Müttefik
Ortalama puan
3,7
106 Puanlama

16 Kullanıcı yorumları

5
6 Eleştiri
4
2 Eleştiri
3
4 Eleştiri
2
4 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.428 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
9 Mart 2022 tarihinde eklendi
"Casablanca" (1945) ile "Mr. & Mrs. Smith" (2005) den sağlam esintiler taşıyan senaryosunu Steven Knight'ın yazdığı ve yönetmen koltuğunda Robert Zemeckis'in oturduğu “Allied”; II. Dünya Savaşı atmosferindeki, yoğun gerilim içindeki bir drama olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, büyükçe bir kısmının dönemin ruhunu yansıtan dekor (Raffaella Giovannetti - Gary Freeman), kostüm (Joanna Johnston), makyaj (Beverley Binda) ve görsel efektlerde (Kevin Baillie) kullanıldığını düşündüğümüz yaklaşık 85 milyon dolarlık bütçesine karşın sağladığı 119,5 milyon dolarlık hasılat ile yapımcılarını hayal kırıklığına uğrattığını tahmin ettiğimiz bu filme biraz daha yakından bakalım...

Fransız Fas 1942...

Almanya'nın Fas Büyükelçisine (Anton Blake Horowitz) karşı düzenlenecek bir suikast de yer almakla görevlendirilen Kanada Kraliyet Hava Kuvvetlerinin istihbaratçı pilotlarından Yarbay Max Vatan (Brad Pitt), paraşütle çöle inerek yürümeye başlar...

Çok geçmez ve bu yürüyüşün ardından Max, kendisine bir evlilik alyansı da veren Faslı bir sürücünün (Vincent Ebrahim) kullandığı bir otomobil ile alınarak Gitanes isimli bir otelin giriş kattaki, Nazi yanlısı Avrupalı müşterilerinin doldurduğu restoranı "Rivoli" nin önüne doğru götürülmektedir...

Zaten itinayla hazırlanmış olan özel kimlik kartları ve pasaportlar ile para, şık bir sivil kıyafet ve silahları da içinde ihtiva bir çanta da arka koltukta kendisini beklemektedir...

Elbette otelin önünde, bagajına çantasını da yerleştirebileceği, kendisine tahsis edilmiş bir otomobil ile giydiği mor kıyafetten tanıyacağı karısı yani aslında, suikasttaki ortağı Marianne Beauséjour'de (Marion Cotillard), otelin lobisinde hazır olacaktır...

Londra'da hazırlanan kurguya göre Maurice Berne adını kullanan ve Paris'te yaşamakta olan Max, çalışmakta olduğu fosfat madeni şirketinden aldığı altı haftalık izinle, Nazi işgali altında bulunan Kazablanka'daki karısının ziyaretine gelmiştir...

Böylelikle yeniden buluşan çift, hasret gidermek bahanesiyle Alman ve Fransız arkadaşlarından izin alarak, araçlarına atladıkları gibi evlerine geçerler...

Bu arada Marianne'nin de, üyelerinin pek çoğu deşifre olup Nazilerce öldürüldükten sonra Fransa'dan kaçan Fransız Direnişçilerden biri ve şimdilik de görünürdeki tek sorunun; bir Parisli ("Parisien") olan Max'in Fransızcayı, Québec aksanı ile konuşması olduğunu belirtmiş olalım...

Neyse...

Ertesi sabah uyandıklarında kahvaltıya giden çiftten Max, kafede oturup gelen geçen dostları gülümseyerek selamlarken; kendisini Marsilya'da sorgulamış olan bir Nazi subayı (Michael McKell) ile neredeyse göz göze gelir...

Telefon ederek merkeze ihbar da bulunmak üzere kafenin verandasından ayrılıp otelin içine geçtiğinde de bu subay, risk almak istemeyen Max tarafından öldürülerek etkisiz hale getirilir...

Marianne ise Max'i, yiyip içerek eğlenmekte oldukları lüks mekanda; Monique'in (Camille Cottin) kocası Claude'un (Xavier de Guillebon) tanıştırmak istediği Parisli Vincent'ın (Vincent Latorre) elinden kurtarır...

Zira Vincent'ta yeterince tehlikelidir...

Derken...

Poker tutkunu Gestapo subayı Hobar (August Diehl) engelini de, türlü hileler de içeren becerilerle aşan Max; Büyükelçinin, ertesin gün yapılacak olan, suikastın gerçekleştirileceği davetine katılmaya hak kazanır...

Silahların konuştuğu bu başarılı operasyonun ardından Max Marianne'i, Londra'ya birlikte giderek evlenmeyi teklif etse de...

Marianne'in henüz İngiltere vizesi mevcut değildir...

Üç hafta sonra Londra'daki karargahta dostu da olan komutanı Frank Heslop'tan (Jared Harris) gerekli oturma izinlerinin çıktığını öğrenen Max; Heslop'un bu işin yürümeyeceğini belirtmesine rağmen, savaşın tam da ortasındayken Marianne ile evleniverir...

Öyle ki, hamile kalan Marianne doğumu; Alman uçaklarının Londra'yı bombaladıkları bir ortamda, yatırıldığı hastanenin bahçesindeki bir sedyenin üzerinde yapar...

Böylelikle de Max ve Marianne'nin, (Pearl ve Luna Rumbelow kardeşlerin canlandırdığı) Anna adını verdikleri bir kızları olur...

Bir yıl sonra...

Karısının vermeyi planladığı parti için onunla beraber mantar toplayarak eve dönen Max, aldığı acil bir telefon sonrasında karargaha gitmek zorunda kalır...

Ancak orada duyacakları pek de hoş şeyler değildir...

Çünkü Marianne, Alman casusu olmakla itham edilmektedir...

Eğer bu bilginin doğruluğu kanıtlanırsa, resmi prosedürlere göre Marianne'i bizzat Max'in öldürmesi gerekeceği gibi suç ortağı olduğu belirlenirse Max'de vatana ihanet sebebiyle asılarak idam edilecektir...

İşte bu nedenle Marianne, İngiltere'nin savaş dönemindeki gizli örgütlerinden Özel Harekat Yönetimince; ters köşe şaşırtmaca içeren ve kısaca "mavi boya" olarak tanımlanan bir teste tabi tutulacaktır...

Dakika 60...

Geride sizleri, büyük bir ilgi ve merakla izleyeceğinizi umduğumuz; gizem ile romantizmin zirve yapacağı 64 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

Naçizane önerimiz de:

Olumsuz yorum ve puanlara aldırmadan; favori yönetmenlerimizden Zemeckis'in, bu filminin de, tadını çıkartmanız şeklinde...

Keyifli seyirler,
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
20 Şubat 2017 tarihinde eklendi
Oldukça iddialı bir oyuncu kadrosu var ve bunun sonucunu da alıyor açıkçası. Cotillard her rolde olduğu gibi yine çok başarılı. Brad Pitt'in kariyerinin vasat performanslarından biri olarak gördüm. Yine de her daim "esas oğlan" rolünde perdede görünmesi bile fark yaratıyor. Sürükleyici bir romantik-gerilim. Yılın en iyilerinden değil belki ancak önceden kanıtlanmış formülleri bir daha uygulamasına rağmen eli yüzü düzgün, izlenebilir bir yapım. Yalnız özellikle filmin başlarında Zemeckis'in tarzından olacak, bilgisayar ile oluşturulduğu bayağı belli, yapay bazı sahneler vardı. Tüm mekanlara gidilmiyor ve ara sıra böyle teknolojiden faydalanılıyor tabii ki ancak bu filmde onu pek yedirememişler gibi geldi bana. Biraz göz tırmaladı. İkinci Dünya Savaşı espiyonaj filmleri gibi başlayıp romantizme ağırlık veriyor. Başarılı.
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.469 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
11 Aralık 2016 tarihinde eklendi
gerçek bir öyküden esinlenilmiş olduğunu düşündüğüm uzun bir yapım olmasına rağmen cesur sahneleriyle asla sıkmayan iyi bir yapım 7/10
Alp T.
Alp T.

Takipçi 441 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
28 Aralık 2016 tarihinde eklendi
II. Dünya Savaşı sırasında casusluk yapan Max Vatan (Brad Pitt), Nazilerle ilgili yeni görevi için başka bir casus Marianne Beauséjour'la (Marion Cottilard) bir araya gelir. Ve birlikte görevlerini yaparken bu ikili arasında bir aşk başlar. Ve görevlerini bitirdikten sonra ikili evlenir ve çocukları olur. Bu sırada da Max, istihbaratta casus olarak çalışmaya devam ederken eline Marianne'in bir Nazi casusu olduğu iddiası düşer. Ve Max de bunun aksini kanıtlamaya çalışırken Marianne'le olan ilişkisi de değişecektir.

Yönetmen Robert Zemeckis'in çok başarılı bir yönetmen olduğunu düşünüyorum öncelikle. Çektiği her filme farklı bir tarz getirmeyi başaran yönetmenlerden birisi. Ve yine bu filmi de, Zemeckis'in diğer filmlerinden çok farklı bir iş olmuş.

İyi yanlardan başlayalım. Film 1940'lı yıllarda geçtiği için bu filmi izlerken sanki o zamanlarda vizyona girmiş bir film izliyormuşsunuz gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. Kostümler, dekorlar, manzaralar ve uzun kamera çekimleri, bu duyguyu çok güzel yakalıyor.

Brad Pitt ile Marion Cottilard zaten kendini çoktan kanıtlamış olan şahane 2 oyuncu. Ve bu filmde birlikte harika bir sonuç ortaya çıkarmışlar. İkilinin kimyası ve özellikle de Brad Pitt'in gerçekçi oyunculuğu, sonucu daha da iyi yapıyor.

Filmin tonu oldukça ilginçti. İlk 40 dakika her ne kadar uzun olsa bile, ilgi çekici bir romantik ortam yaratmayı başarmış. Yavaş ilerleyen ton, filmin havasına ve karakterlerine çok uyumlu olmuş ve ortaya güzel bir sonuç çıkmış.

Fakat Allied'ın büyük sorunu bundan sonra başlıyor. Max ve Marianne, görevlerini yerine getirdikten sonra filmin yavaş ve ilginç ilerleyen tonu kayboluyor ve birdenbire hikayenin en önemli yerleri 5 dakika içerisinde atlanıyor. Mesela filmi izlerken 10 dakikayı kaçırırsanız, dünya kadar şey atlamış oluyorsunuz. Film 10 dakika içerisine Max ve Marianne'in evlenmesini, Marianne'in hamile kalışı ve 1 yıl sonra mutlu bir aile kurmasına geçiyor birdenbire. Ve sonra da iyice yavaşlamaya başlıyor. Film ilgi çekici yerleri hızlı geçip monoton sahneleri iyice uzatmış. Bunun için sırf bir sahneyi ele alabilirim. Bu sahnede Brad Pitt'in karakteri istihbaratta çağrılıyor ve karakteri merdivenlerden yavaşça iniyor, sonra koca bir koridoru yürüyor, güvenlik görevlisine selam veriyor ve yavaşça ilerlemeye devam ediyor ve sonra da kapıdan içeri giriyor. Filmin kendisi burayı rahatça kesebilirdi aslında. Hikayeyi yavaşlatmaktan başka bir işe yaramamış bu sahne.

Filmle ilgili diğer bir sorunumsa görsel efektler. Hani bu yazının başında filmin 1940'lı yıllarda vizyona girmiş bir film havası verdiğini söylemiştim ya? İşte görsel efektler sizi o havadan hemen çıkarıyor doğrusu. Keşke efekt sayısı daha az olsaydı dedirtiyor doğrusu.

Peki neticede Allied nasıldı? İyiydi. Ne muhteşem, ne berbat, her haliyle sadece iyi bir film. Görülmesi gereken başarılı oyunculuklara ve dekorlara ama aynı zamanda da bir süre sonra ilgi çekiciliğini kaybeden bir tona, tahmin edilebilir ufak sahnelere ve uzatılmış bölümlere sahip aynı zamanda. Eğer izlerseniz pişman olmayacağınız ama izlemezseniz de bir şey kaybetmeyeceğiniz bir film. Eğer bu türü seviyorsanız, sorunlarına rağmen Allied sizi fazlasıyla tatmin edecektir bence.

FİLMİN İYİ YANLARI:

+ Brad Pitt ve Marion Cottilard.

+ Filmin 1940'lı yılların havasını tam anlamıyla yaşatması.

+ Senaryonun ilgi çekici olması.

+ İlk 40 dakikanın yavaş ilerleyen ilginç tonu...

FİLMİN KÖTÜ YANLARI:

- ...birdenbire hızlanıyor ve yaratılan hava bozuluyor.

- Uzatılmış, gereksiz birkaç sahne.

- Tahmin edilebilir bölümler.

- Finalinin istediği havayı verememesi.

TOPLAM PUAN: 7.2/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler