En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
hardserdar
2 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
28 Eylül 2009 tarihinde eklendi
bu filmi hiç unutmadım okadar etkiliyeciki babamla beraber izledim oda bende güz yaşlarımızı birbirimizden sakladık mükemmel 10/10 veriyorum kusursuz bi baş yapıt
Saat çok ilerledi yarın okulum var ama buna rağmen izlemekle izlememek arasında kaldığım bu filmi eğer elimde imkan varken bir gün bile olsa geç izleseydim gerçekten kendimi affetmezdim (zaten fazlasıyla zaman kaybetmişim izlemek için).Arkadaşlarımın hep söylediği mükemmel bir film dedikleri benimse daha önceden hiç izleme fırsatı bulamadığım bu mükemmel film için söylenecek o kadar çok şey var ki.Öncelikle ben hayatımda bir film için bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum hatta bırakın filmi herhangi birşey için bu kadar ağlamamıştım.O kadar büyük bir duygu yoğunluğu yaşadım ki sizin elinizde olsa o şalteri inanın indiremezsiniz.Bu kadar dev bir yardımcı oyunculuk görmedim olağanüstü bir oyunculuk çıkarmış micheal clarke duncan son yarım saat onun gözlerinin içindeki sevgi dolu bakışlar o kadar işliyorki seyircinin içine ve buna rağmen oscar ödülü alamamış tom hanks ise Roberto Benigni(life is beatiful)’e kaptırmış ödülü.Kurgusu, Senaryosu, hikayesi oyuncuları(hanks’in 1 numaralı gardiyanı ve kötü gardiyan da çok iyi iş çıkarmışlar, üstlerine düşeni çok iyi kotarmışlar), hayata dair sözleri('onları birbirlerine olan sevgileriyle öldürdü,şimdi anladın, dünyanın her yerinde böyle') sizi filmin içinden alıyor hayatın içine sokuyor adeta kaç gün bu filmin etkisinde kalırım bilmiyorum ama tekrar tekrar izleyeceğim ve kesinlikle unutamayacağım bir başyapıttır bu.Filmin sonunda da sinemayı niye bu kadar çok sevdiğimizi bir kez daha gösteriyorlar bize coffey’in ölmeden önceki son isteğinin bir sinema filmi izlemek olduğunu söyleyerek.
her insanın hayatında 1 defa olsun izlemesi gereken filmlerden biri. izlediğim en iyi dram filmlerindentom hanksin filmleri ne zaman kötü ki zaten? adamın adını görmem filmini izlemem için yeterli bir sebep.
usta yazarstephen kingin aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanan bu filmi hala izlemeyen var mı acaba? müthiş bir kurgu, akıcı bir senaryo ve tekrar tekrar izlenip hayran olunacak olan oyunculuklar filmi ilk izlediğimde başıma ağrı girdiğini hatırlıyorum. çok değişik hissetmiştim kendimi sarhoş olmuştum resmen. 2 gün gün etkisinden çıkamadım. resmen ağzıma etmişti yani. şimdi hatırlayınca tekrar bi tuhaf, gözlerim filan doldu. o kadar etkilenmiştim ki anlatamam.
insanların; pislikleri, acımasızlıkları, hainlikleri, merhametsizlikleri ve hırslarıyla dünyayı ne hale getirdiklerini anlatmış bize film. yani ben bunu anladım.
tüm suçsuzluğuna rağmen ölüme mahkum olan, kocaman ve korkunç gibi görünen, bir çocuk saflığında olan coffey rolünde, hayatının oyununu oynamış olan özel insan filmin kahramanı ve filmi sürükleyen isim. yeteri kadar pisletilmiş dünyada mucizelerin olduğunu bize hatırlatan karakterin ta kendisi. en koyu gecede bile dikkatli bakarsak yıldızları görebileceğimizi söylüyor bize, film boyunca.
filmle ilgili çıkarımlarım şöyle: -john coffey karakterinin iyileştirme özelliği, insanların hala iyi bir kalbe sahip olabileceğine vurgu yapıyor.
-john coffeynin devasa görüntüsü içine kapanık ve zenci oluşu insanlara göre onun suçlu olma ihtimalini kuvvetlendirirken fiziksel görüntünün bir hiç olduğunu anlatmış bence. gerçek katil; bebek yüzlü, geveze, beyaz bir tene sahipti esasında. filmin en etkileyici sahnesi, coffeynin tom hanksin elini tutup "sende görmelisin ben hergün bunları görüyorum. bununla yaşamak nasıl biliyor musun" diye elini sıktığı ve tüm gerçekleri ona gösterdiği sahneydi sanırım. filmin en nefret edilen karakteri o haysiyetsiz gardiyan wetcherdır eminim. kötülüğün, filmdeki simgelerinden olan wetcher ve wetcher gibi merhametsizlerin elinde kaybolan hayatlar olmuyor mu gerçek yaşamda da?..
bu film hakkınde ne yorum yapabilirimki... Mıchael Clarke Duncan Tom Hanks... herkes mükemmel... buna nasıl oscar wermezler annamıyorum benim gözümde yavaş yavaş oscar ın saygınlığı düşüyor...
bn varya bu filme hastaym defalarca isledm ve hr izledimde tekrar tekrar ağladm.üç kerede kitabını okudum ve yine izleyebilirm tabiki kitabınıda tekrar okuyabilirim.
“Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar Yalnız kalmaktan yoruldum Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım, Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri… İnsanların birbirine kötü davranmasındasın bıktım, Her gün dünyada hissettiğimi duyduğum acılardan Bıktım, Çok fazla var Sanki her an kafama cam parçaları batıyor Anlıyor musun?” (Yeşil Yol, 1999, Frank Darabont). İzlemekle eskitemediğim nadir filmlerden . Bu filmi ilk 20 yaşındayken izlemiştim . Kesinlikle insanların dünyaya bakış acılarını degiştirecek bir film . -Hayat bazen vazgeçmektir...Bırakıp gitmektir ne varsa...Uzakta çalan bir şarkının melodisini dinler gibi izlemek ve yalnızca yaşamaktır hayatı ... isteğimiz, çok değil...---Bildiğin halde susmak...bilmek istememek belki...Hayat yapma bunu bana demek kolay mı...Bu kadar acımasız olmasaydın bana karşı...Gücümün bittiği yerdeyim çünkü ben...---Elimden gelen tek şey şimdi görebilmek,,bana gösterdiklerini anlamak...Anlamıyorum artık ama...Kendimi sorgulamaya başladığım şu zamanlarda seni bırakıyorum...Nolur sende beni bırak...Zaten buna üzülecek olanlar beni bilenler olacak...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.