En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.455 değerlendirmeler
Takip Et!
3,0
10 Haziran 2021 tarihinde eklendi
“Aus dem Nichts / In The Fade”, senaryosunu da Hark Bohm ile birlikte yazan Türk kökenli Alman sinemacı Fatih Akın’ın 2017 tarihli projesi…
Prömiyeri, 26 Mayıs 2017’de Altın Palmiye için yarıştığı Cannes Film Festivalinde yapılan ve burada Diane Kruger’a “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandıran film, 90. Academy Ödüllerinin “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde yarışacak beş film arasına girebilmek için Almanya’nın adayı olmuş ancak ilk sınavı geçemeyerek elenmişti…
Yine “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde, 2018 Golden Globes ödülüne de aday olan film:
Bu kez, şaşırtıcı bir biçimde “Una Mujer Fantástica / A Fantastic Woman” (2017), “Nelyubov / Loveless” (2017) ve “The Square” (2017) gibi iddialı filmlerin arasından sıyrılarak adını kazananlar hanesine yazdırmayı becerebilmişti…
Ana dili Almancanın yanı sıra aynı akıcılıkta İngilizce ve Fransızca da konuşabilen Diane Kruger’ın “Inglourious Basterds” (2009) sonrasında ana karakter olarak Almanca konuşarak oynadığı ikinci film olan “Aus dem Nichts / In The Fade” in, 7.1/10 (30.083 oy) ve 3.5/5 (500 üzeri oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puanı ortalamalarıyla 6.7/10 (150 yorum) ve 65/100 (31 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamaları, vasatın birkaç tık üzerinde bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylüyor gibi…
Bunu anlayabilmek için, gelin isterseniz, her zamanki gibi önceliği yine oyuncu kadrosuna vermek suretiyle filmimize biraz daha yakından bakalım…
Birazdan yapacağımız yorum sonrasında “bir yanlış anlaşılma olmasın” diye hemen en başından belirtelim ki, Fatih Akın; iyisine kötüsüne aldırmaksızın, “Kesin bu sefer çok daha iyi olmuştur” diye düşünerek bütün filmlerini hem izleyip hem de arşivimize dâhil ettiğimiz nadir yönetmenlerden biridir…
Peki, burada neden “bir yanlış anlaşılma olmasın” şeklinde bir sözcük kullanma gereği duyduk?
Duyduk zira filmde, Diane Kruger’un sıra dışı performansı ve varlığı ile filme renk katan Ulrich Tukur dışında dikkate değer pek de fazla bir şey yok…
Yani bu Fatih Akın filmi de bizim açımızdan tam bir hayal kırıklığı oldu…
Şimdi diyebilirsiniz ki, “İyi de; senin beğenmediğin bu film, pek çok iyi filmi ekarte ederek yılın Golden Globe ödülünü kapmış…”
Olabilir…
Ama bu ödül onu, kesinlikle bizim görmeyi umduğumuz Fatih Akın filmleri seviyesine çıkartmaz…
Evet, Fatih Akın bu sefer de oldukça iyi bir öykü yakalamış...
Daha doğrusu 2004 tarihinde, Türk nüfusun yoğun olduğu Köln’deki işlek bir cadde de filmdekine benzer bir şekilde gerçekleştirilen fakat can kaybı yaşanmayan bir bombalama eylemini hikâyenin merkezine alarak olayları yeniden kurgulamış…
Ancak, bombalama eylemi ve sonrasında yaşanan şok hali ile duruşma aşamalarındaki temposuyla resmen nefes kesen film, artık her nedense son yarım saatte öylesine yığılıp kalmış…
Hâlbuki Fatih Akın, bombalı eylem sonucu hayatını kaybeden Nuri Şekerci (Numan Acar) karakterine, milliyetçi ve dini değerlere sıkı sıkıya bağlı muhafazakâr bir Türk kimliği yerine Güneydoğu Anadolu kökenli agnostik bir Kürk kimliği vermiş…
Böylelikle, uluslararası Neo – Nazi örgütleriyle de yakın iş birliği içinde olan Alman Neo – Nazileri gibi ırkçı faşist çetelerin hedefindekilerin, sadece Türkler ve Müslümanlar değil yabancı kökenli herkesin olduğunu/olabileceğini göstermeye çalışmıştı…
Bu yabancı, Fransa’da bir Cezayirli veya Tunuslu olabileceği gibi İngiltere’de bir Suriyeli yahut Amerika’da bir Meksikalı da olabilirdi…
Dolayısıyla, eğer Fatih Akın, filmin final bölümünde de o başlardaki tempo, heyecan ve duyguyu yakalayabilmiş olsaydı, bir ihtimal şeytanın bacağını da kırarak Oscar heykelciği ile de tanışabilecekti…
Sonuç olarak, bundan daha iyi de olabilirdi dememize rağmen yine de ilgiyle izlediğimiz bu Fatih Akın filmi için puanımız 3, önerimiz ise “izlenebilir” şeklinde olacak…
Modern toplum sorunlarından en önemlilerinden birini, terörü merkezine alan, sürükleyici bir film. Aslında bu cümle, filmin aksiyon yüklü, çatışmalı, hareketli bir film olduğu gibi yanlış bir algıya sebep olabilir. Kesinlikle öyle değil çünkü. Terörün insanlara, özellikle de doğrudan mağdurlara etkisi, bir de bu mağdurların hak arayışı ve kendi ülkelerindeki ırkçılıkla karşı karşıya kalması arka planlarında işleniyor. Fatih Akın'ın yönettiği film tahmin edilebileceği üzere Almanya'da geçiyor. Irkçılık konusunda hem yakın geçmişte hem de günümüzde sıklıkla ismi geçen ülkelerden biri. Günümüzde özellikle çok etnisiteli yapısı ile diğer pek çok ülkeden ayrılan Almanya'da bu toplulukların birbiriyle sorunsuz yaşayabilmesi büyük bir sınav gerçekten. Fatih Akın pek çok çatışmalı olguyu tek bir filmde bir araya getirmiş oluyor. Alman bir kadın ve Kürt kocası, kocasının suça bulaşmış geçmişi, mahkemeler, neo-Naziler, adalet kavramı ve daha pek çok son derece majör olguyu tek bir potada birbiriyle etkileşimli bir yaklaşımla eritiyor ve seyirciye sunuyor. Sonuç olarak belki çok zorlama diyemeyeceğimiz, fakat bir şekilde bu kaygıyı da hissettiren bir film ortaya çıkıyor. Ancak bu kaygının olumsuz sonuç verdiğini söylemek doğru olmaz. Kaliteli bir film. Kruger da aldığı ödül ve adaylıklar ile zaten tescillenmiş bir performans sergiliyor. Çaresizlik atmosferi başarıyla oluşturulmuş.
Bir Fatih AKIN filminin kötü olduğunu görmedim hiç bir filminde ve yine kusursuz bir film ile karşımızda .... Dram sevmeyenler izlemesin ama zira sıkılma ihtimali düşük dram dediysem salya sümük ağlamak elbette ki değil lakin Katja'nın başına gelenlerde kolay şeyler değil aslında önemli bir replik bir bir ana fikir yok filminde ama ırkçılığın nasıl kötü bir şey olduğunu ve yanlış mahkeme kararlarını görünce üzülüyor insan suçlu adamın babasının da dediği gibi '' Zaten olan bir durum için incelememizi istiyorsunuz ''
Klasik intikam hikayelerine farklı bir açıdan bakmış yönetmen, politik bir açıdan ele almış klişe senaryoyu. Bu farklılık güzel ama filmin işçiliği çok iyi değil.
Diana Kruger'in mükemmel oyunculuğu filme çok şey katıyor. Filmin eksilerine rağmen bunu en başta söylemek istedim. Film; yönetmenin önceki filminden (Kesik) dolayı sanki kendisini Türkiyeye karşı 'ben sizin yanınızdayım' der gibi olmuş. Çok sert bir öykü, anlatım olarakta sertlikten kaçınılmamış. Film bitince 'duvara karşı' tosluyorsunuz. Ayrıca konu o kadar sert ki yumuşak bir şekilde anlatmış olsa da olmazdı, 'yaşanmış olaylarara' haksızlık olurdu sanki. Kısacası iyi film ama psikolojiniz zaten iyi değilse izlemeyin derim.
Keşke böyle kötü felaketler hep böyle karakterlerin başına gelse adam uyuşturucu satıcısı kadın kullanıcı çocuğun günahı yok bir tek açıkçası onun içinde hayırlısı olmuş filme dram demişler ama ben gerildim sadece ..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.