Uzun zamandır merak ettiğim Yaşam Kürü'nü vizyona girdiği zaman sinemada izleme fırsatını kaçırmıştım. Ve her ne kadar filmi anca şimdi izlemiş olsam da Yaşam Kürü için başlı başına bir inceleme yapmak istedim. Çünkü bu film benim için bir başyapıt olmasa da, ortaya çıkan işin oldukça özel olduğunu düşünüyorum. Hani arada sırada vizyona orijinal bir film gelir ve gişede battıktan yaklaşık 5-10 yıl sonra internet bu filmi keşfeder ve bir klasik haline gelir ya? Yaşam Kürü de bu filmlerden biri olacakmış gibi duruyor.
"Büyük bir şirketin başında bulunan bir adam, gizemli nedenlerden dolayı hayatını kaybedince şirkette çalışan ve oldukça hırslı olan Lockhart, onun pozisyonuna geçmek ister. Ama bunun için şirketin başındakiler, Lockhart'ı İsviçre'deki Alp Dağları yakınındaki bir tedavi merkezine yollayıp orada bulunan Bay Pembroke'u geri getirmelerini isterler. Tedavi merkezine vardığı zaman Lockhart, Pembroke'u geri getirmeye çalışsa da onun için oradan çıkmak hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü bu merkezin arkasında bir sürü şüpheli olay dönüyordur."
Yaşam Kürü, kimi seyirciyi tiksindirecek, uzun süresinden dolayı sıkacak ve genel anlamda hiç de hoşlarına gitmeyecek bir film. Ama ben her ne kadar korku filmlerini sevmesem de, Yaşam Kürü'nü oldukça takdir ettim. Çünkü bu film ne bir reboot, ne bir spin-off, ne de bir devam filmi. Yaşam Kürü, tamamen orijinal bir film olup öylesine vizyona atılmış bir film. Ve buna rağmen filmin gişede batmış olması kötü çünkü böyle orijinal işlerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öncelikle, bu filmin sinematografisi inanılmazdı. Yani, bunu ne kadar övebileceğimi bilemiyorum ama bu filmin görüntü yönetmeni Bojan Bazelli bu konuda inanılmaz bir iş başarmış. Hani bir filmi evde izlerken "pause" tuşuna basarsınız ve görüntü sallantılı bir karede durur ya? İşte o, Yaşam Kürü'nde yok. Filmdeki her bir kare bir tablo gibi hissettiriyor. Gerek ışıklandırma gerek kamera açıları olsun oldukça büyüleyici, rüya gibi bir hava yaratılmış. Bu sayede de filmin atmosferine rahatça giriş yapabiliyorsunuz. Bu konuda yönetmen Gore Verbinski'nin imzası rahatça görülüyor.
Ayrıca oyunculuklar da gayet iyiydi. Normalde oyunculuğunu ortalama bulduğum Dane DeHaan, bu filmde kendisini aşmış. Jason Isaacs, her zamanki gibi sade ama ürkütücü bir performans sergilemiş. Mia Goth'un performansıysa oldukça büyüleyiciydi, ekranda olduğu her sahnede gözlerimi ondan alamadım.
Ama oyunculuklardan ve görselliklerden ziyade Yaşam Kürü'nun işlediği konu oldukça ilginç soru işaretleriyle ve farklı bakış açılarıyla da dolu. "Tedavi nedir?", "İnsanları hasta eden şey ne?" gibi ilginç sorular sormayı başarıp sadece sıradan bir korku filminden fazlası olmayı başarmış Yaşam Kürü.
Bu arada korku filmi dediysem de beni yanlış anlamayın, Yaşam Kürü son zamanlarda çıkan sıradan korku filmlerine hiç benzemiyor. Her ne kadar atmosfer "Shutter Island" ve bazı karakterlerin gidişatı "The Shining" filminden çıkmış gibi hissettirse de Yaşam Kürü, tamamen kendi yolunda ilerlemeye çalışıyor ve gerek parmak bastığı noktaları, gerek atmosferi olsun, oldukça ilginç bir psikolojik gerilim filmi yaratıyor. Ayrıca, Yaşam Kürü'nün uzun bir süresi olmasına rağmen filmde hiçbir jump-scare sahnesi olmaması da çok etkileyiciydi.
Şimdi de filmin kötü yanlarına geçelim. İlk önce sürenin aşırı uzun olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar Yaşam Kürü'nü izlerken sıkılmamış olsam da bazı sahneler kendisini tekrarladığı için ara sıra saatimi de yoklamadım değil. Bu yüzden filmin 146 dakikalık uzun süresi rahatça 110 dakikaya kadar çekilebilirdi.
Son olarak, filmin son 30 dakikasını biraz zayıf buldum. Her ne kadar finali kötü olmasa da filmin ağır ilerleyen gizemli atmosferine karşılık son 30 dakika gereğinden fazla hızlıydı. Bu yüzden de film bittikten sonra aklınızda birden fazla soru kalıyor.
Ama buna rağmen Yaşam Kürü'nün çok başarılı bir iş olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar süresi uzun, son 30 dakikası biraz aceleye gelmiş ve tekrar tekrar izleyebileceğim bir film olmasa da görüntü yönetmenliği inanılmazdı, senaryo sürükleyiciydi ve performanslar dört dörtlüktü. Eğer son zamanlarda çıkan filmlerden sıkıldıysanız ve orijinal bir film arıyorsanız, Yaşam Kürü'nü izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Eksik yanlarına rağmen kesinlikle görülmeyi hak eden bir iş.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Dane DeHaan, Jason Isaacs ve Mia Goth'un dört dörtlük performansları.
+ Oscar'a aday gösterilmesi gereken, muazzam görüntü yönetmenliği.
+ Gore Verbinski'nin yönetmenliği.
+ Gündelik hayata ve insanlığa karşı sorulmuş sorular.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Süresinin gereğinden fazla uzun hissettirmesi.
- Son 30 dakikanın biraz zayıf olması.
- Tekrara saran bazı bölümler.
TOPLAM PUAN: 7.5/10