Hesabım
    Ben, Earl ve Ölen Kız
    Ortalama puan
    3,5
    39 Puanlama ve 8 Eleştiri
    dağılımı 8 Eleştiri notla
    0 Eleştiri
    4 Eleştiri
    3 Eleştiri
    1 Eleştiri
    0 Eleştiri
    0 Eleştiri
    Ben, Earl ve Ölen Kız hakkında görüşlerin ?

    8 kullanıcı eleştirisi

    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! 4670 Takipçi 1 698 Eleştirisini Oku

    4,0
    24 Eylül 2015 tarihinde eklendi
    Zekice yazılmış filmler her zaman ilgi çeker. Zekice yazılmış gençlik filmleri ise tadından yenmez. Sanırım bunun başlıca nedeni, hızlı hızlı, kültürel referanslar ve espriler ile dolu bu konuşmaların lise çağındaki gençlere daha bir yakışması, onların hayata dair kaygı ve heyecanları ile daha bir örtüşmesi. İlk saniyesinden itibaren sizi şöyle bir dürtmeyi başarıyor "Me and Earl and the Dying Girl". Sempatik ve iyi oynayan bir kadrosu var. Belki hikaye olarak çok farklı bir şey anlatmıyor ancak onu diğerlerinden ayıran bunu anlatma şekli. Bahsettiğim kültürel referanslar konusunda tavan yapan bir gençlik filmi ve bu anlamda da oldukça keyifli. Hele Greg ve Earl'ün film yapımcılığı hikayeleri başlı başına bir olay! Senenin beğenilen filmlerinden, izledikten sonra ben de hak verdim. Yaratıcı bir örnek.
    kafa boşluğu
    kafa boşluğu

    Takip Et! 1 Takipçi 23 Eleştirisini Oku

    3,0
    16 Ekim 2015 tarihinde eklendi
    Ben, Earl ve Ölen Kız eğlenceli bir gençlik filmi. Greg ve Earl'ün orijinallerinden esinlenerek çektikleri filmler, yaratıcı zekaları ve Rachel ile kurdukları arkadaşlık görülmeye değer.
    Turgay Buğdacigil
    Turgay Buğdacigil

    Takip Et! 37 Takipçi 954 Eleştirisini Oku

    3,5
    8 Ekim 2021 tarihinde eklendi
    “Me and Earl and the Dying Girl”, yönetmen koltuğundaki Alfonso Gomez-Rejon’un ikinci uzun metrajlı sinema filmi…

    Jesse Andrews’un 2012 tarihli aynı adlı ilk romanından uyarlanan filmin senaryosunu da Jesse Andrews, yine bizzat kendisi yazmış…

    8 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen ve dünya prömiyerini 2 ödül birden kazandığı Sundance Film Festivalinde yapan filmin, 9,1 milyon dolarlık gişe hasılatı değilse de 7.8/10 (105.828 oy) ve 4.1/5 (25.491 oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puan ortalamalarıyla 7.5/10 (201 yorum) ve 74/100 (40 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamaları oldukça iyi…

    Bu gençlik dramasının oyuncu kadrosundaki en önemli isim, hiç tartışmasız “The Signal” (2014), “Ouija” (2014) ve “Ready Player One” (2018) gibi filmler ile de Hollywood’daki yerini iyice sağlamlaştırmış olan Olivia Cooke…

    Filmi bizim açımızdan cazip kılan bir diğer unsur da, Roxy Music günlerinden bu yana takipte olduğumuz Brian Eno’nun müzikleri… Kendisi yıllardır bizim efsane müzisyenlerimiz arasındadır…

    Tabii filmin artıları sadece bunlar ile sınırlı değil…

    Örneğin kim, “Oldeuboi/Oldboy” (2003), “Ah-ga-ssi/Handmaiden” (2016) ve “It” (2017) gibi filmlerden de tanıdığımız Chung-hoon Chung’un kameranın arkasında oturmasına yahut filmin sanat yönetmeninin “Minority Report” (2002), “The Ring” (2002), “Collateral” (2004), “The Dark Knight Rises” (2012) ve “The Grand Budapest Hotel” (2014) gibi filmlerde de imzası bulunan Gerald Sullivan olmasına burun kıvırabilir ki…

    Yani yine en azından kâğıt üzerinde de olsa, karşımızda kaliteli bir film varmış gibi duruyor…

    Gelin isterseniz, bunu test etmek üzere filmimize biraz daha yakından bakalım…

    Ancak şunu hemen söylemeliyiz ki; “Me and Earl and the Dying Girl” kesinlikle Greg, Earl ve (ölen kız) Rachel isimli üç gencin ergenlik geyiklerinin anlatıldığı sıradan bir “gülelim, eğlenelim” filmi değil…

    Eğer filmin afişi, fragmanı yahut kısa özeti sizde böyle bir izlenim bıraktıysa, yol yakınken hemen vazgeçin ve bir başka filme takılın deriz… Sonradan, “söylemediydi” demeyin diye, biz uyarımızı baştan yapmış olalım… Yoksa 105 dakikanın sonunda, “Ne anlatmış bunlar böyle?” diyen bir yüz ifadesiyle somurtur durursunuz…

    Zira karşımızdaki; yaşamı sorgulayan, bunu yaparken de Akira Kurosava, Stanley Kubrick, Ingmar Bergman, Federico Fellini, David Cronenberg ve François Truffaut gibi büyük ustalara saygı duruşunu da ihmal etmeden, yaşamın kendisinin de aslında akıp giden bir sinema filminden çok da farklı olmadığını simgesel örneklerle göstermeye çalışan son derece sıra dışı bir film…

    Hele buna bir de, özellikle de final bölümünde, Brian Eno’nun müzikleri de eklenince, ortaya son derece yürek burkan ve iç acıtan duygusal sahnelerin de olduğu harika bir drama çıkmış…

    Öyle ki, yönetmen Alfonso Gomez-Rejon, kurgusuyla aynı anda hem ağlatma hem de gülümsetme işini çok iyi becermiş…

    Bu arada, genç oyuncuların üçünün de işlerini gerektiği gibi yaptıkları bu filme, Mr. McCarthy karakterindeki rolüyle Jon Bernthal’in de ciddi renk kattığını söylemeden de geçmemek lazım…

    Başkasını bilmeyiz ama şahsen biz, bu filmi çok beğendik… Umarız sizler de severek izlersiniz…

    Keyifli seyirler,

    Son bir not:
    Tüm hakları bize ait olan bu yorumun orijinali; bir başka mecrada tarafımızca, 26 Temmuz 2018 günü saat 01.32’de yazılarak paylaşılmıştır...
    DthepYEK
    DthepYEK

    Takip Et! 56 Takipçi 233 Eleştirisini Oku

    4,0
    26 Eylül 2015 tarihinde eklendi
    Başarılı yönetmen Alfonso Gomez-Rejon babasına adadığı dram ağırlıklı, kahkahası olmayan ama gülümseten bir film. Her ne kadar film dram filmi değilmiş gibi görünsede bu bir dram filmi. Dram olarak görünmemesinin bir nedeni Thomas Mann'nın rahat, eğlenceli ve umursamaz tavırları. Sürekli ekran ile konuşma şeklinde geçen durumlar. Sanki bir komedi filmi gibi gelecek size ama öyle değil. Bu film geçen senenin filmi The Fault in Our Stars ile baya bir benzerlikler taşıyor. Hatta başta ben onun bir kopyası gibi düşündüm. Ama biraz yanılttı beni. Başlarda sizde benzetebilirsiniz ama sonra sonra bambaşka bir hikaye oluyor.

    Greg okulda çok popüler olmayan ama herkesle az biraz iletişim kuran fazla görünmeyen, fazla konuşmayan bir bakıma görünmez gibi takılan bir genç. Ta ki Rachel ile zorlama da olsa tanışana dek. Ondan sonra hayatı artık farklı bir şekil alıyor. Lösemi hastalığına yakalanan Rachel ile Greg daha fazla zaman geçirmeye ve birbirlerini tanımaya başlar. Greg dostu Earl ile kendi çapında basit filmler yapmaktadır. Hastalığı kötüye giden Rachel'a da bir film yapmaya başlar ama bir türlü bunun nasıl olacağına karar veremez. İstediğini yapmakta zorlanır. Bu film Rachel'ın filmi ve onun bu kısa hikayesinin filmi. Çünkü o ölmekte olan kız...

    Oyunculuklar genel anlamda iyiydi yalnız Earl karakterini canlandıran RJ Cyler adlı genç oyuncunun aksanına bayıldım. Tıpkı Samuel L. Jakson gibi bir aksanı var. Bu da onun ilk filmiymiş. Umarım onun kadar başarılı bir kariyeri olur.İyi seyirler... 7.5/10
    pirateboy
    pirateboy

    Takip Et! 2 Takipçi 3 Eleştirisini Oku

    4,0
    30 Ocak 2016 tarihinde eklendi
    Yönetmenliğini Amerikalı yönetmen Alfonso Gomez-Rejon’un yaptığı ve 2015 Sundance Film Festivali’nde Juri Büyük Ödülü ve Seyirci Ödülü’ne layık görülen filmin senaryosunu yazar Jesse Andrews kaleme almış. Edebiyat uyarlaması olan ABD yapımı filmin görüntü yönetmenliği Chung-hoon Chung, müzikler ise Brian Eno ve Nico Muhly’e teslim edilmiş.

    Türkçeye Ben, Earl ve Ölen Kız olarak çevrilen filmin konusunu, başkarakter olan Greg (Me) filmin başında monolog iç sesle şu kelimelerle aktarıyor: “Bu hikâye okuldaki son sınıfımla ve hayatımın nasıl mahvedildiği ile alakalıdır. Birde gerçekten birisinin ölümüne sebep olan çektiğim kötü filmle ilgili.”

    Partlardan oluşan filmin ilk bölümü “Son Sınıfa Başladığım Bölüm”le hayat buluyor. Her bölüm açıklayıcı başlıklarla yaşanacak olan olayların ipuçlarını izleyiciyle paylaşıyor. Bu tercih merak unsurunu azaltıcı bir unsur olarak değerlendirilse de, yönetmenin merak unsuru oluşturmak gibi bir amacının olmadığını rahatlıkla anlayabiliyoruz.

    Film, anlatı yapısına animasyon öğelerini dâhil ederek farklı bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Bu öğelerle her ne kadar izleyiciye nefes aldırmaya olanak verse de, izleyicinin filmle duygusal bir bağ kurmasının önüne geçiyor. Filmde sıklıkla bunun bir duygusal tür olamadığı her fırsatta dile getirilirken, izleyicinin bu tür beklenti içine girmemesi film boyunca karakter Greg üzerinden hatırlatılıyor.

    Yapımı ritm açısından değerlendirdiğimizde de yüksekten aşağıya doğru inen bir eğri olarak görebiliriz. Filmin başında hızlı kurgu geçişleri, kamera hareketleriyle hızlanan ritm, ilerleyen bölümlerde karakterlerin daha ciddi bir yapıya bürünmesi ve olayların olumsuz gelişimiyle yavaşlıyor. Nesnel kamera kullanımı ve cut geçişlerle izleyicinin filme adapte olması sağlanırken, Greg’in iç ses monologlarıyla ve animasyonlarla bunun bir film olduğu hatırlatarak, izleyici bir nevi film dışına itiliyor.

    Film, Greg’in ( Thomas Mann) merkezinden hareket ederek, film çektikleri zenci arkadaşı Earl (RJ Cyler) ve annesi vesilesiyle hayatına dâhil ettiği lösemi hastası Rachel ( Olivia Cooke) karakteriyle bütünlük sağlıyor. Yan karakter olarak Greg’in ebeveynleri, Rachel’in annesi ve ana karakteri destekleyici olarak, filmde az bir süre alsa da, seksi kız ( Greg’in ifadesiyle) Madison yer alıyor. Earl karakterinin zenci olması ise Amerikan toplumunun homojen yapısını yansıtması açısından destek sağladığını söyleyebiliriz.

    Genel olarak iç mekan çekimlerinin kullanıldığı filmde, duygusal bağın önüne geçmek içinde genel mekan aydınlatması tercih ediliyor. Duygusal bağın önüne geçmek için tercih edilen bir diğer yöntem ise, yönetmenin ayrıntı ve yakın plan çekimi kullanmamaya özen göstermesidir.

    Her filmin bir amaca hizmet ettiği su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkarken, filmin sözünü Greg’le bir tartışmasında Rachel söylüyor. Filmde duygusal bağı koparmayan tek sahne olarak değerlendirebileceğimiz bu sahnede Rachel: “Benimle takılman için annen zorladı seni. Filmleri bana göstermen için Earl zorladı. Benim hakkımda film yapman için Madison zorladı. Bunlardan hangisini tam olarak sen yapmak istedin.” Diyerek, Greg’e karşı biriktirdiği kızgınlığı tek sahnede ifade ederek bu yükten kurtuluyor.

    Filmin en dikkat çekici noktalarından bir tanesi de sinema tarihine geçmiş olan filmlere gönderme yaptığı sahnelerdir. Greg ve Earl çektiği birkaç filmin isimlerine baktığımızla Domates Portakal’la Otomatik Portakal’a, Yedi Fok’la Yedinci Mühür’e selam göndermeyi ihmal etmiyor.

    Yapım izleyiciye verdiği ön bilgilerle kandırmayı da ihmal etmiyor. Filmin üçte birlik bölümünün sonunda Greg izleyiciye lösemi hastası Rachel’in ölmeyeceğini ve bu konuda rahat olmalarını söyleyerek, filmin sonunu açıklasa da filmin sonunda aynı Greg yalan söylediğini itiraf ederek, izleyiciden özür dilemeyi ihmal etmiyor. Her ne kadar mutlu son filmlerinden sıkılmış olsak da bu filmde de bir mutlu sona ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz. Ama film beklenmedik bir sonla Rachel’i hayatımızdan alıyor. Film beklenti konusunda izleyiciyle oyun oynaması bir ilke haline getirmiş olacak ki, filmin son sahnelerinde Greg’le Madison’un baloya birlikte gidecekleri ve duygusal bir yakınlık kuracakları düşüncesi izleyicide yerleşirken, Greg hastaneye giderek Rachel’e karşı son görevi olan, onun için film çekme sözünü yerine getiriyor. Beraber film izlediği esnada fenalaşan Rachel komaya girerek hayatını kaybediyor. İzleyici Greg’le Madison’un balosuna odaklanacakken, Rachel’in ölümüyle yeni bir oyunun parçası haline geliyoruz. Ve az da olsa umut ettiğimiz Greg ve Madison yakınlaşması hiç başlamadan imha ediliyor.
    Direnkaya 2121
    Direnkaya 2121

    Takip Et! 4 Eleştirisini Oku

    3,5
    21 Şubat 2021 tarihinde eklendi
    Konu bilindik olmasına rağmen ve
    olaylar beklenen ve şaşırtmayan devam etse de ortalama bir filmdi
    Greg'in garip espri anlayışını beğendim
    ve okulda olabildiğince göze batmadan hemen liseyi bitirmeye çalışmasını kendime benzettim izlemeden önce daha duygusal bir film beklesem de bence o kadarda hüzünlü değildi
    Film de beğendiğim diğer bir kısım sürekli kızın ölmeyeceğine bizi inandırmaya çalışmalarıydı
    Ortalama bir filmdi
    Hem komik hem de duygusal bir film arayanlara önerilir spoiler:
    Bülent M.
    Bülent M.

    Takip Et! Eleştirisini Oku

    2,0
    6 Ekim 2015 tarihinde eklendi
    Sıkıcı ve moral bozucu,aynı zamanda yavaş ilerliyor ve zamanı da gereğinden fazla,türü dram ve komedi yazıyor ancak komedi sıfır. Beğenmedim gitti 2 saatim.
    Serhat  A.
    Serhat A.

    Takip Et! Eleştirisini Oku

    4,5
    24 Eylül 2015 tarihinde eklendi
    spoiler: Hayatım boyunca bir çok film izledim bu filmleri çoğu insanlar tarafından çok beğenilen filmlerdi hiç başka filmlere yanaşmamıştım yani hiç aklıma gelmemişti son zamanlarda farkettim ki hiç bahsi geçmeyen filmler size hoş gelebilir işte bu filmde aynen öyleydi filmde her şey tamdı tabi baş karakterimiz gregin her şeyi açık açık söylemesi bize garip gelebilir o başka bi konu bunu dışında lise başka bi biçimde anlatılmış yabancı filmlerde hep görürüz lisede kız götürürler falan filan ama gerçekten bu filmde öyle değildi bu filmin her şeyi başlı başına güzeldi yav hiç filmle konuşmayan biri olsanız bile emin olun ki konuşursunuz filmde karakterimiz şu olucak bu olucak derken eve zaten o olmalı şöyle olmalıydı diyebilirsiniz filmde dostluk çok iyi anlatılmıştı karakterlerimizin dostluğu onlar tarafından dost denmesede çok sıkıydı ikisinin o filmleri çekmesi size saçma gelebilir elbette ki ama bana gelmemişti belkide bu yüzden filmi çok beğendim dediğim gibi film şöyle olmalıydı böyle olmalıydı diceksiniz diye hatta filmi izlerken bende dedim tam dediğimde karakterimiz bana beni duyarmışcasına cevap vermeside beni etkiledi unutmamalıyızki bide kızımız var kızımızın yahudi olduğunu filmde duyduk ama bu konuyu hiç yüzüne vurmamışlardı hiç diniyle dalga geçilmemişti yabancı filmlerin çoğunda gördüğümüz şey bu filmde yoktu Earl desen a payrı bi film yazılması gereken bi adam dost tabirine kessinlikle uyan bi arkadaş greg ne yaparsa yapsın onu dinliyo onla aynnı kafada bi adam kim böyle bi dost istemezki birde filmde tam anlayamadığım tek karakter madison bu kız ne yapmaya çalışıyodu ne yani greg denmi hoşlanıyodu yoksa rachela yardımmı etmek istiyodu onu tam anlaymadım sanırım gergi seviyodu ve söylemeliyimki Earl haklı madisonun göğüsleri gerçekten çok güzel her neyse demem o ki film çok çok iyi akıcı eğlenceli bi filmdi sonunda üzülmüş olsakta inşallah bölye filmler daha çok gelir karşıma böyle filmden kastım gerçekci olması her şeyin gerçek ve sıkıcı olmadığı bi film yazan ve yönetenin ellerine sağlık ne diyim bir çok şeyden bahsedilebilir ama gerek yok film sadece izlenmeli kessinlikle 5 yıldızlı bi film
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    Back to Top