Andy Warhol’un öngördüğü gibi “herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak.” Bu filmin mottosu hatta artık sosyal medyalı dünyamızın anahtar sözlerini Andy Warhol çoktan söylemiş. Sosyal medyanın bir tweetle, video ile fotoğrafla ünlü olan sabun köpüğü fenomenleri ya da bu şöhreti doğru adımlarla yönetebilen sosyal medya starları. Favreau, bu filmde iki duruma da ayna tutuyor. (Dikkat! Bu filmde reklam kokan hareketler var.) Bilirsiniz, Tom Hanks’in ”Cast Away” filminde ağır Fed EX’in viral reklamı yapılır. Tıpkı Cast Away’de olduğu gibi Chef’de de ana hatlarıyla Twitter üzerinden yürüyor hikaye. Hatta bir bölümde bağıra bağıra “Vine” reklamı bile yapılıyor. Twitter’ın bu kadar hayatımızın içinde olmasından mütevellit, bu pazarlama bölümleri fazla eğreti durmuyor. Bu yüzden filmi sevme katsayımızda bir azalma olmuyor. John Favreau, filmi hep yazmış, hem yönetmiş hem de oynamış. Bu üç şapkayıda başarıyla taşıyabilen yönetmen oyuncu, Iron Man serisi ile ününe ün kattığı filmlerden baş karakterleri Scarlett Johansson ve Robert Downey Jr. ufak rollerde izliyoruz. Dustin Hoffman üstadımız da sert patron karakteriyle filme renk katıyor. Filmin reklam kokan hareketlerin yanında çocuk oyuncumuzun Küçük Osman sevimsizliği ve yapmacıklığıyla filmi bir üst seviyeye taşımaya engelliyor. Bir diğer uyarımızda filmi aç karna ve gece izlemeyeniz. Ben yaptım karnımın gurultusundan oyuncuların sesini duymakta zorlandım. Bize yabancı bir mutfak olsada, insanın iştahını kabartacak görüntüler mevcut filmde. Chef bir Pazar sabahı ailenizle izleyebileceğiniz, akıcı hikayesi ile sıkılmadan izleyebileceğiniz tatlı bir film diyebilirim.
Sosyal medyanın gündelik yaşantımız üzerinde kurduğu karşı konulamaz egemenliği, bir anda hayatımızı nasıl rezil / vezir edebileceğini aile ve arkadaşlık ilişkileri ekseninde sorgulatan, gece yarısı mutfağa sandviç yapmaya koşturan eğlencelik yol komedisi... Viral başrollerde Twitter ve Vine yer alıyor :) Ana yemeğe sos olarak da S. Johansson ve D. Hoffman’ı katmış yönetmen Jon Favreau. Soundtrack’ler çok güzel ve genel konsept özgün, fakat baba-oğul-eski eş arasındaki ilişkiler bana oldukça “plastik” geldi. Gerçi, bu tarz bir “feel good” filmden karakter geliştirme ve duygusal çözümlemeler beklemek boş iş, fakat bu basit hikâye daha sağlam işlenebilirdi diye düşünmeden de edemiyorum. Son olarak, şef Casper gerçekten işinin hakkını veriyor, ayrıca aksanına da bayıldım!!! New Orleans sahneleri de güzeldi. Son bir eleştiri yapıp kaçayım: Şefin yemekleri çok yağlı, kesinlikle bana göre değil ;) (6.8/10)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.