erken yaşta veremden ölen zonguldaklı şairlerin hikayesi. Sürükleyicilik kadro oyunculuk herşey on numara. Harika bir yılmaz erdoğan draması. Birde gerçek hikaye. 10 / 10
Dönem, dönem izledigim ve her izlediğimde aynı tadı alabildigim, insanı etkisi altında bırakan bir başyapıt. Kıvanç Tatlıtuğ'u farklı bir karakterde görebileceğiniz ve sonrasında oyunculuğunu tasdik edebileceğiniz buram buram sanat dolu bir film.
Çok ama çok beğenerek izlediğim,etlkisinde kaldığım bir film.Oyunculuklar özellikle Kıvanç Tatlıtuğ ‘un ve Farah Zeynep Abdullah’ın oyunu mükemmeldi .Hikayenin gerçek yaşamdan yola çıkması ,biyografik olması daha da ilgimi çekti,her iki şairi de bu filmle tanıdım ve kısacık ömürleri için de çok üzüldüm .Kesinlikle izlemenizi öneririm
bu kadar değerli bir hikaye böyle sağlam kadro böyle usta oyunculuk böyle muhteşem kurgu bu unutulmamayı her saniyesi ile hak eden film kesinlikle izlenmeli hatta tekrar tekrar izlenmeli..
Uzun zamandir izledigim en güzel film.Hem duygusal hem de komik , herkese tavsiye ederim.Bu filim ile birlikte sairlerimiz gelisiyor.Kivanc bey basta olmak üzere herkese tesekkürler....
Bu film muhteşemdir... Neyin ne olacağı, ne zaman olacağı bu kadar belli iken; kimin ölüp kimin sağ kalacağı göz önünde iken: gökyüzü bile bunlardan haberdarken ve hiç spoilera gerek duyulmazken her şey ayan beyan ortadayken bir filmin bu kadar güzel olabileceği aklımın köşesinden geçmezdi. Sanırım Türk Sinema Tarihinde izlemiş olduğum bütün filmler arasında ilk sıralarda bir yerde-belki de ilkinde- kendine yer bulacaktır. Bir klasik değildi belki, serim düğüm ve çözüm kısımları çok geçişkendi, anlatım ve anlatıcı her şeyi öyle iyi göz önüne seriyor ki diğer hiçbir şeye gerek duyulmuyordu sanki. Bu film bir dönemi ele alarak çekilmiş, izlerken kendimi bir an için o yıllardaymış gibi hissettim. Bu histe oyuncuların etkisini yadsıyamam. Ve fakat bile bile ladesi bu kadar güzel kılan şey de neyin nesiydi? Kimin şiirinin beğenileceği bu kadar ortadayken, geleceğe dair bir umut yokken, her şeyin iyiye gideceğine dair bu his de neyin nesiydi? Ölüm kol geziyordu filmde, sanki bir sonraki sahnede okunacaktı selalar ama o zaman filmde yaşamı bu kadar güzel kılan şey ne neyin nesiydi? İnsanların filme dair bakış açısı nedir bilmiyorum ama filmi izledikten sonra dediğim şey şu oldu 'ben bu filmi neden sinemada izlememişim' keşke farkındalığım eskiden şimdi olduğu gibi olsaymış, o zaman hiç kaçırmazdım bu filmi. Oyunculuklara hiç mi hiç değinmek istemiyorum zaten filmi izleyen biri kimin ne yaptığını görecektir. Tebrikler Yılmaz Erdoğan, tebrikler Kıvanç Tatlıtuğ, tebrikler Mert Fırat...
Film gerçekten çok sıcak samimi ve gerçekti. Türkiye'nin zor koşullarını salgınları acı ölümleri ve belki de başkaları tarafından hiç umursanmayan hayatları bizlere gösterirken bir yandan da dostluğu aşkı sevgiyi başarılı bir şekilde bizlere yansıtmış. Emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimi iletiyorum ve ekliyorum: ''Şiir bahanesidir hayatın''.
film dram açısından harika ama aşk açısından biraz zayıf kalmış ama yinede çok beğendim filmi izlerken kendi hayatımı görmem hissetmem beni etkiledi bu yüzden hastalıkla geçen bir konuda göz yaşlarımı tutamadım nornal sağlık olan kişiler izlediği zaman aynı hissi alacağını etkileneceğini söylemem imkansız gerçekten ama hayatında bir hastalığı olan insanlar çok etkilene bilir başarılı bir yapıt şiire ilgisi sevgisi olanlar bayılacaktır kesinlikle izlenmeli 8 geçerli .
Müthiş oyunculuk, müthiş senaryo, müthiş kadro! Yılmaz Erdoğan ismini duyduğumda zaten hiç tereddüt etmeden gittim filme ve tabi ki yanılmadım. Mutlaka izlemelisiniz.
Film için uyuduk, sıkıldık patladık diyenler sanırım ya baştan sona gülelim ya ağlayalım yaklaşımında olan, sanatın ve sinemanın ne olduğu hakkında en ufak bir fikri olmayan kişiler. Film son zamanlarda izlediğin en naif, en kalbe dokunan filmdi. Yılmaz Erdoğan bu film için yıllarca uğraşmış, bir amaç uğruna, inançla...Filmde bunu o kadar iyi anlıyorsunuz ki. Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat döktürmüşler.
Saçma sapan, tamamen ticari kaygıyla yapılmış, kore-uzakdoğu filmlerinin (tabi kötü olanlarının) çakması, sözde romantik, film bile diyemeyeceğimiz absürd şeyleri izleyip bir de of harikaydı çok ağladık/çok güldük diyenler bu filmi beğenmesin zaten.
Baştan sona bir başyapıt,sonunda Yılmaz Erdoğan Türk Sinemasına defalarca izlenecek bir film bıraktı, sonu bilinen bir hikayeyi mükemmel bir kurgu ile unutturmak filmin her anını bizlere yaşatması , Babam ve Oğlum'dan sonra çekilmiş en iyi Türk filmidir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.