En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Baris Ö.
Takipçi
74 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
8 Mart 2017 tarihinde eklendi
Son dönemin en çok kazanan ve en gözde iki oyuncusu Chris Pratt ve Jennifer Lawrence'i bir yapımda buluşturan Passengers konu olarak çok orjinal bir senaryoya sahip olmasa da işlenişi bakimindan bir hayli ilginç. Bunca zamandır izlediğiniz aşk filmlerinin daha çok bir uzay versiyonunu andıran yapım izlerken sizi yormuyor ve sıkmıyor ama sonunda da sizi şaşırtmıyor. Görsel kalitesinin üst düzeyde olduğu filmden konunun geçtiği uzayın ve kahramanlarımızın orada neden bulunduğuna dair kısım gerçekten ilginç ve dikkat çekici. Kısaca özetlemek gerekirse gelecekte yıldızlar arası yolculuklar başlamış ve insanlar koloniler kurmak için yeni dünyalara seyahat eder hale gelmiştir. İste bu yolculuğu yapan bir gemide uzun bir uykuda olan insanlardan Jim Preston geminin bir kaza geçirmesi sonrasında uyanmıştır. Tek uyananin kendisi olduğunu ve geminin rotasına ulaşmasına da daha uzun zaman olduğunu fark eden Jim için yalnızlık çekilmez olur ve uykuda olan Aurora Dunn'ı uyandırmaya karar verir. Sonrasında ise işler biraz daha karmaşık bir hal alır. İste bu çizgide ilerleyen film hikaye olarak bilindik önce nefret et, sonra zor olaylari birlikte savuştur ve aşık ol temelli bir aşk hikayesi. Filmin sonu hariç neredeyse hiç bir aksiyonun yaşanmadığı yapımda yine de gariptir ki hiç sıkılmıyorsunuz. Filmi izlerken kendinizi Jim Preston'un yerinde olsam ben ne yapardım gibi düşünceler ile bulduğunuz anlarda olacak. Kisacasi konu olarak ilginç ama senaryo olarak bilindik bir yapıya sahip film kendini izletmeyi biliyor. Uzayda geçen bir aşk filmi ise aradığınız farklilik işte aradiğinizi buldunuz demektir. Hele de bir sevgiliniz var ise birlikte seyredeceğiniz yapim çıktı demektir. Benim puanım 10/6
Film güzeldi eğlendim sıkılmadım. Televizyonda show tvde denk gelip izledim. Sadece jim'in bu kadar bencilce davranıp kızı uyandırmasına sinir oldum biri bunu bana yapsa isterse dünyanın en yakışıklı adamı olsun yinede öldürürdüm onu. Bide kız gidip affetti ya onu...
- Zamanın herşeyi iyileştirdfiğini söylerler - Kırık kalpleri değil. Passengers uzun zamandır beklediğim bir filmdi. Ama türkiyeye geç gelmesine inat filmi ancak başka yollardan izleyebildim . Ve film iyi olmuş. Passengersı 2016 filmi sayıyorum çünkü tam 2016 nın kapanışında çıkmış bir film . Arrival ve Rogue One gibi önemli bilimkurgu filmlerinin yanında film biraz sönk kalmış bunu kabul edebiliriz. Ama genede filmin geçtiği tek yer olan geminin içi buram buram bilimkurgu kokuyor. Öncellikle Filmin Konusu : Homestad adlı bir şirket 5000 kişiyi topluyarak baskı altında olan dünyadan Homestad 2 adlı dünyanın tıpatıp aynısı olan bir koloniye götürücektir ve bu varıoş aşaması tam 90 yıldır . Bu 5000 kişi hibrenasyon odası denen yerlerdeki kapsüllerde uyumaktadırlar . Bir gün bu gemi bir astreoid e çarpar. Ve bu çarpışmanın sonucunda bir hata sonucu Jim Preston adlı bir makine mühendisi uyanır . Gemiyi arar tarar ama etrafta kimseyi bulamaz. Bu süreç içinde tabi gemi ve varış noktası hakkında yeni bilgiler edinir. Bir süre burda eğlenir . Ama kısa zaman içinde yanlızlıktan boğulur . Bu yüzden film burdan sonra " Issız Adaya düşseniz ve yanlızlıktan ölecek olsanız birini daha riske atar mıydınız " sorusunun cevabı şeklinde ilerlemekte. Jim abimiz Aurora Lane ( Jennifer Lawrence) i uyandırır. Ve ikili arasında bir yerden sonra romantik bir bağ oluşur. Ta ki Aurora gerçeği öğrenene kadar " Konu olarak bu şekilde . Romantik kısımlar çok güzel işlenmiş Jennifer gene güzelliğinden ödün vermiyor ve oyunculuğu hatsafada Chris Praat zaten Galaksinin koruyucuları ve Muhteşem yedili gibi filmlerde nasıl oyunucluklar sergilediğini biliyoruz burdada o yeteneğinden ödün vermemiş. Film bir yerden sonra ilginçliğini kaybediyor ve büyüsü bozuluyor. Sanırım yaklaşık 40-50 dakikalık süren Romantik kısım işin büyülü kısmının üstüne örtü sermiş gibi evet güzel işlenmiş bir kısım ama ilginçliği bozuyor. Filmin sonunu çok beğenmedim açık söyleyeyim. Dram konusunda çok iyi değildi en azından duyguları iyiy yansıtamamıştı belkide. Laurence Fishburne filmin yıldızıydı zaten Matrixin Morpehusu bu filmdede ustalığını gene göstermiş. Malesef senaryoya çok bir etkisi olmamakla beraber az görünüyor . Ama bu kadarı bile yeterli. Görsel Şölenlik anlar var ve bu anlar süper. Barmen Arthur çok güzel olmuş bir android olarak filmin bilimkurgu sosunda çok büyük etkene sahip Kısacası bilimkurgu olarak sönük bir film Jennifer bile istese güzelliği ve oyunculuğuyla filmi terk başına yürütebilirdi o derece güzel oynamıştı .7 "Hayatımın Aşkı"
bilim kurgu filmideğil, bir aşk filmi ve çok yavaş ilerliyor. bir aşk filmi izleyeceğinizi düşünerek filme gidin. sinemada izlenecek bir film değil.
Film tam olarak bilim kurgu değil,daha çok dram ve aşk filmiydi. Bu bilerek izlemenizi tavsiye ederim. Kötü değil ortaya çıkan yapım ama çok daha iyi de olabilirmiş sanki,yine de bir şans verin. Kesinlikle sinemaya gidin diyemem ama çıkınca izlerseniz de kötü olmaz.
Film hakkında etiketlenen ne bilim-kurguyu ne de aksiyonu hissedebildim filmde.Bunu bilim-kurgu filmi diye izleyecek arkadaşlar bence ümidini bu yanda çok yüksek tutmasın.Romantik&Dram anlamında ise filmi bilim-kurguya çok rahat yedirmişler.Film romantik açıdan gerçekten çok hoş.Dikkat spoiler.Kim bir insan ve bir robotla 88 sene yalnız yaşar ki? İstediği kadar aşk olsun.İşte filmde vay be oluyormuş diyor sonra da haydaa bu filmdi unuttum diyor ve gidip bir bardak soğuk su içiyorsunuz.İzlenir ama bilimkurgu olarak çok bir şey beklenmemeli...
Film benim için hayal kırıklığı oldu. 5000 kişiyi Dünya'dan farklı bir gezegene nakleden devasa gemideki 10-15 kişilik bir barda, 100 kişilik bir meydanda, iki kişilik bir uzay yürüyüş çıkışında geçmesine anlam veremedim. 5000 kişi uyandığında nerelerde zaman geçirecekler? Ayrıca, dondurularak 120 yıl gidecek insana, uyandırıldığında sınıfsal muamele yapılması ayrı bir eleştiri konusudur. Eşitsizlik devam ediyor!
Bu filme giderken bence beklentiyi çok yüksek tutmamak lazım. Oyunculuk iyi, görsellik iyi, 3D efektleri abartılı değil. Ancak, beklenmedik bir "twist" ya da orijinal bir hikayesi yok. Misal New York'ta aşk yerine, tebdili mekan yapıp "uzayda aşk" filmi olmuş.
Filim inanılmaz dercede süperdi çok iyi bir hikaye vardi.filimde hem aşk romantizm hemde aksiyon doluydu.jennifer lawrence ve chriss pratt çok iyi bir oyuncu kadrosu vardı .süper bi ikililerde iyi iş cikatmislar mutlaka izlemeniz lazim filme 100 kere gidip aynisini tekrar izlerim o derece yani
tamam bir interstellar, the martian beklemiyorduk ama bilimkurgusu filmin uzayda geçmesinin dışında pek bir şeye yaramayan (yerçekimsiz ortamda havuzdaki su sahnesi hariç) ılık romantizmin bu kadarı da fazla.
İzlemeye deger.heyecanlı aksiyonun olmadıgı yerlerde sıkmayan merak uyandıran bir yapım.şu da olabilirdi başka bir gezegene inmek falan .yinee güzel tekrar izlicem
Gerek oyunculuk gereksede çekim efsaneydi hikaye olarakta 120 yil uyumasi gereken bir adam meteor çarpması yüzünden erken uyanmış ve tek başına ne hale geldiğini anlatıyor ve kontrolunu kaybedip kadin oyuncumuzu uyandırıyor ve gerisi aşk :) bundan sonrası pek ilgimi çekmedi çünkü tahmin edilirdi sanırım çok basit olmuş kısaca sonu
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.