En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Turgay Buğdacigil
Takipçi
2.435 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
20 Aralık 2020 tarihinde eklendi
“Get Out”, senaryosunu da kaleme alan Jordan Peele’nin yönetmen koltuğunda oturduğu ilk (debut) uzun metrajlı sinema filmi…
Yapımcıları arasında, korku ve gerilim sinemanın “dahi çocuklarından” Jason Blum’ın da bulunduğunu görür görmez de her zaman olduğu gibi herhangi bir tereddütte kapılmadan izleme programımıza dahil ettiğimiz bir film oldu “Get Out” …
Ki bittiğinde, yanılmadığımızı da bir kez daha fark ettik…
Hani zaten ortaya 4,5 milyon dolar koyarak çektikleri ve yazdığı “ters köşe” hikayesi ile Peele’ye “En İyi Özgün Senaryo” kategorisindeki Academy Ödülünü de kazandıran bu film, gişede brüt 255,4 milyon dolarlık bir hasılat rakamına da ulaşmış…
Gelin isterseniz, biraz daha yakından bakalım filmimize…
Film Edgewood isimli bir bölgede, o an için anlamlandıramadığımız bir biçimde, “beyaz” bir otomobilden inen maskeli birinin karanlıkta yürümekte olan Afro – Amerikan kökenli bir erkeği darp ederek kaçırdığı sahneler ile start alır…
Henüz izlememiş olanlardan ricamız, söz konusu bu “beyaz” otomobili akıllarının bir köşesine kaydetmeleri olacak…
Derken konu aniden “romantizme” dönüşüverir…
Bu kez karşımızda, hafta sonunu geçirmek üzere çıkacakları yolculuğa hazırlanan “Afro – Amerikan” Chris Washington (Daniel Kaluuya) ve çok geçmeden kapıda biten sevgilisi “beyaz” Rose Armitage (Allison Williams) vardır…
Rose’un niyeti, beş aydır birlikte oldukları Chris’i “gözlerden uzak” bir yerde yaşamakta olan annesi ve babası ile tanıştırmaktır…
Gitmekte oldukları SUV aracı yolda Rose kullanırken Chris, yakın dostlarından havalimanında özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta olan Rod Williams’ı (Lil Rel Howery) arar ve üçünün de içinde olacakları son derece samimi bir sohbet ortamı oluşur…
Yani göründüğü kadarıyla şimdilik her şey tam anlamıyla yolunda gitmektedir…
Üstelik bu durumu, karşıdan karşıya geçmek üzere yola fırlayan bir geyiğe çarparak ölümüne yol açmaları ve sonrasında telefonla aradıkları için gelen ırkçı tavırlara sahip polis memuru Ryan’ın (Trey Burvant) davranışlarının bozmasına da izin vermezler…
Zaten güler yüzle karşılandıkları, Armitage’ların “malikane yavrusu” evlerine de varmışlardır sonunda artık…
Psikolog anne Missy (Catherine Keener) ve beyin cerrahı baba Dean (Bradley Whitford) oldukça sempatik davranmaktadırlar…
Hatta Dean Chris’e evi gezdirirken:
1936 olimpiyatlarında Hitler’in önünde altın madalya kazanan Jesse Owens’a eleme turlarında kaybeden atlet babası Roman’ın (Richard Herd) gençlik fotoğrafını gösterirken, kendilerine ev işlerinde yardımcı olan Georgina (Betty Gabriel) ve bahçıvanlıkla uğraşan Walter’ın (Marcus Henderson) kalma nedenlerinden de bahseder…
Elbette aynı Dean, ırkçı olmadığını üstüne basa basa vurgulayarak Chris’in “güvenini kazanma” işini tam anlamıyla garantiye almak için en sevdiği ABD Başkanının Obama olduğunu söylemeyi de ihmal etmez…
Çok geçmez ve Rose’un “sevimsiz” erkek kardeşi Jeremy’de (Caleb Landry Jones) gelince Armitage ailesi “tamamlanmış” olur…
Dikkat ederseniz “dörtlendi” değil de “tamamlandı” dedik…
İsterseniz aklınızın bir diğer köşesine de bu detayı kaydedin…
Gece uykusu kaçtığı için sigara içmek üzere bahçeye çıkan Chris, Walter ve Georgina’nın oldukça garip davranışlarına tanık olur…
Missy’de uyanıktır ve kendisiyle oturması için Chris’i çalışma ofisi olarak kullanmakta olduğu odaya davet eder…
Aslında en başından beri Missy’nin niyeti, sigara bıraktırma bahanesi ile Chris’i hipnotize ederek kontrolünü ele geçirmektir…
Ve ne yazık ki, Chris gafil avlandığı için bunu başarır da…
Artık Chris için kâbus dolu saatlerin başlayacağı anlar gelmiş de çatmıştır filmde…
Hele görme engelli sanat galerisi sahibi Jim Hudson (Stephen Root) ile karşılaşarak konuşacağı hafta sonu partisi de bir başlasın…
İşte o andan itibaren de, Jack Finney’in aynı isimli “bilim – kurgu” ve “korku” romanından (1954) üretilen “Invasion of the Body Snatchers” filmlerinin bambaşka bir versiyonu ile karşı karşıya olduğunuzun ayırdına varacaksınız…
Sürükleyicilik ve gerilim dozu konusunda kesinlikle şüpheye yer yok fakat sanki o klasik "olacakmış ama tam olamamış" filmlerden biri gibi aynı zamanda. Tercih edilebilecek güzel bir çerezlik, türe yeni bir soluk da getirmeyi başarmış belli ölçülerde. Ancak bana kalırsa son dönemlerdeki örneğin bir "It Follows" etkisi yapmayı da başaramıyor.
Eğer ki filmin başında ki o şerefsiz çocuk ölmese idi filme 1 puan verecektim. Öldüğünde tamam dedim. ama bu tip ruh değiştirme ve eve gelen birinin evden kaçmalı maceraları olduğu filmleri görmüştüm. Bana hafif klişe geldi.
Onun dışında filmin ırkçılığı işleme şekli ve başlangıçta ki göndermeleri filmi kültleştirmiş olabilir.
Get Out, başarılı komedi oyuncusu Jordan Peele'ın yazıp yönettiği bir korku filmi. Normalde böyle bir filmin felaketle sonuçlanması gerekirken şaşırtıcı bir derecede Peele, son zamanların en iyi korku filmlerinden birisine imza atmayı başarmış.
Film, Rose'un zenci sevgilisi Chris'i haftasonu için ailesinin yanına götürmesiyle başlıyor. Chris, etraftaki herkes beyaz olduğu için kendisini pek rahat hissetmezken ortamdaki dostane havadan dolayı Rose'un ailesine yavaş yavaş ısınmaya başlar. Fakat birdenbire Chris, bu aileyle ilgili garip şeylerin olduğunu farkeder ve perde arkasında nelerin döndüğünü anlamaya çalışır.
Normalde korku filmlerinden pek haz etmem ama Get Out, benim için oldukça başarılı bir işti. Gerektiği zaman komikti, aynı zamanda gizemli atmosferi çok başarılıydı. Ve ortaya atılan fikirler de çok yaratıcıydı.
Aynı zamanda oyunculuklar da çok başarılıydı. Bir İngiliz olan Daniel Kaluuya, bu filmde çok iyiydi ve özellikle de Amerikan aksanı çok başarılıydı. Girls dizisinden tanıyacağınız Allison Williams, ilk sinema filmi olmasına rağmen iyi bir performans sergilemiş. Ayrıca Catherine Keener, Bradley Whitford ve Betty Gabriel de oldukça ürperticiydi. Benim için filmdeki her sahneyi çalmayı başaran kişi, LilRel Howery'di. Gerçek hayatta da bir komedyen olan Howery, filme daha samimi bir hava getirmiş ve ortaya çıkan sonucu daha da eğlenceli yapmış.
Bunun dışında dediğim gibi, Jordan Peele'ın yönetmeliği ve senaryosu çok başarılıydı. Peele, ortaya ilginç bir gizem koymuş ve bunu oldukça ilgi çekici bir şekilde açığa çıkarmış.
Get Out'la ilgili sadece birkaç ufak sorunum var. Film, tam olarak aklınızda kalan bütün soruları cevaplayamıyor ve sonunu bir devam filmi için yarım bırakmış izlenimi veriyor. Ayrıca senaryoda da birkaç boşluk vardı.
Uzun lafın kısası, eğer korku filmlerini seviyorsanız Get Out'u izlemelisiniz. Oldukça sürükleyici ve aynı zamanda da komik bir film. Oyunculukları başarılı ve senaryosu yaratıcıydı aynı zamanda. Mükemmel değil ama kesinlikle göz atmaya değecek bir iş.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Performanslar.
+ Filmin finali.
+ LilRel Howery'nin filme getirdiği komik hava.
+ Senaryonun parmak bastığı ilginç noktalar.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Bazı cevaplanmamış sorular.
- Senaryodaki birkaç boşluk.
- Bazı sahnelerde nelerin olacağını tahmin edebiliyorsunuz.
Iyi film ama sanki biraz abartılmış. Oyunculuklar ortalamanin uzerinde. spoiler: Konusu ise siradişı degil. Yalniz bu kez beyazlar kendi beyinlerini zenci bedenlere nakledip onlari asagilamak yerine tersine zencilerin yerine gecme hayallerini gerceklestiriyorlar. Dogrusu basroldeki oyuncu sadece polisin ırkçı onyargili tavriyla bir kez asagilaniyor, bunun disinda ailenin ve ziyaretcilerin oyle bir tavri yok. Ayrica basroldeki genc de tum aileyi yok etti. Az degilmis yani.spoiler:
Film farklı konusuyla ilk yarısı sakin ve durağan bir şekilde ilerlerken, ikinci yarısı daha aydınlatıcı ve sürükleyici bir hal alıyor. Aşırı bir gerilim veya korku beklemeyin. Bir kaç yerinde iyi kullanılmış dozunda bir gerilimi ve verdiği ip uçlarıyla kendini merakla izleten bir yönü vardı. Irkçılık konusu güzel işlenmiş. Oyunculuklar ise ortalama.. İzleyin bir şans verin derim.
Farklı konusuyla dikkat çeken bir film Get out.Irkçılık ve gerilim üzerine şaşırtıcı bir seyirlik.Baştan sona kadar merak içinde izlenip keyifli zaman geçirmek isteyenlere tavsiye ederim
Film ilk bölümü oldukça sakin bir anlatım diliyle ama bazı sor işaretlerini sorarak devam ediyor. İkinci bölümün bir kısmında bu sakinlik devam ederken ani bir hızlanma ile filmin detaylarına ve sonuna doğru akış sağlanılıyor. Sorun işte bu bölümde, filmi bitirmek için son kısım hızlı çekim olmuş gibi ama yinede izlenir bir film olduğu söyleyebilirim. Aşırı bir gerilim veya korku filmi değil, biraz daha dozu ayarlanmış bir gerilim filmi diyebileceğimiz bir yapım olmuş.
Bu hafta kaliteli film yok mu ? ne izlesem diyenler için farklı bir alternatif seçenek olabilir.
Film başlarda sıkıcı ilerliyor ne olacaksa olsun artık diyorsunuz ama belli bir yerden sonra meraklı işleyişi sizi içine çekmeye başlıyor. Gizem ile gerilimi dozunda denilebilir, ayrıca ırkçılık konusuna da iyi dikkat çekilmiş ve oyunculuklarda pek fena değildi. ()
Adam ilk gece hipnoz edildiğini biliyor ve evde bir takım tuhaflıklar olduğunu bilmesine rağmen koz arkadaşı hiçbir şeyin farkında değil ve durumu ona ciddi anlayamıyor yani ırkçılığı çok güzel işleyen bir film
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.