Izledigim en sacma filmdi. Oyuncularindan dolayi tercih etmistim ama oyuncularin iyiliği bile senaryoyu kurtarmaya yardimci olmamis. Vasatin altinda maalesef. Zaman kaybi
çocukluktan 30 lu yaşlara uzanan mutlu sonlu türk aşk filmi… eski şarkılar falan var.. Güzel müzikler var… sürükleyicilik falan iyi.. Ama bir şeyler eksik kalmış.. Biraz sıradan olmuş ama genede iyi seyredilir
Hayatımda gördüğüm en kalitesiz filmlerdendi. Abim keyifle izledi. Ortalamayıda bunun gibiler yükseltiyor bence. puanım 0.5 0 olsaydı ona vercektim . Bu kadar kötü bir film olmazdı.
Bu filmi daha önce izleme fırsatım olmamıştı geçmiş duygularım kabardı yolcu otobüs şöförüyüm hem güldüm hem heyecanlandım hem hüzünlendim. Değişik duygular yapımda emeği geçen herkese teşekkürler gerçekten bence çok başarılı gençlik filmi olmuş sonunu güzel bağlamışlar her daim "MUTLU SON"
Filmi bizim kuşağın objektif değerlendirmesi çok zor.Ama senaryo,kurgu bir tarafa,sanat yönetmenin başarısı,sarp apak ve bülent emin yarar ın oyunculuğu filmde olumsuz olarak değerlendirilebilecek tüm hataları görünmez kılıyor.90 larda çocukluğunu yaşamış bir insanın bu filmi izlemesi zaruridir.
Hani bazen bir filme yüksek beklentilerle gider sonra da hayal kırıklığına uğrarsınız ya. Bir de düşük beklentilerle izlemeye başlarsınız ve film sizi öyle bir sarar ki. Bu film benim açımdan ikinci kategoriye girdi. Düşük beklentilerle izledim ve çok hoşuma gitti. Çok keyif aldım. Filmin büyük bir kısmının 80'lerde ve 90'larda geçmesi sebep oldu belkide buna bilemiyorum. Ama kesinlikle tavsiye ederim.
Film gerçekten tam bir efsane olmuş , yani bana öyle geldi heralde. Çocuk oyuncuların en az normal oyuncular kadar güzel bir rol takındığını belirtmeliyim , oyuncu seçimleri "on nomero !" Özellikle Duman'dan olması da gayet hoş olmuş bilmem Sezen Aksu'dan olsaydı daha güzel olabilir miydi , biraz düşüneliim .. Hayır !
Yıllar geçtikçe kasetin cdye , cdnin usb ye dönmesi filmin en hoş mizah arkası kalan mizahıydı bence..
Ha kırdığım puanda mantık hatasından ötürü , 1999 yılında fiat linea.. Bir de taksi ! Yok nane şekerli kalem!
Karışık Kaset uzun zamandır beklediğim filmlerden biri. Bunun en büyük sebeplerinden biri de, 90’lar Türkçe pop müziğini içinde barındırmasıydı. Şarkılardan geçen filmleri hep sevmişimdir. Müziksiz nasıl her şey eksikse, filmler de öyle benim için. Karışık Kaset de böyle müzikle doyuracak bizi diye büyük beklenti içine girmiştim. Sonunda gala akşamı geldi çattı, büyük keyifle kuruldum koltuğa. Dünya Dönüyor ile açıldı perde, Ulaş’ın buram buram doksanlar kokan odasında.
13-14 yaşında hemen hemen aynı şarkılarla yaşadım ilk heyecanları, aynı Ulaş ve İrem gibi. Karışık kasetler aldım, verdim. Listeler yaptım. Hatta aynı Ulaş’ın babası gibi bir dayım var. Bit pazarından bulduğu kasetleri, plakları konuşur, dinlerdik zamanında. Bir çoğumuzun benzer hikayeleri vardır belki. Hala film öncesi kitabı okuyamadığım için kendimi kötü hissediyorum ama, filmin ardından zaten farz oldu. Çünkü film bana beklediğimi vermedi. Eksikti, kopuktu, hatta inanmayacaksınız belki ama duygusuzdu. Ulaş ile İrem, yıllardan yıllara koşarken seyirciyi beklemiyordu. Onların nasıl aşık olduklarını, o okul formalarının altında atan küçük kalplerin, nasıl bugün takım elbiselerin, gece elbiselerinin altında da attığını anlayamadık. Fragmanda da görmüşsünüzdür, hani Ulaş soruyordu; “Nasıl oluyor da, oluyor?” diye. Hakikaten nasıl oldu da oldu ya da ondan önce ne oldu? Elbette yıllara yayılan bir filmin bize her şeyi anlatıp, göstermesini beklemiyorum ama o aşktan bana geçen, içimi titreten bir şey olmadı. Takılmadım onların peşine mesela, film çıkışı Özge Özpirinççi benim için hala İrem değildi, Sarp Apak da Ulaş. Ama küçük oyuncular için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 90’larda Pendik’te başlayan o aşkın küçük kahramanlarını oynayanlar, İrem ile Ulaş’tı işte.
Bir filmi filmi yapan o kadar çok dinamik var ki, hani böyle Ulaş’ın kasetlerden yaptığı gibi bir domino etkisi vardır bir filmde de. O aradaki taşlardan birini aldın mı, bütün sıra bozulur. İşte Karışık Kaset’in de maalesef birkaç taşı eksikti. İddia ettiği gibi müzikle dolu bir film de değildi, mesela Dünya Dönüyor haricinde hiçbir şarkıyı tam olarak duyamadık. O da işin telif hakları ile ilgili kısmı olsa gerek.
İşin özü; filmin vaat ettiği büyük aşkın yerine bir baba oğul hikayesi izledim ben, o ilişkiyi daha anlaşılabilir, daha samimi buldum. Tabii bunda Bülent Emin Yarar’ın kusursuz oyunculuğunun da büyük payı var. Bir de sanat yönetimini tebrik etmek isterim. Nihayetinde bu bir ilk film, Tunç Şahin’in ilk yönetmenlik denemesi. Bu ayrıntıyı göz önüne alıp, beklentileri biraz aşağı çekersek, gayet de keyif alabiliriz Karışık Kaset’ten.
"Sevdiğini belli et, gizlemek başkalarına fırsat vermektir" sözü çok dolaşır Sosyal Medya'da, Karışık Kaset filmi de böyle bir konuyu içeriyor; Başroldeki kahramanlarımızdan Sarp Apak seviyor ama söyle(ye)miyor, söylemeyince de başkasına fırsat verdiğini zannetse de aslında o fırsattan kimse yararlanamıyor ve hikaye böylece başlıyor... Kahramanımız yıllar sonra o kızla karşılaşıyor ve hayat yeniden başlıyor; taze kan geliyor vücuduna, yeni bir mesleğin kollarına atılıyor; tam evet büyük bir aşk başlayacak diye heyecanlandığımızda senarist bizi ters köşeye yatırıyor ve "hayat, bazen size sürprizler yapabilir" diyor... Ve sonra sürtünerek, bekleyerek olgunlaşan bir aşk çıkıyor ortaya; Sarp Apak çok sevmiş dediğimizde senarist gene geliyor kulağımızın dibine "hemen acele etme sonunu izle " diye fısıldıyor... Tabii bir de yabana atamayacağımız Bülent Emin Yarar'ın oynadığı baba karakteri var; yorum yapılamayacak derecede güzel... Hatta bir sahnede arabanın içinde oğluna bir bakışı var ki Yarar'ın ustalığını hissedebiliyorsunuz! İşte diyorsunuz oyuncu budur, usta böyle olur... "Beklemek Cehennemdir" der Shaekspeare; bu filmde beklemenin güzelliğini de görüyorsunuz acısını da... Sıkıcı olmayan hikaye, iyi oyunculuk ve aşk... Üçü bir arada olunca güzel bir film çıkmış ortaya. Kendinize bir iyilik yapın alın arkadaşınızı, sevgilinizi, kardeşinizi bu filme gidin; en çok da 90'larda kaset-wolkmeni ikilisini yanında bulunduranlar, 1 litrelik cam Coca-Cola şişesinden cola içenler, Sezen Aksu ve Mazhar-Fuat-Özkan dinleyenler evet en çok da bunları yapanlar gitsin bu filme... Hem ne demişti yazar "Sevdiğini belli et, gizlemek başkalarına fırsat vermektir" Sonra "ben sevdim eller aldı" diye türkü söylüyorsunuz...
son zamnalarda izlediğim abartısız doğal içten samimi filmlerden biri olarak tarihe adını kazıdı beni hem aglatıp hemde aynı anda güldüren bir filmdi tebrikler tüm ekibe
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.