The Hateful Eight
Ortalama puan
4,1
318 Puanlama

52 Kullanıcı yorumları

5
9 Eleştiri
4
20 Eleştiri
3
12 Eleştiri
2
4 Eleştiri
1
4 Eleştiri
0
3 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Furkn D.
Furkn D.

Takipçi 11 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
10 Mart 2016 tarihinde eklendi
Tarantino'nun filmlerine çok fazla yorum yapmaya gerek yok. İlk filminden bu güne hep aynı kalitede gitti ve her 3-4 yılda bir bize harika filmler seyretiriyor. Bir sonraki filmi sabırsızlıkla bekliyorum. Bu filme gelirsek: Oyunculuklar mükemmel, Hikaye mükemmel, Kan ve beyin patlamaları çok iyi ve tabiki tarantino tarzı ile harika bir filme dönüşüyor.

Daha önce tarantino filmi izlemeyenler yine boş boş konuşacak ama siz onları duymazdan gelip filmi izleyin.
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
19 Nisan 2017 tarihinde eklendi
4 X 4 YİNE TARANTİNO YİNE BİR BAŞYAPIT

“Quentin Tarantino’nun 8. Filmi” sloganıyla gösterime girecek olan The Hateful Eight uzun bir bekleyişin ardından 8 Ocak 2016’da nihayet seyirciyle buluşacak. Gerek 70 mm film kullanılarak çekilmiş olması, gerek Ennio Morricone’nin 40 yıl sonra bir westernin müziğini yapmış olması, gerekse Tarantino’nun filmde kullanılan lenslerin Ben Hur’da kullanılanların aynısı olduğunu söylemiş olması ve senaryonun basına sızdığı söylentileri The Hateful Eight’i adeta heyecandan tırnaklarımızı yiyerek beklememize sebep oldu. Vizyon tarihinden kısa bir süre önce internete düşen bir kopyası olsa da siz siz olun bu görsel anlamda çok özel filmi sinemada izlemeye çalışın.

Django Unchained’den sonra tekrar bir western çekeceğini açıklayan Tarantino’nun neden böyle bir tercih yaptığını bilmiyoruz ama bu iki film aynı türe ait olmak dışında birbirine pek benzemiyor, bunu söyleyebiliriz. Çizgiromanları, anti-kahramanları, B sınıfı filmleri, bolca kan dökmeyi ve intikam hikâyelerini seven Tarantino bizlere yine bu eksende ilerleyen bir hikâye anlatmış. Amerikan İç Savaşı’ndan birkaç yıl sonra geçen The Hateful Eight bize, karların arasında güçlükle ilerleyen bir at arabasını göstererek açılıyor. Morricone’nin etkileyici melodilerinin eşlik ettiği bu uzun açılış sahnesi aslında kullanılan 70 mm filmin perdede nasıl bir derinlik hissi yaratacağının da habercisi gibi. Cellat lakaplı kelle avcısı John Ruth’un yanında, adalete teslim etmek üzere Red Rock adındaki bir kasabaya götürdüğü Daisy Domergue var. Yaklaşmakta olan tipi yüzünden yola devam etmekte zorlanan bu ikiliye yine bir kelle avcısı olan ve yanında yakaladığı suçluların cesetlerini taşıyan Marquis Warren katılıyor bir süre sonra. Savaşa katılmış zenci bir binbaşı olan Warren, John Ruth’tan farklı olarak avladığı kelleleri adalete ölü teslim etmeyi seviyor. Bu üçlüye bir süre sonra Red Rock kasabasının yeni şerifi olduğunu iddia eden ama aslında azılı bir suçlu olan Chris Mannix katılıyor.

Dörtlümüz fırtınadan kaçmak için sığınmak zorunda kaldıkları Minnie’nin Yeri adındaki han benzeri yere gelirler. Orada karşılaştıkları Oswaldo Mobrey, Joe Gage, Meksikalı Bob ve General Sandy Simithers düşündükleri gibi sıradan yolcular değildirler ve bu karşılaşma sürprizlere ve kanlı çatışmalara gebedir. Oswaldo, suçluların asılmasından sorumlu bir infaz görevlisi olduğunu anlatır, John Gage bir sığır çobanı yani gerçek bir kovboy olduğunu söyler. Bob, Minnie ve kocası orada değilken işleri yaptığını ve konukları ağırladığını iddia eder. Yaşlı General Simithers ise sıradan bir yaşlı adam gibi dizinde battaniyesi bir koltukta oturmaktadır.

The Hateful Eight: Klasik Western Geri Döndü

Filmin çoğu tek mekânda geçer ve bu dar alana sıkışan 8 kişinin aslında söyledikleri kişiler olmadıklarını aralarındaki gerilimden sezeriz. Senaryo konusunda yine adeta döktürmüş olan Tarantino neredeyse son ana kadar bu ilişki ağını seyirciden saklıyor ve bizi taraf tutamamak zorunda bırakıyor. Bu kadar öfkeli insanın mecbur kaldıkları için aynı mekânı paylaşması saatli bomba gibi ve bizler de yay gibi gerilip büyük patlama ne zaman olacak diye bekliyoruz. Karakterleri tek tek tanıdığımız ve onlarında kendilerini birbirlerine tanıttığı ilk bölüm ve olayların hareketlenip çözüldüğü ikinci bölüm arasında tempo farkı var denebilir. İzleyen hemen herkesin katıldığı görüş, filmin bir Tarantino filmine göre fazla diyaloglu olduğu idi. Bu diyaloglar gayet akıllıca yazılmış; ancak keyifli olsalar bile bu bölümün uzunluğu seyirciyi filmden bir miktar kopartabilir. Yine de aradan sonra salona dönünce karşılaşacağınız hesaplaşma sahneleri düşen tansiyonunuza çare olacaktır mutlaka.

Teknik anlamda söylenecek çok şey yok aslında. Film gerçekten perdenin içine girmek isteyeceğiniz kadar güzel ve özenli çekilmiş. Kullanılan özel filmin ve lenslerin yarattığı derinlik duygusu muhteşem. Mekânı neredeyse canlı bir varlık haline getirebilmek ve kendi iradesiyle hareket edebiliyor hissini yaratmak büyük ustalık işi. Tek mekâna hapsettiği karakterlerin hepsinin film boyunca birlikte görünmesi, bir köşede konuşma devam ederken diğer oyuncuların hareket halinde ve hem olayın içinde hem de dışında kalmaları çok ilginç bir görüntü oluşturuyor. The Hateful Eight bir Tarantino filminden beklenecek kadar kanlı. Ben kendi adıma daha önceki filmlerde bu kan ve şiddetten çok rahatsızlık duymamıştım ancak The Hateful Eight bu kartı biraz pervasızca sürüyor ortaya. Bu da bizi gözüme çarpmış olan ırkçılık, kadın düşmanlığı ve homofobi gibi konuların işleniş biçimini tartışmaya götürebilir. Tarantino, ölçüsüzce kullanılan şiddetle ve aslında öfkelerinin altı çok dolu olmayan bu karakterlerin ağzından bir şey anlatmaya mı çalışıyor bizlere pek anlayamadım. Filmin tek kadın karakteri olan ve Jennifer Jason Leigh tarafından muazzam bir şekilde canlandırılan Daisy Domergue’nun başına gelenler, yüzünün film süresince kademe kademe deforme oluşu, sürekli kanlar içinde dolaşması, kadın karakterlerini çok sevdiğine inandığım Tarantino’dan beklediğim hamleler değildi açıkçası. Özellikle final sahnesindeki üçlü birlikteliğin homoerotik çağrışımları üzerine kafa yormaya değecek kadar ilginç.

Özetle Tarantino yine Tarantino’luğunu yapmış, çok güzel bir klasik western çekmiş ama imzasını filmin her yerine atmış. Zenciler ve beyazlar, masumlar ve suçlular, kadınlar ve erkekleri karşı karşıya getirip seç-beğen-al demiş seyirciye. 10 film çekip kariyerini sonlandıracağını söyleyen Tarantino’nun filmografisinde en iyi filmi olmayacak belki ama adını Hollywood tarihine altın harflerle kazıyacak The Hateful Eight, orası kesin. Sadık bir seyircisi olarak ben 9. ve 10. filmleri için korku türünde karar kılmasını diliyorum. İyi seyirler.
Mert H
Mert H

Takipçi 1.633 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
9 Nisan 2019 tarihinde eklendi
Şahane ötesi bir film. Otobüs yolculuğunda uykum olmasına rağmen hiçbir şekilde sıkılmadan izledim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisi olabilir. Oyunculuklar, kapalı mekandaki diyaloglar ve karakterlerin birbirlerini suçlamak için ürettiği tezler mükemmeldi. Samuel L. Jackson, her filmde olduğu gibi uzak ara mükemmelliğini yine gösteriyor. Biri gelse ve izleyelim dese tekrar izlemeye asla hayır demem.
Fatih Meral
Fatih Meral

Takipçi 63 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Aralık 2023 tarihinde eklendi
Quentin Tarantino'nun kendisinin senaristliği yaptığı ve yönetmenliğini yaptığı 2015 yapımı bir filmdir.Film kar ve tipili bir haç sahnesiyle başlıyor.Karlı dağ yolları, tipi, akarsudan görüntüler, tepe açısından atlı arabanın ilerleyişi, handaki karanlık, kasvetli, gerilimli ortam çok güzel.Sinematografi ve görüntü yönetmenliği mükemmel olmuş.Tarantino filmlerinde gördüğümüz aşırı kan ve patlamalı sahneler bu filmde de geçerli ama abartlı değil, filmin doğasına ve konusuna uygun bir şekilde olmuş.Sadece silah mermisiyle örneğin Binbaşı Marquis'in adamı vurduğunda kafasının patlaması abartılı ve gerçekçi olmayan bir sahne.Sonuçta roketatar mermisi değil, o dönemin normal tabancısı.Oyunculuklar zaten filmi bambaşka yere taşıyor.Samuel Jackson, binbaşı Marquis rolünde efsane oynamış.İzledikçe karakteri keyif veriyor.John Ruth rolünde Kurt Russell acımasız, heybetli ve gaddar karakterini mükemmel oynamış. Şerif Chris rolündeki Walton Goggins'te filmin gizli kahramanlarından denebilir.Daisy Domerque ve çetesi de harikâ bir oyunculuk sergilemiş. Oyunculuklar filmi kült eserler listesine ileride adını yazdırtabilecek kalitede.Bir tane bile boş karakter ve replik yoktu. İki buçuk saat bir filmi sıkılmadan izlemenizi sağlıyor. Bu tarz film sevenler için kaçırılmayacak bir film.Replikler ve diyaloglar çok zekice ve ipuçu yakalamanızı yakalayacak şekildeydi.Filmin çoğunluğu han odasında geçmesine rağmen kar ve kış ortamını her an yaşatıyor.Bölüm bölüm bir anlatım var.Her bölüm geldikçe heyecan artıyor, gerilim yükseliyor.Bir dakika filmden gözünüzü alamayacak duruma getiriyor.Mutlaka dinlenmiş ve dikkatinizi verebilecek zamanda izlenmesi gereken bir film bunu söyleyebilirim.Tarantino'nun başarılı ve unutulmayacak yapımlarındam bir tanesi olmuş.Abraham Lincoln mektubu filmin başında ve sonunda vurgulanmış, Abd iç savaşına tarihsel olarak hafiften değinmesi filme derinlik katmış.Siyahilere o dönemde yapılan ırkçı söylemlere değinilmiş. Sosyolojik ve tarihsel bir derinliği olan bir film. Sonlara doğru olan bir bölümde flashback ile hana gelmeden önce yaşananları anlatması da bence etkili bir yöntem ve kaliteyi arttıran bir tarz olmuş.Filmde her şeyden var.Gerilim, aksiyon, merak, tarih, doğa, maceravari ve söylencesel anlatım.O yüzden filmi herkese tavsiye edederim.Tam puan.
Alpay A.
Alpay A.

Takipçi 11 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
10 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Tarantino'nun 8. filmi "Hateful Eight", çılgın yönetmenin en farklı filmi olmuş. Farklı bir atmosfer denemiş, ve gerçekten çok başarılı olmuş. Her zamanki gibi doğal diyaloglarla bezenmiş bu filmi izlerken, adeta oradaymışsınız ve olayları canlı izliyormuş izlenimine kapılacaksınız. Tarantino ile özdeşleşmiş "abartılı kan" sahneleri de filmi ayakta tutan kısımlardan. Tarantino çıldırmış olmalı...
west3306
west3306

3 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
8 Ocak 2016 tarihinde eklendi
sirf tarantino filmi diye degil abdulcabbarin filmi de olsa helal olsundur.
filmin kesinlikle icindesiniz. yaklasik 3 saatlik bir transa giriyorsunuz.
goruntu,kurgu,ortam,oyunculuk ve tabiki diyalog... bir filmden isteyebileceginiz hersey ve fazlasi.
MelnaKoli .
MelnaKoli .

3 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
5 Haziran 2016 tarihinde eklendi
ÖNCELİKLE bu flmi sevmeyenler daha önce tarantino flmi seyretmemis demektir flim olağanüstü sahneleri etkiliyici konusmaları sıkmayan diyalogları ve espirileri kısacası bu flmi sevmeyen sinemadan anlamıyor demektir
sinema
1 ziyaretçi
5,0
12 Kasım 2018 tarihinde eklendi
1966’da üretilmiş bir kamerayla anamorfik olarak çekilen Hateful Eight, bu sayede inanılmaz bir görüntü kalitesi yakalıyor fakat teknikler konusunda kısıtlamalara sebep oluyor. Müzikler, görüntüyle uyumu çok iyi bir şekilde sağlamış ve harmoni oyunculukların kalitesiyle bezenmiş. Senaryo üzerine de çok düşünülmüş ve harika sonuçlar çıkarılmış. Sonuç olarak: Tarantino’nun “ustalık eseri” olabilir.

Eleştirinin tamamı: https://culturasinema.com/film-incelemeleri/hateful-eight-nefret-sekizlisi-elestiri/
erdal ucar
erdal ucar

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
21 Mart 2021 tarihinde eklendi
Bir günde bir roman bitirmek gibi güzel sürükleyici merak uyandıran, ve müthiş akılcı bir film.
Orijinali daha iyi ama bazi diyalog lar anlaşılması zor.
Bir sahnede tiyatro gibi. Güzel hayal gücü.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler