En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacıgil
Takipçi
2.383 değerlendirmeler
Takip Et!
1,5
24 Ekim 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu...
Alphan Dikmen ile Başak Angigün kaleme alırlarken...
Yönetmen koltuğunda da Kemal Uzun'un oturmak da olduğu "Çanakkale Yolun Sonu"; baş da, prodüksiyon tasarım ile sanat yönetimi kısımlarından tutun da, gerek sinema sanatı ve gerekse de tekniği bağlamında...
Neredeyse her açıdan başarısız olduğunu görmenizin kaçınılmaz olduğu...
***
Hatta...
Seyrederken de, sanki filmin kendi kendine...
"Gerçekten de olmamış!" şeklinde...
Bas bas bağırarak durumu "zaten özetleyen / yani itiraf eden", fazlasıyla "yavan" bulduğumuz bir savaş draması olarak geliyor karşımıza...
***
Gelin isterseniz...
Türkiye standartlarında "iyi" sayılabilecek...
5 milyon TL'nin üstündeki bir bütçeyle çekilirken...
Post prodüksiyondaki tüm uygulamalarının da, yerli Digiflame firması tarafından gerçekleştirildiği bu filme biraz daha yakından bakalım...
***
İngiliz donanması, denizden toplarıyla...
Çanakkale sırtlarını döverken...
Sandallara bindirilmiş Anzak birlikleri de...
Karaya çıkartma yapma pozisyonu almış...
***
Aynı esnada da...
Asteğmen Muharrem'in (Tevfik Erman Kutlu) komutasındaki Türk askerleri de...
Siperlerinde, onları beklemek de...
***
Başlayan...
Ve her iki taraf açısından da...
Ziyadesiyle kanlı giden çatışmanın neticesinde...
Asteğmen de vurulur vurulmaz...
Türk birliği, geri çekilmek mecburiyetinde kalır...
***
Derken...
Bolkar Dağları'nın köylerinden birisine...
Atıyla uğrayan askeri bir ulak...
Cepheden asker mektupları getirmesinin yanı sıra...
Vurularak şehit düşenlerin isimlerini de birer birer açıklamasına ilaveten...
Yanında getirdiği seferberlik emrini de...
Muhtarlığa astırtır...
***
Ki...
Böylelikle de, ilk çocuklarına hamile durumdaki Hatice'nin (Bahar Çokyaşa) kocası Hasan'da (Umut Kurt)...
Ertesi sabah...
Çanakkale'deki cepheye doğru yola koyulacak...
***
Ama...
Boynu bükük durumdaki kardeşini, bir başına göndermeyi kendine yediremeyen ağabeyi Muhsin'de (Gürkan Uygun) gönüllü olarak...
Aynı seferberlik kafilesine katılmak da...
Çok da gecikmeyecek...
***
Üstelik vardıklarında da...
Bölüğün komutanı Yüzbaşı İbrahim Adil (Yıldırım Fikret Urağ) ile Muhsin'in...
Birbirlerini, Balkan savaşı yıllarından tanıdıkları ortaya çıkacak...
***
Fakat...
An itibarıyla kırk birinci dakikaya ulaşmış olmamıza karşın...
Filmin, atağa geçmek yerine...
Kendi yarı sahasındaki birinci ve ikinci bölgede top çevirerek...
Gereksiz yere zaman kaybetmeye devam ettiğini anladığımız için...
İzlemekten vazgeçtik...
***
Ancak...
Geleneksel üslubumuz gereği...
"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş...
Ve üstelik de...
Tüm uyarılarımıza rağmen seyretmeye de devam edecek olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için...
Kendi anlatımımızı da...
Burada noktaladık...
***
Devamında ne olduğunu bilmediğimiz gibi merak da etmediğimiz filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; fazlasıyla gereksiz bulduğumuzu yinelemek de ısrarcı olacağımız...
Ve en azından bizim açımızdan...
Zaman israfından öte, pek bir şey ifade etmediğini de belirteceğimiz...
60 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...
***
Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...
"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...
Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...
25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...
Herşeyiyle çok güzel olmuş çok beğendim ama Çanakkale savaşı nın anlatıldığı bir filmde Atatürk'e ciddi bir rol verilseydi senaryoda bu bence büyük bir eksiklik,onun dışında herşey süperdi
İyi niyetle çekilmiş bir başka Çanakkale filmi daha. Fakat iyi niyet ne göz doyuruyor ne karın. 6 milyon $ bütçe ile çekilmiş. Keşke ülkenin dönüm noktası olan bir konuyu 60 milyon $ bütçe ile çeksek. İşte o zaman ne sanat yönetmeninin acizliği ne de prodüksiyonun zayıflığı böylesine göze batmazdı. Yorumların hemen hemen hepsinde değinilmiş, savaş ortamında ki askerlerimizin kostümleri maşallah gardroptan yeni çıkmış gibi temiz ve ütülü ! Bu sanat yönetmeninin acizliği. Eskitme ve kirletme diye bir sektör var. Umut Kurt'un diyaloglarının olduğu sahneler hep kulak tırmaladı. Halbuki dizilerde çok beğendiğim bir oyuncuydu. Burada kimyasımı tutmadı nedir bir acayip amatör gözüktü. Filmin en iyi oyuncusu tartışmasız Muhsin karakterini oynayan Gürkan Uygun'du. Hem şivesi hem oyunculuğu filmi bir nebze izlettirdi. Dönem filmi çekmek maddiyat açısından müşkül bir durum bu nedenle minimum 40 milyon dolar bir araya getirmeden yapımcılar bu tarz milli filmlere el atmasınlar.
Bu tip iyi Türk filmlerinin yanında daha fazla durulmalı. Bir sürü Recep İvedik gibi iğrençliklere o kadar bayılan halkımız asıl böyle iyi filmleri övse de bunun gibi iyi filmlerin devamı gelse. Hollywood'un her yaptığı aksiyon filmini büyük keyifle izleyip yerli yapım aksiyon olunca burun kıvırmak ayıp oluyor. Amerikalılar kendi filmlerinin arkasında durdukları için bu kadar ilerlediler. Bizse daha çok bekleriz bu gidişle...
Çanakkale ile ilgili yapılan en iyi filmi izleyeceğinizi garanti ederim. Demek ki yaptığımız işi ciddiye alır ve üzerinde titizlik ile çalışırsak ortaya iyi bir savaş filmi çıkarabiliyoruz. Çanakkale ile ilgili film yaparken koca bir cepheye bütünlük içinde bakma çabası yüzünden hep yüzeysel yapımlar çıktı karşımıza. Oysa bu defa bütün Çanakkale savaşlarını değil sadece bir cepheyi görüyoruz beyazperde de. Daha dar bir alana bakıldığı için hikayeye ve karakterlerin dünyasına zorlanmadan girilmiş. Savaşan insanların hikayeleri ve psikolojik durumları başarı ile yansıtılmış. Film çıkarma ile başlıyor ve savaşın ortasında bitiveriyor. Bu da ayrı bir tat katmış filme. Hani çok sevdiğimiz bir yemeği tadımlık yer gibi. Oyunculuklar ve mekan kullanımı açısından son derce başarılı olunmuş. Gürkan Uygun'a son derece yakışan bir karakter ortaya çıkmış. Bakışları, kıyafetleri, konuşması, bıyıkları( :-) ), davranışları ile adeta karakteri yaşamış. Bir tek şey takılıyor aklıma çatışmaların ortasında sürekli yaralılar ile kan ile uğraşan ve yokluk içinde adeta var etme savaşı veren hemşirelerin kıyafetleri nasıl oluyor da her daim o kadar beyaz ve lekesiz oluyor. Serdar Akarın yönettiği Lalelide Bir Azize ve Gemide filmlerinde tek olaya farklı iki film ile yaklaşılmıştı. Bence bu filmin de aynı mantık ile devam filmi çekilebilir. böylece kalınan noktadan diğer bir savaşa da bakabiliriz belki....
Film seyirciden 8, Beyazperde'den 6 puan almış, ikisinin de doğru olduğu enteresan bir film. Çanakkale, savaş ve vatanseverlik atmosferinin yansıtılmasında ve Gürkan Uygun başta olmak üzere oyunculukta 8 puan. İçine abuk subuk karakterlerle 6 puan. O devirde İngilizce, Fransızca, Almanca bilen hemşireyi nereden bulmuşlar? Bari bir açıklama olsaydı, babası Avrupa'da gezginmiş, o yokluk yıllarında işte böyle dil öğrenmiş diye. Tamam, kadın baş oyuncu güzel olacak, ilgi çekecek ama bu ne kardeşim, her seferinde filmi unutuyoruz, gerçeklik duygumuz zedeleniyor. Ayrıca aşk da karikatürdü, bir bakıştılar oldu bitti. Filmin İngiliz karakterleri karikatür ötesiydi, hem komutan hem nişancı hem komplesi. İlkokul müsameresi, "kötü adam, hu ha ha" diyologları. Alman doktorun dünya savaşının kabahatlisi olarak lanse ve madara edilmesi hem komik hem gereksizdi. Çanakkale için "son şövalyeler savaşı" denir, keşke böyle işlenseydi, 8'i de aşıp 10'a oynasaydı. Puanıma gelince, ben sanat eleştirmeni olmayıp seyirci olduğuma göre, sanatsal sorunları atlayıp duygu barometreme oy kullanıyor ve 8 diyorum (en son 7,5 'da anlaşalım). Puanına ne dersek diyelim, sinema salonundayken görülmesi gereken bir film.
Mükemmel değil ancak diğer Çanakkale filmleri gibi her şeyi anlatmaya çalışmadan da güzel şeyler yapılabileceğinin kanıtlandığı bir film, bunların çoğalması Çanakkale'nin birçok açıdan filminin yapılması, tarihin sadece Amerika ve Avrupa tarihinden ibaret olmadığını yeni nesillere anlatmanın en kolay yolu olsa gerek.
Bir çok sinema filmi dahi diyemeyeceğimiz Çanakkale filminden sonra bu filme şüphe ile gittim, ama şüphelerimin yersiz olduğunu daha ilk dakilardan sonra anladım. Görsel efekler ve konu çok iyi işlenmiş. Böyle kaliteli filmlere destek çıkılması gerekir, belki sizleri güldürmeyecek ama inanın sizleri yer yer duygulandıracak ayrıca ailecek izlenilebilecek bir film.
Bugün sinemada izledim duygulandırıcı sahneleri ve diğer sahneleri çok güzeldi ve usta oyuncu gürkan uygun filme ayrı bir hava katmış gerçekten izlenesi bir film olmuş tavsiye ederim...
ÇANAKKALE YOLUN SONU'' Dün akşam anladım ki bizler millet olarak pek çok şeyin sonuna gelmişiz. Nasıl olurda bir Çanakkale filmi yapılırda, içinde MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'' yer almaz? Nasıl olur da bir film yapılırda içinde SEYİT ONBAŞI olmaz????
Sorarım MUSTAFA KEMAL ATATÜRK köşesinden talimat gönderip savaşı izleyen bir kumandan mıdır?????
Sorarım bu filmi yapanlara; çektiğiniz bu sözde film de MUSTAFA KEMAL'in o ingiliz komutanlardan farkı nerede????
''ÇANAKKALE YOLUN SONU'' filminin her bir köşesinde parmağı olan zavallılar; Sizler yolun sonuna gelmişsiniz.....
Bu filmi hazırlayanların ve oynayanların emeğine sağlık, gerçekten çok güzel bir iş çıkartmışlar... Geçmişi Kahramanlıklarla dolu olan bir milletin evlatlarıyız biz... Onurlu Tarihimizi bu Film ile bizlere bir kez daha hatırlatan ve yaşatan tüm film ekibine tekra tekrar minnetle teşekürler ediyorum... Devamını da bekliyoruz İnşallah (!)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.