En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
yeşim y.
Takipçi
1 değerlendirme
Takip Et!
3,5
13 Ocak 2016 tarihinde eklendi
Filmi dün akşam izledim gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım aslında... Bipolar rahatsızlık filmin en başından beri işlenmekte yerinde duramayan bir çocuk var ortada bipoların en belirgin özelliğidir bu durum..Ayrıca yerinde duramayan ve sürekli üreten, az uyuyup ful enerjiyle hayatına devam eden bir çocuk...Bu filmdeki aşkın o kadar hızlı yaşanması da yine bu hastalıkta tüm duyguların pik noktalarda yaşanmasından kaynaklanır... Herkese çok saçma gelen o hızlı kararlar filmdeki aşkı 2 saate sığdırmakla alakalı değildir. Sadece bipolar hastası tüm duygularını çok hızlı yaşar, hızlı aşık olur, hızlı koşar, hızlı üretir , hızlı evlenir ve bunun gibi birçok şey...Keşke önce hastalığın ne olduğunu bilip sonra izleseydi olumsuz yorum yapanlar... Evet bir bipolar hastası olarak izledim bu filmi ve gerçekten çok etkilendim... Herkesin emeğine sağlık...
Kadro cok iyi, kamera, mekanlar, kostümler, müzik iyi fakat sorun bana kalırsa senaryoda.. Türk milletinin gıdasında var, detaycılık, merak vs. Barış ve Füsun'nun aşkının başından sonuna kadar izletelim diye, herşey cok çabuk gelişti çıkmaları, sevişmeleri, ayrılmaları barışmaları derken sonuna yakın hastalığın birden bire çıkması ve filmin sonunda yaşananlar derken, akıllara 'abi bu neydi şimdi? Dram, Romantik Komedi neydi?' diye soru işaretleri oluştu. spoiler: bana kalırsa hastalığı filmin başından belirginleştirmeye başlanılması gerekiyordu
Benim için -ve pek çok yerli film severler için- yılın son filmi olma ünvanına sahip Delibal oldukça kafa karıştıran bir film. 20 Dakika, Med Cezir gibi televizyon efsanelerinin altında imzası bulunan Ali Bilgin Delibal'ın da yönetmen koltuğunda oturuyor. Senenin başlarında izlediğim İçimdeki Ses romantik-komedisinden hatırladığım Leyla Lydia Tuğutlu ve ilk defa seyredeceğim Çağatay Ulusoy başrolleri paylaşıyor. İyi yönetmen, iyi oyuncular ve bir de iyi hazırlanmış fragman sizi sinema salonlarına çağırıyor. Çok etkili bir giriş yapan film 'ben özgün bir işim' diye bağırıyor. Ancak daha sonra artık bıktığımız 'tesadüfleri seven' bir aşk hikayesine dönüyor. Yer yer 'bak hala özgünlüğümden bir şey kaybetmedim' sahneleri izlesekte bu özgünlük zamanla öznelliğe dönüyor. Gerçeklikten uzaklaşarak kendini sonu başından belli bir gişe filmi haline getiriyor. Ancak yine de ortada iyi anlatılmış bir hikaye var.Üstelik televizyon sansürü nedeniyle görmediğimiz ne varsa bu filmde hepsini seyrediyor sinemanın özgürlüğünü damarlarımızda hissediyoruz. Ne diyelim, iyi ki sinema var ! İyi Seyirler.
Güzel bir aşk hikayesi. İzlediğim için pişman olmadım. Aşk filmi izlemek isteyenlere tavsiye ederim. Vizyonda daha güzel filmler olabilir ama ben bu filmde beklediğimi buldum. Tek eleştirim final kısmı daha iyi yapılabilirdi.
Öncelikle tek bir film yorumu olup onuda bu filme yapanları dikkate almayınız. Övenleri ve karşı görüştekileri ciddiye almayın. Firmacılarla karşı firmalar büyük ihtimalle. Ben filmleri izlemeden önce buradaki yorumları okuyorum. Fakat tek bir yorumu olanları dikkate almıyorum. Filme gelince klasik Türk filmi işte. Sadece bir tık yukarıda. Sevgiliniz vfarsa gidilebilir.
Herşey iyi hoş güzelde buradan filmin görüntü ve ışık pródükterine sesleniyorum. Allah aşkına bu filmi izledinizmi niçin ışıklandırma bu kadar berbattt.. Sizede fazlasıyla karanlık gelmedimi de acaba düzeltme yapmadiniz.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.