A Monster Calls, 12 yaşında olan ve büyük zorlukların içerisinde yaşayan, içine kapanık Conor'un öyküsünü anlatıyor. Conor, her gün sabah erkenden kalkıp yürüyerek okula giden, derslere dikkatini veremeyen, sürekli kabadayılardan dayak yiyen bir çocuktur. Eve döndüğünde de hasta annesiyle vakit geçirmektedir. Ve bir gün Conor'u ağaçtan bir canavar ziyaret eder ve bu canavar, Conor'a hikayelerini anlatmaya başlar. Bu sırada da Conor, anneannesinin yanına taşınmıştır ve bu zorlukların üstesinden bu canavar ile gelmeye çalışır.
Öncelikle A Monster Calls'un yarattığı fikir ve bunu ortaya koyuş tarzı çok etkileyici. Senaryonun nereye gideceğini merak ederek filmi izliyorsunuz. Ve her ne kadar bu film oldukça dramatik ve zaman zaman da fazla melankolik olsa da, büyük bir ilgiyle filmi izliyorsunuz.
Bunun en büyük nedeni de, filmdeki performanslar. Bu filmdeki performanslar resmen beni büyüledi, bu filmdeki her bir oyuncu bu yılın en iyi performanslarından birisini sergilemiş. Felicity Jones, Inferno faciasından sonra bu filmde çok güçlü bir performans sergilemiş. Kariyerinin en iyi performanslarından biri olduğunu düşünüyorum. Sigourney Weaver da öyle. Hatta Weaver'ın anneanne karakterini ele alış tarzı çok gerçekçiydi. Onun karakterini izlerken Weaver'ı resmen tanıyamadım. Ayrıca Liam Neeson'ın seslendirmesi de çok başarılıydı. Filmdeki canavarı seslendirecek kişi, Neeson'dan başkası olamazdı.
Fakat bu filmin asıl yıldızı, Conor'u oynayan Lewis MacDougall'dı. MacDougall, bu filmde kendisini resmen parçalamış ve ortaya müthiş bir performans sergilemiş. Onu izlerken etkilenmemek elde değil. Performansı ne kadar mı iyi? Bana göre bu filmdeki Lewis MacDougall'ın performansı, Jacob Tremblay'in Room'da gösterdiği performansdan daha iyiydi (Tremblay'in performansı da çok iyiydi).
Bunun dışında filmi izlerken ortaya ne kadar ince bir iş çıktığını görüyorsunuz. Manzaralar, görsel efektler, canavarın kendisi ve canavarın anlattığı animasyon şeklindeki rüya sahneleri... Hepsi de birbirinden büyüleyiciydi.
Fakat, maalesef bu film kusursuz değil. Hatta, A Monster Calls filmindeki sorunlar, geçen ay eleştirdiğim The Girl With All The Gifts'deki sorunlarla aynı. İki filmin de başyapıt sayılabilecek özgün senaryoları ve başarılı oyunculukları var. Ama bir yandan da bir sürü mantık hatası, eksik sahneler ve gereksiz sahneler de mevcuttu. A Monster Calls'da gördüğüm cevaplanmamış soruları ve mantık hatalarını da, The Girl With All The Gifts'deki gibi buraya yazacağım (meraklanmayın, spoiler içermiyor):
- Canavar nasıl ortaya çıktı? Bunca zaman boyunca Conor'un yakınındaki ağacın içerisinde öylece duruyor muydu? Ve neden Conor'u seçti? Bu dünyada da buna benzer durumları yaşayan kişiler yok mu?
- Canavar neden 12:07 geçe ortaya çıkıyor? Gece veya gündüz fark ediyor mu? Çünkü normalde gece çıkması gerekirken bir sahnede gündüz ortaya çıkmıştı. Ve hangi gün aralıklarıyla çıkıyor?
- Conor neden okulda ona bulaşan kabadayıları şikayet etmedi? İçine kapanık bir çocuk olduğunu biliyorum ama işler büyüyünce onun da bir şeyler demesi gerekiyordu bence.
- Conor'un anneannesi, Conor'u mezarlıkta nasıl buldu?
Bunun dışında film her ne kadar ilginç başlasa da bir süre sonra yavaşlıyor ve aynı sorunların etrafında dönüp duruyor. Bu yüzden 15 dakika rahatça çıkarılabilirdi filmden.
A Monster Calls ile ilgili canımı en çok sıkan taraf, soruların cevaplanamaması. Film birdenbire başlayarak ilk dakikalarda hasta anne ve canavar olaylarını ekrana atıyor ve kafanız çok karışıyor. Bu yüzden de filme girmekte zorlanıyorsunuz. Ben şahsen filmin içine anca 1 saatten sonra girebildim. Yavaş ilerlemesine rağmen kafanızda soru işaretleri bırakıyor. Bunun dışında birkaç ufak sorunum daha var da, onları yazmanın pek bir anlamı olacağını düşünmüyorum.
Ama sakın yanlış anlamayın, A Monster Calls gerçekten de iyi bir film. Özgün fikirlere, muhteşem oyunculuklara ve ilgi çekici sahnelere sahip bir yapım. Sadece çok fazla hatası var ve ortaya bir başyapıt çıkabilecekken, ortaya çıkan sonuç "iyi"ye dönüşüyor.
Eğer bu hafta Arrival ve Captain Fantastic gibi muhteşem filmleri izledikten sonra boş vaktiniz varsa ve eğer bu filmin oynadığı bir salon bulursanız izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. A Monster Calls'u gerçekten izlemelisiniz bence. Film her ne kadar kusursuz olmasa da, içeriği ve oyunculukları yüzünden izlenmeyi hak ediyor bence. Görülmeye değer.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Lewis MacDougall, Felicity Jones ve Sigourney Weaver'ın performansları.
+ Canavarın anlattığı animasyon hikayeler.
+ Ortaya atılan özgün fikirler.
+ Dramatik ağırlığı.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Ortaya bir sürü soru atıyor ve bunların çoğunu cevaplayamıyor.
- Mantık hataları ve gereksiz sahnelerin olması.
- Filmin içine girmeniz epey zaman alıyor.
TOPLAM PUAN: 6.8/10