tam 3.5 yıldızlık bir film olarak görüyorum.Film ortasına kadar senaryonun asıl kısmıyla ilgili bişey vermekten öte daha çok bir hayat öyküsü izliyoruz burdan sonra filme hareketlilik geliyor ve bu hareketlilik merak içinde bizleri finale kadar götürüyor.Film nasıl efekt olmadan CGI olmadan bu tarz film çekilir örneğini veriyor .hem çekimleri hemde oyunculukları ile de başarılı Ethan Hawke i daha çok bu tarz filmlerde görmek isteriz doğrusu.
İngilizce'de Predestination Paradox olarak bilinen paradoksun aktarılmaya çalışıldığı bir film olmuş. Yalnız bu paradokstan haberi olanlara şunu söylemek isterim ki, film sadece paradoksun aşılamayacağı konusu üzerinden yürümüş. Yani Back to the Future veya Terminator'daki gibi bir sonuç beklemeyin.
Bilimkurgu, zaman yolculuğu gibi kavramların dahil olduğu bir film izleyecekseniz beklenti biraz yüksek oluyor haliyle. Film, başlarda sanki hikaye büyük bir gizeme dönüşecek ve size vay be! dedirtecek gibi ilerliyor ama ortalarına geldiğinizde hemen hemen hikayeyi çözüyorsunuz ve bu hikayede ne aman aman bir zeka, ne de oturmuş bir kurgu var. Bütün hikaye, bir adamın farklı zamanlarda başka kişilikteki hayatı. Özgün bir hikaye değil, senaryo eksik kalıyor. Türk dizilerindeki kimin eli kimin cebindenin bilimkurgu ile soslanmış ve zaman yolculuğu gibi popüler bir malzeme eklenmiş hali.
Paradoks bir hikayeyi konu alan filmde mantık hatası aramanın filme haksızlık olacağı kanaatindeyim. Zaman kavramının kendisine yeni bir yol çizdiği filmde fizik kurallarına aykırılık olsada (Bir nesne aynı anda birden fazla yerde bulunamaz) filmi film yapan öğede bu. Beyin yaktıran tarafı asla yok ama izleyiciyi içine çeken hoş bir film.
Predestination aslında bir kısa öykü uyarlaması ve yönetmen kardeşlerin 4. filmi.. tüm bu 'mantık yok' diyen einstainları ve 'senaryo çok kötü' diyen oscar ödüllü site eleştirmenlerini buruşturup çöpe atın çünkü 'kendi kuyruğunu yiyen yilanın sonsuz döngüsü'nü ve 'zamanda yolculuk' gibi hem kısır hemde cılkı çıkmış konuyu 'transeksualite' ile harmanlayarak sadece 100 dakikada Ethan Hawke in yaratıcı oyunculuğu ile başarılı bir şekilde kotarıyor film..
Bu film daha önce hiç dikkatimi çekmemişti. Hatta filmin fragmanını izleyince bile heyecanlanmadım. Ama iyi yorumlara karşılık ben de filmi incelemeye karar verdim. Filmin ilk 45-50 dakikası bara giren gizemli bir adamın barmene anlattığı öykü ile geçiyor. Ben de "acaba yanlış filmi mi açtım, bunun konuyla ne alakası var" diye düşündüm bir süre. Ve bu andan hemen sonra hikaye oldukça derinleşmeye ve ilginçleşmeye başladı. İşte o zaman gözümü bir türlü ekrandan alamadım. (aslında önceden de alamamıştım ama şimdi oldukça sağlam bir sebep vardı) Ayrıca filmin sonu var ya? İşte o filmin tamamını izlenesi kılıyor ve oldukça ilgi çeken bir film olarak akıllarda kalmayı başarıyor.
Ethan Hawke, filmde başarılı bir iş çıkarmış. Oyunculuğu son zamanlardaki filmlere nazaran yükselişe geçmiş. Yönetmenler de ayrıca yükselişe geçmiş. Her ne kadar bu film yaygın olarak bilinmese de, mutlaka bilinmeli ve izlenmeli. Mutlaka tavsiye ederim. Bu arada filmin olumsuz yönü ise belki 1-2 mantık hatası (aslında olduğundan da emin değilim) ve süresinin biraz kısa olması. Yani film süreye tam uyum sağlamış ama mesela film 120 dakika bile olaymış tadından yenmezmiş. İşin özüne gelirsek, bilimkurgu filmi sevenlerin mutlaka kaçırmaması gereken bir film! İlk vakitte izleyin! 4/5
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.