En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
KaliteTAKİP
Takipçi
898 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
6 Ağustos 2015 tarihinde eklendi
İnanılmaz performanslar filmi.. Sinema sanatı adına İki inanılmaz oyuncu ve bir yönetmen. Müzik sanatı adına “kabiliyetin yoksa sonun rock grubunda çalmak olur” düsturundan yola çıkan jazz kültürü.. Her iki anlamda da yüceltilmiş performanslar izledik 100 dakika boyunca. Amerika’ nın en prestijli müzik okulu olan Shaffer’ ın, en önemli orkestra şefi Terrence Fletcher (J.K. Simmons)’ ı izlerken acaba büyük bir müzik dehası mı yoksa takıntılı ve ruh hastası mı diye karar veremezken, büyünün final sahnesine kadar çözülemediği gerilim dolu bir film izliyoruz aslında. Yine aynı okulun birinci sınıf öğrencisi ve yetenek mücevheri Andrew Neiman (Miles Teller)’ ın hocası Fletcher ile olan ilişkisi, son zamanların en fırtınalı sinama olaylarından biri olduğu iddiasındayım. Tabi anlatımı epikleştiren en önemli faktör Damien Chazelle’ nin üstün yönetmenlik performansı. Memleket insanının Jazz dünyası ile olan ilişkisi malum noktada fakat bahsedilen bu sinemasal olay gerçekten jazz’ ın ötesine geçmiş. Hatta neredeyse jazz’ sevdirecek türden.Filmi izlerken bir yerden sonra filmdeki provaları savaş sahnelerine, müzisyenleri de gazilere benzettim resmen. Gerçekten çok başarılı bir filmdi. Tabiki son olarak J.K. Simmons'un oyunculuğu mükemmeldi tek başına aldı götürdü filmi. Aldığı en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü de sonuna kadar hak etti onun oyunculuğu için bile filmi izleyebilirsiniz şiddetle tavsiye ediyorum mutlaka izleyin pişman olmazsınız iyi seyirler...
Film hakkında söylenecek yığınla şey var. İlk olarak Damien Chazelle'ı yürekten kutlamak lazım. Aynı isimli kısa filminden uyarladığı ve akademi ödüllerinde de bu alanda yarışacak (özgün senaryo olarak tespit edilememiş) bu güzide filmi tam manasıyla bambaşka bir deneyim sunuyor seyirciye. Usta yönetmen gerek gerilimi gerekse ince mizahı o kadar usta biçimde işliyor ki sahnelerin içine girmemek o atmosferi hissetmemek mümkün değil. Bilhassa senaryodaki hırs, azim, mükemmeliyetçilik, kıskançlık, egolar, yalnızlık üzerine dokunuşları enfesti. Başarıyla altından kalkmış. Ancak senaryoya odaklanıldığında bunca orijinal hamlelere, enfes diyaloglara ve şaşırtıcı yönlerine rağmen esas karakterin iç dünyasına inemediğimiz için dramatik yoğunluğun eksik kaldığını ve yan birkaç sahne ile kotarılmaya çalışıldığını görüyoruz. Yönetmen olarak oyuncular üzerindeki etkisi gözle görülür biçimde ortadaydı. J. K. Simmons aşmış bir performans ortaya koyuyor. Altın Küre ödülünü sonuna kadar hak ettiği gibi Oscar ödülüne de göz kırpıyor. Karakterin içine öyle bir girmiş ki, izlerken kendisine "60 yaşına kadar neredeydin be adam" dedirtti. Çok iyiydi. Filmin kurgusu da aynı oranda mükemmeldi ki stüdyo sahnelerindeki ara geçişler, gerilimi gerçekçi biçimde sahneleten özellikle iç çekim stüdyo sahnelerine verilen ağırlık, seyir zevkini yükselten müzik ağırlıklı çekimlerin olduğu sahnelerde kullanılan tekniklere şapka çıkardım. Başından sonuna kadar atmosferi yaşatabilen, seyircisini sıkmayan, müzik tadında bir filmdi. Umarım film hakettiği ilgiyi görür zira bu sinema sezonunun çok da sağlam filmler getirmediği gerçeğini hesaba kattığımızda unutulmaz deneyimlerden birini gerek oyunculuk gerekse yönetmenlik artısıyla karşıladığını düşünüyorum. Kişisel olarak caz müziğin tutkunu olarak pek bir keyif alarak tempo tuttuğumu da söylemek isterim. Ayrıca spoiler vermek istemiyorum ama filmin finali normalinden farklı bitse sanki daha iyi olabilirmiş gibime geliyor. Bu tabi göreceli bir kavram filmin derecesini etkilemez. Film Damien Chazelle'ın bir başyapıtı. İyi seyirler. 9/10
En İyi Film dalında Oscar adayı olan Whiplash, bu adaylığı sonuna kadar hak eden filmlerden. Müzik tutkunu bir şahsiyetseniz, bu güzel filmden alıcağınız haz iki katına çıkacaktır. Abimle Rocky serisi filmlerini izledikten sonra, salonun ortasını ringe çevirir halının üzerinde boks maçı yapardık. Whiplash’i izledikten sonrada içinizde bir bateri çalma dürtüsü, kovaları, tencereleri diziyimde kendime bir bateri seti hazırlayım gazı oluşuyor. Uyarmadı demeyin. Ayrıca, hırs, azim, hayalkırıklığı ve öfkeyi esas çocuğumuz Andrew’la (Miles Teller) birlikte yaşıyor, müzik hocamız Fletcher ‘a(J.K. Simmons) küfürler yağdırıyor, boğazlama isteğine kapılıyorsunuz. Anlayacağınız film izleyenleri bir hayli içine alıyor ve esas çocuğumuzun dertlerini, hırslarını ve öfkesini birlikte yaşıyorsunuz. Aslında klişe bir konuyu nasıl bambaşka hale getirildiğine, iyi oyunculuklar, farklı bakış açılarıyla, sinemanın büyüsüne bu filmde inanıyorsunuz. Yönetmen başarısı bu olsa gerek. Filmin yapımının ilginç hikayesini öğrenince de Whiplash’e saygımız daha da artıyor. Genç Yönetmen ve senarist Damien Chazelle’in bu filmi çekmek için bütçe bulamaması ve kısa film versiyonu ile Sundance Film Festivali’nde yarışması. Kazandığı en iyi kısa film ödül parasıyla bu filmi yapması. Şimdi de Oscar’a aday olması filmdeki azmin bir benzeri. Film her insanın içinde yaşattığı başarılı ve başarısızlık halinin, başarının aslında ne olduğunu, belkide ne olmadığını da sorgulatıyor birazda. Ben biraz ana hikaye ve esas çocuğumuzun hırsı ve yaşamını azmettiği şeyin kaplamasını Blackswan’a benzettim. Filmin kısa versiyonunda da müzik hocasını canlandıran ve Andrew’u zorlayan J.K.Simson’ın performansı gerçekten çok başarılı. Çünkü adama gerçekten öfkeleniyorsunuz, bunu başarabiliyorsa cidden iyidir diye düşünüyorum. Spoiler: kaza sahnesi beni yerimden zıplattı. Ama bi iç kanama olmuştur herhalde tır çarptı yahu.
Nasıl anlatsam? Nereden başlasam bilemiyorum. Bir kere caz müzik ziyafeti çekeceğinizi garanti ederim. Hikayenin sürükleyiciliği bir tarafa oyunculuklar ders verir gibi. Öncelikle J.K. Simmons o oscarı almalı arkadaş. Uzun zamandır bu kadar başarılı bir yardımcı erkek oyuncu performansı izlemedim. Kişinin potansiyelini sonuna kullandıracak kişiler hayatında olmalı, ondan ya nefret edersiniz ya da o kişi sizin adınızı tarihe geçirir. Tabi Fletcher gibi bir hocaya tahammül edebilirseniz. Filmi 15 yaşımda seyretseydim hemen bateri alırdım o derece etkisinde kaldım. Bu arada bateride istanbul yazması da ayrı bir hoşuma gitti. İlham verici,kışkırtıcı ve içine alan bir başyapıt desem abartmış olmam sanırım. Şiddetle tavsiye ederim. Belki sizin de içinizdeki yeteneği ortaya çıkarmak için itici bir güce ihtiyacınız vardır.
Bağımsız sinemadan ve genç bir yönetmen Damien Chazelle elinden çıkan, ayrıca 87. Akademi Ödüllerinde 3 dalda Oscar heykelciğini kazanan “Whiplash”, son dönem izlediğim filmler içinde en başarılı film olarak hem gönlümde hem de aklımda yer etti.
Hayatta bir şeyleri başarmak isteyen, hatta o dalda en iyisi olmak isteyen herkesin izlemesi gereken bir film. İzledikten sonra ya kendinizi o işe adayacak ya da direk vazgeçeceksiniz, çünkü ne kadar zor olduğunu iliklerinize kadar hissettiriyor. Eğer ki müzisyenseniz, hatta bateristseniz bu film müzik hayatınıza başka bir bakış açısı katacaktır. Miles Teller'ın final performansı, J.K. Simmons'un oyunculuğu kesinlikle muhteşem.
sinemada izledim bu zamana izleseymişim dediğim filmlerden bir tanesi müziği rocku çok severim jazz pek sevmesemde beni etkilediğini söylemem gerekiyor aşırı iyi oyunculuklar vardı o kadar iyi di ki spoiler: fletcheri oynayan usta oyuncu örümcek adam filmlerinden sevdiğim oyuncudur burda daha da iyi oynamış o kadar iyi oynamış ki karakterinden nefret etmemi sağladı insanları şevkini meslekten soğutan bir yanı vardı ayrıca andrewinde vazgeçmesini sağladı ama sonra ondan intikam almak için bilmediği notaları çaldırdı ama vazgeçmedi andrew hırsı azmi çoğu kişiye ilham olabilir müziği seven herkezin bence sevebileceği film
“İngilizce’de şu iki kelimeden daha çok zarar verebilecek bir kelime yoktur: ‘İyi iş.’” Toplumumuz, ailemiz ve bunların ışığında koşullanan zihnimiz bizi standart kalıplar dahilinde ‘iyi’ veya ‘yeterli’ olmaya mı itiyor? Sıra dışı olmamızın önünde sıradanlığın güvenlik alanı mı var? Eğitim sistemimizin bizi rekabete ittiği bu ortamda ortalama’nın üzerinde olmak bizi yeteri kadar tatmin olacak bir seviyeye mi getiriyor? Zihnimizin kıyaslama oyununa mı geliyoruz? Referans noktası ile çalışan zihnimiz genellikle bize benzeyen ama bizim biraz daha iyi olduğumuz ortamları seviyor...
Film’deki müzik hocası rölündeki Fletcher’ın yöntemi ne kadar sert olursa olsun, amacı müzisyenleri aşırı zorlayarak onlardan bir Louise Armstrong çıkarmaktır. Bu aşırı sert, aşırı küfür eden ilginç öğretmen, bireylerin içindeki öfkeyi çıkartıp onların pratik yapmaları ve daha fazlasını çıkarmaları yolunda teşvik etmeye çalışır... Devamı blog'da...
Bu deyimle giriş yapmak hiç bu kadar zevkli olmamıştı. Evet, bu yazıda görüldüğü üzere Whiplash filminden bahsedeceğim.
Film, elinden geleninin daha fazlasını yapma ve imkansızı isteme üzerine konu alıyor. Andrew Newman, konservatuar bölümünde bateri çalmaya başlayan bir çocuk. Karşısında ise öğrencilerin korkulu rüyası Terence Fletcher. Andrew Newman'ın tempo üzerine bilmediğini anlaşılınca, Terence Fletcher'ın küfürlü eğitime boyun eğer ve davulu elleri kanayıncaya dek çalmaya başlar. Lakin bu durumda Newman'ın da bir numaraları vardır. Vakit azaldıkça, aralarında büyük bir düello başlar.
Yönetmen Damien Chazelle "aferin ve iyi kelimeleriyle yetinmeyin, imkansızı isteyin." mesajı ile öyle bir kurgu ve müziklerle veriyor ki, 2015'in ilk tempolu filmiyle karşımıza çıkıyor. J.K Simmons tam anlamıyla muhteşem bir oyunculukla karşımıza çıkıyor. Zaten bu konuda En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre'yi alması da an meselesiydi. Aynı zamanda En İyi Film dahilinde 5 dalda Oscar'a aday olması bile şaşırtıcı. Bu filmi gidin, görün. Bayılacaksınız!!
Bu sene seyrettiğiniz tüm gerilim ve aksiyon filmlerini bir kenara koyun ve her biri üzerinde düşünmeye başlayın. İlk eleme büyük bir eleme olacaktır zira çöp diye nitelendirilebilecek film sayısı hiç az değil. İkinci elemeyi yaparken janrdan bağımsız; sinemanın genel geçer kurallarını oluşturan elementler üzerine düşünmeye başlayacaksınız. Üçüncü elemede -eğer iyi bir sinema seyircisi iseniz- objektifliğinizi bir kenara bırakıp zevklerinizi konuşturmaya başlayacaksınız (eğer bunu daha erken yapıyorsanız ara cümledeki topluluktan olmayabilirsiniz). Elde kalan üç-beş film arasında seçim yapmak elbette zor lakin Damien Chazelle size bu konuda yardımcı olacağa benziyor. 2013 yılında Sundance’e katılıp kısa film jüri ödülünü kazandığı Whiplash’i bir sene sonra uzun metraj haliyle seyirciye sunuyor. Beyazperdedeki ikinci uzun metraj yönetmenlik denemesi olan Whiplash ile janrlar arasında sıkı köprüler kurup seyircisini bir yandan koltuğa çivilerken öte yandan rahatsızlık verici derecede kan dolaşımını hızlandıran Chazelle, kağıt üzerinde oldukça sıradan durabilecek bir metne imgeleri ekleyerek senenin en iyi filmlerinden birini önümüze koyuyor.
Her ne kadar J.K. Simmons ın en iyi rolünün O.Z. dizisindeki Vern Schillinger karakteri olduğunu düşünsemde, bu filmde oldukça iyi bir oyunculuk sergilemiş, gayet başarılı bir film. Yalnız evde değilde sinemada izlenmesi gereken bir film.
Filmi herkes beğenmeyebilir, insanın biraz film kültürü olmalı bu filme sevimli bakabilmesi için. Çünkü hissetmeli J.K Simmons'un o muzzam oyunculuğunu; çünkü hissetmeli o benzersiz kurguyu, çünkü hissetmeli ana karakterin hiç bitip tükenmeyen sınırsız ''arzusunu''...
Her ne kadar Jazz müziği temalı bir film olsa da kendisini başka alanlara adamış insanlara da dokunuyor bu film. Ki ben Jazz müziği sevmeme rağmen bu filmi gereğinden fazla benimsedim. İzlenmeli, izlettirilmeli
"Aferin İngilizcedeki En Kötü Kelimedir " Film hakkında diyeceğim tek şey şu ki Film Muazzam. Normalde Dram / Gerilim türünü sevmeyen biriyim ama sevmeme rağmen bu film yeterince doyurucu . Konu olarak olsun çekimler olarak olsun senaryo ve kurgu olarak olsun . Özellikle Tek Ana Karaktere odaklanmaları ve neredeyse diğerlerinin yardımcı olarak kalması daha hoştu biyografi tadına dönmüştü film . Ve Ana karaktere odaklanması sadece çok iyiydi. Filmde başarı öyküsü cidden çok iyi anlatılıyor. Eli kanayana kadar bateri çalması yara bantlarının sökülüşü elindeki kanın buzla karışımı bu anlar sinematografi bakımından çok iyi sahnelerdi. Melissa Benoist te çok az ama iyi oynamış. J.K Simmonsa bayıldım Karakterine bürünmüş sanki Bir an onu değil karakteri izliyorum sandım.Ve Filmin yıldızı Miles Tellerdan bahsetmesek olmaz kendisi cidden Bateri sahnelerini kendi çalmasıyla ve rölünün hakkını vermesiyle filmi izletiriyor. Filmde çalan parçalar çok hoş özellikle " Whiplash" parçası ve aynı zamanda Süpriz Finali Süsleyen " Caravan" parçası. Müzikle alakası olmayan insanları bile kendi içine çekip sıkılmaktan uzak tutuyor Whiplash ben film öle bir etki yaratıyor ki 1-2 saat bu etkiyi atmak benim için zordu. Fletcher karakterinin şu sarf ettiği sözler filme geri döneme sebep olacak sanırım. " İnsanlar beni yanlış anlıyor. Benim amacım sadece İnsanın sınırlarını zorlamak yapabileceğinin daha fazlasını yaptırabilmek. " 9.0
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.