En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Mert H
Takipçi
1.646 değerlendirmeler
Takip Et!
1,0
9 Nisan 2019 tarihinde eklendi
Moonu filminin bir nevi Türk uyarlaması desek yanlış olmaz. Çok büyük bir beklentiyle izlemedim. Filmin ilk vizyona girdiği dönemlerde kız arkadaşlarımın "Çok iyi film", "Hüngür hüngür ağladım", "Bu nasıl aşk ya" gibi paylaşım ve sözlerinden sonra modası geçtikten sonra, 4 yıl sonra izlemek istedim. Filmde o kadar çok klişe var ki replikleri bile tahmin etmeye başladım. Senaryo neredeyse yok. Çağatay Ulusoy, oyunculuğunu göstererek kurtulmayı başarabilmiş olsa da hikaye ve diğer oyuncular için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Maalesef olmamış.
Ah Çağatay, filmi çok önyargılı başladım ancak film başladıktan sonra bir kenara koyup izlemeliyim dedim. İyi ki de öyle yapmışım. Eğer hayatınızda Bipolar hastalığı olan ya da Manik-Depresif birilerini tanıyorsanız, bu film sizin için daha bi anlamlı olucaktır buna emin olun.. Her ne kadar özenti denilse de bence, işleniş ve oyunculuklar çok başarılıydı, o hastalıklı sevgiyi çok iyi aktarıldığını düşünüyorum. Eğer duygusal karmaşa yaşıyorsanız ve inişiniz çıkışınızın farkında bile değilseniz, gerçekten de en sevdiğiniz insana zarar vermemek için, kendinize zarar verirsiniz, bundan da gram şüphe duymazsınız. Müzikler çok başarılıydı. Türkler, dram ve romantizmi seven bir milletiz, o yüzden bu film tam bizimkilere göredir. Özellikle Çağatay ulusuyonun Oyunculuğu inanılmaz kaliteliydi ve gerçekten size o duyguyu yansıttı ve tabiki Leyla Lydia Tuğutlu muhteşem güzellik kusursuz oyunculuk belirtmeliyimki uzun zamandır ağlama sahnelerinde bu kadar gerçekçi ağlayan bir performans izlemedim duyguyu inanılmaz size yansıtıyor ve hüzünleniyorsunuz sonuç olarak kasmadan büyük beklenti içine girmeden
Anlayarak, zevk alarak ve kıymet bilerek izleyin.. iyi seyirler...
favori sevdiğim filmimi tekrar izledim kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum çağatay ulusoy ve leyla lydianın uyumu süperdi sonu hep spoiler: aynı türk dram filmlerinin tekrarı gibi ama bu sefer bipolar hastalığının temellerini gösteriyorlar nasıl bir ruhsal hastalık olduğunu anlatıyor çağatay ulusoyun hastalığı başarılı oynamış ama ben yaralıyım bir tanem, gücüm kendime yetmiyor, gücüm seni kendimden korumaya yetmiyor. ben uçarken senin kanatlarını kırdım. ben uzağa gidiyorum bir tanem. bana delibâl diyorsun ya, delibâl’ın fazlası zehir füsun'um, delibâl zehir. bir de, beni affet. şimdi değilse bile, bir gün affet. sayamayacağın kadar öpücük, yıldızlar kadar öpücük bir tanem. 10/7
Benim için -ve pek çok yerli film severler için- yılın son filmi olma ünvanına sahip Delibal oldukça kafa karıştıran bir film. 20 Dakika, Med Cezir gibi televizyon efsanelerinin altında imzası bulunan Ali Bilgin Delibal'ın da yönetmen koltuğunda oturuyor. Senenin başlarında izlediğim İçimdeki Ses romantik-komedisinden hatırladığım Leyla Lydia Tuğutlu ve ilk defa seyredeceğim Çağatay Ulusoy başrolleri paylaşıyor. İyi yönetmen, iyi oyuncular ve bir de iyi hazırlanmış fragman sizi sinema salonlarına çağırıyor. Çok etkili bir giriş yapan film 'ben özgün bir işim' diye bağırıyor. Ancak daha sonra artık bıktığımız 'tesadüfleri seven' bir aşk hikayesine dönüyor. Yer yer 'bak hala özgünlüğümden bir şey kaybetmedim' sahneleri izlesekte bu özgünlük zamanla öznelliğe dönüyor. Gerçeklikten uzaklaşarak kendini sonu başından belli bir gişe filmi haline getiriyor. Ancak yine de ortada iyi anlatılmış bir hikaye var.Üstelik televizyon sansürü nedeniyle görmediğimiz ne varsa bu filmde hepsini seyrediyor sinemanın özgürlüğünü damarlarımızda hissediyoruz. Ne diyelim, iyi ki sinema var ! İyi Seyirler.
Bir aşk başlat biraz güzel anı sürprizler vs. Sonra çiftlerden biri hastalansın ya da ölsün veee al sana Türk filmi olsun. Dünyanın en güzel kokusu, evim sensin, bana adımı sor ve daha ismini yazamayacağım pek çok Türk filmiyle aynı işleyişe sahip. Sonunda bir video bırakışı bile dünyanın en güzel kokusu filmiyle aynı. Hep aynı şeyi defalarca izliyormuşum gibi. Zaten dram tarzımda değil, beğenmedim.
Kadro cok iyi, kamera, mekanlar, kostümler, müzik iyi fakat sorun bana kalırsa senaryoda.. Türk milletinin gıdasında var, detaycılık, merak vs. Barış ve Füsun'nun aşkının başından sonuna kadar izletelim diye, herşey cok çabuk gelişti çıkmaları, sevişmeleri, ayrılmaları barışmaları derken sonuna yakın hastalığın birden bire çıkması ve filmin sonunda yaşananlar derken, akıllara 'abi bu neydi şimdi? Dram, Romantik Komedi neydi?' diye soru işaretleri oluştu. spoiler: bana kalırsa hastalığı filmin başından belirginleştirmeye başlanılması gerekiyordu
Öncelikle tek bir film yorumu olup onuda bu filme yapanları dikkate almayınız. Övenleri ve karşı görüştekileri ciddiye almayın. Firmacılarla karşı firmalar büyük ihtimalle. Ben filmleri izlemeden önce buradaki yorumları okuyorum. Fakat tek bir yorumu olanları dikkate almıyorum. Filme gelince klasik Türk filmi işte. Sadece bir tık yukarıda. Sevgiliniz vfarsa gidilebilir.
Klasik romantik dram filmi = Fazlasıyla sıradanlık ve kalıplaşmışlık * sürpiz olamayan trajediler ve klişeler. Kendinize bir iyilik yapın ve başka bir film seçin.
Film izlemeyi çok severim konusu ne olursa olsun hemde. Bu filmi izlerken gözlerimde daha önce izlemiş olduğum bir hint filmi olan 3 MOONU filmi canlandı bu kadar benzerlik olur mu? Sanırım yönetmende aynı filmi izlemiş ve etkisinde kalmış. konu ve senaryo hemen hemen aynı olmasına ragmen biraz daha geliştirilebilir diyecem ama nerde. ilk kez izleyenler için iyi sayılabilir fakat benim için ve sinemaya meraklı olanlar için bir hayat kırıklığı diyebilirim. Bunun yerine SON DERS: aşk ve üniversite FİLMİNİ TEKRARDAN İZLEMEYİ TERCİH EDERİM.
Bir Star Wars'dan ya da bir X-men'den bahsetmiyorum,bahsettiğim %100 yerli malı Delibal!
Neden mi?Çünkü böyle bir aşk yok kızlar dağılabilirsiniz!İncir Reçeli,Aşk Tesadüfleri Sever vb. film severciler,Delibal da Yerli Sinemada klasik haline gelebilecek Romantik-Dram filmlerinden... Filme eksi puan verdirebilecek hiç bir nokta yok.Hikayesi,senaryosu,oyuncuları baştan aşağı tam puan!Aşkın anormalliğini,ne kadar mantık dışı ve içten gelerek yaşanan bir duygu olduğunu yüzümüze vuran film,birbirinden iki farklı insanın aşk ile imtihanını ve "mutlu aşk yoktur" sözünün açılımını konu almakta.Hikaye akışı o kadar yerinde ki bir an olsun filmden kopmayacaksınız,her saniyesini her dakikasını yoğun duygularla ve merakla izleyeceksiniz.Çağatay Ulusoy tip olarak...Devamı:
Harika bir film hem ağlatıyor hem güldürüyor şaşırtıyor 2 saatte tüm duyguları yaşatıyor harika bir aşk hikayesi izlemek isteyen herkesi 1 ay sonra filmciler de olur ordan hemen alıp izlesinler
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.