Gece Hayvanları, ikinci filmini çeken bu yönetmenin takip etmeye değeceğini düşündürüyor. İlk filmini izlemedim, ama Gece Hayvanları yönetmenin bir üslp sahibi olduğunun ve bu üslbu ilerleteceğinin ipuçlarını veriyor.
Filmin ilk yirmi-yirmi beş dakikasında yönetmenin parmak ısırtacak bir tarzda kurduğu fazlasıyla gerçek hissi veren, gerginlik dolu anlatımı ve öykü akışı, filmin geri kalanının tamamından rol çalıyor ve bir dengesizlik de yaratıyor, çünkü Tom Ford filmin bu şaşırtıcı derecede etkileyici ilk kısmında bir daha kendini aşamayan bir kıvam tutturuyor, ve bu anlamda filmin geri kalanında, öykünün bütün kısımları açığa çıkarken hiç bir şekilde bir daha aynı tadı veremiyor film. İlk kısım, Haneke'nin Funny Games filminin 15 dakikaya sığdırılmış hli gibi; izleyip de sakin kalabilen oldu mu, bilmiyorum. Tek başına kısa bir film olarak bile düşünülse çok iyi etki yaratabilen, gerilimin azar azar yükseldiği çok başarılı bir sekans bu. Buna rağmen filmin ikinci kısmı, yani "olay"ın gerisinde yaşanan her şey ve filmdeki öyküyle baş karakterin okuduğu öykünün kesişmeleri asla çıtayı düşürmüyor da. Yine de birbirine tam olarak oturmayan bu iki parçanın birbirinden farklı ama yan yana çok da gitmeyen iki yemek tadı verdiğini söylemek gerek. Bu durum filmin enerjisini düşürüyor ama tadını bozmuyor.
Hayatta verilen kararların neye sebep olacağını gösteren bir film. Edwart, Susan,a söyleyemediklerini yazdığı bir romanı göndererek anlatıyor. Susanla edward evliyken yazdığı ilk romanı okuduğunda kendi hayatını yazmamalısın dedikten sonra edwardın gönderdiği romanı okurken kendi içsel dünyasıyla yalnız kalıyor devamında ise pişmanlıklar ve bekleyişler. Çok tatmin edici bir film olmayabilir bu da sizin filmden ne anlam çıkaracağınızla alakalı.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.