Ken Loach yine belli bir toplumsal sınıfa ayna tutuyor. Tabii ki bu sınıf yine, tüm sıkıntılarına rağmen hayata ve insanlara sevecenlikle ve bir noktaya kadar umutla bakabilen "kaybedenler"den oluşuyor. Her gün sokakta yanımızdan geçen, ilk bakışta belki öyle görünmese de, aslında hayatta kalabilmek ve basit anlamda yaşamlarını idame ettirebilmek için büyük çaba sarf eden insanlar. Dan, Katie, China ve figüran olarak daha pek çokları, bu sınıfa dahil. Bu kaybedişlerin bazen en büyük sorumlusu da, son derece basit işleri zorlaştıran, yokuşa süren, prosedürler ve bürokrasi içinde kördüğüm olmuş devletten başkası değil. Filmde işlenen dikkat çekici konulardan biri de, Dan gibi yaşı belli ölçüde ilerlemiş kimselerin, tabii özellikle işçi-emekçi sınıfının, değişen dünya ve ilerleyen teknoloji karşısında ne kadar aciz kaldıkları ve aslında yabancılaşmış ve dışlanmış hissettikleri. Çarpıcı pek çok sahne ve diyalog barındıran filmin en unutulmayacak olan anlarının başında kuşkusuz "konserve" sahnesi geliyor. Film bittikten sonra kendi yaşam şartlarınızı, işinizi gücünüzü, ailenizi sorgulamadan ve eğer iyi durumdaysanız buna şükretmeden edemiyorsunuz. İşte bu kadar yalın ama bu kadar etkileyici bir sinema söz konusu. Ken Loach sineması. İster kapitalizmin durmak bilmeyen ve insanları öğüten dişlileri deyin, ister devlet işlerinin ve personelinin aymazlığı, ister kader deyin, ister hayatta yapılan tercihlerin yansıması, ne olursa olsun, belki dışarıdan öyle gözükmese de derinine indiğinizde pek çok dram barındıran böyle hayatlar yaşanmaya devam ediyor. Dünya bu şekilde dönmeye devam ettikçe de yaşanacak gibi görünüyor. Ve maalesef filmde izlediklerimizden çok daha uçlarda hayatlar süren milyonlarca insan var.
Geçen yılki Cannes festivalinde Altın Palmiye ödülünün sahibi olan I, Daniel Blake'i sonunda izleme fırsatı buldum. Filmekimi'nde oldukça ilgimi çeken ama kaçırdığım bu film için meraklıydım doğrusu. Filmin konusu kısaca şöyle: "Artık iyice yaşlanmış olan Daniel Blake bir kalp krizi geçirir ve bunun üzerine hayatında ilk defa "işsizlik fonu"na başvurma kararı alır. Ama sistemin çarpıklığı yüzünden bir türlü bunu başaramaz. Bu esnada da mahalleye yeni taşınmış olan 2 çocuklu Katie ile tanışır ve onun da benzer sorunlar yaşadığını görür. Böylece Daniel ve Katie birbirine yardımcı olmaya başlar ve bir yandan da bu sistemin içinden çıkmaya çalışırlar."
I, Daniel Blake, her ne kadar sıradan olsa da beni etkilemeyi başarmış olan nadir yapımlardan birisi. Film hakkında ne söyleyebilirim ki? Senaryosu gerçekten de ince işlenmiş ve bu esnada da sisteme karşı sert eleştiriler yöneltmeyi başarmış. Bu sırada da sürükleyici ve gerçekçi tonuyla seyirciyi dinç tutmuş. Yani I, Daniel Blake aşırı felsefik ve ağır olan filmlerden biri olup sadece orta yaş izleyici kitlesine tavsiye edebileceğim bir film değil iyi ki. Hatta aksine, konuyu gerçekçi bir şekilde ele alışından ve genellemesinden dolayı herkesin izlemesini rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir film.
Oyunculuklar çok başarılıydı. Hatta ekranda oyuncu değil de gerçekten kişiler izliyor gibi hissettim. Çoğunlukla komedi işlerinde gördüğümüz Dave Johns, Daniel Blake karakteriyle harikalar yaratmış. Gerek aksanı gerek davranışları olsun, gerçekten de müthiş bir performans sergilemiş. Aynı şeyler Katie'yi canlandıran Hayley Squires için de geçerli. Bu iki karakterin yaşadıklarını anlayabiliyorsunuz ve acılarına ortak olabiliyorsunuz filmi izlerken.
Filmle ilgili tek sorunum finaliydi. Yok, finali gerçekten başarılıydı ve mesajını iletmek için güçlüydü ama ben o finalin geleceğini önceden tahmin etmiştim zaten. Finalin daha başka türlü olmasını diledim sadece. Ama mesaj açısından, finalle ilgili hiçbir sorun bulmayacağınızı düşünüyorum.
Kısacası I, Daniel Blake, gerçekten güçlü ve gerçekçi bir dram filmi. Performansları, mesajı ve gerçekçi tonuyla gerçekten de görülmeyi ve aldığı Altın Palmiye'yi hak eden bir film. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.
FİLMİN İYİ YANLARI:
+ Dave Johns ve Hayley Squires'in performansları.
+ Yönetmen Ken Loach'ın konuyu oldukça sade ve gerçekçi bir biçimde ele alması.
+ Vermek istediği duyguları size yaşatıyor ve sizi tam da kalbinizden vuruyor.
+ Ele aldığı temalar ve verdiği mesajlar.
FİLMİN KÖTÜ YANLARI:
- Görsel anlatım bakımından 1-2 sahne filmden çıkarılabilirdi.
Normal tempo geçen bir film arkadaşlar Ağır bir dram yok ancak bende bir etrafıma bakıp böyle insanlar var mı diye düşünürttü Başarılı ve farkındalık yaratan bir film Devlet ve hukumet sistemleri degil insanina insana yaptigi seyler zulum Ozellikle calisanlarin tavirlari bence oldukca onemli Tabi cevrelerindeki insanlar iyi niyetli olsalar da yardim almayı daniel kendine yediremiyor.ben begendim arkadaşlar
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.