay'ın (Kutay Köktürk) bulunduğu...
Öndeki Almanya bayraklı kordiplomatik Mercedes'e ilaveten toplam dört araçlık bir konvoy gelip...
Ademoğlu'nun kapısının önünde durmasın...
Ve inen basın mensupları...
Ademoğlu'nun fotoğraflarını çekmeye başlamasınlar mı...
***
Zira...
Söz konusu bu Alman Schwarz...
Kendi el yazısıyla yazıp imzaladığı bir vasiyetname ile tüm mal varlığını...
Bir yıl önceki Türkiye ziyaretinde...
Kendisi ile yanındakileri...
Donarak ölmekten kurtaran Ademoğlu'na bırakmış...
***
Böyle olunca da...
Ademoğlu'nun talihi birden döner...
Ve...
Başta Muhtar Veli olmak üzere...
Köylülerin Ademoğlu'na bakışı da...
Tamamen değişiverirken...
***
Ademoğlu'nun gülmediğini fark eden ulusal bir gazete de...
Onu güldürebilene...
Ödül olarak 17 milyar TL ödenmesinin yanı sıra...
***
Ademoğlu'nun bizzat kendisine de...
İstanbul'da boğaza nazır...
Korumalı (Bülent Kayabaş) ve uşaklı süper lüks bir yalı ile şoförlü bir limuzin hediye edilirken...
Tüm kılık kıyafet masraflarının ödeneceğini de açıklayan...
Televizyondaki tanıtım reklamında...
Sinema oyuncuları Burcu (Perin Aytaç) ile Murat'ın da (Murat İlker) yer alacakları bir kampanyayı başlatır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Tam da burada noktalayacağız...
Dakika 34...
***
Şerif Gören çeker ve Kemal Sunal'da başrol de oynarsa...
Ne kadar absürt olursa olsun...
Seyretmenin şart olacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; pek çok hoş sürprizi de bünyesinde barındıran, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
***
Gelin isterseniz, müzikleriyle Erkin Koray'ın da renk kattığı bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
Hayatı boyunca hiç gülmemiş olan Ademoğlu Ali Üvez (Kemal Sunal)...
Bir köyde...
Köyün gençlerinin...
Irzına musallat oldukları kızı Bingül (Şiva Gerede) ile birlikte yaşamını sürdürmekte olup...
***
Yeri gelmişken de...
Muhtar Veli'nin (Selahattin Fırat) dul kızını (Gamze Gözalan), kendine istetmek üzere...
Aracı olarak gönderdiği kadınlara...
Daha Ademoğlu'nun adını duyar duymaz...
Söz konusu Muhtarın...
***
"Ademoğlu kadar taş düşsün başınıza!" diye...
Bağırmaya başlayarak onları kovduğunu belirtmiş...
Ve köyde neredeyse...
Deliye çıkmış olan ününü de vurgulamış olalım...
***
Hem de...
Elindeki telleri bulunmayan bağlamasını lingirdeterek...
Maniler söyleyen...
Köyün gerçek delisi...
Deli Bekir (Tayfun Çorağan) ortalıklarda dolanmaktayken...
***
Derken bir sabah...
İçinde Almanya'nın İstanbul Baş Konsolosu ile Hans Klaus Schwarz adındaki varlıklı bir Alman'ın Türkiye temsilcisi Kutay'ın (Kutay Köktürk) bulunduğu...
Öndeki Almanya bayraklı kordiplomatik Mercedes'e ilaveten toplam dört araçlık bir konvoy gelip...
Ademoğlu'nun kapısının önünde durmasın...
Ve inen basın mensupları...
Ademoğlu'nun fotoğraflarını çekmeye başlamasınlar mı...
***
Zira...
Söz konusu bu Alman Schwarz...
Kendi el yazısıyla yazıp imzaladığı bir vasiyetname ile tüm mal varlığını...
Bir yıl önceki Türkiye ziyaretinde...
Kendisi ile yanındakileri...
Donarak ölmekten kurtaran Ademoğlu'na bırakmış...
***
Böyle olunca da...
Ademoğlu'nun talihi birden döner...
Ve...
Başta Muhtar Veli olmak üzere...
Köylülerin Ademoğlu'na bakışı da...
Tamamen değişiverirken...
***
Ademoğlu'nun gülmediğini fark eden ulusal bir gazete de...
Onu güldürebilene...
Ödül olarak 17 milyar TL ödenmesinin yanı sıra...
***
Ademoğlu'nun bizzat kendisine de...
İstanbul'da boğaza nazır...
Korumalı (Bülent Kayabaş) ve uşaklı süper lüks bir yalı ile şoförlü bir limuzin hediye edilirken...
Tüm kılık kıyafet masraflarının ödeneceğini de açıklayan...
Televizyondaki tanıtım reklamında...
Sinema oyuncuları Burcu (Perin Aytaç) ile Murat'ın da (Murat İlker) yer alacakları bir kampanyayı başlatır...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de anlatımımızı...
Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...
Tam da burada noktalayacağız...
Dakika 34...
***
Şerif Gören çeker ve Kemal Sunal'da başrol de oynarsa...
Ne kadar absürt olursa olsun...
Seyretmenin şart olacağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; pek çok hoş sürprizi de bünyesinde barındıran, 60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Keyifli seyirler,
izleyip görelim kemal sunalın hangi filmi kötüki buda kötü olsun :D sizleri seviyoruz sunal ailesi
- En son Beyazperde eleştirileri
- En İyi Filmler
- Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler