Hesabım
    Ölmek İçin Zaman Yok
    Ortalama puan
    3,8
    yayın
    • Sabah
    • Cumhuriyet
    • T24
    • Gazete Duvar
    • Hurriyet
    • Habertürk

    Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.

    Basın Eleştirisi

    Sabah

    Yazar: Olkan Özyurt

    Soğuk Savaş ortamında kahramanlaşan ve yine bir Soğuk Savaş'ın kalıntıları içinde Daniel Craig'li James Bond'a veda ettiğimiz Ölmek İçin Zaman Yok, 163 dakikalık dolu dizgin bir sinema macerası vaat ediyor. Sürprizleri bir yana filmin kötü adamı Lyutsifer Safin (Rami Malek) ile Bond arasındaki konuşma da naçizane dikkate değer. 'Söz konusu öldürmekse bunun hangi amaçla yapıldığı ne kadar önemli' minvalindeki konuşma aslında tüm Bond maceralarının motivasyonunu derinden sarsacak nitelikte.

    Eleştirinin tamamı için: Sabah

    Cumhuriyet

    Yazar: Emrah Kolukısa

    Her zamankinden daha fazla sürprizler barındıran senaryosuyla “No Time To Die” en uzun Bond filmi olsa da sıkmadan baştan sona izleniyor. Son dönemin en çok ödül alan dizilerinden “Flebag”in yaratıcısı (yazarı, yapımcısı ve oyuncusu) Phoebe Waller-Bridge’in de senaryoya önemli bir katkısı olduğu su götürmez, özellikle kadın karakterlerin çok daha ön planda olduğu böyle bir film söz konusuyken hele. Sürprizlerden fazla bahsetmek olacak iş değil elbette (#notimeforspoilers) ama hiç bir Bond filminde görmediğimiz bir finalin sizi beklediğini çıtlatalım en azından.

    Eleştirinin tamamı için: Cumhuriyet

    T24

    Yazar: Atilla Dorsay

    Özellikle ilk yarısı ve son yarım saatinde son derece canlı ve akıcı bir film. Bireysel ve örgütsel kötülüklerden sonra, tüm insanlığa yönelik ve en son, hatta onun ötesinde bir teknolojiyle gerçekleştirilmeye çalışılan dev bir suikaste karşı neredeyse tek başına, en azından en önde savaşmaya çalışan bir James Bond. Yapımcı dediğim gibi yine Alberto Zuccoli. Bu kez efsane Hans Zimmer’in müziği. Şarkısı –ki çok güzel- bu kez Billie Ellish’den gelen son derece romantik bir parça. Ve açıkçası, belki bunca Bond serüveninin en iyi, en doyurucu filmi. Bakalım, Daniel Craig “bu son olsun” dediğine göre macera sürecek mi; sürerse hangi oyuncuyla sürecek?...

    Eleştirinin tamamı için: T24

    Gazete Duvar

    Yazar: Şenay Aydemir

    Bir dizi başka gelişme sonucu Bond mecburen emekliliğini askıya alır ve olayların içine dâhil olur. Bu süreç Bond’un yolunu bir kez daha Madeleine ile kesiştirecektir. Üstelik sadece onunla değil, bir önceki filmin kötü adamı Blofeld ile de. Filmin bundan sonrası bol araba kovalamaca sahnelerinin olduğu, silahların ve yakın dövüş tekniklerinin havada uçuştuğu aksiyon dolu bir macera. Kendi adıma bu filmin Craig’li yapımlar içinde “Casino Royale”den sonraki en iyisi olduğu söyleyebilirim. “Jane Eyre” ile tanıdığımız “True Detective” sınıf atlayan Cary Joji Fukunaga’nın yönettiği yapımın bu açıdan oldukça iyi olduğunun hakkını verelim. Aksiyon sahnelerindeki plan sekanslardaki zanaat, kovalamaca sahnelerindeki organizasyon takdire şayan. Fukunaga, yalnızca bu sahnelerde değil. Yakın plan sahnelerde de duyguları geçirmeyi başarıyor. Ki bu filmin emeklilik hayalleri kuran Bond’un en duygusal olduğu yapım olduğunu belirterek geçelim bu kısmı. Ama böylesine pür bir aksiyon filminde duygusal atmosfer yaratabilmek de maharet.

    Eleştirinin tamamı için: Gazete Duvar

    Hurriyet

    Yazar: Uğur Vardan

    Film uzun, tam 2 saat 43 dakika. Ama bu uzunluğu pek hissettirmeyen bir yapısı ve akışı var. Öte yandan senaryoda ‘Bond miti’yle bir hesaplaşma isteği seziliyor. Daniel Craig’i son kez James Bond olarak izlediğimiz bu yapım bence genel olarak ‘Skyfall’ ve ‘Spectre’nin yanında daha orta sıklet bir çizgide duruyor. Rami Malek’in canlandırdığı Lyutsifer Safin fazla karikatürize. Ailesi yok edildiği için intikam alma gayesiyle yola çıkarken bütün bir insanlığı hedefe koyması biraz zorlama olmuş. Ayrıca üs olarak kullandığı adayı yakınlardaki Japonlar’ın ya da Ruslar’ın neden kontrol etmedikleri de ‘gerçekçi’ olma çabasındaki bir ajan filminin mantık boşluklarından biri. Öte yandan Safin’e bağlı çalışan Valdo Obruchev adlı biliminsanının önderliğinde geliştirilen ‘Nanorobot projesi’ ve DNA’lara (genetik kodlar) yönelik kimi virütik hamleler, içinden geçtiğimiz pandemi döneminde aşı karşıtlarının öne sürdüğü komplo teorilerine göz kırpar nitelikte! Bir de ‘Bond filmleri’ esprili olur, ‘Ölmek İçin Zaman Yok’ bir-iki esprisi dışında genel olarak ağırbaşlı bir havaya sahip.

    Eleştirinin tamamı için: Hurriyet

    Habertürk

    Yazar: Mehmet Açar

    En sevdiğim Bond filmlerinden birine yapılan göndermelerden etkilenmediğimi söyleyemem ama ‘Ölmek İçin Zaman Yok’un hikâyesi duygusal anlamda beni pek yakalayamadı. Eleştirmenler arasında azınlıkta kaldığımın farkındayım. Ama ‘Ölmek İçin Zaman Yok’u, ‘Casino Royale’ ve ‘Skyfall’ kalibresinde bir film olarak görmek açıkçası bana çok zor geliyor. Onlar riskli yeni arayışlara giren filmlerdi. ‘Ölmek İçin Zaman Yok’ ise final hariç Bond formüllerinin güvenli limanından pek çıkmıyor. Ayrıca, ‘Finalden etkilendim’ dersem yalan olur. Tam o esnada, ‘aktör Daniel Craig ve James Bond karakteri’ arasında yıllardır süren çalkantılı sevgi – nefret ilişkisi geldi aklıma. O finalde kuşkusuz tüm bu geçmişin önemli payı var.

    Eleştirinin tamamı için: Habertürk
    Daha Fazlasını Göster
    Back to Top