En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
GM M.
Takipçi
6 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
20 Ekim 2015 tarihinde eklendi
Mantıksız Adam - Irrational Man Harika bir konu, Çok kötü bir uygulama
"Bir efsane : Woody Allen Bir usta : Joaquin Phoenix Bir yetenek : Emma Stone" bir araya gelince sonuç ne kadar kötü olabilir ki?
Allen, Hollywood filmlerinin genel kalıbı dışına çıkmadan, bize bir hikaye anlatmak istemiş ama sinemanın varoluş sebebi olan anlatma göster unsurunu uygulamada sınıfta kalmış.
spoiler:
Öncelikle; Abe Lucas (Joaquin Phoenix) ‘ın üniversiteye gelmeden önce herkesin heyecanla hakkında konuşması?... Abe'in okula gelişi, Felsefe bölümü için ilginç olabilir ama bir kimya hocası veya öğrenciler için sıra dışı bir beklenti yaratması için yeterli bir sebep yaratılmamış.. Belki oranın küçük ve sıkıcılık seviyesinde monoton bir kampüs olduğunu görseydik, Abe Lucas’ın gelişinin yarattığı heyecanı daha iyi anlayabilirdik.
Jill Pollard (Emma Stone)’ın boyfriend’inin daha ortada fol yok yumurta yokken, ve hatta gelen kişi öğretmen ve Jill öğrenci iken, Abe’i rakip olarak gördüğünü söylemesi, biz düşük IQ’lu izleyiciler (!) için bile gereksiz bir zorlama olmuş.
Filmin bundan sonrası ise tamamen aceleye gelmiş. Peş peşe olayların sıralanması ve hatta çoğu olayı biz anlayamayacağımız(!) için veya sinema gibi görsel bir etkinliğin parçası olduğumuzu unutturmak istercesine sürekli açıklama ve anlatım ile gelişiyor.
Woody Allen’ın alışık olduğumuz karakter derinliğini anlamlandıran diyalogların yerine, sadece açıklamalarla geçen diyaloglar... Bir tiyatro sahnesi kısıtlılığında sahneler, zekice bir atıfta bulunmadan veya mantıklı bir gerekçe yaratmadan açılan konular ve en kötüsü de bir “leitmotif” olarak düşünülmüş; araya girip çıkan Abe’in derslerindeki bir Wikipedia bilgisi derinliğindeki yüzeysel varoluşçuluk aforizmaları..
Filmin harekete geçiren noktası olan yan masadaki konuşmaları duymaları tesadüfü bile özensizce hazırlanmış. Sonradan çözülme yolundaki at binen arkadaşla yapılan sohbet, barda rastlanan hafif çakırkeyif Rita ile sohbet ve en kötüsü de masa tenisi oynayan arkadaşın birden gereksiz açıklaması, derinliksiz bir senaryonun ürünleri maalesef.
Hele hiçliğin dibine vurmuş Abe’in yaşadığı değişimden sonra, birden liseli aşık pozlarına girmesi?
Filmin seyirciye geçen belkide tek noktası, parkta bardağı değiştirdikten sonraki Abe’in yüzü..
Eğer Woody Allen Türkiye’de değişen rating sistemine göre film yapmadıysa, özetle diyebilirim ki: harika bir konu, çok kötü bir uygulama…
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.