Hesabım
    Parçalanmış
    Ortalama puan
    4,0
    307 Puanlama
    Parçalanmış hakkında görüşlerin ?

    29 Kullanıcı yorumları

    5
    8 Eleştiri
    4
    7 Eleştiri
    3
    10 Eleştiri
    2
    3 Eleştiri
    1
    0 Eleştiri
    0
    1 Eleştiri
    rudeonerudeone
    rudeonerudeone

    Takip Et! Takipçi Eleştirisini Oku

    3,5
    8 Nisan 2017 tarihinde eklendi
    Büyük bir klasik beklemiyordum. Film, beklentilerimi karşıladı diyebilirim. Konu ilgi çekici. McAvoy yine başarılı. Genç oyuncular da öyle. Yalnız Shyamalan'ın pek çok filminde olduğu üzere, yine güzel bir konunun sanki yeteri kadar iyi çekilmediği yönünde bir his oluştu yine. Yönetmen bize büyük beklentiyle geldiği filmlerinde sıklıkla hayal kırıklığı yarattığı için belki de artık bilinçaltımıza işlemiş ve yine öyle olacakmış gibi hissediyoruz. Vakit geçirmek için tercih edilebilir.
    Ilknur K
    Ilknur K

    Takip Et! Takipçi Eleştirisini Oku

    5,0
    12 Temmuz 2020 tarihinde eklendi
    McAvoy in oyunculuğu zaten kusursuzç Bir de harika bir senaryo eklenince güzel bir başyapıt çıkıyor. Seri izlemeyenler sonunda ki mesajı anlamayacaktır.
    Alp T.
    Alp T.

    Takip Et! Takipçi 441 Eleştirisini Oku

    4,0
    22 Şubat 2017 tarihinde eklendi
    SPOILERSIZ İNCELEME:

    M. Night Shyamalan, şu ana kadar en karışık kariyere sahip olan yönetmenlerden birisi. The Sixth Sense, Unbreakable ve Signs gibi başarılı filmlerin yanı sıra Lady In The Water ve The Happening ile düşüşe geçip son zamanlarda The Last Airbender ve After Earth gibi berbat filmlere imza attı Shyamalan. Bu noktadan sonra yönetmenin filmlerinin eskisi gibi olmayacağını biliyoruz. Bu yüzden 2015 yılında yönetmen, The Visit ile kariyerine bir korku filmiyle yeni bir giriş yaptı. Film çok başarılı olmasa da eğlenceliydi. Fakat yönetmenin yeni filmi Split ile herkesin aklına şu soru geliyor: M. Night Shyamalan geri döndü mü? Nihayet başarılı bir iş yaptı mı? Shyamalan, bu sorunun cevabını Split ile çok net bir şekilde vermiş.

    Hiçbir spoiler vermeden filmin konusu şöyle: "James McAvoy'un 23 farklı kişiliğe sahip bir karakteri canlandırdığı Split'de, bu karakterlerden birisi 3 kızı kaçırır ve bilinmedik bir yerde mahsur bırakır. Ve film de bu 3 kızın buradan nasıl kaçabileceklerine ve McAvoy'un karakterinin psikiyatristini ziyaret ederek bu sorunla baş edebilmesine odaklanıyor." Dediğim gibi, hiç spoiler yok.

    Öncelikle şundan eminim ki, Shyamalan kesinlikle geri döndü! Split, Shyamalan'ın Signs'dan beri çevirdiği en iyi film ve bunun için çok güçlü nedenlerim var. Bu yüzden ilk önce Split hakkında nelerin başarılı olduğunu konuşalım.

    Bu filmin ana karakterlerinden 3 kişi çok başarılı birer performans sergiliyor: James McAvoy, Anya Taylor-Joy ve Betty Buckley. İlk önce Betty Buckley'den başlayalım. Bir çoğunuz Buckley'i Shyamalan'ın The Happening filmindeki "çatlak yaşlı kadın" olarak tanıyorsunuz. Buckley, bu filmde en iyi performanslarından birisini sergilemiş. Özellikle de McAvoy'la karşılıklı sahneleri çok başarılıydı.

    Geçtiğimiz yıl The Witch ile keşfedilmiş, Morgan ile oyunculuğunu kanıtlamış ve o zamandan beri yükselişe geçen Anya Taylor-Joy, yine mükemmel bir performans sergilemiş. Taylor-Joy'un karakteri çok ilgi çekiciydi ve ona hazırladıkları arka hikayeyle birlikte hikaye daha da sürükleyici bir hale gelmiş. Taylor-Joy, en iyi performansını sergilemiş. Bu arada filmde 2 tane daha genç kızın olduğunu biliyorum. Jessica Sula ve The Edge Of Seventeen'den tanıdığımız Haley Lu Richardson'ın performansları sadece idare ederdi. Karakterleri biraz gereksiz kaçmış ve performansları biraz abartılı olmuş.

    Pekala, James McAvoy hakkında konuşma vakti geldi. McAvoy'un oynadığı her işi seviyorum. Wanted, X-Men serisi, Filth... McAvoy'un bu filmlerdeki oyunculuğu çok başarılıydı ama Split filminde McAvoy, kendi limitlerini zorlamış ve açık ara kariyerinin en iyi performansını sergilemiş. Nasıl mı? McAvoy'un canlandırdığı her karakterin kendine ait bir konuşma tarzı, mimiği ve vücut dili var. Her bir karakteri birbirinden o kadar bağımsız ki, izlerken ağzım açık kaldı resmen. Eğer bu film Aralık zamanında vizyona girmiş olsaydı, "McAvoy'u kesinlikle Oscar'a aday yapın" diye bağırırdım.

    Shyamalan'ın bu filmde kullandığı farklı tarz da çok başarılıydı. It Follows'un görüntü yönetmenliğini yapan kişi bu filmin görüntü yönetmenliğini yapmış ve sonuç müthiş olmuş. Işıklandırma ve odaklanmalar ile klostrofobik bir ortam yaratılmış ve her bir kare çok ilgi çekici olmuş.

    Ayrıca filmin senaryosu gerçekten de istediği sonucu ortaya koymayı başarmış. Beni film hakkında en çok etkileyen şey böyle orijinal bir konunun yanı sıra, bu senaryoyla nelerin başarıldığıydı. Film istediği zaman seyirciyi geriyor, meraklandırıyor ve hatta güldürüyor. Film komedi ve gerilim arasındaki dengeyi çok iyi sağlamış. Ve komedi de rahatsız edici türden değil. Film sizi ne zaman güldüreceğini çok iyi biliyor. Mesela filmde McAvoy'un 9 yaşında olan kişiliği Hedwig'in bir CD player eşliğinde dans ettiği sahne çok komikti. Bunun dışında film son 15 dakikasında yükselen tansiyonu başarılı bir şekilde işlemiş.

    Bu filmin en sevdiğim yanlarından birisi de Shyamalan'ın seyirciye güveniyor oluşuydu. Çünkü filmde ilerleyen bazı olayların ucu açık kalıyor ve Shyamalan bu konuda sizin sabırlı olmanızı ve parçaları birleştirmenizi istiyor. Ve filmin sonu da tatmin edici bir şekilde bitiyor.

    Bu da beni filmin kötü yanlarına getiriyor. Split, hikayeyi daha iyi kavrayabilmek için 2 kere izlemeniz gereken filmlerden birisi (son sahnesinden dolayı). Çünkü ben bu filmi bilindik bir Shyamalan filmi olarak izlemeye başladım. İlginç bir olay oluyor, hikaye gelişiyor, senaryo tatmin edici bir noktaya ulaşıyor ve bu sırada da bir ters köşe yaparak herkesi şaşırtıyor. Split, bu tarz bir film değil. Senaryonun tam olarak bir doruk noktası yok. Filmin sonu daha çok ileride gelecek daha büyük bir şey için açık kapı bırakmış (bu kısmı spoiler bölümünde daha ayrıntılı bir şekilde konuşacağım). Ve her ne kadar filmin son sahnesi tatmin edici olsa da eğer bilindik bir şekilde ilerleyen ve bütün beklentilerinizi karşılayan bir film arıyorsanız, biraz hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

    Bir de filmin birkaç tane gereksiz açıklama sahnesi vardı. Hani yukarıda Shyamalan'ın seyirciye duyduğu güvenden bahsettim ya? İşte bu tarz sahnelerde karakterler direk yaşananları seyirciye söyleyip hiçbir merak uyandırmadan diğer sahneye geçiyor.

    Kısacası Split, daha çok Shyamalan'ın filmlerini takip ediyorsanız bayılacağınız bir film. Senaryosu yaratıcı, oyunculuklar inanılmaz ve teknik açıdan çok başarılı. Mükemmel bir film değil ama eğer yönetmenin ve türün hayranıysanız, Split'i çok seveceksiniz (özellikle de filmin son sahnesini). İzlemenizi tavsiye ederim.

    FİLMİN İYİ YANLARI:

    + James McAvoy, Anya Taylor-Joy ve Betty Buckley'in müthiş performansları.

    + Filmin son sahnesi. Ne son sahne ama!

    + Sürükleyici senaryo, teknik açıdan mükemmelliğin sağlanması.

    + Komedi ve gerilimin dozajını iyi ayarlaması.

    FİLMİN KÖTÜ YANLARI:

    - Bazı gereksiz açıklama sahneleri.

    - Birkaç mantık hatası ve gereksiz karakterler.

    TOPLAM PUAN: 8.1/10

    SPOİLER İÇEREN İNCELEME:

    spoiler: Pekala, Split hakkında detaylıca bir konuşalım! Öncelikle filmin ters köşesinden bahsedelim. Bu film Amerika'da geçen ay vizyona girdiği için 1 ay boyunca Split hakkında hiçbir spoiler öğrenmemeye çalıştım. Çünkü Shyamalan'ın her filminde olan, ünlü ters köşesini görmeye can atıyordum. Ve Split'in ters köşesi gerçekten de şaşırtıcıydı. Çünkü aslında filmin bir ters köşesi yok. Sadece ortaya atılan bir şey var. Hikaye tam doruk noktasına varacağı sırada film birdenbire bitiyor. Kevin, Casey'i öylece bırakıp ortadan kayboluyor. Ve film bir sona yaklaşıyor. Ben de bu sırada ters köşenin ne olduğunu bekliyorum hala. Kevin'in kendi kişilikleriyle ayna karşısında konuştuğu inanılmaz sahneden sonra film birdenbire bitiverdi. Ve bir ekstra sahne birdenbire başladı. Son sahne şu: Kevin'ın yarattığı bu olaydan sonra Casey, polisler tarafından kurtarılmıştır ve haberler bu hikayeyi anlatıyordur. Bu haberin yayınlandığı bir kafede oturan birisi sorar: "15 yıl önce de buna benzer bir olay yaşanmıştı ve ona bir lakap takmışlardı. Neydi acaba?" Ve birdenbire Bruce Willis kadraja giriyor ve diyor ki: "Bay Glass". Sonra kahvesini yudumluyor ve ben de bu sırada şoka uğruyorum. Abartmıyorum, bu sahnede sinema salonunda resmen koptum. Heyecandan zıplamaya başladım ve salonda herkesin bana garip bir şekilde baktığını görünce sakinleşmeye çalıştım ve şuna çok şaşırdım; bu sahneyi kimse anlamamıştı! Şu an bu satırları yazarken bile yüzümde kocaman bir gülümseme var. Shyamalan'ın 17 yıl önce çevirdiği Unbreakable filmini hatırlıyorsunuz değil mi? Unbreakable'da bir süper kahramanın doğuşunu anlatıyordu. Split de bir süper kötünün doğuşunu anlatıyor. Ve Split, Unbreakable'ın evreninde geçiyormuş! Bu sahneden sonra bütün film benim için değişti ve her şeyi yeniden düşünmeye başladım. Ve her şey bana mantıklı gelmeye başladı. Ayrıca Bruce Willis'in Unbreakable filminde tren kazasından sağ kurtulmasının yanı sıra Kevin'ın babasının bir tren kazasında öldüğü için bir sahnede trenin önüne bir demet çiçek bırakması gibi detayları da fark ettim. Dahice! Bu konudaki bağlantıyı görmek için sırf Unbreakable ile Split'in posterlerini yan yana getirebilirsiniz (bu bağlantıyı daha önceden nasıl fark etmediğime ben bile şaşırdım). Ortaya çıkan bu şaşırtıcı gelişme hakkında en sevdiğim şey, filmi daha iyi bir hale getirmemesi. Çünkü filmin kendisi zaten başarılıydı. Sadece "Canavar" olayı başlayınca filmden biraz koptum çünkü film o zamana kadar çok ilginç ve gerçekçi ilerliyordu. Evet, son bölümün tansiyonu yüksek olsa da filmin geri kalanı için bir düşüştü aslında. Filmin bu şaşırtıcı gelişmesinin amacı, sorunları düzeltmek. Ve filmin bu yanına rağmen final sahnesi sayesinde Split'e bayıldım. Shyamalan'ın da Unbreakable evreninde geçen gelecek işlerini de sabırsızlıkla bekliyorum.
    Engin Yüksel
    Engin Yüksel

    Takip Et! Takipçi Eleştirisini Oku

    4,0
    21 Şubat 2017 tarihinde eklendi
    kesinlikle son dönemin en iyi psiko-gerilim türü filmi diyebilirim. James McAvoy oyunculuğuyla efsane olur 8/10
    KaliteTAKİP
    KaliteTAKİP

    Takip Et! Takipçi 873 Eleştirisini Oku

    4,5
    26 Mart 2017 tarihinde eklendi
    Gerçekten ana konu hangi senaristin zihninden çıktıysa efsane, James'in oyunculuğu hakkında tek kelime yazma gereği bile duymuyorum 'dehşet ötesi'.Her zaman psikolojik problemi olan karakterlerin canlandırılmasının zor olduğunu savunmuşumdur ve her çeşit oyuncu bunun altından kalkamaz.Her ne kadar oyunculuğun zamanla deneyim sonucu pekişen bir yapı oldugu düşünülsede, bu tip karakterler zaman veya deneyimle aşılamaz çünkü düşünce yapıları çok değişkendir ve düşünce değiştikçe tavır değişir ve standart mimikleri bulunmaz.Bu adamın ne zamanı nede deneyimi olduguna inanıyorum oyunculuk üstüne.yani oyunculuk 'bu zamana kadar kaç filmde oynadın? ' işi değil.Ne kadar yetenekli oldugunla alakalı bir olgu ve bence bu filmde bunu herkese kanıtlıyor.Bu adam tek bir karakterin ötesinde 23 farklı karakteri canlandırıyor, aslında fiziksel bir bölünmenin ötesinde, kendini bilinçli şekilde zihinsel olarak 23 farklı karaktere bölmüş durumda.Bu yüzden cinsiyetler farklı olmasına rağmen, bu kadar inandırıcı oynayabiliyor.Her bir karakteri gerçekten izlerken ayrı bir nefes kesiyor.Sadece 23 asıl karakteri keşke biraz daha natural olsaydı diyorum çünkü bütün film boyunca 23. karakter için heyecanlanıyorsunuz arkadan gelen 22'si adım adım 23'e götürürken bir anda bir evrimle karşılaşmak bana bir tık itici geldi açıkcası.Daha insani ama uçuk bir karakter yaratılabilirdi diye düşünüyorum çünkü olay gerçek bir tabandan fictiona kayıyor finalde ama bu adam için izlenir, bu adamın oyunculuğu için bu film kesinlikle arşive alınır! iyi seyirler...
    Ugur Tazegül
    Ugur Tazegül

    Takip Et! Takipçi 672 Eleştirisini Oku

    5,0
    2 Mayıs 2017 tarihinde eklendi
    BU FİLME 5 YILDIZ VERMEMİN SEBEBİ JAMES MCAVOY OYNAMIYOR ADETA OYUNCULUK ADINA ŞOV YAPIYOR 10 ÜZERİNDEN 10

    Muhteşem bir Psikolojik Gerilim filmi. Shayamalan yine başarmış ! Olağanüstü bir sürükleyicilik var. 1 dk. bile dikkatiniz dağılmıyor. 2 saat nasıl geçti anlamadım. Özellikle oyunculuklar çok başarılı. James McAvoy çok büyük bir iş başarmış. 23 (hatta 24) karakteri bu kadar ayrık oynamak büyük hüner ister. Karakter geçişleri büyüleyici ! Doktoru ile arasındaki diyaloglar yüksek zeka ve takip istiyor, çok güzel. Diğer oyunculardan da Anya çok başarılı. Filmi hissederek oynamış. Birkaç yerde mantık hatası vardı ama göz ardı edilebilir. Finalde ki sürprizler çok etkileyici. Son karakterin ortaya çıkışı mucizevi nitelikte. Beyin & İrade gücü bu tip bir fizyolojik değişim yapabilir mi ? Bilimsel ve tıbbi yönden bu mümkün mü ? Merak ettim açıkcası. Ucu açık final devam filmi olacağını gösteriyor. Ama bence yapılmamalı. Devam filminin senaryosunun başarılı olacağına inanmıyorum. Zirvede bırakılmalı ...

    Gerçekten ana konu hangi senaristin zihninden çıktıysa efsane, James'in oyunculuğu hakkında tek kelime yazma gereği bile duymuyorum 'dehşet ötesi'.Her zaman psikolojik problemi olan karakterlerin canlandırılmasının zor olduğunu savunmuşumdur ve her çeşit oyuncu bunun altından kalkamaz.Her ne kadar oyunculuğun zamanla deneyim sonucu pekişen bir yapı oldugu düşünülsede, bu tip karakterler zaman veya deneyimle aşılamaz çünkü düşünce yapıları çok değişkendir ve düşünce değiştikçe tavır değişir ve standart mimikleri bulunmaz.Bu adamın ne zamanı nede deneyimi olduguna inanıyorum oyunculuk üstüne.yani oyunculuk 'bu zamana kadar kaç filmde oynadın? ' işi değil.Ne kadar yetenekli oldugunla alakalı bir olgu ve bence bu filmde bunu herkese kanıtlıyor.Bu adam tek bir karakterin ötesinde 23 farklı karakteri canlandırıyor, aslında fiziksel bir bölünmenin ötesinde, kendini bilinçli şekilde zihinsel olarak 23 farklı karaktere bölmüş durumda.Bu yüzden cinsiyetler farklı olmasına rağmen, bu kadar inandırıcı oynayabiliyor.Her bir karakteri gerçekten izlerken ayrı bir nefes kesiyor.Sadece 23 asıl karakteri keşke biraz daha natural olsaydı diyorum çünkü bütün film boyunca 23. karakter için heyecanlanıyorsunuz arkadan gelen 22'si adım adım 23'e götürürken bir anda bir evrimle karşılaşmak bana bir tık itici geldi açıkcası.Daha insani ama uçuk bir karakter yaratılabilirdi diye düşünüyorum çünkü olay gerçek bir tabandan fictiona kayıyor finalde ama bu adam için izlenir, bu adamın oyunculuğu için bu film kesinlikle arşive alınır Sonuç olarak N.Shayamalan filmlerini seviyorsanız, Psikoloji Gerilim filmlerini seviyorsanız kesinlikle izlemenizi öneririm.

    Özellikle James McAvoy’a eşlik eden Anya Taylor-Joy, Jessica Sula ve Haley Lu Richardson’ın teen slasher’ları andıran oyunculuk performanslarının da bunda etkili olduğunu söyleyebilirim. Bu açılış, benim gibi Shyamalan’dan çok şey bekleyen sinemaseverleri korkutsa da, ilk yirmi dakikalık bölümün ardından hem McAvoy performansıyla öne çıkmaya başlıyor hem de filmin senaryosu giderek kuvvetleniyor. Bu dakikadan itibaren gerilimin her geçen dakika arttığı filmde, James McAvoy’un hayat verdiği karakterin sahip olduğu farklı karakterlerin önemi artıyor. “Canavar”ı da sayacak olduğumuzda toplamda 24 farklı kişiliğe sahip olan Kevin’ın bedeninde yaşattığı bu karakterleri tek tek analiz etmek mümkün değil, nitekim film de bu karakterlerin tamamını seyirciye aktarmıyor. Özellikle, yaşça diğer kişiliklerden daha küçük olan ve Kevin’ın masumiyetini simgelediğini düşündüğüm Hedwig karakteri, senaryonun devamlılığı açısından son derece önemli bir konumda bulunuyor. Bu karakterin, hem diğer karakterler tarafından kolaylıkla yönlendirilebiliyor olması hem de kaçırılan kızların bu karakter sayesinde olayların derinine inebiliyor olması iyi düşünülmüş ve iyi yazılmış. Dennis ile birlikte hakimiyeti ele alan bir diğer kişilik Patricia ise, muhtemelen çocukken tacize uğrayan Kevin’ın o dönemde ortaya çıkardığı bir kişilik. Sanatçı kimliği ile öne çıkan gey kişilik Barry ise, Kevin’ın hayatta konumlanmak istediği karakter olarak okunabilir. Fakat, uzun süre hakimiyeti elinde bulunduran bu karakterin fazlasıyla naif olması, Kevin’ın yaşadığı travmalara karşı bir başkaldırı amacıyla ortaya çıkan Dennis’in güçlenmesi ve diğer kişilikler üzerinde hakimiyeti ele geçirmesine yol açıyor. Diğer 20 kişilikten farklı olarak, Dennis ve Patricia, Kevin’ın hayatında önemli rol oynayan kötü olaylardan sonra ortaya çıkmış, şeytani yönleri simgelerken diğer tüm kişilikler Kevin’ın gerçek kişiliğini ortaya koyan masum ve zarar görmüş kişilikler olarak arka planda kalıyor.
    Fundalina Jolie
    Fundalina Jolie

    Takip Et! Takipçi 178 Eleştirisini Oku

    3,0
    22 Şubat 2017 tarihinde eklendi
    M. Night Shyamalan, 6. His filminin ardından gittikçe düşen bir başarı grafiği ile Hollywood’a veda etmesi beklenirken, son filmi Split (Parçalanmış) ile adeta yeniden sahalara dönüyor.

    Shyamalan, filmin hem yapımcısı ve yönetmeni hem de senaristi olarak yapımda karşımıza çıkıyor…

    Uzun süredir sessizliğini koruyan, her filminde bu sefer bir şaheser çıkar diyerek beklediğimiz M. Night Shyamalan Split filmi ile bu başarısızlık döngüsünü kırıyor.
    mumillica
    mumillica

    Takip Et! Takipçi 52 Eleştirisini Oku

    3,5
    28 Nisan 2018 tarihinde eklendi
    Split (Parçalanmış), senaryosunun dikkat çekiciliği ve gerilim dozunun iyi ayarlanmasıyla Shyamalan filmografisinin üst sıralarında yer alacak bir film olarak göze çarpıyor. Filmi, çoklu kişilik bozukluğuna sahip Kevin' in, üç kız arkadaşı kaçırıp onları tutsak etmesi ve kızların bu esaretten kurtulma çabaları olarak özetleyebiliriz. Basit bir gerilim filmi gibi duran hikayenin ilgi çekici kısmı Kevin' in hastalığı. Çoklu kişilik bozukluğu, kişinin birbirinden farklı en az iki kişiliğe sahip olması ve bu kişilik yapıları arasında geçişler yaşaması nedeniyle oluşan psikolojik bir hastalıktır. Filmde Kevin 23 ayrı kişiliğe sahip ve bu kişiliklerin hepsinin birer ismi ve karakterleri var. Biri dokuz yaşında bir çocuk iken diğeri bir kadın, başka biri ise bir sosyopat. O an hangisinin kişiliği daha baskınsa ışık - Barry' nin kullandığı ifadeyle - da onda oluyor ve Kevin' in yerine o geçiyor. Barry üzerinden tedavi de görüyor. Dr. Karen, bu süreçte onun hem doktoru hem de sığındığı bir liman gibi. Bu noktada Dr. Karen ile birlikte başka bir ilginç bir fikre şahit oluyoruz. Farklı karakterlerin kişilikleriyle beraber hastalıkları, fiziksel durumları da değişkenlik gösterir mi? Yani bir karakterin şeker hastalığı varken kişilik değişimiyle bu hastalık ortadan kalkar mı? Gerçek hayatta bu tarz belirgin bir bulgu olmuş mudur bilemem ama fikri bile aslında insana ilham veriyor. Kişi sınırları ne kadar zorlayabilirse veya sınırlarını aşabilirse bunda ne kadar başarılı olabilir mi? Bu sorunun cevabını film veriyor. Bir paragraf James McAvoy' a açalım. Rolünün altından oldukça başarılı bir şekilde kalktığını söylemeliyim. Filmin başarısına katkısı çok fazla. 23 tane kişilik sahibi birini canlandırması zaten bilinmez bir durum. Bu karakterler (7-8 tanesi sahneliyor) arasında gidip-gelmeleri; mimikleri ve mizaç değişimleri ile çok iyi kotarmış. Yan rollerde Anya Taylor-Joy, Betty Buckley yer alıyor. Hikayede Casey karakterinin geçmişinin iyi işlenmediğini düşünüyorum. Finale katkısı olsun diye konmuş fakat altı doldurulamamış gibi geldi. Filmin en belirgin olumsuz yönü. M. Night Shyalaman' ın sürprizli sonu bu sefer göze sokulur şekilde değil. Son jenerikten sonra bir diğer filmi Unbrekable' a gönderme yapıyor ve filmin bazı noktaları da açığa kavuşuyor. Yazının girişinde de söylediğim gibi Split, filmografisinin üst sıralarında yer alacak başarılı ve izlenmesi gereken bir yapım.
    Mert H
    Mert H

    Takip Et! Takipçi 926 Eleştirisini Oku

    5,0
    27 Ocak 2019 tarihinde eklendi
    Başrol oyuncusu mükemmel. Kurgudaki boşluklar ve diğer oyunculuklar vasat düzeyde olsa da başrol her şeyi ve her şeyi kurtarıyor. Işık ve müzik kullanımının kötülüğü hatta hiç olmaması bile filmi bozamamış. Oscar kazanacak bir film olacakken diğer oyuncular ve teknik ekip sebebiyle ancak hafızalarımızda "muazzam" olarak algılanacak bir filme dönüşmüş.
    Deniz O.
    Deniz O.

    Takip Et! Takipçi 170 Eleştirisini Oku

    4,0
    17 Şubat 2017 tarihinde eklendi
    James McAvoy'un sıra dışı performansı...
    İçimizdeki parçaları gerilim boyutunda veren ilginç bir psikolojik film...
    Beynin oluşturduğu kişilik parçaları ne kadar güçlü? Bu kişilik parçaları varsa, biz kimiz?

    ...Split filmindeki kahramanımız Kevin’in durumu, bu bölünmenin fantastik boyutlarındadır. 23 kişinin yaşadığı Kevin’in bedenindeki bazı parçalar, üç genç kızı kaçırır ve olaylar gelişir. Kaçırılan kızlardan birinin de çocukluk travması vardır ve tesadüfen orada değildir... Filmde, Kevin’in hikayesi ile olan bağ çok net kurulmasa da, benzer acılar geçmiş kişiler, derinde birbirlerini iyileştirmek üzere karşılaşırlar...
    Filmin ilginç taraflarından biri ise Kevin’in her kişilik parçasının farklı farklı özellikleri olmasıdır. Birisi hasta iken, öteki çocuk ve bir diğeri ise sanatçıdır...

    Yazının tamamı blogta...
    martinscorsese
    martinscorsese

    Takip Et! Takipçi 123 Eleştirisini Oku

    3,5
    14 Şubat 2019 tarihinde eklendi
    James mc Avoy'un oyunculuğunu zaten herkes övmüş. Bence Shyamalan da bu film ile geri dönmüş, düşük bütçesi ile harika bir iş çıkartmış.
    Atlas
    Atlas

    Takip Et! Takipçi 220 Eleştirisini Oku

    3,5
    1 Haziran 2020 tarihinde eklendi
    Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan Kevin, yirmi üç farklı kişiliğe sahiptir ve bu kişiliklerinden birinin baskın olduğu bir anda Kevin üç kızı kaçırır ve gizli bir yere hapseder. Bu andan itibaren kızlar hem buradan kurtulmanın yollarını arayacak hem de Kevin’ı anlamaya çalışacaklardır. İlk andan itibaren sizi içine alan bir film ve finale kadar sürekli merak içindesiniz bana göre filmin en büyük artısı bu. James McAvoy’un performansı müthiş, özellikle kişilik değiştirdiği anlardaki ve dans ettiği sahnedeki performansı çok çok iyi. Film sizi sürekli yirmi dördüncü kişiliğe yani canavara hazırlıyor, bir ara film metafiziğe mi kayacak diye düşündüm ama neyse ki öyle olmadı. Ana kızımızın performansı fena değil ama diğer iki kızın oyunculuğu göze batıyor neyse ki onları fazla görmüyoruz. Filmin finali 2000 yapımı Ölümsüz filmine bağlanıyor. Yönetmeni de çoğu filminde olduğu gibi ufak bir rolde görüyoruz.
    pembeoje
    pembeoje

    Takip Et! Takipçi 330 Eleştirisini Oku

    2,0
    15 Haziran 2017 tarihinde eklendi
    fazla abartılan balon film.. o kadar çok abartılıp şişiriliyor ki acayip merak edip büyük bir hevesle izlemeye başladım.. fakat film tam bir hayal kırıklığı.. aslında çoklu kişilik bozukluğu konulu filmleri çok severim bu filmde o yüzden ilgimi çekmişti, keşke çekmeseymiş izlemesem de olurmuş.. aşırı aşırı aşırı sıkıcı bir film biraz daha gerilim katabilirlermiş.. film sırf dram başka bir şey yok.. piyasada bu tarz çoklu kişilik bozukluğu tarz film olupta bundan kat kat kat daha güzel bir sürü film var.. sadece başroldeki adam başarılı o kadar başka bir şey de yok puanımıda zaten başroldeki adamın hatrına veriyorum..
    Baris Ö.
    Baris Ö.

    Takip Et! Takipçi 74 Eleştirisini Oku

    3,5
    2 Ağustos 2017 tarihinde eklendi
    Uzun zamandir radarimda olan ve seyretmek icin firsat kolladigim filmi en sonunda izleme firsatini bulmuş ve 117 dakika sonunda bana zaman kaybettirmeyen bir yapim olarak favorilerim arasina almiş bulunmaktayım. M. Night Shyamalan'in elinden çıkma bu yapim ile yönetmenin tarzı olan hem klasik olarak fantastik ve mistik öğelerin tadimlik olarak icinde bulunduğu hemde film sonunda sizi ufacikta olsa şaşırtmaya yönelik bir yapida olduğunu göreceksiniz. Genel anlamda Hollywood'un başarılı sayilabilecek yönetmenlerinden sayılan M. Night Shyamalan bu filmi ile bir çok kişinin takdirini kazanmayı bilmiştir diye düşünmekteyim.
    Filme gelince senaryosunun ilginçliği yaninda başroldeki oyuncu olan James McAvoy'un bu filmdeki efsane oynculuğu sayesinde daha bir etkileyici hal aliyor. 23 değişik kişiliğe sahip bir insanı canlandıran McAvoy ile birlikte her girdiği karakteri adeta canli ve farkli bir oyuncuymuş gibi yansitiyor bize. Durağan sayilabilecek bir hizda seyreden yapim asla sizi sıkmadiği gibi merakinizi da hep tavanda tutuyor. Ve böylece film sonuna kadar dikkatiniz olayin gittiği yöne dogru gözlerinizi ekrandan bir türlü ayiramiyorsunuz. Ve filmin sonunda yine M. Night Shyamalan'a yakışır şekilde fantastik bir sahneyle son buluyor. Ama filmin belkide bu sonuna ek olarak etkileyiciliğini bir üst levele tasiyan bir diğer husus ise sonunda ki ekstra küçük sahnede karşımıza çıka sürpriz oyuncu ve onun sayesinde gönderme yapilan Ölümsüz (Unbreakable) filmi olsa gerek. Eğer Ölümsüz filmini seyretmiş biriyseniz göndermeyi zaten fark ettiğiniz anda kafanizda bir ışık yanacaktir. Eger yok Ölümsüz filmini izlemediyseniz o zaman gidip hemen o filmide izlemenizi tavsiye edecegim. Sonrasinda zaten tüm taşlar yerine oturacaktir. Ki Ölümsüz filmide en az Split kadar vurucu ve etkileyici bir sona sahip bir yapim. Ayrica bu iki filmin kesiştigi noktalar için ne gibi bir plan olduğunuda internetten arayabilirsiniz. Ama siz siz olun önce bu iki filmi seyredin sonra arastirin derim. Kisacasi iyi bir film ve oyunculuk görmek istiyorsaniz Split'i mutlaka radariniza alin. Benim puanim 5/3.5
    Aamir Khan
    Aamir Khan

    Takip Et! Takipçi 213 Eleştirisini Oku

    4,5
    19 Ekim 2019 tarihinde eklendi
    Splıt bir seri olarak değilde tek başına ele alındığında bile mükemmel bir yapım. Ani kişilik değişiklikleri o kadar iyi yansıtılmış ki konuşmasına bile gerek kalmadan yüz ifadesinden hangi kişiliğe girdiğini anlayabiliyorsunuz. Bilimsel kısmıda güzel açıklandı. Yani sonlardaki olağanüstü durumlar hiçte saçma gelmedi. Aksine verdiği mesajla olağanüstüydü. İnsan isterse ve inanırsa yapamayacağı şey yoktur...
    Film harikaydı mutlaka izlenmeli. Tabii ki serinin ikinci filmi olduğunu unutmayın lütfen önce ölümsüzü sonra spliti sonra glassı izleyin o zaman her şey yerli yerine oturacaktır. İyi seyirler...
    Daha Fazlasını Göster
    • En son Beyazperde eleştirileri
    • En İyi Filmler
    • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler
    Back to Top